Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /var/www/uzumbaba.com/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 3889
Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri - sayfa 2 - Edebiyat -

TOPLUM VE B?L?M > Edebiyat

Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri

<< < (2/5) > >>

Mod_seval:
F?kra Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Gazete ve dergi gibi süreli yay?nlarda, bir yazar?n periyodik olarak genel bir ba?l?k alt?nda günün sosyal ve siyasî olaylar?n? kendi bak?? aç?s?na, siyasî, ideolojik e?ili-mine ve dü?ünce yap?s?na göre de?erlendirdi?i k?sa yorum yaz?lar?na f?kra denir. Yazar?n, gündelik olaylar?, özel bir görü?le, güzel bir üslupla, kan?tlama gere?i duymadan yazd??? k?sa, günübirlik yaz?lard?r.

* Gazete yaz?s?d?r.

* Yazar dü?üncelerini kan?tlama yoluna gitmez.

* Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.

* Okuyucuyla sohbet ediyormu? gibi bir hava sezdirilir.

* Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih R?fk?, A. Ha?im, H. Cahit Yalç?n, Peyami Safa.
 

Bir yazar?n herhangi bir konu veya günlük olaylar hakk?ndaki görü?lerini, dü?üncelerini ayr?nt?lara inmeden anlatt??? gazete ve dergilerde yay?mlanan k?sa fikir yaz?lar?na F?kra denir. Bu tür yaz?lar?n di?er ad? da ‘Kö?e Yaz?s?’d?r. F?kralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya kö?elerinde yay?mlan?r.

 

Yaz?l? kompozisyon türü olarak f?kra dü?ünsel a??rl?kl?, günlük, k?sa yaz?lard?r. Siyasi ve toplumsal olaylar ele al?n?rken belgelere, kan?tlara, a??r? ayr?nt?lara yer verilmez. F?kra yazar? geni? kitlelere seslendi?i için dili kolay anla??l?r olmal?d?r. Her konuda f?kra yaz?labilir.

F?kran?n Özellikleri
1. Günlük olaylar veya dü?üncelerle ilgili konular i?lenir.

2. Konular tarafs?z bir ?ekilde ele al?nmal?d?r.

3. Dü?ünceyi ön plânda olmal?d?r.

4. Konular çok de?i?ik aç?lardan ele almadan, ayr?nt?lara inmeden i?lenir.

5. Yaz?lanlara okuyucuyu inand?rma zorunlulu?u yoktur.

6. Yaz?lanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.

7. Nükteli f?kralardan, k?ssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalan?lmal?d?r.

8. Aç?k, sade ve ak?c? bir dil kullan?lmal?d?r.

F?kran?n Yaz?lma Amac?
F?kralar?n amac?, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konular? çok defa ele?tirel bir bak?? aç?s?yla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. F?kralarda kesin olmaktan ziyade güzel, ho? sonuçlara varmaya; canl?, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve dü?üncelerini en ba?ar?l? ?ekilde yans?tarak okuyucu ile aras?nda s?k? bir ba? kurar.

Not: Bu tür f?kralar?, k?sa hikâye niteli?indeki, nükteli, mizah ö?esi ta??yan f?kralarla kar??t?rmay?n?z. Bu tür f?kralarda dinleyeni güldürmek, e?lendirmek ön plandad?r. Oysa kö?e yaz?lar?nda okuyucuyu dü?ündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esast?r.

F?kra ile Makalenin Fark?
1. Makalelerde yaz?lanlar? ispatlama kayg?s? vard?r; ancak f?kralarda yaz?lanlar? ispatlama kayg?s? yoktur.

2. Makalelerde ciddi, yapmac?ks?z, bilimsel bir anlat?m vard?r. F?kralarda aç?k, sade ve anla??l?r bir dil kullan?l?r.

3. F?kralar günübirlik yaz? türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.

Edebiyat?m?zda F?kra yazan ilk ki?i Ahmet Rasim’dir. Bunun d???nda Falih R?fk? Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tan?nm?? f?rka yazarlar?d?r.

 
Türk edebiyat?nda f?kra yazarl??? ne zaman ba?lam??t?r?

Türk edebiyat?nda f?kra yazarl???, ?inasi’nin 1860 y?l?nda Agâh Efendi ile birlikte ç?-kard?klar? Tercüman-? Ahval gazetesindeki yaz?lar?yla ba?lam??t?r. O zamandan günümüze kadar f?kra yazan ba?l?ca yazarlar ?unlard?r: Nam?k Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Ha?im, Falih R?fk? Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Faz?l K?sakürek, Nazl? Il?cak, Rauf Tamer, Ahmet Kabakl?, Çetin Altan, Oktay Ek?i, U?ur Mumcu, Abdi ?pekçi, ?lhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Ta?getiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk
   

Mod_seval:
Ele?tiri Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri

Ele?tiri de temeli dü?ünce olan yaz? türüdür. Konu s?n?rlamas? yoktur. Sanat, edebiyat ya da dü?ünce yaz?lar?n?n içeri?i ile bu içeri?in i?leni?ini, de?erli ve de?ersiz yönlerini ortaya koyan bir yaz? türüdür. Yazar?n yaz?y? kendine göre, yaz?y? ilgilendiren topluma göre, kendi alan?ndaki di?er çal??malara göre de?erlendirdi?i yaz?lard?r.

 

Bir eseri de?erlendirme amac?yla yaz?lan yaz?lara ele?tiri denir.Ele?tiride eserin yada sanatç?n?n gerçek de?erinin belirtilmesi amaçlan?r.

 

Ele?tirmeci,bir sanat eserinin gerçek de?erini,özünü yap?l???n?,de?erli-de?ersiz yanlar?n? ortaya koyar.Ele?tirmecinin görevi güzellik yaratmak de?il,yarat?lm?? güzelli?i yarg?lamak,okurlara tan?tmakt?r. Ele?tiriler; okura dönük ele?tiri,topluma dönük ele?tiri,sanatç?ya dönük ele?tiri,yap?ta dönük ele?tiri… olmak üzere türlere ayr?l?r.

Herhangi bir ki?iyi, bir eseri, bir konuyu do?ru ve yanl??lar?n? göstererek anlatmak amac?yla yaz?lan k?sa metinlerdir. Hedeflenen ö?eyi do?ru ve yanl?? yönleriyle tan?tmay? amaçlayabilece?i gibi, bu ö?enin do?ru tan?t?lmas?n? sa?lamay? ve bir de?erlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlar?n? ve yap?tlar?n? konu alan inceleme, yorum ya da de?erlendirme olarak da tan?mlanabilir.ister ?ahsi zevklerle ister estet?k prens??plere gore s?steml? b?r sek?lde degerlendirmedir.nazm?n kururlar?n? bildiren ilim olarakda bilinir.yazar; objektif olmal? eseri d?kkatle ?nceleyeb?lmel?; analiz ve yorumlayab?lmel?, geni? aç?larla geni? bir bilgiyle ve hassasiyetle eseri degerlendirme kabibiliyetine sahip olmal?d?r. Ele?tiri okullar? üçe ayr?l?r: Yans?tma, yaratma, dil. Yans?tma, eserin do?aya benzedi?ini savunur. Yaratma, eserin iç dünyas?d?r, yani sanatç?. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

Türkiye’de Ele?tiri

Tanzimat dönemi Romantikleri ?inasi, Nam?k Kemal, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid; Realistleri Samipa?azade Sezai, Be?ir Fuad, Nabizade Naz?m, Mizanc? Murad’t?r.

Serveti Fünun döneminde, Cenap ?ahabettin intikad (sahte paray? gerçe?inden ay?rmak)anlay???yla tenkit eder. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Nabizade Naz?m, Hüseyin Cahit dönemin ele?tiricileridir.

Cumhuriyetin ilk y?llar?nda ele?tiri Yahya Kemal ve Ahmet Ha?im’le ba?lar. ?smail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanp?nar ele?tiriyi edebiyat tarihi içinde ele al?rlar. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin iki öznelci ele?tirmendir.

Sistematik ele?tirmenler As?m Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk ba??ms?z yöntemi geli?tirdi. Sabahattin Eyübo?lu ile Vedat Günyol hümanist ele?tirmenlerdir. Ça?da? ele?tirmenler Mehmet Kaplan, Tahsin Yücel, Ak?it Göktürk, ?ara Say?n, Ünsal Oskay, Murat Belge, Orhan Burian, Tahir Alangu, Memet Fuat, Mehmet Do?an, Bedrettin Cömert, Enis Batur, Nihat Sami Banarl?, Cemil Meriç, Kenan Akyüz, Melih Cevdet, Konur Ertop, Orhan ?aik Gökyay, Alpay Kabacal?, Cevdet Kudret, Agah S?rr?, Berna Moran, Rauf Mutluay, Ya?ar Nabi, Ahmet Oktay, Atilla Özk?r?ml?, Nermi Uygur ve Fuat Köprülü.

Dünya edebiyat?nda Boielau, A. France, Türk edebiyat?nda ise Mehmet Kaplan, Nurullah Ataç, Cemil Meriç ve Hüseyin Cahit yalç?n ele?tiri türünün önemli temsilcileridir. Edebiyat?m?zdaki ilk ele?tiri Nam?k Kemal’in Tahrib-i Harabat’?d?r.


 

Ele?tirinin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• Konu, yaz?n?n sonuna dek de?erlendirilmesi yap?lan esere ba?l? kalmal?d?r. Eser ile ilgili, de?erli ve de?ersiz diye gösterilen yarg?lar, eserden al?nacak örneklere dayand?r?lmal?d?r.
• Yazar, yarg?lar?nda belirli ölçülere ba?l? kalmal?, ele?tirileri nesnel olmal?, “be?endim, ho?uma gitti”… gibi öznel de?erlendirmelerden kaç?nmal?d?r. Bunun yan?nda ele?tiri yaz?s?n? okutacak olan elbette ele?tiri yazar?n?n kendine özgü konuyu ele al?? biçimi, kendine özgü yorumlay??? ve anlat?m?ndaki üslûbudur.
• Ele?tirisi yap?lan çal??ma, bütün boyutlar?yla ele al?nmal?, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmal?d?r. Alan?ndaki di?er çal??malarla kar??la?t?r?larak bu türe katt?klar?yla, kendisinden beklendi?i halde katamad?klar?yla ele al?nmal?d?r.
Bu da gösteriyor ki ele?tiri yazar?, her konuda ele?tiri yaz?s? yazamaz, ancak uzman? oldu?u alanda yazabilir. Ele?tiri yazar?n?n alan bilgisi, ele?tirdi?i çal??may? yapan?n alan bilgisi ile en az?ndan ayn? düzeyde olmal?d?r.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i


 

Yaz?nsal Yaratmada Bireyin ??levini Nas?l Anlamal??
Bir yap?t?n aç?klanmas?nda yazar?n ya?amöyküsü, yap?t?n anla??lmas?nda temel bir ö?e de?ildir; yazar?n dü?ünce ve niyetlerinin bilinmesi de bu yap?t?n anla??lmas?nda temel bir ö?e olamaz. Yap?t, önemli bir yap?t oldu?u ölçüde, kendi gücüyle ya?ar ve anla??l?r ve çe?itli toplumsal s?n?flar?n dü?üncelerinin çözümlenmesiyle de do?rudan do?ruya aç?klanabilir. Bir yaz?n ya da felsefe yap?t?nda bireyin i?levini yads?mak, yads?mak m? demektir? Ku?kusuz hay?r. Ne var ki, bütün gerçekler gibi bu i?lev de eyti?imseldir (diyalektiktir), dolay?s?yla onu neyse öyle anlay?p kavramaya çal??mak gerekir.

 

Yaz?n ya da felsefe ürünlerinin, yazarlar?n?n yap?tlar? oldu?unu yads?may? kimse dü?ünemez; ne ki bunlar?n da kendi mant?klar? vard?r, dolay?s?yle keyfe ba?l? yaratmalar de?illerdir hiç de. Yaz?nsal bir yap?tta hem kavramsal bir dizgenin iç ba?lant?s?, hem de bir canl? varl?klar dizgesinin iç ba?lant?s? vard?r; bu ba?lant?, bunlar?n birtak?m bütünler olu?turdu?unu gösterir; bu bütünlerin parçalar?, birbirlerine göre, birbirlerinin yard?m?yle, özellikle temel özleri yard?m?yle anla??l?p kavrayabilirler. Böylece, bir yandan ?u sonuç ç?kar ortaya: Yap?t ne denli büyük olursa o denli de ki?isel olur; çünkü, ancak çok zengin ve güçlü bireylik, henüz olu?makta bulunan ve toplulu?un bilincinde pek az belirlenmi? olan bir evreni dü?ünüp görebilir ve son ayr?nt?lar?na dek bunu ya?ayabilir. ama bir yandan da ?u sonuç ç?kar ortaya: Bir yap?t ne denli büyük bir dü?ünür ya da yazar?n kaleminden ç?km??sa o denli de kendi gücüyle kendini anlatabilir; dolay?s?yle tarihçinin, yap?t? yaratan?n ya?am öyküsü ya da dü?üncelerine ba? vurmas?na hiç gerek kalmaz. En güçlü ki?ilik, dü?ünsel ya?amla en iyi özde?le?en ki?iliktir, toplumsal bilincin etken ve yarat?c? bütün temel güçleriyle en çok özde?le?en ki?ilik. Bir yap?t?n güçsüz ve tutars?z yanlar?n? anlamak söz konusu oldu?unda ancak, yazar?n ki?ili?ine ve ya?am?n?n d?? ko?ullar?na ba? vurmak zorunlulu?u do?ar çok kez.

 

Böylece, Goethe’nin pek yaz?nsal bir de?er ta??mayan bir sürü benzetme oyunlar?, hatta Faust’un birtak?m c?l?z, güçsüz yanlar?, yazar?n Weimar saray?nda kar?? kar??ya bulundu?u zorunluklarla aç?klanabilmektedir. Ama Goethe art?k kendine yara??r düzeyde bulunmad??? andad?r ki Weimar bakan? yap?tta ön s?raya geçip varl???n? duyurur.

 

Demek, toplumla bireyi, tinsel de?erlerle toplumsal ya?am? birbirine kar??t görmek ?öyle dursun, gerçek, bunun tam tersidir. Toplumsal ya?am, yaratma gücünün en son noktas?na eri?ti?inde, her ikisi de, en yüce biçimleri içinde birbirleriyle kayna?m?? olurlar; yaz?n alan?nda bu böyledir, felsefede, siyasal alan?nda da böyle. Racine ya da Pascal’? PortRoyal’dan nas?l ay?rabilirsiniz. Munzer’i Köylüler Sava??ndan, Luther’i din devriminden, Napoléon’u imparatorluktan ve Frans?z Devrimiyle eski rejim aras?ndaki sürekli kavgadan? Tersine, topluluk ortakl??a dönü?tü?ünde, birey güçsüzle?ip göze batar duruma geldi?inde aradaki kar??tl?k iyice derinle?ir. Ama o zaman da, yaz?nsal yaratma tarihinde, derin bilginleri çok ama yaz?nsal dü?ünce tarihçisini pek az ilgilendirebilecek olan yaz?larla kar?? kar??ya bulunuruz art?k..

 

( Lucien Goldmann. Matérialisme dialectique et histoire de la littérature, Çeviren: Tahsin SARAÇ, Türk Dili Dergisi, Ele?tiri Özel Say?s? , Mart 1971)

Mod_seval:
Türk Edebiyat?’nda Mektup Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


“Mektup, “Bir ?ey haber vermek, bir ?ey sormak veya istemek için, birine ço?unlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmu? yaz?l? kâ??t, nâme” demektir.(1) Bir ba?ka tarifle,”Yaz?l? nesne, yaz?lm?? ?ey” demektir. Farsças? nâme, Türkçesi betik, bitigdir. Birbirinden uzakta bulunan ki?i ve kurumlar aras?nda haberle?meyi sa?layan bir yaz? türü. Mektuplar, insanlar?n bilgi, görü? ve dü?üncelerini birbirine bildirmek, istek ve dileklerini iletmek için s?k s?k kulland?klar? bir araçt?r.(2).
 

Mektubun Türk dünyas?ndaki yeri henüz aç?kl??a kavu?mamakla beraber, “MS.580 y?l?nda ?stanbul’a gönderilen diplomatik bir mektup ve daha sonraki yüzy?llarda Uygur prenslerinin yazd?klar? mektuplar ele geçmi?tir. Bunlar?n d???nda di?er Türk hükümdarlar?n?n da kom?ular?na veya devlet adamlar?na siyasî nitelikte mektuplar gönderdikleri ?üphesizdir. Türk edebiyat?nda mektup türünü Anadolu’ya yerle?tikten sonraki tarih içinde takip edebiliyoruz. “(3)

 

17. Yüzy?ldan sonra edebiyat türü olarak geli?en mektup, 19. yüzy?lda büyük bir önem kazan?r. Bunda okur yazar oran?n artmas?n?n, 1820 y?l?ndan sonra mektup zarf?n?n ve posta pulunun kullan?lmaya ba?lanmas?yla, posta hizmetlerinin düzenli hale gelmesinin büyük rolü olmu?tur.

 

Günümüzde en çok kullan?lan nev’ilerden biri olan mektup, “temelde bir haberle?me arac?” olmas?yla beraber kompozisyon ve ta??d??? üslup nitelikleri bak?m?ndan edebî bir de?er ihtiva eder. Bunun yan?nda mektuplar, edebiyat tarihçisi için oldu?u kadar bir tarihçi içinde belge niteli?i ta??maktad?r.

 

Mektuplar, her milletin edebiyat?nda önemli bir yere sahip olan edebi bir türdür. Klasik edebiyat?m?zda “bir ?eyi meydana getiren, bina eden mânâs?na umumiyetle nesir kar??l??? in?a, nâsir yerine mün?î s?fat?” kullan?l?rd?. Mün?î “edebî ilimlere vâk?f, bir maddeyi ne?ren ve mükemmel surette kaleme alabilen, kâtip demektir.” (4) An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Bu mün?ilerin ço?u “Mektupçuluk, Vaka-nüvislik, Reis’ülküttapl?k, Sadr-? azaml?k v.b.yüksek me’muriyetler i?gal eden kimseler, ?airler, müdürrisler, ilim adamlar?d?r. Feridun Bey, Abd’ül Celil Bin Yusuf, Celalzâde Salih, Lâmiî, K?nal?zade Ali Çelebi XVI. asr?n; Okçuzâde Mehemmed ?âhî, Yenicevardan’ndan ?eyhzâde Mehemmed, Bosnal? Abd’ül-Kerim, Dukabinzâde Osman, Vânî Mehemmed, Âlî, Nabî, Veysî ve Nergisî XVII. yüzy?l?n; ?shak Hocas?, Ahmet Efendi, Bursal? Buhaeddin, Nazmîzâde Hüseyin Murteza, Kânî, Rag?p Pa?a XVIII. as?r Türk edebiyat?n?n me?hur mün?ileridir ve mün?eat mecmualar? vard?r”(5). Bunun yan?nda 19. yüzy?l?n ba?lar?nda ve Tanzimat’tan sonra da birçok mün?inin yeti?ti?i görülür.”Antebli Mehmed Münib, Diyarbak?rl? ?a’ban Kâmî v.b.”(6).

 

Klasik edebiyat döneminde mektup kavram?n? kar??layan kelimeler oldukça çe?itlidir: “Tabiî bu de?i?ik adlar, mektubu yazanla yaz?lan?n çe?itli durumlar? gözönüne al?narak verilmi?tir. Dostluk, karde?lik, sevgi belirten mektuplara muhabbetnâme, meveddetnâme, uhuvvetnâme, rütbece alt durumda olan?n üste yazd??? mektuplara ariza, ?ukka; alçak gönüllülük göstermek için bazen varakpâre denildi?i de olmu?tur. Bunlara ek olarak halk dilinde (â??k edebiyat?nda) mektuba kâ??t, gam yükü, gönül dili, çile bohças?, nâme gibi isimler verilmesi yan?nda, sevgiliden â???a -sözlü olarak- gelen haberin yaz?lmam?? ferman, bu haberin sevindirici olmas? halinde de ?ekerli hurma ad?n? ald??? belirtilmelidir.



Düzyaz?, mektup yazanlar mün?î, devletin ve saray?n resmi yaz?c?l???n? yapanlar da ni?anc?, tevkiî gibi adlar alm??lad?r. Mün?ilerin yazd??? özel veya resmî mektuplarla ba?ka nesirlerin topland??? kitaba mün?eat (Feridun Beyin Mü?eâtu’s-selâtin’i gibi), yaln?zca mektuplar?n topland??? esere mektûbât (Mektûbât-? ?eyh Aziz Hüdâî) denildi?i gibi çe?itli adlar ta??yanlar da vard?r: Nüzhet Mehmet Efendi’nin Muaddilü’l-imlâ ve Mükemmelü’l-in?a(1885)’s? Hayret Efendi’nin Riyâzu’l-kütebâ ve h?yâzu’l-üdeba(1826)’? böyle eserlerdir”(7).

 

Mün?ilerin i?ledikleri konular sosyal hayattan pek ayr? olmasa da, kulland?klar? dil tabilikten uzak, mutantan, türlü edebî sanatlar? içeren a?dal? bir dildir. “Mün?eatlar?n bir k?sm? didaktik nitelik ta??r. Ümera, hükemâ, sâdât, ?uara, ulema, guzât, kudât, me?ayih, vüzera için yaz?lacak mektup ve yaz?lar?n ba?l?klar?, hatimeleri, yaz?lana uygun dü?ecek cümleler, ibareler beyitler, örnekler verirler “(8).

 

Tanzimat‘dan sonra bir çok tan?nm?? ?ahsiyet Garp edebiyat?ndan roman, tiyatro gibi nev’ilerden tercüme yapt??? gibi, mektup türünde de tercüme yap?lm??t?r: “Jean-Jacques Rousseau’nun Novvelle Heloise’inden iki mektubu Münif Pa?a, ayn? eserde bir ba?ka mektubu Pertev Pa?a; Recaizade Ekrem ve Ahmet Mithat, Alexandre Dumas Fils’in La Dame Aux Camelias’?ndan birer mektubu Türkçe’ye tercüme ettiler”.(9)

 

Bir mektup genellikle giri?, geli?me, sonuç gibi bölümlerden ve tarih, hitap ve imzadan müte?ekkildir. Mektuplar genellikle nesir olarak yaz?lsa da, edebiyat?m?zda manzum olarak yaz?lm?? edebî mektuplar da mevcuttur. Hususî mektuplar?n yan?nda edebiyat?m?zda, tenkit ve münaka?a, roman, hikâye, seyahat; makale, röportaj, sohbet gibi nev’ilerde yaz?lan mektuplar da vard?r.

 

Tanzimat’tan sonra, “Frans?z mefkûresinden mülhem olarak” memleketimizin içinde siyasî, edebî ve birçok sahada meydana gelen de?i?iklikler neticesinde baz? simalar?n firar etmeleri ve sürgüne gönderilmeleri sonucunda bir tenkit ve münaka?a ortam? do?mu?tur. Bu konuda yaz?lm?? mektuplara ?unlar? örnek gösterebiliriz: “Nam?k Kemal’in, Ziya Pa?a taraf?ndan haz?rlanan bir ?iir antolojisi (Harabat) için yazd??? Tahrib-i Harabat (1885) ve Takib-i Harabat (1885) ile Mecmua-i ?rfan Pa?a da yeni bir ?iir anlay???na kar?? ç?k?lmas? üzerine kaleme ald??? Îrfan Pa?a’ya Mektub’u (1885), Recaizade’nin Mes Prisons (1869) adl? çevirisiyle ilgili olarak yazd??? Mes Prisons Muahazenâmesi (1885), Muallim Naci ile ?eyh Vasfi’nin o dönem ?iirimizle ilgili görü? al??veri?lerini ortaya koyan on iki mektupluk ?öyle Böyle adl? eser (1886), yine Muallim Naci’nin Be?ir Fuad’a yazd??? Victore Hugo monografisi dolay?s?yla ba?latt??? ve yedi mektup süren münaka?alar?n? içine alan ?ntikad (1888), Corneille’nin Cid’ini tenkitli özet ?eklinde yay?mlayan Ahmet Mithat’?n Sait Bey ile olan münaka?a mektuplar?n? bir araya getiren Sait Beyefendi Hazretlerine Cevap (1898), Ali Canip’in Cenap ?ahabeddin ile dilde sadelik, Türkçülük konular?ndaki münaka?alar?ndan meydana gelen alt? mektubunu toplad??? Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münaka?alar?m (1918), Cenap ?ahabettin’in alayl? bir dille “O?luma Mektup” ba?l??? alt?ndaki didaktik hüviyetli pek çok mektubunun topland??? Evrâk-? Eyyam (1915), Nurullah Ataç’?n çe?itli sanat konular?ndaki görü?lerini belirtti?i mektuplar?ndan olu?an Okuruma Mektuplar (1958)”(10).

 

Edebiyat?m?zda mektup tarz?nda ilk roman?, “Hüseyin Rahmi Gürp?nar denemi? ve kar? koca geçimsizli?ini ele ald??? Mutallaka’y? yazm??t?r. Daha sonra yazd??? Sevda Pe?inde’nin ikinci bölümü, Ömer Seyfettin’in Bahar ve Kelebekler, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, A?k ve Ayak Parmaklan, Sivrisinek, Lokantan?n Esrar?, Memlekete Mektup hikâyeleri; Halide Edip Ad?var’?n Handan roman?, Harap Mabetler’deki imzas?z mektuplar hikâyesi; Yakup Kadri Karaosmano?lu’nun Kad?nl?k ve Kad?nlar?m?z, Bir Serencam, Milli Sava? Hikâyeleri, Okun Ucundan’daki hikâyeleri; Re?at Nuri Güntekin’in Sönmü? Yald?zlar, Bir Damla Gözya??, Bir Hazin Hakikat, Yalan, Bir Hayal K?r?kl???, Kumandan?n ?oförü hikâyeleri mektup tarz?ndad?r. Bunlardan ba?ka Halit Ziya, Mehmet Rauf, Ahmet Hikmet Müftüo?lu ve Sait Faik’in bir k?s?m hikâyeleri de mektup ?eklinde yaz?lm??lard?r”(11).

 

Baz? yerlere yap?lan seyahatler de bazen mektup türünde yaz?lm??t?r “Cenap ?ahabeddin’in Hac Yolunda (1909) ve Avrupa Mektuplar? (1931), Ahmet Rasim’in Romanya Mektuplar? (1916), Falih R?fk?’n?n Londra Konferans? Mektuplar? (1931) ve gazete sütunlar?nda kalarak kitap haline henüz getirilmeyen Danimarka Mektuplar?, an?lan yerlere yap?lan seyahat sonucunda yaz?lm??lard?r”(12).

 

Makale, röportaj ve sohbet türünde yaz?lan mektuplarda ?unlard?r: “Ahmed Mithat’?n iktisat, siyaset, kozmografya, matematik ile ilgili bilgiler verdi?i Hallu’l-ukd (1892) ile Schopenhauer’in Hikmet-i Cedîdesi (1888), Ahbâr-? Asara, Tamim-i enzâr (1892) adl? eserleri (makalelerden); Ahmet Rasim’in ?ehir Mektuplar? (1912, fikra ve sohbetlerden); Mahmut Yesarî’nin Yakac?k Mektuplar? (1938, röportajlardan) meydana gelmi?tir” (13)

 

Edebiyat?m?zda az da olsa bulunan manzum mektuplarda, mektuplar?n temel ta?? olan tabilik, içtenlik oldukça zorlan?r: “?eyhî’nin Hüsrev ü ?irin’inde, Hüsrev’in ?irin’e ve Fuzûli’nin Leylâ ile Mecnûn’unda, Mecnûn’un Leylâ’ya yazd??? mektubu; ?ehzade Beyaz?d’?n Kanunî’ye, Kanunînin Beyaz?d’a yazd?klar? mektuplar; Ba?datl? Ruhî’nin devrinin bütün ?airleri ile dostluk münasebeti için yazd??? k?rk bir beyitlik kasidesi; Bayburtlu Zihnî’nin sevgilisine yazd??? üçer dörtlüklü iki ayr? mektubu; Ali Pa?a’n?n Mahmut Pa?a’ya, Haf?z Ahmed Pa?a’n?n Ba?dat ku?atmas? s?ras?nda IV.Murad’a, IV.Murad’?n Haf?z Ahmed Pa?a’ya verdi?i cevabî mektuplar?; Edhem Pertev Pa?a’n?n Nefise Han?m’a annesi taraf?ndan yaz?lan manzum mektubu (22 m?sra); ?smail Safa’n?n karde?i Vefa’ya (üç) ve memleketi olan Trabzon’a yapt??? ziyaret dolay?s?yla yazd??? mektuplar?, (Mevlid-i Pederi Ziyaret, 1894, yüz seksen dokuz beyit); Ziya Gökalp’in Atatürk’e hitap etti?i ?stida (elli dört m?sra) ve ?kinci ?stida (otuz iki m?sra) ba?l?kl? mektuplar? manzum mektuplara örnek gösterilebilir. Aka Gündüz’ün Balkan Sava?? s?ras?nda ?ki Bayram’?, Ana Mektuplar? (Bozgun, 1334), Halit Fahri’nin Bayram Mektubu(Cenk Duygular?, 1933), Kemalettin Kamu’nun ?zmir Yollar?nda Son Mektup’u (N.R Evrimer, Kemaleddin Kamu, 1949), Orhan Seyfî’nin Sevgili’ye Mektup’u (Gönülden Sesler, 1928), Necip Faz?l K?sakürek’in Anneme Mektup’u (Ben ve Ötesi, 1932), Zindandan Mehmed’e Mektup’u (Çile, 1962), Bedri Rahmi’nin Birinci Mektup, ?kinci Mektup (ve di?erleri, üçü birden 1953), Orhan Veli’nin Oktay’a Mektuplar’? (Bütün ?iirleri 1960) edebiyat?m?zda belli ba?l? manzum mektuplard?r”(14).

 

Türk Edebiyat?nda, isim yapm?? ?air, yazar ve sanatkârlar?n yaln?z mektuplar?n?n topland??? müstakil eserler de vard?r: Ali ?ir Nevaî, Lâmiî Çelebi, Nâbi, Rag?p Pa?a, Tokatl? Ebubekir Kânî, Nev’izâde, Azmîzâde, Ganîzâde, Akhisarl? Abdulkerim, Zaifi Pir Mehmet ve benzerlerinin mün?eatlar? ile, Akif Pa?a’n?n Mün?eât-? Elhac Akif Efendi (1843) ve Muharrerat-? Hususuye-i Akif Pa?a (1883) adl? eserleri; Nam?k Kemal’in hususî mektuplar? (C.I, II, III, Haz.F.A.Tansel, 1967, 1969, 1973), Abdühlak Hamid Tarhan’?n Mektuplar’? (2 C. 1918), Muallim Naci’nin Mektuplar?m’? (1886), Ziya Gökalp’in Limni ve Malta Mektuplar? (Haz: F.A.Tansel, 1965), Cahit S?tk? Taranc?’n?n Ziya’ya Mektuplar? (1957), Ya?ar Nabi’nin Dost Mektuplar? (1972), Ahmet Hamdi Tanp?nar’?n mektuplar? (Haz:Zeynep Kerman, 1974), Naz?m Hikmet’in Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar? (1968) bunlardan baz?lar?d?r.

Kaynakça
1-Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yay?nlar?, 549, Ankara-1988, s.1003.
2-Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.231.
3-a.g.e., s.232.
4- Fevziye Abdullah Tansel, “Türk edebiyat?nda Mektup”, Tercüme, 1964, cilt:16, no:77-80, s.386.
5.a.g.m., s.386-387.
6- a.g.m., s.387.
7-Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.232.
8- a.g.e., s.232.
9- Fevziye Abdullah Tansel, “Türk edebiyat?nda Mektup”, Tercüme, 1964, cilt:16, no:77-80, s.399.
10- Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.234-235.
11- a.g.e., s.234.
12- a.g.e., s.235.
13- a.g.e., s.235.
14- a.g.e., s.235-236.
 

Mehmet Nuri PARMAKSIZ

Mod_seval:
Ropörtaj Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Röportaj, gazete ve dergilerde yay?mlan?n yaz? türlerinden biridir. Ö?retici yaz? türüdür. Bir olay, bir durum; yerinde gezip görülerek, olayla ya da durumla ilgili de?i?ik ki?ilerle konu?ularak, soru?turularak yaz?l?r.

 

Röportaj hem gezi yaz?lar?n?n hem makalenin özelliklerini ta??r. Makale gibi dayand??? sa?lam bir dü?ünceyi, bir tez vard?r. Yazar; sorunu yerinde inceleyerek, gezip görerek, halkla, varsa ma?durla ve yetkili ki?ilerle konu?arak; foto?raf, belge, istatistik bilgiler… gibi bilgilerle destekleyerek okuyucunun bilgisine sunar. En çok kamuoyu toplayan gazete yaz?s?d?r. Çok yönlü anlat?m olanaklar? vard?r. Bu yönüyle di?er dü?ünce yaz?lar?ndan zengindir. Uzunlu?u ço?u zaman makaleden çoktur. Bazen bir röportaj yaz?s? gazetenin iç sayfalar?ndan birinde dizi halinde günlerce yay?nlan?r. Okuyucunun s?k?lmadan, merakla, okudu?u bir yaz? bir türüdür.

 

Röportaj yazmak çok önemlidir. Bu nedenle de röportaj yazar?n?n toplumsal sorumlulu?u di?er yazarlardan daha çoktur. Röportaj yazarl??? ayr? bir ustal??? ve yan alan becerilerini gerektirir. Yazar evindeki kö?esine çekilip yazmaz yazd?klar?n?. Röportaj yazar? eline aya??na çabuk olmak zorundad?r. Yazar bir yandan evinde çal???rken bir yandan kütüphanede, ar?ivde, devlet dairesinde, i? yerlerinde ara?t?rma yapacak; di?er yandan da olay yerinde incelemeler yapacakt?r. Hem foto?rafç? titizli?i ile çal??acak; hem de yerine göre kimi zaman sevecenlikle, kimi zaman ?srarl? ama hiçbir zaman s?rna??k ve terbiyesiz olmadan, haddini bilerek, insan haklar?n? da çi?nemeden soru?turma yapacakt?r. Bütün bunlar?n yan?nda röportaj yazar?, okuyucu ile ba??n? koparmamak zorundad?r.

 

Röportaj türünün belirleyici özellikleri nelerdir?
• Röportaj da dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• ??lenen konu; toplumsal, sanatsal olay ya da olgu olmal?d?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?unu; konu?ma, bilgi toplama ve foto?raflarla desteklemeli, anlatt?klar?n? bir mant?k çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlatt???, önceki anlatt?klar?yla çeli?memelidir.
• Röportaj yazar?; aç?klay?c? anlat?m, öyküleyici anlat?m, betimleyici anlat?m ve tart??mal? anlat?m gibi bütün anlat?m yollar?ndan yararlan?r. Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, kar??la?t?rma, tan?k gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanmal?d?r.
• Röportaj yaz?lar? zamanla tarihsel belge olabilir.
• Foto?raf ya da belge kullan?labilir.

Baz? röportajlar, yüz yüze yap?labildi?i gibi baz?s? da yaz?l? sorular?n verilip cevaplar?n daha sonra yaz?l? olarak al?nmas? ?eklinde de olabilir.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i


 

Röportajlar genellikle sorucevap tarz?nda olur. Ancak baz? yazarlar röportaj? hikâye kurgusu ve üslûbu içinde vermeyi tercih ederler. Metin içerisinde kendi duygu, dü?ünce ve izlenimlerini de aktar?rlar. Ço?u röportaj, gezi yaz?s?yla iç içe sunulmaktad?r. Gazeteciler, ülke içinde ba?ka ?ehir ya da ülke d???nda ba?ka ülkelere gazetecilik çal??mas? için gittiklerinde oralarda yapt?klar? röportajlar? ve gezi izlenimlerini birlikte, ayn? kurgu içinde kaleme almaktad?rlar.

 

Türk edebiyat?nda röportaj türünün ilk örneklerini Evliya Çelebi vermi?tir. Modern anlamda ise Ru?en E?ref Ünayd?n’?n Diyorlar ki (1918); adl? çal??mas? bu türde verilmi? ilk örnek aras?ndad?r. Bunun d???nda di?er baz? röportajlar ?unlard?r: Hikmet Feridun Es, Bugün de Diyorlar ki (1932), Mustafa Baydar, Edebiyatç?lar?m?z Ne Diyorlar (1960); Gavsi Ozansoy, 40 Y?l Sonra Diyorlar ki (1962); Tahir Kutsi, ?ç Göç (1964); Halil Aytekin, Do?uda K?tl?k Vard? (1965); Abdi ?pekçi, Liderler Diyor ki (1969); Ya?ar Kemal, Bu Diyar Ba?tan Ba?a (1971); Fikret Otyam, Gide Gide 10 (1969); Ya?ar Nabi Nay?r, Edebiyatç?lar?m?z Konu?uyor (1976, konu?malar de?i?ik ki?iler taraf?ndan yap?lm??t?r.); ?smail Parlat?r?nci Enginün Orhan Okay Zeynep Kerman Kâz?m Yeti? Necat Birinci, Röportajlar (1997).

 

Türkiye gazetelerinde röportaj çal??malar? yay?mlanan ba?l?ca gazeteciler aras?nda ?unlar? sayabiliriz: Fikret Otyam, Ya?ar Kemal, Vasfiye Özkoçak, Füsun Özbilgen, Leyla Umar, Nuriye Akman, Ay?e Arman, Fehmi Koru, Yazgülü Aldo?an, Hüsamettin Aslan.
A?a??da Haldun Taner’le yap?lan bir röportaj? görüyorsunuz:
Ke?anl? Ali Destan?’n? yazmaya sizi neler zorlad??
Her yazar?n baz? sevgili temalar? oluyor. Mitoslar?n kulis arkas?n? de?mek de beni en çok saran temalardan biri. Lûtfen Dokunmay?n tarih plân?nda bir Baltac? hiyaneti efsanesinin tart??mas?n? yap?yordu. Ke?anl? Ali Destan? ise gecekondu ortam?nda bir kahramanl?k mitosunun parodisini yap?yor.

 

Bu oyununuzu al???lm?? müzikallerden ay?ran özellikler neler?
Al???lm??l?ktan kastiniz Amerikan modeli müzikallerse, hemen söyliyeyim ki, bu tarza kar?? ne ilgim, ne de sempatim var. ?lerde olaca??n? da hiç sanmam. Biz bamba?ka bir yolun yolcusuyuz. Ke?anl? Ali Destan? ile yepyeni bir halk tiyatrosu üslûbuna gitmeyi deniyoruz. Amac?m?z ak?am yeme?inden sonra hazm? kolayla?t?ran bir e?lence sa?lamak de?il. Söyleyece?ini güldürü k?l???nda söyleyen, seyirciyi tedirgin eden aktif bir uyar? tiyatrosu.

 

Ke?anl? Ali Destan?’n?n kahramanlar? hayattan m? al?nmad?r?
1960?ta ünlü bir kondu efesinin vurulmas? beni çok ilgilendirmi?ti. Yerinde incelemeler yapt?m. Olay?n kahramanlar? ile aileleri ile görü?tüm. Arkada??m Mehmet Kemal’in arac?l??? ile tan?klar? buldum. Konu?tum. Oyunun hareket noktas? o olay oldu. Ama oyundaki Ke?anl? Ali daha çok da kendi fantazimin ürünüdür. Deli Bozuk Zilha, 1962?de Ke?anl? Ali tipi kabare tiyatrosunda Gültepe No.8 adl? ?ansonla sundu?um gecekondulu k?z?n geli?mi? bir portresidir. Helâc? ?erif Abla ise on be? y ?l önce yay?nlanan Bayanlar 00 hikâyemin kahraman?.

 

Oyununuzu yazarken, gecekondu çevreleriyle ilgiler kurdunuz mu?
Gecekondu bölgelerine kar?? ilgim ve sevgim yeni de?il. Alt?nda?’?, Ta?l?tarla’y? ço?u dostum benim arac?l???mla tan?m??lard?r. Kondulara ait gazete haberlerini, onlar üzerine iktisadî raporlar? ilgi ile izlerim. Gecekondular? sade canayak?n insanlardan ötürü de?il, ayr?ca toplumumuzun küçük çapta bir maketi sayd???m için de çok ilginç buluyorum.

Konu?an: Ayhan Sümer

Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

Mod_seval:
MÜLAKAT NED?R?

?ki ki?i veya bir ki?i ile bir grup aras?nda sözlü bilgi al??veri?idir. Belirli bir amaç do?rultusunda yap?lan yüzyüze görü?medir. Bu bilgi al??veri?i her zaman olmasa da genellikle planlanm??t?r. ?ki taraf?n da konu?ma ve dinlemesini içerir.

MÜLAKAT YÖNTEMLER? VE TÜRLER?
Herhangi bir i? görü?mesi farkl? ?ekillerde uygulanabilir. Görü?meciler, farkl? görü?me yöntemlerini uygulayarak söz konusu pozisyon için en uygun aday? belirlemeye çal???rlar. Görü?menin çe?idine göre, görü?menin yap?s?, sorulacak sorular ve ölçülmek istenen nitelikler ve yetkinlikler farkl?l?k gösterebilir. Alt? farkl? görü?me çe?idinden bahsedebiliriz:

1.Birebir Görü?meler
2.Panel Görü?meler
3.Çal??ma Arkada?lar? Grubu
4.S?ral? Görü?meler
5.De?erlendirme Merkezi
6.Telefon Görü?meler

B?REB?R GÖRÜ?MELER
Yap?land?r?lmam?? mülakat da denir.

En çok kullan?lan, esnek ama sonuçlar? çok tart???lan bir yöntemdir. Aday ile tüm görü?meler bire bir olarak, yaln?z yap?l?r. Bu yöntemde subjektif de?erlendirmelerin görü?meyi etkilemesi kaç?n?lmazd?r; uygulanmas? halinde görü?me sürecinin çok iyi planlanmas? ve etkin bir ön haz?rl?k yap?lmas? ?artt?r. Birebir görü?meler genellikle i?veren firman?n bir temsilcisi taraf?ndan yürütülür. Bu görü?melerin yap?s? önceden belirlenebilece?i gibi, sohbet havas?nda da geçebilir. Amaç, söz konusu pozisyon için uygunluk derecesinin belirlenmesidir. Baz? firmalar, birebir görü?meleri çok rahat ve sohbet havas?nda yürütmeyi tercih eder. Bunun aday üzerinde rahatlat?c? etki yapt???na ve bilgi al?? veri?ini kolayla?t?rd??? savunulur. Buna kar??l?k baz? firmalar "stres görü?mesi" denilen ve aday?n do?al tepkilerini ortaya ç?kard??? savunulan yöntemleri kullanmay? tercih eder. Birebir görü?melerin en büyük dezavantaj? de?erlendirmenin tek bir ki?i taraf?ndan yap?lmas? ve daha subjektif kararlar?n verilmesine neden olmas?d?r.

Bu tür görü?melerde kat?l?mc?ya görü?meyi yönlendirme imkan? verilmi?tir. Aç?k uçlu soruar sorulur. “Son i?inizde hakk?nda neler söyleyebilirsiniz?” vb.

Amaç, tart??malarda al?nmayacak bilgi, duygu ve davran??alr hakk?nda bilgi almakt?r. Bu görü?meyi kat?l?mc?lar kontrol etti?inden, yap?land?r?lm?? sorular sorular sorulmad???ndan kat?l?mc?lar? birbirleri ile kar??la?t?rmak zordur. Bu yöntem daha çok üst düzey yönetici seçiminde kullan?l?r.

PANEL GÖRÜ?MELER
Bu yöntem, ikiden fazla görü?mecinin veya yöneticinin, birlikte, tek bir aday ile yapt?klar? görü?melerdir. Genellikle çok say?da eleman?n farkl? bölümlerde i?e al?nmas? planland???nda "toplu al?mlar" tercih edilir ve özellikle bankac?l?k sektöründe s?kl?kla kullan?l?r. Aday? zorlay?c? bir yöntemdir. ?irket aç?s?ndan bak?ld???nda ise iyi bir panel yöneticisi ve koordinasyon oldu?u takdirde sa?l?kl? sonuçlar ortaya ç?kabilmektedir.

ÇALI?MA ARKADA?LARI GRUBU
Bu yöntem, son y?llarda gittikçe daha fazla önem kazanan ekip / tak?m anlay???n?n eleman seçme sistemine yans?mas?d?r. Bu yöntemde seçimin a??rl???, seçilecek ki?inin birlikte çal??aca?? ekip üyelerindedir. Bir anlamda panel yöntemine dönü?tü?ü söylenebilir. Ancak buradaki görü?menin as?l amac? gruba uyumun ölçülmesidir. Ekip çal??mas? ve proje bazl? i?lerde kullan?m?n olumlu sonuçlar verdi?i gözlenmi?tir. Bu tür küçük gruplardan olu?an i? görü?melerinin amac? daha çok derinlemesine bir görü?me yapmak veya teknik bilgiyi ölçmektir. Bu yöntem ayr?ca son i?e al?m karar?n? vermeyecekleri halde, ba?ka çal??anlar?n da i?e al?m sürecinde rol almalar?n? sa?lar. En büyük avantaj?, uzun vadede birlikte çal??mas? söz konusu olan ki?ilerin önceden birbirlerini tan?malar?n? sa?lamas?d?r. Ayr?ca çal??anlar?n i?e al?m sürecine dahil edilmesi onlar? motive etmekte, karar mekanizmas?nda önemli rol ald?klar?n? dü?ünmelerine olanak vermektedir.

SIRALI GÖRÜ?MELER
S?ral? görü?melerde birebir ancak birbiri ard?na yap?lan birkaç görü?me söz konusudur. Burada mülakat yapan her ki?i, söz konusu pozisyonun tek bir yönünü inceler - tecrübe, teknik bilgi, yönetim becerisi gibi. S?ral? görü?meler de birebir görü?melerin bütün dezavantajlar?na sahiptir.

DE?ERLEND?RME MERKEZ?
Bu yöntemde panel görü?melerin tersine, adaylar?n say?s? üçten fazlad?r. Adaylara, çal??mak istedikleri alan ile ilgili ve/veya genel yöneticilik yeteneklerini ortaya koyabilecekleri örnek olay / olaylar verilir. Belirlenen süre içerisinde e?itilmi? de?erlendiriciler olay? izlemekle yetinirler. Süre sonunda örnek olay tart???l?r. Adaylar?n bu süre içerisindeki tüm tutum ve davran??lar? de?erlendirmede dikkate al?n?r. Adaylar, bunun yan? s?ra baz? testlerden de geçirilebilir.

TELEFON GÖRÜ?MELER?
Sonuçlar? sa?l?kl? ancak uygulanmas? zor bir yöntemdir.

Özellikle ülkemizde az kullan?lan görü?me tekniklerinden biridir. Kullan?l?p kullan?lmayaca?? karar? yine pozisyona ve görü?meleri yürütecek olan ki?ilerin tercihine kalm??t?r. Telefon görü?meleri iki ?ekilde kullan?labilir:

Bunlardan ilki gazete ilan?nda verilen telefonlara adaylar?n ba?vurmas? ve telefon eden adaylarla görevliler taraf?ndan telefonda bir ön görü?me yap?lmas?d?r

?kinci bir alternatif ise ba?vuran adaylar?n özgeçmi?leri üzerinden bir ön eleme yap?lmas?n?n ard?ndan yüzyüze görü?melere geçilmeden önce bir ikinci eleme unsuru olarak; veya özgeçmi?te aç?k olmayan baz? konular? ayd?nlatmak amac? ile telefon görü?melerinin yürütülmesidir.

Telefon görü?melerinin en büyük avantaj? di?er yöntemlere göre daha h?zl? olmas?d?r. En acil olarak ihtiyac?n?z olan bilgileri telefonda ö?renebilirsiniz. Ses tonu, dil hakimiyeti, telaffuz gibi konularda önemli bilgiler verir, ve bu nedenle özellikle telefonda mü?teri hizmeti veren birimler için yap?lan eleman al?mlar?nda tercih edilen bir yöntemdir.

Kaynak: http://www.turkceciler.com

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
Tam sürüme git