|
E Ğ E R
İ N S A N
İ S E N
Ö L M E Z S İ N
K O R K M A
|
||||
|
| ||||
|
Üzümbaba yorumları |
||||
|
Baykal & Sarıgül çatışması CHP'deki bu çatışma, CHP tarihinin en karanlık, en onursuz, en haysiyetsiz bir mücadelesine dönüşmüştür. Kınıyoruz! Bir yandan Sarıgül rüşvetle yargılanmamıştır, Sarıgül bunu dayanak olarak kullanmaktadır. Diğer yandan Baykal, Sarıgül'ün büyük şaibeler altında olduğunu söyleyerek, Sarıgül önce rüşvet şaibelerden kurtulsun, diyerek tepki vermektedir. Bir yandan Sarıgül, CHP'yi ancak ben iktidara götürürüm, söylemiyle Baykal'a savaş açmıştır. Bu savaşı açarken de, bu ikilinin kıyasıya birbirlerine girmesini sağlayan medya aylardır pompalamaya devam ederek, CHP'yi tarihinin en onursuz iç savaşına sürüklemiştir. Sarıgül de medya tarafından sonuna kadar kullanılmaktadır. Sarıgül ve Baykal savaşı kızıştırılarak doruğa çıkmıştır. Baykal, kurt politikacılığını devreye sokarken Sarıgül, yanlış taktiklerle başkanlık yarışına girip Baykal'ı boğma girişiminde, ve bu yarışta çok büyük hatalar yapmaktadır. CHP'nin misyonuna kesinlikle yakışmayan taktiklerle, ''Allahın izniyle'', ''Peygamberin kavliyle'', ''Ya Allah, ya Muhammet'' taktikleriyle halk arasında tam bir duygu sömürüsü yapmaktadır. Baykal muhalifleri de nihayet uzun dilli birini bulduklarından son derece mutludurlar, sessiz sedasız olayın sonucunun nereye varacağını perde arkasından izlemektedirler. Bu son derece hırçınlık gösterilerine adeta mutluluk şapkası çıkarmaktadırlar. Türkiyede sosyalist düşünceler çeşitli etkenlerden dolayı güçlenememiştir. Bu yüzdendir ki, tek güçlü umut yıllardır CHP olmuştur. Sosyal demokrasi umut kapısı olmuştur. Ancak sosyal demokrasi ne yazık ki politik değişim gelişimini bir türlü gerçekleştirememiştir. Güdük güdük bu günlere gelmiştir. Türkiyeyi 50 yıldır sağ düşünceler yönetmektedir. Sol gelmemesi için her türlü yol hak sayılmıştır sağ düşünceler tarafından. Medya bunun en başındadır. Solcu gibi görünüp yayın yapmışlar, masa altından sağ yönetimlerin finansmanları olmuşlardır. Bu yüzden CHP yıprandırıldıkça onlar da pastaları cukka etmeye devam etmişlerdir. Rüşvetçilik, mafyacılık, soygunculuk, vurgunculuk bugünlere gelene dek günlük yaşantının bir parçası olmuştur. Böyle bir gelişme bu ülke için doğaldır, çünkü bu ülkede siyasi dengesizlikler, herşeyi altüst etmeye yarım asırdır devam etmektedir. Allem edip kallem edip, sağ iktidarlara güçlü bir rakip çıkmasına meydan verilmemektedir bu ülkede. Bu ülkede sağ ktidarları denetim altına alabilecek güçlü bir kontrol mekanizması felç durumundadır bugün bile. Bu ülkede sol iktidar sanki bir hayalet, bir öcü kabul edilmektedir. Sol ne zaman yükselmeye başlasa mutlaka bir gariplikler gündeme gelmektedir. Solun biraz şekillenmeye başladığı 1965'den sonraki duruma bakalım. Genel başkanlarının başbakan
olduğu sol hükümetler: Eh, insaf. Yukarıdaki tablo içler acısı ülkenin solu bakımından.Her ufak sıçrayışta sola hep çorap örülmüştür bu ülkede. Aniden ya gaz bitmiştir, ya tuz, ya da şeker, ya da yağ. Garip, değil mi? Sonra ne gariptir, ya aşırı vatanperverler(aşırı milliyetçiler), aşırı dinciler aslan kesilmişlerdir bu daha görevlerine başlamaya fırsat bulamayan hükümetlere karşı. Medya daha aslan kesilmiştir manşetleriyle. İşte şimdi yine işsizliğin had noktaya geldiği, yoksulluğun giderek uçurumlaşmaya yeniden yol aldığı bir dönemde seçimlere iki yıl kala, ne olur ne olmaz, aman haa, CHP oy toplayabilir, pasta tuzlanabilir, buna bir bomba koymak gerekir, tam zamanı. İşte bu senaryolardan biri daha devrede, düğmeye basılmış, ülkenin meclisteki tek muhalefet partisi CHP, tarihinin en ağır, en onursuz, en hırçın bir parti içi çekişmesine sürüklenmiştir. Aylardır aranan piyon nihayet bulunmuştur: Mustafa Sarıgül. İzleyelim görelim, solcu, sosyal demokrat görünümlü, sol görünümlü, sağ gazetelerde maaşlarını alanlar neler yazacak? Asıl amaç Sarıgül de değildir, Sarıgül piyon olarak kullanılacaktır, sonra çöpe... Bir partide başkanlık yarışı her üyenin doğal hakkıdır. Buna itiraz yok. Ama, CHP tarihine büyük bir kara leke sürecek gelişmeler olmaktadır. Gelişmeler o kadar ileriye gitti ki, artık kişisel saldırılar had noktaya ulaştı: ''..haysiyet, onur, şeref konularında en son konuşacak kişi Baykal'dır'', demektedir Sarıgül. Peki, CHP'li halk ne yapsın bu durumda, böyle parti içi çatışmalar karşısında CHP sevgisi olan halk bizce bayrak kaldırmalıdır, bu rezilliğe bir son verilmelidir, diyerek tepkilerini verme zamanı gelmiştir. Örneğin işçi sendikaları ne güne duruyor, onlar da mı uyuyan sendikalar olmuştur? Bu partinin yenilenmesinin anahtarı niçin sendikalar olamıyor? Bunların hepsi de mi sarı sendika denenlerden? Bir sol partinin yönlendirilmesinin, yenilenmesinin en büyük etkenliği dinamik işçi sendikalardan geçer. Tüm dünyada böyledir. Eğer sendikaların önü hala kesikse niçin pasif kalmakta devam ediyorlar? Anlaşılır değil. Sosyal demokrasiye işçiler, işsizler, yoksullar sahiplenmeyecek de, patronlar mı sahiplenecek? Bu kargaşalıkta ''Olağanüstü kurultay'' doğru karardır, ancak bu gelişmelerden sonra acaba ''Olağanüstü kurultay'' ne kadar doğru karar alır, bundan şüpheliyim. Sağlıklı karar çıkacağından şüpheliyim eğer sıradan CHP sevgisi olan bireyler, örneğini sunduğum işçi sendikaları, sosyal demokrat olduklarını savunan çeşitli sivil örgütler bu gelişmelere tepkilerini doğru koyamazlarsa! Çünkü şu anki durum, CHP tarihinin en onursuz, en yıpratıcı, en hasta iç çatışmasıdır. Daha da toparlanması, güç kazanması gereken tek muhalefet partisi tuz olmaya doğru sürükleniyor. Bir başkan gider, bir diğeri gelir, sonra? Muhalifler yönetime gelir, bugünkü yönetim muhalefete, daha sonra ne olur? Kuru, süslü söylemler ne işe yarar? ''Allahın izniyle'' mi bu parti yenilenir? Ya da partiyi yenileyememekle suçlanan bugünkü yönetimin genel başkanı Baykal, Olağanüstü kurultayda Sarıgülü politik kurnazlıkla yenmesi yeterli midir? Allah bu kafadakileri daha da cezalandırır. Bölük pörçük eder, belini daha da kırar bu etik dışı çekişmeler bu partiyi, parti olmaktan da çıkarır. Koca bir tarih olan rahmetli İsmet İnönü'yü deviren Bülent Ecevit zamanında bile bu gibi gelişmeler olmamıştır. Kınamakla da bu iş bitmiyor!. Bu ülkenin solu bilimsel gelişmelidir, kendi bilimsel kadrolarını güçlendirmek, yeniden yapılanmayı tabanda deprem yaratarak işe başlanmalıdır. Yoksa aşiret reislerinden solculuk mu olur, aşiret reislerinin çocuklarından, pozisyonlarının bozulmasını istemeyen bürokratlardan, yargılansın ya da yargılanmasın, adı çeşitli rüşvetçiliğe çıkmışlardan, miskinliklerinden mecliş koltuklarından artık zorla doğrulabilen bilmem ondört, bilmem onbeş muhalefetçilerden ancak bu kadar solculuk olur, bu kadar sosyal demokratçılık oynanır, bu kadar halkçılık oynanır. Son söz, Olağanüstü kurultay kararı doğru gibi görünse de, bu gidişle CHP, hasta yatağından doğru teşhiş konulup doğru tedavi göremediği sürece yatalak olmaya devam eder.... Ülkedeki solun ve sosyal demokrasinin kamburu olmaya devam eder... Medya da daha nicelerini genel başkanlık arayışlarında koz olarak kullanır.... Sarıgül de ''Allahın izniyle'' CHP'yi, dolayısiyle sosyal demokrasiyi 06 CHP 365 le en önde hayali yarıştırır... Önce şu medyatik takozları yok etmeyle işe koyulun! İşte bu medyada CHP irdeleniyor, takozlar konuyor : Tıklayınız 5 ocak/2005 Üzümbaba ------------- CHP'de yılın ilk olağan toplantısı (4 ocak), Deniz Baykal:
''.....Bir problemi olan kişi,
probleminin çözümü için belediye başkanına ulaşmanın yolunu arıyor.
Belediye başkanına ulaşmak için onun yakını birisini buluyor ve o
“ben seni götürürüm, merak etme, belediye başkanıyla buluştururum”
diyor ve alıyor, belediye başkanını götürüyor. Belediye başkanı o
kişiyle buluşuyor değerli arkadaşlarım. Konuşuyorlar, derdini
anlatıyor adam, hukuk dışı, usul dışı, yasa dışı bir ruhsat ihtiyacı
var. Başkan diyor ki “bu konuyu başkan yardımcısı arkadaşımla
konuşacaksın. Başkan yardımcısı arkadaşım yan odada duruyor. Oraya
geçiniz, konuşunuz.” İş sahibi oraya geçiyor. Bunları nereden
anlatıyorum; bunları İçişleri Bakanlığı müfettişinin tespitlerinden
anlatıyorum, emniyetteki ifadelerden anlatıyorum, avukat yanında
verilen ifadelerden anlatıyorum ve içeriye geçiyorlar. İçeride
başkan yardımcısı “bunu hallederiz; ama, bizim de masraflarımız
oluyor. Sizin bize biraz ödeme yapmanız lazım” diyor. Konuşuyorlar,
anlaşıyorlar, 300 bin dolarlık bir ödeme yapmak gerektiğinde
anlaşıyorlar ve oradan ayrılıyorlar. O aracı kişi, daha sonra o 300
bin doların 250 bin dolarını belediye başkan yardımcısına,
yurtdışında bulunan belediye başkanının talimatıyla götürüp teslim
ediyor, karşılığında makbuz alıyor “250 bin doları aldım” diye.
Bütün bunların hepsi kayıtta, bunlar olmuş. Bunları kim söylüyor;
olayın içindeki insan söylüyor, taraf söylüyor. İftira olması mümkün
değil; çünkü, kendisi de bu işin içinde. Kimin yanında söylüyor;
avukatının yanında söylüyor. Eziyetle, işkenceyle alınması söz
konusu değil. Arkasından bu ifadeyi savcılıkta tekrar ediyor, aynen
tekrar ediyor.
"Genel Merkezimizin ne sahte savları, ne de genel merkezin baronları benim bu çalışmamı asla ve asla durduramayacaktır. Baykal kendisi çöktü, kendisi gibi düşünmeyen kendi seçtiği kurulları karalama kampanyasına girdi" ''Disiplin Kurulu üyeleri sayın Baykal'ın kendi listesinden seçilen kişiler. Bu üyeler ben aday olup da benim listemden seçilmedi. Daha önce bu Disiplin Kurulu üyeleri binin üzerinde yurttaşımızın ihracı için ya da öbür türlü karar verirken bir şey yoktu. Ama Sarıgül ile ilgili karar verince bu iddialar ortaya atılıyor. Bütün ulusumuz biliyorki dürüstlük, onur, şeref konusunda en son konuşması gereken kişi sayın Baykal'dır.''
''Benim isteğim ve arzum bundan sonra yapılacak seçimlerden
CHP'nin iktidar olmasıdır. Benim arzum CHP'nin artık muhalefette
kalması değil, ulusumuz için önemli projeler üreterek, AB
görüşmelerini CHP'li bir başbakanın yapmasını sağlamaktır. Ben bunun
için yollardayım. ''Baykal kendisi çöktü, kendisi gibi düşünmeyen kendi seçtiği kurulları karalama kampanyasına girdi. Sayın Baykal kardeşi kardeşe vurdurmaya çalışıyor. Buna asla izin vermeyeceğim'' ''Bir tek kimse ile ne görüştüm ne olayı toparladım. Ben disiplin kuruluna savunma vermeye dahi gitmedim. Sadece Disiplin Kurulu'nu bilgilendirmek için gittim. Çünkü benim hakkında açılmış bir dava yok, verilmiş bir karar yok. Ama partimizde birçok belediye başkanı var Ağır Ceza'da yargılanıyor ama sayın Baykal'ın arkadaşları olduğu için Baykal onlara sesini çıkartmıyor. Çünkü Baykal, CHP'yi arkadaşlarının partisi olarak görmek istiyor. Ben, CHP'yi halkın partisi yapacağım.''
"CHP Genel Merkezi'nin ne sahte savcıları ne de baronları
benim çalışmalarımı durduramaz"
Medyadan: 4 ocak: Milliyet Hürriyet
Güneş ""CHP'de üslup,
sertleşmenin de ötesine geçti. Diller karşılıklı olarak 'Şeref ve
haysiyetlere' dahi uzatıldı"" İşte bu medyada CHP irdeleniyor, takozlanıyor:Tıklayınız
Üzümbaba |
||||