Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /var/www/uzumbaba.com/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 3889
Zizek Hakk?nda - Felsefe Bölümü -

* Anl?k üyeleraras? ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullan?c? bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* ?u an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 29
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* ?statistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 288
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2029

* Son ?letiler/Konular

Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[12 Mayıs 2020, 17:01:31]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* ?nternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Zizek Hakk?nda  (Okunma sayısı 10668 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Zizek Hakk?nda
« : 05 Temmuz 2009, 13:11:46 »


Slavoj Zizek 1949'da Slovenya'da do?du. Doktoras?n? felsefe ve özellikle de Alman idealist felsefesi konusunda yapt?. 1970'lerde Paris'e giderek Jacques Alain-Miller ile psikanaliz alan?nda çal??t?. 1980'lerde kendisi gibi Lacanc? psikanaliz konusunda çal??an Mladen Dolar, Alenka Zupancic ve Renata Salecl gibi isimlerle olu?turdu?u grup Avrupa'n?n entelektüel çevrelerinde etkili olmaya ba?lad?. Yugoslavya'n?n parçalanmas? s?ras?nda, Lyublyana okulu, Slovenya'n?n ba??ms?zl??? ve totaliter rejimin y?k?lmas? süreçlerine aktif olarak kat?larak, liberallerle i?birli?i yapan ancak ba??ms?zl???n? koruyabilen Marksist bir çekirdek olu?turdu.

Zirek'in, Marx-Hegel-Lacan-Popüler Kültür aras?ndaki ba?lant?lar?n çözümlenmesinden kalkarak radikal bir tav?r al???n?n ipuçlar?n? aramaya yönelen tavr? “?deolojinin Yüce Nesnesi”(2002-Metis yay?nlar?) isimli kitab?nda belirgindir. 1992 tarihli Yamuk Bakmak (Metis, 2004) ve 1993 tarihli "Enjoy Your Symptom" (Semptomunun Keyf?ni Ç?kar) kitaplar?nda Lacan'? Hollywood sinemas? ve özellikle de Hitchcock f?lmlerinin çözümlenmesi üzerinden bir yeniden okuma denemesine giri?ir.

1994'te yay?mlanan “The Metastases of Enjoyment” (Keyfin Metastazlar?) "kad?n ve nedensellik" üzerine denemelerden olu?ur.

1999'da yay?mlad??? "The Ticklish Subject" (G?d?klanan Özne, Epos, 2005) ve 2000'de yay?mlad??? “The Fragile Absolute” (K?r?lgan Mutlak) kitaplar?nda din ve felsefe ile güncel politik tav?r al?? aras?ndaki ba?lant?lar? sorgular. 2001'de yay?mlanan “Did Somebody Say Totalitarianism?” (Biri Totalitarizm mi Dedi?) kitab?nda ise 20. yüzy?l?n sonunda solun, liberalizmin "reel sosyalizm" ele?tirisine kay?ts?z ?arts?z teslim olu?unu ele?tirmektedir.


Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #1 : 05 Temmuz 2009, 13:12:15 »
?deolojinin yüce nesnesine önsöz-Erneste Laclau



Bütün büyük dü?ünce gelenekleri gibi, Lacanc? psikanalitik teori de çe?itli yönlerde etkiler yaratm??t?r. Bu ayd?nlat?c? etkiler, söz konusu teoriyi kapal? ve sistematik bir teorik bütünden çok, birbirinden epey farkl? dü?ünce ak?mlar?n? besleyen da??n?k bir esin kayna?? olarak sunma e?ilimi göstermi?tir.

Nitekim Lacan'?n al?mlanma biçimi ülkeden ülkeye de?i?mi?tir; her bir ortam kendisi de uzun bir zaman dilimi içinde kayda de?er dönü?ümlerden geçmi? bir teorik çal??ma gövdesinin farkl? veçhelerini vurgulam??t?r. Fransa'da ve genelde Latin ülkelerinde Lacan daha çok klinik bir etki yaratm??, dolay?s?yla bu etki psikanaliz prati?iyle yak?ndan ba?lant?l? olmu?tur. Bunun en önemli veçhesi de psikanalistlerin bu anlay??a uygun bir biçimde örgütlenmi? olan kurumlarda -önce "L 'ecole freudienne de Paris", sonra da "L'ecole de la cause freudienne'de"- gördükleri mesleki e?itim olmu?tur. Bu, Lacanc? teorinin kültürel etkisinin daha geni? çevrelere edebiyata, felsefeye, film teorisine, vb.- uzanmad??? anlam?na de?il, bu uzant?lara ra?men klinik prati?in temel referans noktas? olarak kald??? anlam?na gelir.

Anglosakson ülkelerde, klinik veçhenin bu merkezi yeri büyük ölçüde kaybolmu?tur ve Lacan'?n yaratt??? etki neredeyse münhas?ran "edebiyat-sinema-feminizm üçgeni" etraf?nda dönmü?tür. Örne?in 1970'lerde "diki?" teorisiyle öne ç?kan Screen dergisiyle ba?lant?l? çal??malar (Stephen Heath, Colin McCabe, Jacqueline Rose) ya da feminizm alan?nda, "fallik gösteren" gibi baz? Lacanc? kavramlar?n ataerkil düzenin i?leyi?ini serimlemek üzere ele?tirel bir biçimde kullan?l??? (Juliet Mitchell, Jacqueline Rose ve mlf dergisi çevresindeki grup).

Bu arada Anglosakson dünyadaki e?ilimin, Lacanc? teorinin genel "postyap?salc?l?k" alan?yla -örne?in yap?bozumla aras?ndaki yak?nl?klar? vurgulama yönünde oldu?unu, oysa Fransa'da dü?ünce ak?mlar? aras?ndaki ayr?m ve kar??tl?klar?n daha fazla ifade edildi?ini belirtmekte fayda var.

Bu ulusal de?i?kenlere, ayr?ca, Lacanc? teoriye ili?kin de?i?ik yorumlar?n getirdi?i farkl?la?may? ve bunu di?er teorik yakla??mlarla eklemlemeye yönelik çe?itli giri?imleri de eklememiz gerekir. Yorum konusunda, Fransa'da farkl? Lacanc? "ku?aklar" aras?ndaki kar??tl??a dikkat çekmemiz gerek.

Bir yanda, klinik sorunlar? ve psikanaliz sürecinde Simgesel'in oynad??? can al?c? rolü vurgulayan "eski okulu", yani ilk ku?ak Lacanc?lar? (Octave ve Maud Mannoni, Serge Leclaire, Mustafa Safouan, vb.) görüyoruz. Bu yakla??m büyük ölçüde, Lacan '?n yüksek yap?salc?l?k dönemi olan 1950'lerde yazd??? ve imgesel'i istikrarl? bir simgesel matrise göre aç?klanmas? gereken bir dizi de?i?ken olarak sunan yaz?lar?na dayan?r.

Öte yandan, genç ku?ak (Jacques-Alain Miller'in ba??n? çekti?i Michel Silvestre, Alain Grosrichard, vb.), Lacan'?n ö?retisinin farkl? safhalar? aras?ndaki ayr?mlara dikkat çekerek ve merkezi rolün, simgeselle?tirmeye direnen ?ey olarak Gerçek kavram?na verildi?i son safhan?n önemini vurgulayarak, Lacanc? teoriyi biçimselle?tirmeye çal??m??t?r.

Lacanc? teoriyi di?er teorik Yakla??mlarla eklemleme giri?imleri konusunda ise, daha çok Almancada (Hermann' Lang, Manfred Frank, vb.) gerçekle?mi? olan bir sahiplenmeden, yani Lacan'?n yorumbilgisi (hermeneutics) taraf?ndan sahiplenilmesinden söz edilmelidir en ba?ta. Bu sahiplenme esasen, yorumbilgisel "önyarg?lar ufku" kavram?n?n psikanalize uygun felsefi temeli sunabilece?ini gösterme giri?iminden olu?ur.

Buna, Althusser ve takipçilerinin (özellikle de Michel Pecheux'nün) yapt??? Marksist-yap?salc? Lacan yorumunu da eklemek gerekir. Bu okumada Lacanc? psikanaliz, tarihsel materyalizmle ba?da?an bir özne anlay??? içeren tek psikolojik teori olarak sunulur.

Bu genel çerçeve içinde, Zizek'in bu kitab?n?n da dahil oldu?u Sloven Lacan okulu son derece özgün özelliklere sahiptir. Latin ve Anglosakson dünyalar?nda yap?lanlar?n tersine, Lacanc? kategoriler esasi itibar?yla felsefi ve siyasi bir nitelik arzeden bir dü?ünme tarz? içinde kullan?l?r. Sloven teorisyenler analizlerini edebiyat ve sinema alan?na da geni?letme yönünde baz? çabalarda bulunmu?larsa da, klinik boyut tamamen ortadan kalkm??t?r.

Bu okula damgas?n? vuran iki ana özellik vard?r. Birincisi, ?srarla ideolojik-siyasi alana göndermede bulunmas?d?r: ?deolojinin temel mekanizmalar?n? (özde?le?me, ana-gösterenin rolü, ideolojik fantazi) betimlemesi ve teorile?tirmesi; "totalitarizm"in özgüllü?ünü ve farkl? de?i?kenlerini (Stalinizm, fa?izm) tan?mlamaya ve Do?u Avrupa'daki radikal demokratik mücadelelerin temel özelliklerinin tasla??n? ç?karmaya çal??mas?.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2009, 13:12:54 »


Lacanc? "point de capiton" kavram? temel ideolojik i?lem olarak kavran?r; "fantazi" toplumsal alan?n etraf?nda yap?land??? temel yar?lmay? ya da "antagonizma "y? gizleyen imgesel/dü?sel bir senaryo haline gelir;

"Özde?le?me" ideolojik alan?n kurulmas?n? sa?layan süreç olarak görülür; keyif, ya da "jouissance", ?rkç?l?k gibi söylemlerde i?ba??nda olan d??lama mant???n? anlamam?z? sa?lar.

Sloven okulunun ikinci ay?r?c? özelli?i, Lacanc? kategorilerin klasik felsefi metinlerin analizinde kullan?lmas?d?r: Platon, Descartes, Leibniz, Kant, Marx, Heidegger, Anglosakson analitik gelene?i ve hepsinden önce de Hegel. Sloven teorisyenlere kendilerine özgü "çe?ni"lerini, Hegelci yönelimleri verir: Hegel'in felsefesine ili?kin yeni bir okuma; Hegel'in farazi panmant?kç?l??? ya da onun dü?ünme tarz?n?n sistematik karakterinin, bütün farkl?l?klar?n Akl?n nihai dü?ünümü içinde yokolmas?na yol açt??? dü?üncesi gibi uzun süredir benimsenen varsay?mlar? geride b?rakan bir okuma geli?tirmeye çal???rlar.

Sloven okulunun üretimi daha ?imdiden dikkate de?er boyutlara varm??t?r. Bugün, Lacanc? teori Slovenya'da en önde gelen felsefi yönelirndir. Aynca "Slovenya Bahar?" denilen, son y?llardaki demokratikle?me kampanyalar?n?n da ba?l?ca referans noktalar?ndan biri olmu?tur. Siyasi ba?yazarl???n? Ziz?ek'in yapt??? haftal?k dergi Mladina, bu hareketin en önemli sözcüsüdür.



Sloven teorisyenlerin radikal demokrasi sorunlar?na duyduklar? ilgi ve Lacanc? Gerçek kavram?n?, Hegemonya ve Sosyalist Strateji' de Chantal Mouffe ile benim "antagonizmalann kurucu karakteri" ad?n? verdi?imiz ?eyle ili?kilendirme çabalan verimli bir dü?ünsel al??veri? imkan? yaratt?.

Zizek, Essex Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde, ?deoloji ve Söylem Analizi hakk?ndaki ara?t?rma program?m?z? birçok defa ziyaret etti; bu temaslardan bir dizi ortak ara?t?rma projesi do?du. Tabii ki bu aram?zda tam bir fikir birli?i oldu?u anlam?na gelmiyor: Bize göre, Sloven okulu ba?lang?çta Lacanc? teori ile postyap?saIc?l?k aras?nda çok kat? bir ayr?m çizgisi çekiyordu; aynca Hegel okumalanna ili?kin olarak da bir dizi çekincemiz var. ?lki konusundaki farkl?l?klanm?z tart??man?n gidi?at? içinde azalma e?ilimine g?rmi?se de, ikincisi konusunda tart??malar hala sürüyor. Yine de, bu farkl?l?klara ra?men, Sloven okulunun Hegel .yorumunun zenginli?i ve derinli?i su götürmez. Bu okulun Hegelcilik ile Lacanc? teoriyi bir araya getiren özel bile?imi, halihaz?rda Avrupa dü?ünce sahnesindeki en yenilikçi ve ümit vadeden teorik projelerden birini temsil ediyor

" Bu noktada bu kitab? okuma konusunda bir dizi öneride bulunmak istiyorum. Okur kitab? hangi yaz?n türüne yerle?tirece?ini kolayca ?a??rabilir. Klasik anlamda bir kitap de?il bu kesinlikle; yani, içinde bir argüman?n önceden belirlenmi? bir plana göre geli?tirildi?i sistematik bir yap? de?il. Her biri bitmi? birer ürün olan ve di?erleriyle olu?turdu?u "bütünlük" sadece ortak bir sorunun tematik olarak tart???lmas?ndan kaynaklanan denemelerden olu?an bir derleme de de?il. Bir argüman?n ilerletilmesi anlam?nda de?il, farkl? söylem ba?lamIar? içinde yinelenmesi diyebilece?imiz bir anlamda, birbirlerini kar??l?kl? olarak ayd?nlatan bir dizi teorik müdahale diyebiliriz bu kitaba.

Kitab?n temel tezi -"özne" kategorisi "özne konumlar?na” indirgenemez, çünkü özne, öznele?meden önce bir eksikli?in öznesidir- ilk bölümde formüle ediliyor: Bu tezi yineleyen sonraki bölümlerin her biri bunu, bu tezi farkl? bir aç?dan ayd?nlatan yeni bir söylem ba?lam? içinde yap?yor. Ama bu inceltim süreci ille de a?ama a?ama bir ilerlemenin sonucu olmad??? için, metin bir sonuca de?il, bir kesinti noktas?na ula??yor ve böylece Okuru, yazan?n yapm?? oldu?u söylemsel ço?alt?m? kendi ba??na sürdürmeye davet ediyor.

Nitekim, Zizek'in Lacan, Hegel, Kripke, Kafka ya da Hitchcock'tan bahsetti?i yerde, okur da Platon'a, Wittgenstein'a, Leibniz'e, Gramsci'ye ya da Sorel'e gönderme yaparak devam edebilir. Ve bu yinelemelerin her biri, argüman? salt tekrar etmenin ötesinde k?smen in?a eder. Zizek'in metni, Barthes'?n "yaz?labilir metin" dedi?i ?eyin önde gelen örneklerinden biridir.

Bu kitap aynca teorik dilleri günlük hayat?n dillerinden ay?ran barikatlar? y?kmaya yönelik örtük bir davet de içeriyor. Üstdil kavram?na yöneltilen ça?da? ele?tiriler, genel bir s?n?r ihlalinin yolunu haz?rlad? zaten, ama Zizek'in sinemadan felsefeye, edebiyattan siyasete hareket eden metni bu bak?mdan özellikle zengin. Kendi teorik perspektifine "kat? bir a?k?nl?k" atfeden ya da "vaka hikayeleri"nden olu?an mitolojik dünyada ya?amay? sürdüren hiç kimse bu kitab?(ideolojinin yüce nesnesi) okurken kendini rahat hissetmeyecektir. Gerçek'in mevcudiyetinin her türlü simgele?tirmeye dayatt??? s?n?rlar, teorik söylemleri de etkiler; bunun getirdi?i radikal olumsall?k, neredeyse pragmatist bir "kurucu tamamlanmam??l??a" dayal?d?r. Bu bak?? aç?s?ndan, Gerçek üzerindeki vurgu, zorunlu olarak, her türlü nesnelli?in olanakl??k ko?ullann?n daha derinden ara?t?lmas?na yol açar.

Yazar?n kendisi kulland??? kategoriler aras?nda çok daha incelikli bir aç?k gönderme sürecini yerle?tirmeyi tercih etmi?ken, benim bu kategorilere dair sistematik bir resim çizmeye kalk??mam Zizek'in metnine ihanet etmek olurdu.

Yine de, siyasi analiz aç?s?ndan ta??d?klan verimlili?i göz önünde bulundurarak, metindeki iki kilit noktaya dikkat çekmek isterim.

Birincisi Saul Kripke'nin betimleyicilik-kar??tl???n?n siyasi analizde kullan?lmas?yla ilgili. Betimleyiciler ile betimleyicilik-kar??tlar? aras?ndaki tart??ma, adlann nesnelere nas?l göndermede bulunduklan sorunu etraf?nda döner. Betimleyicilere göre, aradaki ba? bir ad?n anlam?n?n ürünüdür - yani her ad bir grup betimleyici özellik içerir ve gerçek dünyada bu özellikleri sergileyen nesnelere göndermede bulunur. Oysa betimleyicilik-kar??tlanna göre, ad nesneye, onlann deyimiyle "birincil vaftiz" sayesindegöndermede bulunur; nesnenin vaftiz edildi?i esnadaki bütün betimleyici özellikleri ortadan kalkm?? bile olsa, ad bu nesneye göndermede bulunmay? sürdürür.

Benim gibi Ziziek de betimleyicilik-kar??tlanndan yana saf tutuyor. Ama tart??maya çok önemli bir de?i?ken getiriyor.

Her türlü betimleyicilik-kar??t? yakla??m?n temel sorunu, nesnede, betimleyici özelliklerinin ötesinde, onun özde?li?ini kuran ?eyin ne oldu?unu yani "de?i?mez adland?r?c?"n?n nesnel kar??l???n? olu?turan ?eyin ne oldu?unu- belirlemektir.

Bu noktada Zizek ?u argüman? sunar: "Betimleyicilik-kar??tl???n?n en az?ndan standart versiyonunda ?u gözden kaçmaktad?r: Bütün kar??-olgusal durumlarda bir nesnenin özde?li?ini bu ?ekilde, yani bütün betimleyici özelliklerini de?i?tirerek garanti alt?na almak, adland?rman?n kendisinin geri dönüJlü etkisidir: Nesnenin özde?li?ine dayanak olan ?ey ad?n kendisidir, gösterendir. Olas? bütün dünyalarda ayn? kalan, nesnedeki bu 'art?/fazla', 'kendinde kendinden fazla olan bir ?ey'dir, yani Lacanc? "objet petit a'd?r": Pozitif gerçeklikte onu bo?una arar?z, çünkü pozitifbir tutarl?l??? yoktur, çünkü bir bo?lu?un -gösterenin ortaya ç?k???yla gerçeklikte aç?lm?? olan bir süreksizli?in- pozitifle?mesinden ibarettir.

"?imdi, bu argüman canal?c? önemdedir. Çünkü e?er nesnenin birli?i adland?rman?n kendisinin geri dönü?lü etkisi ise, o zaman adland?rma, önceden kurulmu? bir özneye bo? bir ad atfedilen kat?ks?z nominalist bir oyundan ibaret de?ildir. Nesnenin kendisinin söylemsel in?as?d?r.

Bu argüman?n bir hegemonya ya da siyaset teorisi için yaratt??? sonuçlar? gör-mek zor de?ildir. E?er betimleyici yakla??m do?ru olsayd?, o zaman ad?n anlam? ve nesnelerin betimleyici özellikleri önceden verili olur, bu da toplumsal kimliklerin siyasi in?as?na yer açabilecek herhangi bir söylemsel hegemonik çe?itlerne olana??m devre d??? b?rak?rd?.

Ama e?er nesneleri adland?rma süreci tam da onlar? kurmakla ayn? kap?ya ç?k?yorsa, o zaman nesnelerin betimleyici özellikleri esasen istikrars?z ve her türlü hegemonik yeniden eklemlenmeye aç?k olacakt?r. Adland?rman?n esasen "performatif" karakteri, her türlü hegemonya ve siyasetin önko?uludur

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #3 : 05 Temmuz 2009, 13:13:18 »
?kinci nokta, kitab?n son bölümünde tart???lan töz-özne ili?kisiyle ilgili. Öznenin töze indirgenmesi Spinoza'n?n felsefesinin merkezi önermesidir ve Althussercilik gibi Marksist ak?mlar taraf?ndan bayrak edilmi?tir ("Tarih öznesiz bir-süreçtir"). Her türlü radikal nesneIcilik ancak bu indirgeme sayesinde onaylanabilir. Bu töz özcülü?ünün ço?unlukla özne özcülü?ünün tek alternatifi, onun dolulu?unu ve pozitifli?ini onaylayacak tek alternatif olarak sunulmu? oldu?una i?aret etmek önemlidir (Kartezyen cogito'nun. öznenin kendisine de?i?memi? töz kategorisini nas?l bah?etti?ini hat?rlay?n). Ama Zi?ek'in özne kategorisini yeniden devreye sokmas?, bu özcülü?ü her türlü temelden yoksun b?rak?r. "E?er öz kendi içinde bölünmü? de?ilse, e?er -a??n yabanc?la?ma hareketi içinde- kendini yabanc? bir Kendilik olarak alg?lam?yorsa, o zaman öz/ görünü? ikili?i tutunamaz, Özün bu kendi içinde bölünmü?lü?ü, özün yaln?zca 'töz' de?il, 'özne' de oldu?u anlam?na gelir: Daha basit ifade edersek, 'töz', kendini görünü? dünyas?nda, olgusal nesnellikte yans?tt??? ölçüde özdür; 'özne' de kendisi de bölünmü? oldu?u ve kendini yabanc?, pozitif olarak verili bir Kendilik olarak ya?ad??? ölçüde tözdür. Paradoksal bir biçimde ?öyle diyebiliriz: Özne tam da kendini töz olarak (yani, kendi ba??na varolan yabanc?, verili, d??sal, pozitifbir Kendilik olarak) ya?ad??? sürece tözdür; 'özne' 'töz'ün kendi kendisiyle aras?ndaki bu iç mesafeye verilen addan, tözün kendini yabanc? bir ?eyolarak alg?layabildi?i bu bo? yere verilen addan ba?ka bir ?ey de?ildir. "
Bunlar, yap?-özne ikicili?ini k?rarak "toplumsal faillik" sorununu aç?kça her türlü nesnelcili?in ötesine giden terimlerle dile getirdikleri içindir ki, benim de hararetle destekleyece?im önermelerdir. Töz nesnellik- kendini tam olarak kurmay? ba?aramad??? için özne vard?r; öznenin yeri yap?n?n tam merkezindeki yar?ktad?r.

Nitekim fail ile yap? aras?ndaki ili?ki hakk?ndaki geleneksel tart??ma, temelden yanl?? görünmektedir: Mesele art?k bir özerklik meselesi, bütünüyle "nesnellikler" olarak kurulmu? iki unsurun birbirlerini kar??l?kl? olarak s?n?rlad?klar? bir determinizm mi/özgür irade mi meselesi de?ildir.

Aksine, özne, tözün kendi kendini kurma sürecindeki ba?ar?s?zl???n?n bir sonucu olarak ortaya ç?kar.

Bana göre, yap?bozum teorisi, öznenin mekan?na dair bir teoriye i?te burada katk?da bulunabilir. Asl?nda, yap?bozum her türlü yap?n?n üzerine kuruldu?u zemini olu?turan?n "karar verilemezler" oldu?unu gösterir. Ba?ka bir yaz?da, bu anlamda, öznenin karar verilemez yap? ile karar aras?ndaki mesafeden ibaret oldu?unu savunmu?tum. Bir siyaset teorisinin, her türlü nesnelli?in olumsal "kökenleri"ni göstermek zorunda olan bir teorinin as?l görevi, karar verilemez bir zeminde verilmi? olan her türlü karar?n bütün boyutlar?n? analiz etmektir. Zizek'in bu kitapta geli?tirmeye ba?lad??? teori, bu zorlu göreve yap?lan birinci s?n?fbir katk?y? temsil ediyor.

Bunlar bu kitab?n ele ald??? ba?l?ca temalardan sadece birkaç?.

Postmarksist bir ça?da demokratik sosyalist bir siyasi proje in?a etmenin sorunlar?n? ele almaya çal??an teorik bir perspektifin geli?tirilmesiyle ilgilenen herkesin bu kitab? okumas? elzem.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #4 : 05 Temmuz 2009, 13:14:38 »


?DEOLOJ?N?N YÜCE NESNES?

doc ve pdf formatlar?ndad?r

http://rapidshare.com/files/226694745/__304_YN-Z.rar




GIDIKLANAN OZNE-ZIZEK
http://rapidshare.com/files/227269187/go-z.rar

Giri?: Bir Hayalet Dolan?yor Bat?l? Akademyan?n Üzerinde..

... Kartezyen öznenin hayaleti. Tüm akademik güçler bu hayaletin ?eytanî etkisini bertaraf edebilmek için kutsal bir ittifak halindeler: ('Kartezyen Paradigma'y? bütünlük aray???ndaki ba?ka bir yakla??m lehine a?mak isteyen) New Age obskiirantistlerinden (Kartezyen özneyi bir kurgu, merkezsizle?mi? metinsel mekanizmalar?n bir etkisi olarak gören) postmodern yap?sökümcülere; (Kartezyen monolojik öznellikten söylemsel özneleraras?l??a do?ru bir kayman?n zorunlu oldu?unda ?srarc? olan) Habermasç? ileti?im kuramc?lar?ndan (y?k?mlar?na halen devam eden nihilizmle sonuçlanm?? olan modern öznelli?in ufkunu 'katetme' gere?ini vurgulayan) Varl?k dü?üncesinin Heideggerci temsilcilerine; (özgül bir Benlik sahnesinin mevcut olmad???n?, onun yerinde asl?nda sadece birbiri ile çarp??an güçlerin sebep olduklar? k?z?lca-k?yamet bir karga?an?n oldu?unu ampirik olarak ispatlamaya çal??an) bili?sel bilimcilerden (do?an?n ac?mas?zca sömürülmesine felsefî bir temel sa?lad??? gerekçesiyle Kartezyen mekanik-materyaliz?ni suçlayan) Derin Ekolojistlere; (dü?ünen-burjuva-öznenin yan?lsamal? özgürlü?ünün asl?nda s?n?f ayr?m?nda köklenmi? oldu?unda ?srar eden) ele?tirel (post-) Mark-sistlerden (cinsiyetten ba??ms?z oldu?u farzedilen 'cogito 'nun gerçekte ataerkil bir erkek kurgusu oldu?unu vurgulayan) feministlere dek tüm akademik güçler... Kar??tlar? taraf?ndan bir kere olsun Kartezyen mirastan yeterince ar?namam?? olmakla suçlanmayan tek bir akademik yönelim kalm?? m?d?r acaba? Ya da bu yönelimlerden hangisi, üzerine bir damga gibi yap??t?r?lan bu Kartezyen öznellik ay?b?n? 'radikal' ele?tirmenlerine ve dahi 'gerici' kar??tlar?na geri yans?tmadan durabilmi?tir ki?
Bu durumun iki temel sonucu vard?r:
1. Kartezyen öznellik kipi tüm akademik güçler taraf?ndan kuvvetli ve halen aktif bir entelektüel gelenek olarak görülmektedir.
2. Kartezyen öznellik partizalar?n?n kendi görü?lerini, hedeflerini ve e?ilimlerini tüm dünyan?n gözü önünde yay?mlamalar?n?n ve bu 'Kartezyen öznelli?in Hayaleti' masal?na Kartezyen öznelli?in felsefî manifestosu ile cevap vermelerinin tam zaman?d?r.
Dolay?s?yla bu kitap da, herkesçe ortakla?a bir ?ekilde reddcdili?i sayesinde günümüz akadcmyas?n?n tüm rakip taraflar?na sessiz bir uzla?ma sa?layan Kartezyen özneyi yeniden-öne-siirme ve savunma çabas?n? üstleniyor: Her ne kadar tüm bu yönelimler (Habermasyanlara kar?? ya-p?sökümcüler; bili?sel bilimcilere kar?? New Age obskürantistleri, vs.) birbirileri ile - en az?ndan görünü?te - ölümcül bir çal??ma içerisinde-lerse de, Kartezyen özneyi reddedi?lerinde birle?mekteler. Tabii buradaki amac?m?z ?u ânki haliyle modern dü?ünceye hâkim olan 'cogito'ya (kendine saydam olan dü?ünen özneye) geri dönmek de?il, pasifle?tiri-ci bir etkisi olan bu saydam 'benlik' tahayyülünden gerçekte pekâlâ uzak olan 'cogito 'nun o unutulmu? öbür yüzüne, ondaki o fazlaya, göz önüne ç?kar?lmam?? çekirde?e ???k tutabilmektir. Kitaptaki üç ana bö-lüm, günümüzde öznelli?in söz konusu edildi?i üç ana alana odaklan?yor: Alman ?dealizmi gelene?i; Althusser-sonras? siyaset felsefesi; Öz-ne'den o 'yap?sökümcü' özne-konumlar? ve öznele?tirme süreçleri ço?ullu?u sorunsal?na geçen kayma.1 Her bir ana bölüm, eserleriyle Kartezyen öznelli?in örnek bir ele?tirisini temsil eden önemli bir yazar üzerine bir alt bölümle ba?l?yor; ard?ndan da, önceki alt bölümün esas?n? olu?turan dü?üncenin etkilerini konu alan ikinci bir alt bölümle devam ediyor (Alman ?dealizmi'nde öznellik; siyasal öznele?tirme süreci; öznenin olu?umunun psikanalitik bir anlat?m? olarak 'Oedipus komplek-si').

I. ana bölüm, Heidegger'in modern Kartezyen öznelli?in ufkunu katetme çabas?yla detayl? bir yüzle?meye giri?en alt bölümle ba?lar. Otantik öznellik filozoflar?, felsefî tasar?lar?n?n içsel mant??? gere?i, 'cogito'ya içkin olan bir 'delilik' ân?n? koyutlamaya ve sonra da bu ân? 'yeniden normalle?tirmeye' mecbur olmu?lard?r (örn. Kant'ta ?eytanî Kötülük, Hegel'de 'dünyay? kaplayan gece', vs.). Heidegger'deki sorun ise önermi? oldu?u modern öznellik tasavvurunun bu fazlal??? göz önüne almamas?d?r,.- aç?kças? bu tasavvur, Lacan'? Bilinçd???'n?n öznesinin cogito oldu?unu söylemeye sevkeden bu a??r? boyutu 'içermez'. Heidegger'in temel ve ölümcül hatas?n? Kant okumas?ndaki ba?ar?s?zl???nda aç?kça görebiliriz: Heidegger a?k?n imgeleme odaklan?rken, özgürlü?ün dipsiz uçurumuna verilen bir ba?ka ad olan imgelemin o anahtar boyutunu - o tahrip edici, anti-sentetik boyutunu ?skalam?? olur; bu ba?ar?-s?zl?k ayn? zamanda Heidegger'in Nazi ba?lan?m?na dair o eski soruna da ???k tutar. Dolay?s?yla bu yüzle?menin ard?ndan gelen ikinci alt bölüm de öznelli?in Hegel'deki konumunu ortaya koymaya çabalar, bunun için de o felsefî dü?ünümsellik kavram? ile Bilinçd???'n?n (histerik) öznesini karakterize eden o dü?ünümsel dönü? aras?ndaki ba?a odaklan?r.
II. ana bölüm, bir ?ekilde Althusser'i kendileri için bir ba?lang?ç noktas? olarak alm?? olan, ancak sonralar? Althusser'e yöneltmi? olduklar? ele?tiriler sayesinde kendi siyasal öznellik teorilerini geli?tiren dört filozofla bir yüzle?me içerir: Laclau ve hegemonya teorisi, Balibar ve egaliberte teorisi, Ranciere ve mesentente* teorisi, Badiou ve Hakikat-Olay?'na sadakat anlam?nda öznellik teorisi. ?lk alt bölüm, Badiou'nun günümüzün o malum yap?sökümcü ve/veya post-modernist duru?unu yerinden edebilecek bir 'hakikat siyaseti' geli?tirme çabas?na odaklan?r - bunu yaparken de, Badiou'nun önermi? oldu?u o ç???r aç?c? St Paul okumas?na özel bir vurguda bulunur. Her ne kadar evrensellik boyutunu kapitalist küreselle?menin as?l kar??t? olarak ortaya koyma çabas?nda Badiou ile dayan??ma içerisinde olsam da ortaya koymu? oldu?u Lacan ele?tirisini - yani, psikanalizin yeni bir siyasal prati?in temelini olu?turamayaca?? tezini reddediyorum. Sonraki alt bölüm ise bu dört yazar?n, günümüz küresel kapitalizminin siyasal kipini olu?turan 'siyaset-sonra-s?' liberal-demokratik duru?la u?ra?ma biçimlerini ve her birinin kendi siyasal öznele?me ?eklini geli?tiri?ini analiz eder.
III. ana bölüm ise, (a?k?n/transcendental) Özne'nin hayaletine kar??(di?il, gey, etnik gibi) çoklu öznellik biçimlerindeki o özgürle?tirici art??? benimseyip ortaya koyma çabas?ndaki günümüz 'post-modern' siyasal dü?üncesinin e?ilimlerini inceler. Bu yakla??ma göre art?k o imkâns?z küresel sosyal dönü?üm ülküsünden vazgeçmemiz ve de kültürel tan?nman?n sosyo-ekonomik mücadeleden daha önemli oldu?u (siyasal iktisad?n ele?tirisinin yerini kültürel çal??malara b?rakt???) bu karma??k ve darmada??n postmodern evrende kendi tikel kimli?imizi hangi muhtelif biçimlerle ortaya koyabilece?imiz sorusuna odaklanmam?z gerekir. Pratikteki ifadelerini 'kimlik siyaseti'nde bulan bu teorilerin en tipik ve en inand?r?c? olan? Judith Butler'?n performatif cinsiyet olu?umu teorisidir. Dolay?s?yla ilk alt bölüm Butler'?n eserleriyle detayl? bir yüzle?meye giri?ir ve teorisinin Lacanc? psikanalizle verimli bir diyalogu mümkün k?lan unsurlar?na odaklan?r ('tutkulu ba?l?l?k' ve öznelli?i kuran dü-?ünümsel dönü? tasavvurlar?). Son alt bölüm direkt olarak o anahtar nitelikteki 'günümüzde Oedipus' meselesiyle yüzlesin O sözde-Oedipal öznele?me kipi (öznenin, ataerkil Yasa'da vücut bulan simgesel yasaklamaya eklemlenerek ortaya ç?k???) günümüzde gerçekten de dü?ü?te midir? E?er öyleyse yerini neye b?rakmaktad?r? Bu alt bölüm 'ikinci modernle?me' tezinin (Giddens, Beck gibi) savunucular?yla giri?ti?i yüzle?mede 'Ayd?nlanma'n?n diyalekti?i'nin mütemadiyen fiiliyatta oldu?unu savunur: Simgesel düzenin i?leyi? kipinde gözlerimizin önünde gerçekle?en bu e?i benzeri görülmemi? kayma, bizi ataerkil gelene?in s?n?rlamalar?ndan kurtarmaktan çok öte, kendine özgü riskleri ve tehlikeleri de beraberinde getirmektedir.
Her ne kadar bu kitab?n temel tonu felsefî gayet felsefî ise de, öncelikli olarak kati bir ba?lan?m? olan siyasal bir müdahaledir ve günümüz küresel kapitalizminin ve ideolojik eklentisi liberal-demokratik çokkül-türcülü?ünün hükmü alt?ndaki bu ça?da solcu, anti-kapitalist bir siyasal tasar?n?n nas?l yeniden formüle edilebilice?ine dair o yak?c? soruya bir cevap arar. 1997'nin o yegâne foto?raflar?ndan biri de Borneo'daki yerli bir kabilenin üyelerinin kendi do?al hayat-alanlar?n? yok eden devasa alevleri söndürmek için plastik bidonlarla su ta??y??lar?n? gösteren o me?hur foto?raft?r - bu mütevaz? çabalardaki o garip ve gülünç yetersizli?in, bu insanlar?n kendi ya?am-dünyalar?n?n tümüyle yokolu?unu seyrediyor olmalar?n?n deh?etiyle çak??mas?n? görürüz. Gazete raporlar?na göre Endonezya'n?n kuzeyini, Malezya'y? ve Filipinler'in de güneyini tümüyle kaplam?? olan o devasa duman ve is bulutu do?an?n tâ kendisini, mutat döngüsünü bozmu?tur (ar?lar, karanl?k yüzünden bitkilerin ço?al???ndaki görevlerini yerine getirememi?lerdir). Burada küresel Sermaye'nin o ?art ?urt tan?mayan Gerçek'inin do?an?n gerçekli?inin tâ kendisini tahrip edi?inin kusursuz bir örne?ini görürüz - küresel Ser-maye'ye yap?lan bu gönderme özellikle zorunludur, zira yang?nlar yaln?zca yerel kereste tüccarlar?n?n ve çiftçilerin (veya bunlara göz yuman çürümü? Endonezya bürokratlar?n?n) 'açgözlülüklerinden' de?il, s?rad?-?? kurakl???n El Nino etkisi yüzünden normalde oldu?unun tersine bu gibi yang?nlar? söndürecek ya?murlarla sonuçlanmam?? olmas?ndan da kaynaklanm??t?r ve El Nino etkisi küresel boyuttad?r.
Bu felâket bize, ça??m?z?n Gerçek'ini sunar: Tikel ya?am-dünyalar?-n? ac?mas?zca ve umursamaks?z?n yokeden, insanl???n gelece?ini tehdit eden Sermaye ak???. Bu felâketin uygulamaya dönük sonuçlar? nelerdir peki? Burada kar??m?zda yaln?zca Sermaye'nin kendi mant??? m? var, yoksa bu mant?k do?an?n teknolojik tahakkümüne ve sömürüsüne dayanan modern üretim-merkezci tavr?n bask?n itici gücü mü? Veya, dahas?, bu teknolojik sömürü modern Kartezyen öznelli?in tâ kendisindeki derin potansiyelin nihai ifadesi, gerçekle?imi mi? Yazar?n bu ikileme cevab?, Kartezyen özne için verilen vurgulu bir 'Suçlu de?il!' karar?d?r.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #5 : 05 Temmuz 2009, 13:15:01 »
Zizek'le söyle?i ;

Ama bence bunu ters çevirmek gerekir. Yani, Gerçek seyi yapar?z, edimimiz özgürdür ama bu
kabul edilemeyecek kadar tramvatiktir, iste bu yüzden sembolik terimlerle rasyonalize etmeyi
severiz. Gerçek edimler vard?r. Bu ayn? zamanda Kirkegaard’?n Ölüme-dogru-hastal?g?
(sickness-unto-death) ters döndürmesiyle de baglant?l?d?r. Gerçekten korkunç olan ölümlü
olmam degil, ölümsüz olmamd?r ve bundan kaçmaya çal?s?r?m. Alman idealizminde Kant ve
özellikle Shelling için, insan?n kars?lasabilecegi en korkunç sey özgürlük uçurumudur; birinin
özgür iradesiyle hareket etmesi. Bu kabul edilemeyecek kadar tramvatiktir. Biogenetik
indirgemecilik de bu sekilde ters çevrilmelidir. Genel olarak insan?, biyolojik ve genetik
olarak kosullanm?s nesnelere indirgemenin korkunç oldugunu düsünürüz, ama bence gerçek
tedirginlik, özgür bir edimde bulundugumuzun fark?ndal?g?yla ilgilidir —kabul edilmesi en
zor olan budur.
Lacan basar?s?zl?g?n sairi degildir. Gerçekten tramvatik olan, mucizelerin —dini anlamda
degil ama özgür edimler anlam?nda— gerçeklestigidir. Ama bununla yüzlesmek çok zordur.
Bu yüzden basar?s?zl?k siiri fikrini reddetmeliyiz. Lacan için Gerçek, asla
yaklasamayacag?m?z kendinde-sey degildir; Gerçek, özgürlügün hakikatin dokusunda açt?g?
derin yar?kt?r.
Not: ekopolitik.org adl? siteden al?nt?d?r.
Metnin tamam?n? okumak için;
http://www.ekopolitik.org/images/cust_f ... 122944.pdf

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Zizek Hakk?nda
« Yanıtla #6 : 05 Temmuz 2009, 13:15:25 »
Slavoj Zizek:
"Ho?görünün ?ki Yüzü"
Birgün, 31 May?s 2004
Bir makalenizde "teröristlerin, Bat? medeniyetinin bir aynas? oldu?unu söylediniz. Bunu biraz açar m?s?n?z?
Bu tabii benim, Samuel P. Huntington'?n popüler tezi "medeniyetler çat??mas?"na bir yan?t?md?. Baz? nedenlerden dolay? butezi do?ru bulmuyorum. Günümüzde ?rkç?l?k aç?kça kültürel farkl?l?klardan kaynaklan?yor. ?öyle deniyor: "Ben kendi kültürümü istiyorum, seninki senin olsun." Günümüzde her sa? görü?lü ki?i bunu söylüyor. Bu insanlar postmodern bile olabiliyorlar. Yani geleneklerin do?al olmad???n? bilenve kültürün yapay olarak olu?tu?undan haberdar olan insanlar yine de ?rkç? dü?üncelere kap?labiliyor. FBI'a göre ABD'de en az iki milyon radikal sa?c? bulunuyor. Baz?lar? oldukça ?iddet yanl?s?. Kürtaj yapan doktorlara kar?? olanlar veya Oklohoma sald?r?lar?n? yapanlar gibi. Bence bu, antiliberal ve ?iddete yatk?n bir tutumun Bat? medeniyetlerinde büyüdü?ünün bir kan?t?. Terörizmin zaman?m?z?n bir aynas?. Ve belli bir medeniyetin tekelinde de?il.
?slam'a bakarken tarihe dönmeliyiz. Asl?nda eski Yugoslavya'ya bakman?n çok do?ru oldu?unu dü?ünüyorum. Niye Saraybosna en ?iddetli çat??malara sahne oldu? Çünkü etnik olarak eski Yugoslavya'n?n en kar???k bölgesiydi. Niye? Çünkü Müslümanlar?n elindeydi ve tarihe bakt???n?zda en ho?görülü olanlar onlard?. Di?er dinlerden topluluklarla beraber ya?ayabilmi?lerdi. Biz Slovenler ve H?rvatlar, Katoliktik ve Müslümanlar? yüzy?l önce kendi bölgemizden yollam??t?k. Bu tarihi gerçek, ?slam'?n ?iddet içermedi?inin bir kan?t?. ?imdi kendimize sormam?z gereken niye Müslümanl???n terörist kanad?n?n son zamanlarda yükseldi?i. Ho?görü ve köktenci ?iddet aras?ndaki gerilim medeniyetimizin bir parças?.
Bir ba?ka örnek alal?m. CNN'de Ba?kan Bush'un, babas? Afganistan'da pilot olan yedi ya??nda küçük bir k?z?n mektubunu okudu?unu gördük. Mektupta küçük k?z babas?n? sevdi?ini ama gerekiyorsa babas?n? vatan için feda edebilece?ini söylüyordu. Bush bunu "Amerikan vatanseverli?i" olarak adland?rd?. ?imdi dü?ünelim. Ayn? ?eyi bir Afgan küçük k?z yapm?? olsa "Küçük çocuklar? nas?l maniple ediyorlar, ne köktencilik" deriz. Yani bu olaylar? alg?lamam?zla ilgili bir ?ey. Ba?kalar? yapt???nda ?oke oldu?umuz bir ?eyi kendimiz de yapabiliyoruz.
Yani çok kültürlülük ve köktencilik ayn? madalyonun iki yüzü olabilir?
Ho?görüye kar?? hiçbir ?ey denemez. Çok kültürlü ho?görüyü ald???n?zda yan?nda ba?ka ?eyler de geliyor. Ho?görü kavram? yan?nda z?t anlam?n? da getiriyor. Ho?görü kavram? ho?görüsüzlü?ü maskeliyor. Ekonomik sömürü, kültürel ho?görü konusunda sorunlara yol açabiliyor. Julia Kristeva, "Kendi Kendimizin Yabanc?s?y?z" adl? makalesinde ba?kalar?na kar?? ho?görülü olamad???m?z? çünkü kendi içimizdeki ba?kala?may? da ho?görmedi?imizi söylüyor. Burada bir kültürel indirgeme söz konusu.
Çok kültürlü ho?görünün iki yüzlü bir taraf? var. Çünkü ho?görü gösterdi?iniz ki?iyi daha o anda "öteki"ne indirgiyorsunuz. "Öteki"ni kabulleni? sadece yeme-içme, dans kültürleri söz konusu oldu?unda mümkün. Arkada?lar?m: "Hindulara sayg? göstermeliyiz" diyor. Tamam. Peki, eski bir Hindu gelene?i olan, kocas? öldü?ünde kar?s?n?n da onunla yak?lmas?na ne diyeceksiniz. Buna da sayg? gösterilecek mi? ??te burada sorunlar ç?k?yor.

* metiskitap.com adl? siteden al?nt?d?r.

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal