|
E Ğ E R
İ N S A N
İ S E N
Ö L M E Z S İ N
K O R K M A
|
||||
|
| ||||
|
Üzümbaba yorumları |
||||
|
CHP'de ''üçüncü yol'' değişimi yapabilir mi?
""Solun genel tanımı nedir... Yoksul kitlelere
yakın olmak, ezilenlerin çıkarlarını savunmak, özgürlükleri geliştirme
mücadelesi vermek ve insan haklarını savunmak değil mi? Zülfü Livaneli, 05/01/2005/Vatan
Evet... CHP'de bir üçüncü yol aranıyor ve Zülfü Livaneli adı öne çıkıyor. Livaneli de bu konuda toplantılarla nabız yokluyor. Sayın Livaneli yukarıdaki söylemiyle bu ülkedeki solun çelişkisini bir anlamda sorguluyor. Bu, doğru. Ancak bu sorgulamada bir gariplik, tuhaf bir çelişki ararken solun tabanla bütünleşemediğini vurguluyor. Bu da doğru. ''Brezilya'da halk kendisini yöneten
partilerden, yolsuzluktan, ekonomik sıkıntıdan bıktı ve son seçimlerde
Lula adlı sol politikacı büyük bir zafer kazanarak oylan silip süpürdü. Türkiyede ise tam tersi, diyor Sayın Livaneli. Evet, doğru. .................. Sizi ilk kez, Stockholm'da bir düğün mü desem, dernek eğlencesi mi desem, tam anımsayamıyorum, sanırım 1976'da olacak, orada sazınızla çalıp söylediğinizde görmüştüm. Sonra yıllar geçti, sanatınızla evrenselleştiniz, çok da iyi ettiniz. Kasetlerinizi ve hatta LP'lerinizi üniversite öğrenciliğim yıllarında gururla aldım: İsveçli öğrenci arkadaşlarıma fırsat oldukça dinletmeye çalıştım. Yunanlı arkadaşlarım da vardı. Ne demek Livaneli ve Theodorakisi birlikte dinlemek, ortak dinlemek. Arkasından, yunanlı arkadaşların deyimiyle ' türk kahvesi' ısmarlamaları. Ama gurup değişince 'yunan kahvesi' olması ayrı bir şeydi. Aslında önemli de değildi, yunanlı arkadaşlarla gülerdik bu tip komikliklere..... Sonra yıllar geçti, türk halkına hizmet etmeye, solda bütünleşmek, yoksula, ezilmişlere hizmet etmek uğruna meclise girdiniz Sayın Livaneli. Çok da iyi ettiniz. Saygınlığınız, ağırbaşlılığınız, alçakgönüllüğünüz, sanatçı yüreğinizin yumuşaklılığı, sizi haklı olarak bulunduğunuz konuma gururla getirdi. Zaman zaman sizin adınız CHP'de, ya da genel anlamda solda bir lider olabilirliğinizi ön plana çıkarıyor. Bu da sizin açınızdan doğal olarak gurur vericidir. Türkiyedeki sol, bir bocalama döneminde, bu doğru, tespitleriniz de doğru. Bu bocalama da gerçekten uzun sürdü, ya da sürdürüldü diyebiliriz. Yoksul taban, işsizler, işçiler, eğer kaldıysa(!) köylüler doğal olarak solla bütünleşmesi gerekirken sağa oy veriyorlar.
Sayın Livaneli, bugün Türkiyede bir konser verseniz, dinleyicileriniz hangi kesimden oluyor? Bir işsiz, bir sendikalı işçi, bir gariban anne, bir gariban baba gelebiliyor mu konserinize, gelse de anlayabiliyor mu müziğinizi? Bence onlar evinde dinledikleri o yalın, o sade, o son derece kültürünü yalın şekilde işleyen saz aşıklarıyla daha fazla özdeşleşiyor. Bunda da son derece haklılık payları var. Evet, müzik evrenseldir, herkes bilir. Ancak, yine de sizin o muhteşem eserlerinizi dinlesek de kulağımızdan o yalın sesle söylenen, yalın sesle çalınan sazı geçmişte kalmış gibi anımsıyoruz, ve inanın özlüyoruz. Bu, değişime direnmek anlamına gelmez, özde daha neler neler var, onları basamak basamak geçerken her yeni basamağı güzelleştirerek değişim sağlanırdı. Bu becerilemedi. Daha doğrusu, öyle ya da böyle, sol, balyoz üstüne balyoz yedi kafasına Sayın Livaneli. Ve sol batağa saplatıldı. Sol da evrenseldir, ama, örneğini verdiğiniz Brezilya, görünüyor ki halkıyla bütünleşmekte bizden daha akılcılık yapmış. Fark burada olsa gerek....... "..yoksul kitlelere yakın olmak'' yetmez. Onları özümsemek gerekir. Bu da bir özeleştiri!
Üzümbaba
|
||||