Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /var/www/uzumbaba.com/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 3889
Pas tutmayan yürek - Hikayeler ve F?kralar -

* Anl?k üyeleraras? ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullan?c? bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* ?u an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 28
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* ?statistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 288
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2029

* Son ?letiler/Konular

Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[12 Mayıs 2020, 17:01:31]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* ?nternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Pas tutmayan yürek  (Okunma sayısı 4056 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yusuf eryigit

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 41
  • Karma +0/-0
Pas tutmayan yürek
« : 16 Temmuz 2009, 15:35:51 »
Müslümün içinde bir ses onu zorlayip duruyordu.
Ses onu zorladikça oda durmadan konusuyordu.
Müslüm konustukça birileride ona kizip tepinip duruyordu.
Müslüm dediki "Ben bütün Dünya müslümanlarini birlestirecegim"
Bunu Mevlüt duydu ve oda "Bende Dünya alevilerini birlestirecegim" dedi.
Mustakta dediki "Biz kürtler dört parçaya bölünmüs vaziyetteyiz.
Bende onlara önderlik yapip birlestirme vazifemi tamamlayacagim.
Nasil olsa zaten hepimizde akrabayiz"
Bunun üçüde birlestirmek istediklerine önder olacaklardi.
Aradan zaman geçti, yanlarina yeterli miktarda aziklarinida alarak,
Biri birinden habersiz yola çiktilar,
Üçüde zaten biri birlerini tanimiyordulardi.
Daha önce hiçbir zaman bir araya gelmemislerdi.
Az gittiler uz gittiler ama çok uzaga gittiler.
Ellerinde pusulalari olmadigi için dogru yolu bulamadilar.
Onun içinde yollari kah sik agaclarla kapli ormanlara,
Kahta sarp kayaliklara denk geldi.
Sonunda Müslüm yorgun, argin bir sehre kadar ulasti.
Araya, araya misafir olabilecegi bir han buldu.
Bu sehir henüz kalkinamadigi için oteli yoktu.
Onun içinde uzun yoldan gelenler at ve katirlariyla hep bu handa eglesirdi.
At ve eseklerin altta, insanlarinda üste yattigi bu hana gelen Müslüm,
Kendisini bir kenara atti.
Ayakkabisini çikardiginda altlarinin delinmis oldugunu gördü.
Çoraplarinida çikardi onlarda delinmisti.
Ayaklariysa terden vicik, vicik olmus, kasinip duruyordu.
Müslüm ayak parmaklarini kasiyorduki karsida bir adam gördü.
Oda alti delik papuçlarini çikarmis ayaklarini kasiyordu.
Adamin yanina varip kim oldugunu, nereden gelip nereye gittigini sordu.Adam buna nereden geldigini söylemedi.
Sadece "çok uzaklardan geliyorum" dedi.
Bu adam Mevlüttü.
Müslümle Mevlüt konusurken üçüncü bir adam elinde delinmis papuc ve çoraplariyla yanlarina geldi.
Bu gelende Müstak,ti.
Ìlk defa bir araya geliyorlardi.
Biraz konustular ve özel meselelere girmediler.
Sadece isimlerini taktim edip tanistilar.
Nereden gelip nereye gittiklerini söylemediler.
Tanisip muhabbet ilerleyenden sonra aralarinda sözlesip ertesi gün bir
Ayakkabi tamircisi bulmaya karar verdiler.
Öyleya alti delik papuçlarla yollarina devam edemezlerdi.
Çünkü önlerinde asilmasi gereken yüce daglar vardi.
O gece handa yattilar fakat uyuyamadilar.
At ve katirlarin ziriltisina alisik degillerdi.
Birde yattiklari yer sert tahtadandi.
Sabah oldugunda tamirciyi aramaya koyuldular.
Sehir zaten küçüktü.
Küçüktü ama tüm yollarin birlestigi bir noktaya kurulmustu.
Vitrinlere bakarken üzerinde "Alti delik papuçlara iskonto yapilir" yazili bir levha gördüler.
Ìçeride bir adam, camin kenarina kurmus tezgahini,
hem caddeden gelip geçenleri izliyor hemde delik papuçlari yapistiriyor.
Ìçeri girip adama selam verdiler.
Adam bunlarin selamini alip oturacak yer gösterdi.
-Çok uzaklardan geliyor olmalisiniz?
-uzakki uzak dedi Müslüm.
-Ayni yerdenmi geliyorsunuz?
-Hayir ayri yerlerden geliyoruz ama burada birlestik.
-Nereden gelirseniz gelin buraya ugramadan gidemezsiniz.
Tüm yollar buraya çikar.
Bende buranin yabancisi sayilirim. Uzun zaman oluyorki hep burada yasarim.
-Yolculuk yaparkenmi ugradiniz buraya dedi Mevlüt.
-Uzun yillar oluyorki bende uzun bir yolculuga çikmistim.
Buraya geldigimde papuçlarim delinmis adim atacak halim kalmamisti.
Kendi papuçlarimi tamir ederken aniden bir sey hatirladim.
Baktim çok güzel papuç dikiyorum.
O zaman karar verip küçücük bir dükkan açtim.
Buralarin yolculari kesilmez. Hergün birileri gelir birileri gider.
Allaha kurban oluyum isim kesat gitmedi ve kisa zamanda ayaga kalktim.
Zamanla baktim dükkan küçük geldi bende basip parayi bu gördügünüz yeri satin aldim.
Alti delik papuçlari yamar, aradada yenilerini yaparim.
Onlariysa papucu olmayanlara satarim.
-Bu kadar ayakkabinin hepsini nasil tamir edeceksiniz dedi Mevlüt.
-Bunlar neki birde ardiyem vardir. Orasida delik papuçlarla doludur.
Ìsterseniz göstereyim deyince adam yok kalsin dediler.
-Peki bizim papuçlari bugün yetistirebilecekmisin deyince Müslüm.
-Acelesi olan yolcularima ikramda bulunmak benim prensibimdir.
Ondan yana merakiniz olmasin.
Ìki saate kadar papuçlariniz hazir olur. O zaman gelip alin.
-Ìyide çiplak ayakla bir yere gidemeyiz deyince Mustak.
-Ödünç papuçlar her zaman vardir bende.
-En iyisi biz su kösede oturalim, ayakkabilar hazir olana kadar dedi Müslüm.
Digerleride evet deyince bir köseye çekildiler.
Tamirci bunlara çay söyledi.
Hem içip hemde konusuyorlardiki içeriye bir adam girdi.
Adam jilet gibi giyinmis ayagindada iskarpinleri vardi.
Üçü birden ayni anda adamin ayagina baktilar.
Adam onlara bakmadan etrafla ilgileniyordu.
Tamirci adama bir emrinin olup olmadigini sordugunda,
-Rica ederim zaten fazla kalmayacagim.
Yoldan geçerken arabamda ufak bir ariza meydana geldi.
Onu tamirciye birakip etrafa bir göz atmak istedim dedi adam.
-Hos geldiniz o zaman, bir çayimi içmezmisiniz?
-Tesekkür ederim. Bir çayinizi alayim. Bu arada birazda sohbet etmis oluruz.
Yabancida çayini alip bir sandalyeye oturdu.
-Sizdemi uzaklardan geliyorsunuz? dedi tamirci.
-Benim için uzak yakin pek farketmiyor.
-Öyleya sizing arabaniz var.
-Kendim çok uzaklarda bir yerde çalisirim.
Ara sira bu memlekete gelir ziyarette bulunurum.
Havasindanmi suyundanmi bilmem bir seyler beni hep buraya çeker.
-Sizin oralardada tamirciler vardir her halde?
-Elbette var. Tamirciler her yerde vardir.
Fakat onlar biraz daha modern makinalar kullanir.
-Bende yeni makinalardan almayi düsünüyordum.
-Ìsiniz iyi gidiyor o zaman?
Allaha sükürler olsun burasinin geleninide gideninide eksik etmiyor.
Son zamanlarda bir haylide artis oldu.
-Allah gönlüne göre versin.
-Amin. Bizim buralara gelenler ilginç hikayeler anlatirlar, bu adetten sayilir.
Sizdede anlatacak bir seyler vardir herhalde?
-Benim hikayeler insanlari üzer. Pek güldürüslü degildir.
Onun içinde anlatmaktan kaçinirim.
-Üzücüde olsa arifleri dinlemek ibadetten sayilir.
Tamirci böyle deyince adam hikayesini anlatmaya basladi
ÌNCE ANLAYIS
Uzun zamandir Osman diye bir arkadasimi ariyordum.
Oturdugu adresi biliyordum ama telefon numarasini kaybetmistim.
Bir gün yolum onun oturdugu sehre düstü.
Araya araya sokagi buldum fakat evi tam olarak kesfedememistim.
O anda pencerelerden birisinden yasli bir kadin bana bakiyordu.
Benim birseyler aradigimi fark edince.
-Ne ariyorsun yavrum dedi.
-Osman diye bir arkadasim vardi nine onun evini ariyordum.
-Onlar tasinali cok oldu yavrum. Ìstanbula gittiler.
Ayse nine üzgündü. Çünkü bana yardimci olmak istedi olamadi.
Kendi içinde bir sey yapamamanin üzüntüsünü yasiyordu.
Ìçinden "Keske su adama yardimci olabilseydim" diyordu.Hikayeyi bir baska sekilde anlatacak olursam:
Ben osmanin evini ararken pencerelerden birisinden yasli bir nine bana bakiyordu.
Benim bir seyler aradigimi fark edince.
-Ne ariyorsun yavrum dedi.
-Osman diye bir arkadasim vardi nine onun adresini ariyordum.
-Onlar iki sokak öteye tasindilar. Deyip kosarak yanima geldi.
Gel ben seni götüreyim.
Ayse nineyle konusa, konusa Osmanlarin evini bulduk.
Osman beni görünce kosarak yanima gelip boynuma sarildi.
Baktim Ayse ninenin gözleri hem parliyor, hemde sulanmisti.
Hiç tanimadigi bir insana yardim etmenin mutlulugunu yasiyordu.
Ayse ninenin dört torunu bir oglu birde gelini vardi.
Oglu hasta idi.
Para bulup ameliyat ettiremedikleri için yataklara düsmüstü.
Ayse nine kendisini harap ediyor fakat elinden birsey gelmiyordu.
Bir gün oglu öldü ve tüm torunlar onun eline kaldi.
Gelinse zaten ev kadiniydi ve birazda beceriksizdi.
Ayse nine çocuklara uzun sure bakti ve hayata karsi direndi.
Fakat sonunda tam dize gelecektiki birisi ona dur dedi.
Evde artik çocuklara yedirecek bir seyleri kalmayan Ayse nine
Hirsizlik yapmaya karar Verdi.
Sabah erkenden bakkalin kapisina birakilan ekmeklerden ekmek çalacakti.
Bir sabah erkenden kalkip yola koyuldu.
Asfalti tam karsiya geçecektiki birisi "?Izin vermem Ayse kadin" dedi.
Bir araba buna hizla çarpip kaçti.
Ayse nine iki takla atip pat diye kanlar içnde yüzükoyun yere düstü.
Artik o çok uzaklardaydi.Münih,te bir arkadasimin evini ariyordum.
Evlere aval, aval baktigimi gören bir Alman hatun,
-Ne bakip duruyorsun öyle? diye beni azarladi.
-Acaba buradami diye bir arkadasimin evini ariyordum.Onun için bakiyorum.
-Pis yabanci deyip içinden daha bir çok seyler söyleyerek gitti.
Yine Münih,te bir benzin istasyonundan arabama benzin aliyordum.
Aniden dört tane nazi etrafimi çevirdi.
Ellerinde piçak ve sopalari vardi.
O anda bir kadinda benzin aliyordu.
Naziler üzerime atilip beni bir kaç piçak darbesiyle yere yiktilar.
Kadin elinde çantasiyla bunlara saldirdi.
-Allah hepinizinde belasini verir insallah dedigini duydum.
Kadinida yerlerde sürükleyip kanlar içerisinde biraktilar.
Polis gelmeden naziler kaçmislardi.
Zaten öylesi anlarda polis gelmiyordu.
Kadin çantasindan telefonunu çikarip polis ve ambulansa telefon etti.
Her tarafim kan kes içinde kalmis yerde yatiyordum.
Kadin gelip basimi eline alip kirmasmamami söyledi.
Polis ve ambulans gelip beni hastahaneye kaldirdilar.
Acil serviste ilk müdahaleyi yapip beni yerime yatirdilar.
Gözümü açip kendime geldigimde baktim kadin basucumda oturuyordu.
Onunda bir yerlerini sarip sarmalamislardi.
Polis elimizde yeterli kanit yok dedi ama ben yinede davaci oldum.
Kadin mahkemede sahitlik yapip hepsinide tanidigini söyledi.
Dava uzun sürdü ve gülünç bir cezayla kurtardilar.
Ìste bu Alman kadin Ayse ninenin ta kendisiydi.
Ben onu tanimistim.
Nereye giderse gitsin ben onu hep tanirim.
Üç ay sonra kadini evinde öldürülmüs buldular.
Ìste bu kadini ben dünyaya degismem.
-Hakikatende hikayeniz acikliymis dedi tamirci.
-Çay için tesekkür ederim.Sizlerede iyi yolculuklar dilerim.
Yolunuz açik olsun. Ben artik gideyim. Zaten arabamda hazir olmustur.
Ayaga kalkip güle, güle deyip adami yolcu ettiler.
Tamirci akilli adamdi. O arada hem hikaye dinlemis hemde isini görmüstü.
Sonunda papuçlar hazir olunca,
-Ìste bu kadar beyler dedi.
Üç arkadas adamin parasini ödeyip vedalasip ayrildilar.
Ayakkabici arkalarindan "ara sira yol ugratmayi unutmayin" dedi.
Bunlar kaldiklari hana geri döndüler.
Konusurlarken biri birlerine olan güvenleride artti.
Ìste o anda dilleri çözüldü.
Herkes nereden gelip nereye gittigini anlatinca, ayni ülkeden,
Hatta ayni sehirden hatta biri birine yakin mahallelerden geldikleri çikti ortaya.
Gurbette hemserileriyle karsilasan insanlarin havasina girip kucaklastilar.
Kesin ve net bir karar verip geldikleri yere geri dönmek üzere yola çiktilar.
Yolculuk bu kez daha zevkli ve daha güvenliydi.
Dogup büyüdükleri sehre geldiklerinde papuçlarinin alti yine delinmisti.
Aralarinda karar alip bir köse basina ufak bir tamirci dükkani açtilar.
Ìse önce kendi delik papuçlarini tamir ederek basladilar.
Ìsi büyüttüler ve dükkanida büyüttüler.
Her gün yüzlerce alti delik papuç geliyordu.
Geceli gündüzlü çalistilar.
Seri imalat yapan bir fabrika kurdular.
Evleri arabalari her seyleri vardi
-Ayni mahallede oturmamiza ragmen neden böyle bir ise daha önce tesebbüs etmedik dedi Müslüm.
-O zaman biri birimizi tanimiyorduk dedi Mustak.
-Arada birde gençlik vardi dedi Mevlüt.
-Yolculuga çiktigimiz zamanla, bu ise baslamamizin arasindan ne kadar zaman geçti?
deyince Müslüm.
-Tam yirmi yil dedi Mevlüt.
-Biz simdi kaç yasimizdayiz? dedi Müslüm
-Elli dedi Müstak.
-Vay anasini otuz yil yel gibi geçip gitti ömürden.
Yirmiside arada kaybolup gitti dedi Müslüm.
Bunlarin islerinin tamda tikirinda oldugu bir dönemde,
magazaya bir adam geldi.
Adami hemen taniyamadilar.
Fakat bir yerlerden taniyormus gibi baktilar.
Adam adinin Zülküf oldugunu söyleyince "oda kim" dediler.
Adam bunlara tamirciyi ve orada anlattigi hikayeyi hatirlatinca hemen tanidilar.
Oturacak yer gösterip kahve ismarladilar.
Zülküfe ne is yaptigini, nasil olupta oraya kadar gelebildigini sordular.
-Ben yillar oluyorki yurt disinda çalisirim.
Çok çalistim, çokta yoruldum.
Sonunda birikimlerimi alip dönüs yaptim.
Önce ufaktan basladim ama su anda dört fabrikam var.
-Burayami? Dedi Müslüm.
-Hi, hi deyip güldü Zülküf.
Burasi benim ülkem. Herkes kendi ülkesini kalkindirmakla mesgul.
Dogru olanda bu zaten. Eger ben kendi ülkeme yatirim yapip kalkinmasina katkida bulunabilirsem ne mutlu bana.
Her ülkede insanlar yasiyor zaten.
Birakin herkes kendi isini yapsin.
Siz kendi isinizi bende kendi isimi yaparsam yeterli.
Ísten bahsedecek olursak, islerim büyüdü zaten.
Arkasindan yetisemez oldum.
Trafikte geçen zaman islerimi aksatmaya baslayinca bir helikopter satin aldim.
Ìslerimi simdi onunla takip ediyorum.
Ìçi yazihane gibidir. Nerede olursa olsun çalisirim.
-Biz helikopter alamayiz, o kadar sermayemiz yok dedi Müstak.
-Sizin helikoptere ihtiyacinizda yok zaten.
Ama bir gün sermayeyi çogaltirsaniz neden almayasiniz.
Ìnsan azminin elinden bir sey kurtulmaz.
-Size karsi bir iyilikte bulunmak istiyoruz.
En azindan benim yüregim öyle söylüyor.
Acaba sizin için ne yapabiliriz?
-Bana on çift alti kolay, kolay delinmeyecek ayakkabi lazim.
Onlari yaparsaniz sevinirim.
Kirk numaradan elli numaraya kadar olsun.
-Biri birine benzemeyen o kadar ayakkabiyi ne yapacaksinizki? Dedi Mevlüt.
-Ayakkabi numaralari farkli olan on arkadasim var.
Uzun bir yolculuga çikacaklarmis.
Onlara hediye olarak aliyorum.
-Nereye gidiyorlarmis acaba? Dedi Müstak.
-Vallahi bilmiyorum bendende sir gibi sakliyorlar deyince Zülküf.
Müstak gülmekten yerlere yatti.
Niye gülüyorsun? Deyince Zülküf.
-Bilmiyorum. Aklima eski bir hikaye geldide.
Zülküf ayakkabilari siparis edip bir hafta sonra almak üzere ayrildi.
Bir hafta sonra gelip siparisini aldi.
Para almamakta direttiler ama Zülküf "Bu bir ticarettir, ama baska bir gün bir aksam yemegi yeriz. O zaman ismarlarsiniz" dedi.
-Anlattiginiz hikayede Ayse nineyi öldürüp diriltmenizi pek anlayamadim, dedi Mustak.
-Hayat bazan öyledir, bazanda böyledir Müstak.
Ìnsanlar yasarken bile ölürler.
Bir zaman sonra ise dirildiklerini kendi gözleriyle görürler.
Tabi hepten kör olmadiysa.
Bunada hayatin cilvesi derler.
Zülküf gidenden sonra kendi kendilerine düsünmeye basladilar.
-Yeniden dirilis dedi Müslüm.
-Neymis o? deyince Müstak.
-Yollarda kaç yilimizi harcadik diye sordu Müslüm.
-Tam yirmi yil dedi Mevlüt.
-Hani o koca yirmi yil. Bize ne yarari oldu?
Adam hikayesinde bizi anlatti. Bizi öldürüp diriltti.
-Peki simdi ne yapacagiz? deyince Müstak.
-Yapacagimizi zaten yapiyoruz.
El ele bas basa bu isi ölümüne kadar kovalayacagiz.
Varsin kim ne yapiyorsa yapsin.Bizi ilgilendirmiyor.
Biz kendi üzerimize düseni yapalim yeter.
Yani biz önce kendi kapimizin önünü süpürelim.
Varsin sehri baskalari düsünsün.
Mademki kaderimizde ticaret varmis, daha çok is yeri açip daha çok isçi çalistiracagiz.
Bundan ötesi bizim isimiz degil dedi Mevlüt.
-Aklinla bin yasa dedi Müslüm.
-Bende öyle düsünüyorum dedi Müstak.Aralarinda muazzam bir sistem olusturdular.
Dil kursuna kaydolup ingilizce ögrenmeye basladilar.
Konularin önemine bakmadan çatir, çatir tartisip kararlar aldilar.
Zülküfle çok iyi bir dostluk kurdular.
Onunla her zaman sohbet ettiler.
Ìsleri yaver gitti ve fabrika sayisini artirdilar.
Üçüde çocuklarini özel üniversitelere gönderdi.
Artik dünyada sirtlari yere gelmiyecekti.
Bir zaman sonra Zülküf yaslanip ve öldü.
Onun mezari basinda agladilar.
Zülküf yalniz bir adamdi. Ölenden sonra vasiyetnamesinde,
tüm mal varligini egitime bagisladigi yaziliydi.
Üçü birlikte "Bu dünyadan bir Zülküf geçti" dediler.
Zülküf onlarin önünde erisilmesi güç bir karakter çizerek ayrilmisti dünyadan.
Bakalim ayni standardi yakalayabileceklermiydi?
Belkide bir adim ileri götürürler bellimi olur.

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Pas tutmayan yürek
« Yanıtla #1 : 17 Temmuz 2009, 02:17:29 »
ßu dünya'n?n Zülküf gibilere ula?mas? malesef ki " zor. "


 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal