Deprecated: Array and string offset access syntax with curly braces is deprecated in /var/www/uzumbaba.com/public_html/forum/Sources/Subs.php on line 3889
Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri - sayfa 3 - Edebiyat -

TOPLUM VE B?L?M > Edebiyat

Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri

<< < (3/5) > >>

Mod_seval:
iyografi (Ya?am Öyküsü) -Otobiyografi (Özya?am Öyküsü) 
B?YOGRAF?

Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret vb. alanlarda hakl? bir üne kavu?mu?, tan?nm?? insanlar?n hayatlar?n?, eserlerini, ba?ar?lar?n? okuyucuya duyurmak amac?yla yal?n bir dille, tarafs?z bir görü?le yaz?lan inceleme yaz?lar?na hayat hikâyesi (biyografi) denir.


ÖZELL?KLER?

1-Ya?am? yaz?lan ki?inin kendisi taraf?ndan de?il, onunla ilgili ara?t?rma yapan, bilgi ve belgelere ula?an veya onun ya?am?na yak?ndan tan?kl?k etmi? ki?iler taraf?ndan kaleme al?n?r.
2- Tarafs?z ve gerçekçi olunmal?d?r.
3-Bilgi. Belge, tan?k ve kan?tlara dayand?r?lmal?d?r.
4- Kronolojik s?ra izlenebilir.
5- Ki?iyi tüm yönleriyle tan?t?r. Ki?inin önemi, de?eri, benzerlerinden fark? belirlenmelidir.
6- Öznel bir tutum izlenmemeli, ki?inin ya?am? a??r? yerme ve övmelerden uzak tutulmal?d?r
7- Aç?k, sade bir dil kullan?l?r.
8-Divan edebiyat?nda ?airleri anlatan bu eserlere, "Tezkire" denirdi.
9-Türün ünlüleri; Mithat Cemal Kuntay, ?evket Süreyya Aydemir.

*Ünlü bir ki?inin hayat hikâyesini yazacak kimse, geni? bir ara?t?rma yapar. ?ayet ki?i sa? ise ona hayat?yla, çal??malar?yla, eserleriyle ilgili sorular sorar ve ald??? cevaplar? not eder (veya kaydeder.); bunlardan yaz?s?nda yararlan?r. Ki?i hayatta de?ilse, onun hayat?n? (varsa belgeleriyle birlikte) etrafl?ca ara?t?r?r. Nas?l ünlü oldu?unu, nas?l ba?ar?l? oldu?unu; (varsa) eserlerini dikkatlice inceler. Bütün bu veriler ?????nda kronolojik olarak veya kendine özgü bir üslûpla hayat hikâyesini yazar.

*Ço?u zaman bunlarda, sanatç? kendisiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.

Ünlü ki?ilerin hayatlar?n? konu alan, bunlar? roman tarz?nda i?leyen edebî yaz?lara biyografik roman denir.

Bir ki?inin hayat?n? ayr?nt?l? olarak veren ki?isel biyografi kitaplar? oldu?u gibi, birden çok ki?inin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de vard?r. Örne?in antolojilerde, ansiklopedilerde, y?ll?klarda birden çok ki?inin biyografileri çok k?sa olarak ana hatlar?yla verilir. Bu eserlerde ya da yazar?n kitab?n?n arka kapa??nda veya iç sayfas?nda yer alan biyografiler genellikle k?sad?r. Ayr?nt?lar? at?lm?? daha çok do?um ölüm tarihleri, do?um yerleri, bitirdikleri okullar, çal??t?klar? i?ler, yazd?klar? eserler ve önemli ba?ar?lar? an?lmakla yetinilir. Her döneme, her mesle?e ve her millete ait ki?ilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait ki?ilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup ki?ilerin biyografilerinin topland??? eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesle?e mensup ki?ilerin yer ald??? eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde ya?ayanlar?n hayat hikâyelerinin verildi?i eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine ça?da? insanlar?n yer ald??? Who's Who? (Kim Kimdir?) adl? eseri gösterebiliriz.


Biyografiler yaz?m tekni?ine göre de farkl?l?klar arz etmektedir. Bunlar? k?saca ?öyle s?n?fland?rabiliriz:

a. Bilimsel biyografi: Biyografik bilgileri kronolojik bir s?ra içerisinde, alt ba?l?klar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdi?i yenilikleri, gösterdi?i ba?ar?lar?, eserlerini, eserlerinin de?i?ik özelliklerini ele?tirel bir tutumla, belgelere, ara?t?rma ve incelemelere dayal? olarak veren çal??malara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde ki?inin do?umu, yeti?mesi, ö?renimi, çal??ma hayat?, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, ?ekil ve muhteva özellikleri, ba?ar?lar?, ödülleri ve ba?ka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne ?u örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-?ahsiyet-Eser (1971); ?smail Parlat?r,

b. Biyografik roman: Ünlü ki?ilerin hayatlar?n? konu alan, bunlar? roman tarz?nda i?leyen edebî yaz?lara biyografik roman denir.

Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlat?m? üslûbuyla ki?iyi bir roman kahraman? gibi olaylar?n içindeki konumlar?yla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda ki?inin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davran??lar?, duygular?, dü?ünceleri, tepkileri, tav?r al??lar?, giyini?i gibi pek çok de?i?ik özellikleri ayr?nt?l? olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayat? içerisinde canl?, ya?ayan bir ki?ilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Eri?irgil'in Mehmet Akif /?slâmc? Bir ?airin Roman? (1956); Tahir Alangu'nun “Ömer Seyfettin “(1968) adl? eserleri verilebilir. Ayr?ca O?uz Atay'?n “Bir Bilim Adam?n?n Roman?” (1975) adl? roman? da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu roman?nda hocas? Mustafa ?nan'? merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayat?n? yans?tm??t?r.

c. Nekroloji: Ölen ünlü bir ki?inin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yak?n çevresinde yer alan ki?iler taraf?ndan onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çal??malar?n?n ve di?er özelliklerinin an? üslûbuyla anlat?ld??? yaz?lara denir. Bu yaz?lar bir anlamda öleni çok seven birinin a??tlar?, duygusal, öznel aç?klamalar?d?r.
Bu tür yaz?lara örnek olarak Yahya Kemal'in ölümü dolay?s?yla kaleme al?nm?? ?u yaz?lar? verebiliriz: Vehbi Cem A?kun, "?stanbul A????n? Kaybetti" (Dün-ya, 5 Kas?m 1958); Nimet Behsuz, "Büyük ?airin Arkas?ndan" (Yeni Gün, 3 Kas?m 1958); Cenap Gediko?lu, "Bir Dev ?air Göçtü" (Yeni Gün, 5 Kas?m 1958).

TAR?H? GEL???M?:

Türk edebiyat?nda ilk biyografik eser, Malik Bah?i'nin Feridüddin-i Attar'dan çevirmi? oldu?u “Tezkiretü'l-Evliya”d?r.

Daha çok mesleklerine göre düzenlenmi? ve birden fazla ki?inin biyografisinin yerald??? tezkire, menak?b, vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, ?airname, gazavatname, sicil gibi adlar alt?nda birçok eser kaleme al?nm??t?r. Menak?pname ya da velâyetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin, evliyalar?n, pir ve ?eyhlerin ola?anüstü halleri, kerametleri ve di?er ki?isel özellikleri anlat?l?r.

Yay?mlanm?? baz? menak?pnamelere ?u örnekler gösterilebilir: Hac?msultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hac? Bekta? Velâyetnamesi (Erich Gross).Vakayinamelerde de birçok devlet adam?n?n biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.

?uara Tezkireleri:
?airlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, ?iirleri hakk?nda de?erlendirmelerin bulundu?u eserlere ?uara tezkiresi denir.



OTOB?YOGRAF?Ki?inin kendi hayat?n? anlatt??? yaz?ya otobiyografi denir. Otobiyografide do?umdan itibaren otobiyografinin yaz?ld??? ana kadar ya?ananlardan anlatmaya de?er olanlar yaz?l?r. Edebiyat, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir ki?i; di?er insanlarca bilinmeyen yönlerini, ba?ar?s?n? nelere borçlu oldu?unu ve nas?l kazand???n? anlatmak amac?yla otobiyografisini yazar. Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlay??la kaleme al?nsa da gerçekler göz ard? edilmemelidir.



MONOGRAF?:
Ünlü bir kimsenin hayat?n?, ki?ili?ini, eserlerini, ba?ar?lar?n? ayr?nt?lar?yla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yaz?lan inceleme yaz?s?na monografi (tek yaz?) denir. Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait bir sorun özel bir görü?le veya bak?? aç?s?yla de?erlendirilebilece?i gibi bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yap?labilir.

PORTRE
Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tan?tmak amac?yla yaz?lan edebî yaz?lara portre denir. Ki?inin sadece d?? görünü?ünün (boyunun, yüzünün, giyini?inin, hareketlerinin...) anlat?ld??? portreye fizikî portre; iç dünyas?n?n, al??kanl?klar?n?n, duygular?n?n, fikirlerinin, zay?f taraflar?n?n... Anlat?ld??? portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir. Ço?u zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.

Fizikî portre; ki?iyi di?er insanlardan ay?ran d?? özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun s?fatlar kullan?larak özgün bir ?ekilde yaz?l?r.

?ç dünyan?n anlat?ld??? ruhî portrede ise; ki?inin ahlâk?, al??kanl?klar?, dü?ünceleri ilginç bir üslûpla yaz?l?r. Portreye konu kolan ki?iye ait, dü?ünceleri ve anlay??lar? daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
Romanda olay kahramanlar? de?i?ik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek d?? görünü?leriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tan?t?l?r. Okuyucunun roman kahramanlar?n? hayalinde canland?rmas? sa?lan?r. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabilece?i gibi ba??ms?z bir edebî tür olarak yaz?lm?? portreler de vard?r.

Portre örne?i
ATATÜRK

Atatürk her ?art içinde kendisini empoze edenlerdendi. Bak???nda, jestlerinde, ellerinin hareketinde, k?m?ldan??lar?nda ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vard?. Bu dinamizm etraf?n? bir çe?it sessiz sars?nt? ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikal?k bir konu?madan sonra bu mütevaz? ve rahat adam?n, bu ö?reticinin an?nda bir uçtan öbür uca geçebilece?ini, meselâ en rahat ve kahkahal? bir sohbeti keserek en çetin bir karar? verebilece?ini ve daha gücü bu karar? verdikten sonra yine ayn? noktaya dönece?ini dü?ünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete haz?r bir dinamizm diyelim.

Ahmet Hamdi Tanp?nar, Be? ?ehir’

Otobiyografi
Otobiyografi Bir dü?ünürün, bir sanatç?n?n kendi ya?am öyküsünü anlatt??? eserdir. Kaynak olarak ki?i kendini ve aile büyüklerinden ald??? bilgileri kullan?r. Otobiyografi yazmak çok güçtür, çünkü insan?n kendinden sözederken objektif olmas? zordur. Otobiyografiler sayesinde o ki?inin sanat?, dü?ünceleri, yapt??? i?ler hakk?nda bilgileniriz. Biyografiler ayn? zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çal??acaklara ve yazar?n ya?ad??? dönemin özelliklerine kaynakl?k eder. Otobiyografileri okumak, kendi deneyimlerimize bir ya?am deneyimini, ya?ayan?n a?z?ndan katmak demektir. Onlar?n; ba?ar?lar?n?n nedenlerini çözeriz.

Otobiyografinin belirleyici özellikleri:

• Otobiyografi dü?ünsel plânla yaz?l?r.

• Otobiyografi, belgelere dayan?larak yaz?l?r. Rivayetlere ve tart??malara yol açacak bilgilere yer verilmez.

• Derlenen bilgiler bilimsel ara?t?rma yöntemiyle bir araya getirilmelidir.

• Biyografi yazar? objektif olmak zorundad?r.

 
Kaynak: http://www.turkceciler.com

Mod_seval:
“Gezi Yaz?s?” Türünün Özellikleri
Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


Bir yazar?n yurt içinde ve yurt d???nda gezip gördü?ü yerlerin ilgi çekici özelliklerini anlatt??? yaz? türüdür. Gezi yaz?lar? gezip görmenin, iyi bir gözlemin ürünüdürler. Gezi yaz?lar?n?n tarihi çok eskidir. ?nsanlar hep uzak ülkeleri, uzak ülkelerin do?as?n?, insanlar?n?, bu insanlar?n ya?ay?? biçimlerini ve yaratt?klar? kültür eserlerini merak etmi?lerdir. Bir nedenle ba?ka ülkelere giden ki?ilerle kar??la?t???m?zda, onlar? soru ya?muruna tutmam?z bundand?r. Günümüzde televizyon görüntüleri dünyan?n birçok kültürünü yan?ba??m?za getirdi?i halde, hâlâ gezi an?lar?n? dinlemenin ya da okuman?n tad? ba?kad?r.

Gezi yaz?lar?n?n çok yönlü anlat?m olanaklar? vard?r. Uzunlu?u ço?u zaman kitap olacak kadard?r. Gazetenin iç sayfalar?ndan birinde dizi halinde günlerce yay?nland??? da olur. Okuyucunun s?k?lmadan, merakla okudu?u bir yaz? türüdür.

Gezi yaz?s? yazarken ilgiyi uyan?k tutmak, okuyucuda okudu?u yerleri görme iste?i uyand?rmak çok önemlidir. Gezi yazarl??? ayr? bir ustal??? gerektirir. Yazar gezdi?i yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek k?vrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmal?d?r.

Gezi yaz?s? ile röportaj aras?ndaki ayr?l?klar nelerdir?
Gezi yaz?lar?yla röportaj birbirine kar??t?r?lmamal?d?r. Gezi yaz?s?nda ilgi çekici yerler anlat?l?r. Röportajda oldu?u gibi, sorunlar? de?mek, arkas?ndaki sorunlar? duyurmak, kamuoyu olu?turmak amac? güdülmez. Gezi yaz?lar? bir bak?ma an?ya ve günlü?e de benzer, fakat onlardan ayr? bir yaz? türüdür.

Gezi yaz?s?n?n belirleyici özellikleri nelerdir?
• Gezi yaz?lar?nda ço?u kez kronolojik zamanl? plân uygulan?r. Gezi için yap?lan haz?rl?klar; yolculuk, yolculuk s?ras?nda görülen ilgi çekici olaylar; var??, var??taki ilk izlenimler…
• Gezi yaz?lar?nda da kendinden önceki söylenmi?lerden, yaz?lm??lardan ayr? olmak önemlidir. Ayn? yerler daha önce de ba?kalar? taraf?ndan görülmü?, yaz?lm?? olabilir. ?kinci gidi?te görülenlerle, ilk gidi?te görülenler aras?ndaki farklara bile de?inmek gerekir. Bu da gezi yaz?lar?n?n zamanla tarihsel belge oldu?unu ortaya koymaktad?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?unu; konu?ma ile, bilgi toplama ve foto?raflarla desteklemeli, anlatt?klar?n? bir mant?k çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlatt???, önceki anlatt?klar?yla çeli?memelidir.
• Gezi yaz?lar?nda yazar; aç?klay?c? anlat?m, öyküleyici anlat?m, betimleyici anlat?m ve tart??mal? anlat?m gibi bütün anlat?m yollar?ndan yararlan?r. Ayr?ca okuyucuya de?i?ikli?i gösterebilmek için örnekleme, kar??la?t?rma, tan?k gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanabilir.
• Resim kullan?lmal?d?r.

 

Eskiden gezi notlar?n?n kaleme al?nd??? eserlere “seyahatname” deniyordu. Modern zamanlarda ise Türkçe bir sözcük olan “gezi” terimi tercih edildi.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Gezi yaz?s?, bir ki?inin ya da grubun yurdun de?i?ik bölgelerine ya da ba?ka ülkelere de?i?ik amaçlarla yapt?klar? gezilerde gözleyip izlediklerini, tespitlerini, ele geçirdikleri bilgi ve bulgular?, oralarla ilgili duygu ve dü?üncelerini anlatt?klar? yay?nlara denir.


Gezi yazar? gezip gördü?ü yerlerin hem kendisi hem de okuyucular için tarihî ve co?rafî aç?dan ilgi çeken yönlerini, özelliklerini, kültürel, jeolojik güzelliklerini, halk?n?n gelenek, görenek, töre ve âdetlerini ak?c?, ilgi çekici ve etkili bir üslûpla kaleme döker.

 

Gezi yaz?lar? genellikle mensur ise de manzum olanlar da vard?r. Gezi yazarlar?, gözlem ve izlenimlerini daha çok tasvîrî bir üslûpla kaleme al?rlar. Baz? yazarlar, olay ve olgular? oldu?u gibi aktar?rken, baz?lar? günlük, mektup , röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini tercih ederler.

 

Dünya edebiyat?n?n en önemli seyahatnameleri aras?nda 13. yüzy?lda yay?mlanm?? Marko Polo’nun Uzak Do?u izlenimlerini içeren Seyahatnamesi ve 14. yüzy?lda ya?am?? Arap gezgin ?bni Batuta’n?n ?slâm dünyas? gezilerini konu edinen Seyahatnamesi yer al?r.

 

Türk edebiyat?n?n ilk seyahatname eserleri aras?nda Farsça yaz?lan Hoca G?yaseddin Nakka?’?n Acâibü’lLetâif adl? eseriyle Ali Ekber Hatâî’nin 1515'te yazd??? H?tâînâme adl? eseri say?labilir.
Seydî Ali Reis (ö.1562) Mir’atü’lMemâlik (1557) adl? seyahatnamesinde Belücistan, Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir’le ilgili gözlemlerini ve ya?ad??? olaylar? anlatm??t?r. III. Sultan Murat (15751575) döneminde Tokatl? ?brahim o?lu Ahmet, Acâibnamei Hindistan adl? eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen, Hicaz izlenimlerini aktar?r.

 

Trabzonlu Mehmet A??k’?n (1555?) Menâz?ru’lAvâlim ad?ndaki eseri de gezi edebiyat?n?n önemli eserlerindendir.
Türk edebiyat?n?n en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi’nin (16111682) 10 ciltlik seyahatnamesidir. Evliya Çelebi , 40 y?ll?k gezilerinden elde etti?i co?rafî, etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgiyi ak?c? ve mübalâ?al? bir üslûpla kaleme alm??t?r.

 

Türk edebiyat?nda “seyahatname” ad?yla birçok eser yaz?ld??? gibi, ad? “seyahatname” olmad??? hâlde bu türe özgü özellikler gösteren ba?ka eserler de vard?r. Pirî Reis’in Bahriye adl? eseri buna bir örnektir.
?lk seyahatnameler, genellikle ba?ka ülkelerde elçi olarak gönderilen devlet memurlar?n?n gittikleri ülkenin ya?ama biçimi, kültürel özellikleri, sosyal ili?kileri, giyim ku?amlar?, sokaklar?, ?ehircilikleri, bürokrasileri ve ba?ka özellikleri hakk?nda Türk okuyucusu için aktard?klar? ilgi çekici bilgilerden olu?maktad?r.

 

Kimi yazarlar, gittikleri ülkelerden gönderdikleri mektuplarda bulunduklar? ülke ile ilgili baz? bilgiler de vermi?lerdir.
Sultanlar?n sefer s?ras?nda konaklar aras? mesafeleri gösteren menâzil kitaplar?, her gün yap?lan i?leri anlatan rûznâmeler de gezi türüne ili?kin bilgiler içermektedirler. Haydar Çelebi Rûznâmesi buna örnek olarak gösterilebilir.
Keçecizade ?zzet Molla (17851829) sürgüne gönderildi?i Ke?an ve ?stanbul’a dönü? izlenimlerini MihnetKe?an (1269) adl? eserinde anlat?r.
Ömer Lütfi, Ümit Burnu Seyahatnamesi’nde dört y?l din bilgisi hocas? olarak kald??? Ümit Burnu ve havalisini de?i?ik yönleriyle tan?t?r.
Türk edebiyat?nda modern zamanlarda da yurt içine, ?slâm dünyas?na, Bat?ya ve ba?ka ülkelere yap?lm?? pek çok gezinin notlar? yay?mlanm??t?r.
 

Gezi Türünün Geli?imi

Gezi türünün uzun bir geçmi?i vard?r. Bu günkü tan?m?na ve niteli?ine tam uymasa da çok eski ça?larda gezi türünden say?labilecek örneklerin bulundu?u bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan ba?layarak günümüze kadar çe?itli ülkelerden birçok gezgin, elçi, ?air ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmi?lerdir.

Ba?ka ülkelere yap?lan yolculuklarla ilgili ilk gezi yaz?lar?na örnek olmak üzere M.S. 448'de Hun hükümdar? Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyal? Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans ?mparatorlu?u elçisi iken tuttu?u notlar? gösterebiliriz.

?ranl? ?air ve din adam? Nas?r Hüsrev ‘in hac maksad?yla yapt??? Mekke gezisini ve bu arada M?s?r ve Anadolu’nun do?usunda gördüklerini anlatan ’sefername’ adl? eserini de ilk gezi kitaplar? aras?nda sayabiliriz.

Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin ba??nda ?üphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini ?bn-i Batuta’y? anmam?z gerekir.

Marco Polo, Yak?n Do?u ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculu?a ç?km?? ve bu yolculu?unda gezip gördü?ü yerleri anlatan bir eser yazm??t?r. Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyat?n?n ilk klasik örneklerinden biri say?l?r. Arap gezgini ?bn Batuta da Anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan’? dola?arak oralarda ya?ayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazm??t?r.

Önceleri daha çok tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatç?lar?n da dikkatini çekmi?tir. Ele al?nan konular, kullan?lan dil, yazarlar?n gözlem ve anlat?m özellikleri bak?m?ndan gezi yaz? ve kitaplar? art?k edebiyat?n bir kolu, bir ba?ka deyi?le bir yaz? türü özelli?i kazanm??t?r.
 

Gezi Yaz?lar?n?n Çe?itleri

Gezi yaz?lar?n?, yolculuk yap?lan yer bak?m?ndan ikiye ay?rmak mümkündür: yurtiçi gezi yaz?lar? ve yurt d??? gezi yaz?lar?’

Yurtiçi gezi yaz?lar?, bir yazar?n herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yapt??? bir yolculuk s?ras?nda gezip gördü?ü yerleri ve edindi?i izlenimleri anlatt??? yaz?lard?r. Bu tür gezi yaz?lar?na, Re?at Nuri Güntekin’in Anadolu Notlar?n? gösterebiliriz.

Yurtd??? gezi yaz?lar? ise bir yazar?n kendi ülkesi d???nda yapt??? gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yaz?s?na da Falih R?fk? Atay’?n Deniz A??r? adl? eseri örnek olarak gösterebiliriz.

Gezi yaz?lar?n?, gezi türünde eser veren kimselerin durumlar? bak?m?ndan da ikiye ay?rabiliriz: u?ra?lar? yazarl?k olan kimselerin kalemlerinden ç?kan gezi yaz?lar?, u?ra?lar? yazarl?k olmayan kimselerin ortaya koydu?u gezi yaz?lar?.

Yazarl??? bir meslek olarak benimsemi? kimselerin eserlerinde gezilen görülen yerler, de?inilen konular, insanlarla ilgili gözlemler yaz? sanat?n?n birçok özelli?ini yans?tan renkli bir dille anlat?l?r.

?kinci kategoriye giren yaz?lar, genellikle yazarl?kla ilgili olmayan, fakat yurt içinde veya d???nda baz? yerleri görmek üzere geziye ç?kanlar?n veya geçici görevlerle yabanc? bir ülkede oturanlar?n kaleme ald?klar? yaz?lard?r. Bu gibi kimselerin eserlerinde anlat?m kuru ve renksiz olabilir. Ancak bu tür eserlerde bazen çok ilginç gözlemlere, sa?lam bilgilere ve mant?kl? yorumlara rastlayabiliriz. Örne?in ünlü Türk denizcisi Piri Reis’in Bahriye adl? kitab? bu bak?mdan ilginçtir. Bu kitap Akdeniz’i çevreleyen karalar, ormanlar, da?lar, kentler üzerinde verdi?i bilgilerle hem bir deniz atlas?, hem de bir gezi kitab? niteli?i ta??r.

Gezi yaz?lar?n? amaç ve yaz?l?? bak?m?ndan da üçe ay?rmak mümkündür: günü gününe al?nm?? notlara dayal? gezi yaz?lar?, mektup biçiminde yaz?lan gezi yaz?lar? ve bir ülkeyi daha nesnel ve derinlemesine tan?tmay? amaçlayan gezi yaz?lar?.

Kimi yazarlar, gezip gördükleri yerleri günü gününe veya aral?kl? olarak tuttuklar? notlarla anlat?rlar. Bu gibi gezi yaz?lar? ço?u kez an? türünün de özelliklerini ta??r. Bu çe?it gezi yaz?lar?na Burhan Arpad’?n Gezi Günlü?ü adl? eseri örnek olabilir.

Kimi yazarlar da gezi izlenimlerini belli aral?klarla arkada?lar?na yazd?klar? mektuplarda anlat?rlar. Bu gibi gezi yaz?lar?nda mektup türünün hemen hemen her özelli?ini görebiliriz. Bu çe?it gezi yaz?lar?na Celaleddin Ezine’nin Amerika Mektuplar? örnek olarak gösterebiliriz.

Üçüncü tür gezi yaz?lar?, yazar?n ki?isel gözlemleri yan?nda daha ba?ka bilgi ve belgelere dayal? tasvir ve yorumlar? içerir. Örne?in Falih R?fk? Atay’?n gezi kitaplar? genellikle bu biçimde yaz?lm?? eserlerdir.



Türk Edebiyat?nda Gezi Yaz?lar?

Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yaz?lan ilk gezi kitab?, tan?nm?? denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratül-Memalik adl? eseridir. Eser Portekizlilere kar?? sava??rken Hint denizinde f?rt?naya yakalan?p Gücerat’ta karaya ç?kan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönü?ü s?ras?nda ba??ndan geçen serüvenleri kapsar.

Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin Cihannüma adl? eseri de gezi yaz?lar?nda rastlanan birtak?m özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi, Osmanl? ülkesinin birçok yerini dola?m?? ve eserinde gördü?ü bu yerlerle ilgili ayr?nt?l? bilgiler vermi?tir.

Edebiyat?m?zda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazar? Evliya Çelebi’dir. Tarih-i Seyyah ad?n? ta??yan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanl? ?mparatorlu?u s?n?rlar? içinde ve d???nda gezip gördü?ü yerleri anlat?r. Bu yerler aras?nda Bursa, ?zmir, Trabzon gibi ?ehirlerimiz yan?nda Avusturya, Hicaz, M?s?r, Habe?istan ve Da??stan gibi yabanc? ülkeler de bulunmaktad?r. Evliya Çelebi’nin gezi kitab?ndan XVII. Yy. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini ö?renmek mümkündür. Anlat?mdaki sadelik, içtenlik ve söyle?i havas? da eser için ayr? bir üstünlük say?l?r.

XVII. yy’da Hac yolculuklar?n? anlatan bir tak?m gezi kitaplar? ile birlikte Avrupa ve Yak?n Do?u ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazd?klar? ’sefaretname’leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler aras?nda gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde ta??yan? Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir. Yazar bu eserinde Lale Devri’nde Fransa’da elçilik yaparken gördüklerini tatl? bir dille anlatm??t?r.

Edebiyat?m?zda gezi türünden yaz?lara ilginin artt???n? daha çok XIX. yy’da görüyoruz. Bir tak?m denizcilerimizin, ülke d???ndaki Müslümanlar?n e?itilmesi için görevlendirilmi? din adamlar?m?z?n ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Do?u, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayal? bilgiler sergilenmi? bulunmaktad?r.
 

Tanzimat’tan Sonraki Geli?meler

XIX. yy’nin sonlar?nda yay?mlanan ve gerçek bir gezi yaz?s? niteli?i ta??yan eser Ahmet Mithat Efendi’nin Avrupa’da Bir Cevelan adl? kitab? olmu?tur. Yazar bu eserinde ?stanbul’dan Stockholm’e kadar yapt??? tren yolculu?una ve dönü?ünde u?rad??? birçok Avrupa kentlerine ili?kin gözlem ve izlenimlerini anlat?r. Ali bey’in Seyahat Jurnali adl? kitab? da bu yüzy?l?n önemli gezi eserleri aras?nda say?l?r.

1908'den sonra gezi türünden eserlerin say?s?nda önemli bir geli?me görülmektedir. Bunda okur say?s?n?n art??? yan?nda yabanc? gezi kitaplar?n?n Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmu?tur. Bu dönemin tan?nm?? ?air ve yazarlar?ndan Cenap ?ehabettin’in Hicaz yolculu?unu anlatan Hac Yolunda Suriye ve Irak’tan söz eden Afak-? Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yans?tan Avrupa Mektuplar? adl? eserlerini Türkçe gezi türünün ba?ar?l? örnekleri aras?nda gösterebiliriz.

Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yaz?lar?

Cumhuriyet döneminde edebiyat?m?zda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sa?lanm??t?r. Bu dönemin tan?nm?? gezi yazarlar? aras?nda önce Falih R?fk? Atay’? anmam?z gerekir. Atay’?n Deniza??r?, Taym?s K?y?lar?, Bizim Akdeniz, Tuna K?y?lar?, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele al?nan konular ile gerek gözlem gerekse anlat?m ustal??? bak?m?ndan ilginç ve de?erli eserlerdir.

Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren di?er yazarlar aras?nda ?stanbul’dan Londra’ya ?ileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi adl? kitaplar?yla Saik Sabri Duran’?, Finlandiya adl? kitab?yla ?ükufe Nihal’i, Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükre? adl? kitaplar?yla Sadri Ertem’i, Tuna’dan Bat?ya ve Anadolu Notlar? adl? iki ciltlik kitab?yla Re?at Nuri Güntekin’i, Anadolu Manzaralar? adl? kitab?yla Hikmet Birand’?, Gezi Günlü?ü ve Avusturya Günlü?ü adl? kitaplar?yla Burhan Arpad’? sayabiliriz.

Son y?llarda gezi edebiyat?m?z yeni eserlerde daha da zenginle?mi?tir. Yabanc? ülkelerle kültürel ili?kilerin artmas? ve bireysel gezi imkanlar?n?n ço?almas? sonucu olarak bu türde eser yazanlar? say?s?nda da bir art?? görülmektedir.

Günümüz yazarlar? aras?nda gezi yaz? ve kitapar?yla ün yapm?? olanlar aras?nda Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra Erhat’?, Dü?sem Yollara Yollara adl? eseriyle Haldun Taner’i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adl? eseriyle Melih Cevdet Anday’?, Sam Amcan?n Evinde ve Bir Garip Ada adl? eserleriyle Badii Faik Ak?n’?, Can?m Anadolu adl? eseriyle Bedri Rahmi Eyübo?lu’nu, ?u Bizim Rumeli adl? eseriyle Y?lmaz Çetiner’i ve Almanya Beyleri ?le Portekiz’in Bahçeleri adl? eseriyle Nevzat Üstün’ü sayabiliriz.



K?r?kkale’ye Giderken
Ankara kalesi, telsiz direkleri ve bir tünel… Yar?m dakika karanl?k. Ankara geride kald?. Bu yol, bütün bozk?r? geçer, Karadeniz’e dek ula??r.
?smet Pa?a y?llard?r fikir döktü, ray dö?edi. ?imdi ben, bu ray üstünden fikir ta??yan kültür sava??n?n z?rhl? trenine yeti?mek için kilometrelerin seki?ini say?yorum. Tren yolunda… Gezici e?itim sergisi K?r?kkale istasyonunda…


Tren yolunda dedi?im zaman dudaklar?m?zda yabans? bir k?vr?nt? seziyor gibiyim. Sezmeye de gerek yok gerçekten:
“Tren yolunda da laf m? a can?m.” diyebilirsiniz.


E?er siz, bir zamanlar Yah??han’a dek böyle gidip gelen eski tren bozuntusunu an?msars?n?z hiç de böyle dü?ünmezsiniz.
Hele benim gibi Yah??han yolunda tuhafl?klara tan?k olmu?san?z…

Size, istasyonlar?n kimi bodurumsu, kimi kavaklar gibi birbirlerinin s?rt?ndan s?r?tan uzun dall? a?açlar?ndan, çe?melerinden, bayrak direklerinden, makaslar?ndan, telgraf direklerine tünemi? güvercinlerinden, yol kenar?nda doygun doygun treni seyreden öküzlerden, özgür ve ne?eli s?palardan söz edece?imize bizim orta Anadolu’ya kültür ve yeninin a?k?n? ta??yan trene rast gelinceye dek bugünkü güzel trenin yerindeki o eski tren ve ray bozuntusundan söz edeyim, her halde can?n?z s?k?lmaz.

Y?l 1921, ?nönü ile Sakarya sava??n?n aralar?… Ankara’dan Kayseri’ye do?ru bir ak?n var.
Ka?n?, ka?n?, ka?n? Yollardan, da?lardan, ta?lardan g?c?rt?dan geçilmiyor.

Mumyalanm?? bir e?e?e benzeyen c?l?z, sanki tenekeden yap?lma bir lokomotif, ince, uzun hörgücünü kald?rm??, bitkin develeri an?msatan vagonlar da bunlar?n aras?nda Kayseri yolunu tutuyor.
Her nedense o zaman burada i?leyen dekovilde, sudan geçmeyen hayvan?n inad?na benzer bir inat vard?. Zaman zaman tutara?? tutard?. Bakars?n?z, t?p?? t ?p?? giderken birdenbire z?nk yerinde sayar. Bir ses duyulur:

 

“Lokomotifin suyu tükendi. Allah’?n? seven su getirsin!…”
Kovalarla, ibriklerle, testilerle bir sürü halk su aramaya ç?kar, su bulunmayan bir yerde ise herkes mataralar?ndaki, testilerindeki, teneke ya da toprak ibriklerindeki sular? lokomotife bo?alt?rlar. Mübarek, yürümeye ba?lar. Ama yürüyü? de ne yürüyü?!…
Trenin üstünde pinekleyen ihtiyarlar, kimi zaman ?öyle konu?urlard?:
“Tren giderken indim, aptes bozdum, elimi yudum, trene bindim.”
“Abdest tazeledim, yine geldim, yeti?tim.”
Yoku? bir yere gelindi mi bir ses yükselirdi:
“Allah’?n? seven vagonlar? ard?ndan itsin!”

Yüzlerce adam trenden iner, trenin durdu?unu gören köylüler de gelir. Helesa yelesa ile treni yürütürlerdi. Trenin kömürü tükenip yöreden çal? ç?rp? toplad???m?z? da ben bilirim.
Bunlar? söylerken sadece bir an?y? anlat?yorum. Dün süngüsünü tüfe?ine çaputla ba?lay?p dü?mana sald?ran bir ulusun o günü böyle geçerdi.
?imdi ?smet Pa?a’n?n dö?edi?i raylar üstünde fikir gibi h?zl?, düzenli ve rahat trenle K?r?kkale’ye yakla??yoruz.

 
Makinenin, tekni?in dokundu?u yer, çölün ortas?nda bile olsa yepyeni bir uygarl??? f ??k?rt?veriyor. K?r?kkale i?te böyle bozk?r?n ortas?nda baca, fabrika, asfalt, geometri, boyal? ev, sa?lam tavan, i? gömle?i giyen al?n terli insan demektir. K?r?kkale bana, kopmu? bir film parças?n?n sar? bakkal kâ??d?na yap??t?r?lmas? etkisini yapt?. K?r?kkale, ba?l? ba??na minnac?k bir fabrika yuvas?d?r. Sa?? solu, önü arkas? bozk?rd?r.

 

?stasyon kalabal?k… Siyahlar giyinmi? ö?retmenler, i? gömlekli i?çiler, ustalar, mühendisler, bereli kad?nlar, irili ufakl? çocuklar vagonlar?n çevresinde toplan?yorlar…

 

[Sadri Etem (Ertem). "K?r?kkale'ye Giderken",Türk Dili Dergisi, Gezi Özel Say?s?, 1 Mart 1973.]

Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

Mod_seval:
Haber Yaz?s? Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



?nsanlar aras? ilk ili?kilerden biri haberle?medir. Bugün hayvanlar dünyas? gözlendi?inde yine ayn? gerçekle kar?? kar??ya kal?r?z. Leyleklerin göç katarlar?n?n idaresi; ar?lardaki, kar?ncalardaki i? bölümü; anaç tavu?un yavrular?n? büyütmesi ba?ka nas?l aç?klan?r? ?lk insanlardan günümüze haberle?me dumandan, davuldan, ku?tan, atl? postalardan, motorlu postalardan; günlük gazetelere, sesli radyo haberlerine, görüntülü televizyon haberlerine, bilgisayar a?lar?na uzanan bir geli?me göstermi?tir.

 

Günlük gazetelerde, belli aral?klarla yay?nlanan dergilerde, meslek kurulu?lar?n?n belli aral?klarla yay?nlad??? bültenlerde; radyo ve televizyonlarda belli zaman aral?klar?yla sunulan bültenlerde halka duyurulmak üzere yay?mlanan yaz?lara haber denir. Yay?n organlar?n?n en büyük deste?i haberdir. Hiç bir yay?n organ? habersiz dü?ünülemez. Bir haberin de?eri okuyucu say?s?yla belirlenir. Bu nedenle her olay haber olmayabilir. Belli bir okuyucu kitlesine ula?abilecek olaylar haber say?l?r.

 


Yay?n ile yay?m aras?ndaki farklar? tart???n?z!
Halka günlük olaylar? haber verme gelene?inin ?imdilik Atina’da ba?lad??? san?lmaktad?r. Eski Atina’da, halk günün belirli saatinde, bir meydanda toplan?r, hatip kendilerine o günün haberlerini yüksek sesle söylerdi. Eski Osmanl?’daki “tellâl ça??rmak”, “tellâl ç?kartmak” i?i de, halka duyurulmas? gerekli haberleri ula?t?rmak için haberci göndermekten ba?ka bir ?ey de?ildi. Tellâl mahalle aralar?na girer, sokak sokak gezer, böylece haberi vatanda??n aya??na götürürdü. Günümüzde ayn? i ?i belediyeler; acil durumlarda, haberin hemen iletilmesi için resmi daireler en çok da pazarlamac?lar uygarl???n teknik olanaklar?n? da kullanarak hâlâ yapmaktad?rlar.

 

Görülüyor ki, haber kayna??n? ya?amdan al?r. Genel olarak bu kaynaklar üçe ayr?l?r: 1. Resmi Haberler, 2. Özel Haberler, 3. Ajans Haberleri. Resmi haberler, resmi ve özel kurulu?lardaki yetkili ki?ilerden al?nan haberlerdir. Özel haberler, halk aras?ndan toplan?r. Ajans, haber toplama ve yayma i?leriyle u?ra?an kurulu?tur. Haberde; yurtiçindeki, yurtd???ndaki önemli ya da ilginç olaylar k?sa ve özlü bir biçimde halka sunulur, gerekirse resimle, foto?rafla desteklenir. Haber yaz?lar?, anlatt??? olay?n türüne göre ad al?r: Siyasal haberler, ekonomik haberler, bilimsel haberler, teknoloji haberleri, sanat haberleri, spor haberleri, sosyal haberler… vb. Skandal ve dedikodu haberleri… gibi halk aras?nda heyecan yaratan haberler vard?r, böyle haberlere sansasyonel haber denir. Haberin anlat?m? ço?unlukla resmi olmak zorundad?r. Haber toplayana, haber yazana muhabir denir.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Gazeticilikte bir haberde aranan ilkeler nelerdir?
Gazete haberlerinde uyulmas? gereken ilkeler vard?r. Bir haberde bunlar?n eksiksiz verilmesi gerekir:” Ne?/Kim?; Neyi?/Kimi?; Nas?l?; Niçin?; Nerede? ;Ne zaman?” sorular?n?n yan?tlar? haberde bulunmal?d?r.

 

• Ne/Kim: Habere kaynak olan olay?n kimin ba??ndan geçti?i ya da neyin bir olay sonucunda etkilendi?i bildirilmelidir. Örne?in: “Vezüv yanarda?? patlad?”, “Tarihi Zeus Heykeli kaç?r?ld?.” “Atatürk Bütün Yurtta ve D?? Temsilciliklerimizde An?ld?. ”
• Neyi/Kimi: Habere kaynak olan olay kimi, neyi etkiledi. “Bakanlar Kurulu, memur maa? katsay?s?n? görü?tü.”, “Milli E?itim Bakan?, resim çal??malar?yla uluslararas? ba?ar? kazanan be? ö?renciyi kutlad?.”…
• Nas?l: Habere kaynak olan olay?n yap?l??, meydana geli? sürecinin anlat?ld??? bölümdür.
• Niçin: Her olay?n bir nedeni vard?r. En kötü olaylar? gerçekle?tirenler bile, bir nedenin arkas?na s???n?rlar. Do?ada nedeni çözülemeyen olaylarla bilim adamlar? hâlâ u?ra?maktad?r; kanserin olu? nedenleri, ozon tabakas?n?n delinmesinin nedenleri…
• Nerede: Yeryüzü bir yerdir. ?nsan bir yerde do?ar. Bütün olaylar bir yerde geçer. Yer bilgisi haberlerde genelden, tikele do?ru verilir; ülke, il (varsa ilçe, köy), mahalle, semt, cadde, sokak, ev, mutfak…
• Ne zaman: Yine bütün olaylar bir zamanda meydana gelir. Zaman bilgisi de haberlerde genelden, tikele do?ru verilir; y?l, ay, gün, saat, dakika…

 

Haber yazmak çok önemlidir. Muhabir, bu ilkeleri uygularken okuyucu ile ba??n? koparmamak zorundad?r.

 



Haber yaz?s?n?n belirleyici özellikleri nelerdir?
• Haber plân? tersine dönmü? pramit diye bilinir. Tersine dönmü? pramitte, haberin giri? bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Geli?me bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayr?nt?lar verilir. Sonuç bölümünde ise olay?n etkisi, olaya el koyma anlat?l?r.
• Haber ilginç olmal?d?r. Haberin ba?l??? da ilginç olmal?, ba?l??a gözü tak?lan okuyucu, gerisini okumak için can atmal?d?r.
• Haber duyulmam?? olmal?d?r. Okuyucu duydu?u bir olay? ikinci kez okumaz.
• Haber önemli olmal?d?r. Haberin ilgilendirdi?i okuyucu kitlesi çok olmal?d?r.
• Haber do?ru olmal?d?r. Muhabir haberi tarafs?z yazmal?, habere yorum katmamal?d?r. Yorum kö?e yazarlar?n?n i?idir.
• Haber yaz?lar?nda, muhabir okuyucuyu haberle ba?ba?a b?rakmal?, okuyucusuna kendi varl???n? hissettirmemelidir.
• Bu kurallara bütün yaz?l? anlat?mlarda uygulanacak genel kurallar? ekleyiniz.

Önemli Temsilcileri: Nam?k Kemal, Ziya Pa?a, Recaizade Mahmut Ekrem, ?inasi

 

Belli bir zamanda ve yerde olmu? olaylar? merak? giderecek düzeyde ayr?nt?l? ve anla??l?r bir dille aktaran yaz?lara denir. Haber yaz?lar?nda inand?r?c?l?k, belgelere dayanma, olay? tüm boyutlar?yla aktarma, yans?z davranma, okuyucunun farkl? yorumlamas?na imkân vermeyecek ?ekilde, aç?k ve anla??l?r bir dil ve üslûpla aktar?lmas? gibi unsurlara dikkat edilir.

Mod_seval:
Günlük Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Günlük türünün ne oldu?u üzerine kafa yormak, asl?nda biraz da edebiyat?n ne oldu?unu dü?ünmektir. Düzenli olarak tutulmu?, tarih at?lm?? notlardan m? ibarettir günlükler yoksa bundan fazla bir ?ey mi? Bu konuda en genelleyici tan?m? usta günlükçü, romanc? André Gide yapm??t?: “Günlü?ün an?dan tek fark?, günü gününe tutulmu? olmas?d?r.” Edebiyat?n toplardamarlar?ndan biri olarak her günlük bir portre, bir öykü, bir an?, bir tarih yaz?s?d?r. Yay?mlanmak için yaz?ls?n yaz?lmas?n, her günlü?ün bir kurgusu vard?r. Paris’teki Bir Yabanc?n?n Günlü?ü yazar? Malaparte’nin dedi?i gibi, “Günlüklerin, tüm öyküler gibi, bir ba??, bir entrikas? ve bir sonu vard?r.” Günlük türünün kökeni üzerine

Öteki edebiyat türlerinin kökeniyle kar??la?t?r?ld???nda, günlüklerin ç?k?? noktas?, yan?t? daha belirsiz bir soru olarak kar??m?za ç?k?yor. Türün geçmi?ini irdelemek, günlük yazman?n do?as? üzerine dü?ünmek anlam?na da geliyor. Bat?’da günlü?ün, Do?u’ya göre daha geli?mi? bir edebiyat türü oldu?una ku?ku yok. Ama örne?in Japon edebiyat?nda da 10. yüzy?lda yaz?lm?? günlükler bulmak mümkün. Dolay?s?yla günlük türünün hem Do?u hem Bat? kültürlerinde, kendine özgü ?artlar alt?nda biçimlendi?i söylenebilir. Peki, nedir günlük yazmak? Ba?l? ba??na, bir ömür adamay? gerektiren bir yaz? u?ra?? m?? Öyküden, ?iirden kesilince ba?vurulan bir teselli mi? Yoksa yaz?n kuramlar?n?, ya?anan dönemin olaylar?n? taslak halinde sunan birer belge mi? Sa?l?kl? saptamalar yapabilmek için günlükleri farkl? ba?l?klar alt?nda de?erlendirmek en do?rusu.

Edebiyat günlükleri
Bir edebiyat günlü?ü, yaln?zca bir edebiyatç?n?n elinden ç?km?? günlük de?il, edebiyat olaylar?na, ki?ilerine ve sorunlar?na yönelmi? günlüktür. Özellikle Bat?’da, 20. yüzy?lda yayg?nla?an bu tür günlükler, “özel günlük” olma niteli?ini de ta??r. Ayn? zamanda ba?ka türlerde yap?tlar veren André Gide, Julien Green, Max Frisch, Stefan Zweig gibi yazarlar, geride edebiyat günlüklerinin seçkin örneklerini b?rakt?lar. Örne?in Gide, Kalpazanlar adl? roman?n? yazd??? süreçte bir günlük tutmu? ve yap?t?n?n a?amalar?n?, kuram?n? apaç?k ortaya koymu?tu. Öte tarafta, Gide’in bu ‘edebiyat’ günlükleri, en özel günlüklerden de say?l?r, onu, yazar?n kendi iç dünyas?na vurdu?u bir ne?termi? gibi ürpertiyle okuruz. Edebiyat günlüklerinin iki unutulmaz örne?i de, Katherine Mansfield ve Virginia Woolf’un günlükleridir. Mansfield, henüz 16 ya??ndayken yazmaya ba?lad??? Bir Hüzün Güncesi’nde, yazarl?k tutkular?n?, h?rslar?n?, k?skançl?klar?n?, k?rg?nl?klar?n? içtenlikle ortaya serer. Bu hüzünlü günlük, Mansfield’?n erken ölümünden sonra yay?mlanm??t?r. Virginia Woolf da, Bir Yazar?n Günlü?ü’nde, ad?ndan da anla??labilece?i gibi, yap?t?n? ve yazarl???n? merkeze al?r. Bir Yazar?n Günlü?ü türünden metinler, bugün edebiyat tarihçileri ve merakl? okurlar için hazine de?eri ta??yor. An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

Günlü?ün intihar yüzü
Edebiyat günlükleri, geçen yüzy?lda yayg?nla??rken bir özellik daha kazanm??t?: Yazar? hayattayken yay?mlanmak. Bu durum, günlüklerin ne kadar içten oldu?unu sorusunu getirse de Cocteau, Maugham, Maurois, Gide, Green gibi birçok yazar günlüklerini sa?l?klar?nda yay?mlad?lar. Belki biraz da bu yüzden, günlü?ünü hayattayken yay?mlamayanlar?n yazd?klar? daha ‘içten’ bulundu. Hele bir de yazar?n?n müntehir olmas?, günlüklere ayr? bir çekicilik ve sahihlik kat?yordu. ?ntihar eden iki yazar?n, Cesare Pavese ve Sylvia Plath’?n günlükleri, bunun en iyi iki örne?idir. Cevat Çapan’?n dilimize Ya?ama U?ra?? ad?yla kazand?rd??? Pavese’nin günlü?ü, edebiyat tarihinin en sars?c? metinlerinden biri belki de. Çok iyi bir edebiyat günlü?ü say?labilecek Ya?ama U?ra??, ad?m ad?m intihara giden bunal?ml? bir yazar?n iç dünyas?n?, hiçbir ‘özel’ günlü?ün yapamayaca?? kertede ustal?kla yans?t?r. Pavese, bir otel odas?nda can?na k?yd?ktan sonra kitapla?an ve uzun y?llar? kapsayan bu günlük, neredeyse yazar?n?n öteki yap?tlar?n? gölgede b?rakm??t?r. Sylvia Plath’?n günlükleri de intihar?ndan sonra kocas? Ted Hughes’un ‘müdahale’siyle yay?mlanm??t?. Ba?yap?t? S?rça Fanus kadar olmasa bile, Plath’?n günlü?ü y?llard?r ona yak?n bir ilgiyle okundu, okunuyor.

Okuma günlükleri, ele?tiri günlükleri, sanatç? günlükleri…
Zaman içinde edebiyat günlüklerinin de alt kollar? olu?tu. Ele?tiri günlükleri, okuma günlükleri yaz?lmaya ba?land?. Bunun Türkçede yay?mlanan son örne?i, Alberto Manguel’in Okuma Günlü?ü adl? yap?t?yd?. Öte yandan, günlük, modern romanda da bir imkân olarak belirdi, bir anlat?m tekni?ine dönü?tü. Örne?in, ça?da? edebiyat?n büyük yap?tlar? Sartre’?n Bulant?’s?, Rilke’nin Malte Laudris Bridge’nin Notlar? ya da Martin Walser’in Jocob Von Gunten’?, günlük biçimiyle yaz?lm??t?r. Fernando Pessoa’n?n ba?yap?t? Huzursuzlu?un Kitab?, niçin okurun kar??s?na hep farkl? kimliklerle ç?kan ?airin günlü?ü olarak okunmas?n? Yaln?zca yaz?n türleri de?il, öteki sanatlar da geride günlük edebiyat? için hat?r? say?l?r metinler kalmas?n? sa?lam??t?r. Kierkegaard’?n günlü?ü, felsefe tarihinin en önemli yap?tlar?ndan biri olarak önümüzde duruyor. Marcel’in günlü?ü ve Camus’nun Defterler’i de hem günlük edebiyat? hem de felsefe tarihi için önemli metinler. Rousseau’nun ?tiraflar’? ise olsa olsa günlük türüyle akraba say?labilir. Ressamlar bu konuda felsefecilerden daha üretken: Dali’nin, Delacroix’n?n, Klee’nin günlükleri iyi birer sanatç? günlü?ü oldu?u kadar resim sanat? üzerine ilginç dü?üncelerin geli?mesinde etken olmu?lard?r. Sinemac?lardansa Cocteau’nun, Zavattini’nin, Tarkovski’nin günlükleri unutulmamal?. Özellikle, Türkçeye Zaman Zaman ?çinde ad?yla çevrilen Andrei Tarkovski’nin günlü?ü, sadece sinema tarihi için de?il, edebiyat tarihi için de e?siz bir eser olarak nitelendirilmeyi hak ediyor. Bat? edebiyat?n?n, günlük türünün kökle?mesini iyi ?air ve yazarlara borçlu oldu?unu söylemek, herhalde yanl?? olmaz. Victor Hugo’dan Charles Baudelaire’e, Goethe’den W.B. Yeats’e, Dostoyevski’den Whitman’a kadar birçok soy ?airin, yazar?n yolu günlü?e u?ram??. Kafka’n?n günlü?ünü okudu?unuzda, bunu ancak Kafka’n?n yazabilece?ini sezersiniz. Marcel Proust, Stendhal, Gombrowicz, Romain Rolland, Bat?’dan ilk akla gelen öbür günlükçüler. Bir de, bizim edebiyat?m?zda hiç olmayan, bütün ömrünü günlük yazma i?ine vermi? Thoreau, Léataud, Anais Nin, Amiel (tam 174 defter doldurmu?tur!) gibi isimler var ki, onlara yaln?zca sayg? duyulur!


Türk edebiyat?nda günlük/b]

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yirmisekiz Çelebi Sefâretnamesi ya da Silahdâr Tarihigibi kimi eserlerde baz? olaylar?n günlük biçiminde anlat?lmas?n? saymazsak, edebiyat?m?za Bat?’daki anlam?yla günlük Tanzimat’tan sonra girmi?tir. Ancak neredeyse romanla ya??t olan bu türün edebiyat?m?zda yeterince geli?ti?ini söylemek zor. Türkçede yay?mlanm?? ilk günlük, Ali Bey’in Seyahat Jurnali’dir. Ali Bey’in, eserinin ad?nda jurnal (Frans?zca ‘journal’) sözcü?ünü tercih etmesi, günlü?ün bize pek çok ba?ka tür gibi Bat? kanal?yla geldi?ini gösteriyor. Jurnal sözcü?ü, Cemil Meriç gibi birkaç istisna d???nda, fazla tutunamam??, yerini ‘günce’ ve ‘günlük’ sözcüklerine b?rakm??t?r. Ataç’?n savundu?u ‘günce’nin de bugün ‘günlük’ kadar yayg?n olmad??? söylenebilir. Zaten günce’yi savunan Ataç’?n, Fournier’den yapt??? Ads?z Kö?k çevirisinde günce yerine ‘ruzname’ ve ‘hat?ra defteri’ sözcüklerini kulland???n? da unutmamak gerekiyor. Ali Bey’in Seyahat Jurnali’nden sonra Bat?l? anlam?yla asl?nda ilk edebiyat günlü?ü say?labilecek ?air Nigar Han?m’?n günlü?ü geliyor. Bu eserin bir k?sm?, ?airin ölümünden 40 y?l sonra Hayat?m?n Hikâyesi ad?yla yay?mlanm??t?. Ahmet Refik’in Kafkas Yollar?nda adl? seyahat günlü?ünden ba?ka, Sultan Re?ad ve Vahdettin dönemlerinde sarayda ba?mabeyncilik yapan Lütfi Simavi’nin notlar? da günlük olarak nitelenebilir. Yine günlük sayabilece?imiz ?bnülemin Mahmut Kemal ?nal’?n defterleri ise yay?mlanmad?. Atatürk’ün Anafartalar Sava?? s?ras?nda tuttu?u günlükler, ölümünden sekiz y?l sonra Türk Tarih Kurumu’nca bas?lm??t?r. Cumhuriyet öncesinin önemli yazarlar?ndan Ömer Seyfettin’in Ruznameler’i de kitap olarak yay?mlanmam?? günlükler aras?nda yer al?yor.

?ki öncü: Salâh Birsel ve Ataç

Ru?en E?ref Ünayd?n, Falih R?fk? gibi Cumhuriyet dönemi yazarlar?n?n günlüklerinden baz? parçalar kimi kitaplar?nda yer alsa da, edebiyat?m?zda hâlâ dola??mda olan günlükler denince iki isim akla geliyor: Ataç ve Salâh Birsel. Ataç, Günce’siyle hem bir edebiyat günlü?ü ortaya koymu? hem de devrinin edebî e?ilimlerine yön vermi?ti. Salâh Birsel ise Ku?lar? Örtünmek, Nezleli Karga, Bay Sessizlik, Aynalar Günlü?ü, Ya?l?l?k Günlü?ü gibi kitaplar?yla ça?da? edebiyat?m?z?n öncü günlükçüsü oldu. Onun ku?akda?lar? say?labilecek Nuri Pakdil ve Orhan Burian’?n günlükleri de bu iki edebiyat adam?n? tan?mak için e?siz metinler. Burian’?n günlü?ü geçen y?l YKY taraf?ndan yeniden yay?mlanm??t?. ?air günlükleri

Cumhuriyet’ten bugüne do?ru günlük yazarlar?n?n beklendi?ince ço?almad??? görülüyor. ?airlerin de?il de daha çok düzyaz?yla u?ra?anlar?n Türk edebiyat?nda günlük tutmu? oldu?unu saptamak mümkün. Bir öykücünün, Tomris Uyar’?n Gündökümleri ad?yla yay?mlanan günlükleri, hem niteli?i hem niceli?i dü?ünülünce, Türkçenin say?l? günlüklerinden biri olarak adland?r?lmay? hak ediyor. Cemil Meriç’in iki cilt halinde yay?mlanan Jurnal’i ise sadece Türkçede de?il, dünya edebiyat?nda benzerine zor rastlanacak bir yap?t. Romanc?lardan ilk akla gelen, O?uz Atay’?n Günlük’ü. Atay’?n hastal??? sürecinde kaleme getirdi?i bu günlük daha çok kendi yap?tlar? üzerinden ?ekilleniyor. ?airlerden ise akla gelen, elbette, Cemal Süreya’n?n Günler’i; t?pk? ?iirleri gibi, dönüp dönüp okunacak bir kitap. Cahit Zarifo?lu’nun Ya?amak adl?, “Ne çok ac? var.” kült cümlesiyle ba?layan günlü?ü de Türkçenin benzersiz yap?tlar?ndan biri olarak kalacak. ?lhan Berk’in günlü?ü El Yaz?lar?na Vuruyor Güne? ise ?airin unutulmaz düzyaz? kitaplar? aras?nda yer al?yor. Hilmi Yavuz’un Geçmi? Yaz Defterleri, felsefe-edebiyat aras?nda, parçal? yaz?’lardan olu?an ve edebiyat?m?zda türünün tek örne?i olan bir günlük say?labilir. Yavuz’un 30 defteri bulan öteki günlüklerinin yay?mlan?p yay?mlanmayaca??n? ise zaman gösterecek. Hulki Aktunç da defter dolusu günlük tutan gizli günlükçü ?airlerden. Bunlar? yay?mlamayaca??n? söylese de, bir ara, Kitapl?k dergisinde yay?mlad??? Kediler Günlü?ü’nden bir parça ile okurlar?n? umutland?rm??t?. Bir ba?ka ?air Turgut Uyar’?n günlükleri ise ne yaz?k ki kitap olarak yay?mlanmad?. Sezai Karakoç’un gerçekten K?rm?z? Horoz - Do?ulu Bir Werther adl? bir günlü?ü var m?? Güven Turan vakti gelince günlüklerini yay?mlayacak m?? Zaman gösterecek…. Adalet A?ao?lu’nun ‘dert dökme defterleri’

Usta romanc?m?z Adalet A?ao?lu’nun geçti?imiz haftalarda iki kitap halinde yay?mlanan günlükleri, hem yay?n dünyas?ndaki en ‘taze’ günlükler olmas? hem de yak?n entelektüel tarihimize ???k tutmas? bak?m?ndan önem ta??yor. Damla Damla Günler ba?l???yla yay?mlanan eser, 1969 y?l?ndan, Adalet A?ao?lu’nu TRT’den istifaya do?ru götürecek ‘karar zaman?’ndan ba?l?yor; 22 Temmuz 1996 tarihinde yazar?n u?rad??? ‘trafik sald?r?s?’yla sona eriyor. Günlü?ün ilk cildinde yazar?n Ölüme Yatmak adl? roman?n? nas?l zihninde kurgulad???n?, ‘karn?nda ta??d???n?’ okurken, bir yandan da entelektüel çevrelerde kimlerin cunta yanl?s? oldu?unu, hangi yazarlar?n özgürlükçü bir tutum sergiledi?ini ö?reniyoruz. Damla Damla Günler, Sevgi Soysal’dan Muhsin Ertu?rul’a, Orhan Kemal’den Behçet Necatigil’e kadar isimlerin yer ald??? bir yak?n edebiyat tarihi resmigeçidi. Adalet A?ao?lu’nun, kendi deyi?iyle, bu ‘dert dökme defterleri’, t?pk? romanlar? gibi edebiyat?m?z?n seçkin bir burcunda hep var olmay? sürdürecek. Oktay Akbal, An?larda Görmek, Geçmi?in Ku?lar? ve Yeryüzü Korkusu adl? üç günlü?ünde öykülerindeki s?cak dünyay? yans?tt??? kadar edebiyat dünyas?na dair birçok anekdot da aktar?yordu. Muzaffer Buyrukçu’nun uzun günlükleri içinse ‘anekdot günlükçülü?ü’ demek daha yerinde olur. Fethi Naci’nin ele?tiri günlükleri, Türkçede ba?ka örne?i olmayan yap?tlard?r. Naci’nin günlüklerini okurken kuram bilgisinin yan?nda edebiyat lezzeti ve ya?anm??l???n s?cakl???n? da buluyor insan. Memet Fuat’?n son y?llar?n? anlatt??? günlüklerinin hayat? boyunca tutulmu? olmas?, ku?kusuz, edebiyat?m?z için büyük kazanç olurdu. Günlük, yay?mlanmak için mi yaz?l?r? Yazan?n kendini temize ç?karma çabas? m?d?r yoksa bir iç dökü? mü? Ki?i, günlük yazarken ne kertede içten olabilir? Bu sorular?n, yaz?lm?? günlükler kadar çok cevab? var. Ne olursa olsun, günlük bir edebiyat türüdür. Sab?r i?idir. Ya?anm??l???n tad? kadar gündeli?in ayr?nt?lar?yla da güzelle?ir günlükler. Kimisi, içti?i çay? yazar günlü?üne, bu bile güzeldir. Çünkü bir yazard?r o çay? içen… Günlü?ün oldu?u yerde herkes sustu?undan, yazan devle?ir. Bazen de bütün çaresizli?iyle okurunun kar??s?ndad?r. Salâh Birsel, günlüklerinden birinde, “Ölmeden bu günlük güzelle?mi? olamaz.” yazm??t?. Günlük tutmak, i?te bu duygudad?r. Günlük, gelecekte bir gün en çok okunan tür olabilir mi? Bir ?ey söylemek zor. Ancak günlüklerin, edebiyat var oldukça ya?ayaca?? ku?ku götürmez. Çünkü edebiyat, ayr?nt? demektir. “Her gün not tutun; aç?k, okunakl?. Tarih atmay? da unutmay?n. Hayat?m?n günlü?ünü günü gününe tutmu? olsayd?m, ?imdilerde bir Larousse sözlü?ü olurdu elimde. Duyulmu?, derlenmi? bir kelime, yeniden kar??la??lan bir dünyad?r. Ah, neler yitiriyoruz! Bütün o yitirdi?imiz incileri dü?ünün! Hayat?n?z?n günlü?ünü yaz?n!”Max Jacob, Genç Bir ?aire Ö?ütler, çev. Salâh Birsel

Mod_seval:
Türk Edebiyat?’nda An? Türü
Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


‘An?’n?n eski kar??l??? ‘hat?ra’d?r. Edebî bir tür olarak an?, bir ki?inin akl?n?n erdi?i dönemden itibaren görüp ya?ad???, kendisi ve toplum için önemli gördü?ü olaylar? ve durumlar? belli bir sistem içinde yaz?ya döktü?ü, genellikle, otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, ki?inin yaln?zca kendisiyle ilgili bilgileri verirken an?, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir. Günlük tutan yazar, s?ca?? s?ca??na o günün olay, ya?ant? ve dü?üncelerini aktar?rken; an? yazar?, tarih olmu? eski zamanlar?n olaylar?n? belle?e ya da belgelere dayal? olarak ortaya koyar. Bu bak?mdan an? metinleri yaln?zca hat?rlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olaylar? içerdi?i için tarihi aynen aksettirmekten uzakt?r, büsbütün objektif olmas? beklenemez. Toplumlar?n sosyal hayatlar?nda an? aktarmak önemli bir gelenektir. Özellikle ya?l? insanlar kendilerinden daha genç kimselere daha önce görüp geçirdiklerini, ya?ad?klar? ilginç olaylar? anlat?rlar.

An? yazma gelene?i, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlar?nda bat?daki meslekta?lar?na olan özentiden ba?lam?? ve giderek günümüze kadar gelmi?tir.

Tanzimat öncesindeki ?uara tezkireleri, menak?pname, siyer, vekayi’name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlam?yla birer an? eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri ta??rlar.

An?lar konular? itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride de?erlendirilmektedir. Bunlar kesin s?n?rland?rmalar de?ildir. Bir siyasî an? kitab?nda edebî an?lar da olabilmektedir. Kimi an? kitaplar? da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmi? ki?ilerin portrelerinden olu?maktad?r. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatç?lar?m?z Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatl? Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakk? Süha Sezgin Edebî Portreler’i (?stanbul 1997); Be?ir Ayvazo?lu Defterimde 40 Suret (?stanbul 1996)… gibi.

5.1. Siyasî ve Askerî Konulu An?lar
Tanzimat‘tan sonra an? yazma gelene?i devlet yönetiminde bulunmu? önemli ki?iler aras?nda da yayg?nla?t?.

5.1.1. Askerî Konulu An?lar
Afet ?nan Atatürk’ten Hat?ralar (1950), Atatürk Hakk?nda Hat?ralar ve Belgeler (1959); Falih R?fk? Atay Atatürk’ün Bana Anlatt?klar? (1955), Atatürk’ün Hat?ralar? (1965), Çankaya (1969); Celal Bayar, ?evket Süreyya Aydemir Suyu Arayan Adam (1959); ?smet Kür An?lar?yla Atatürk (1965); Ali Fuat Cebesoy S?n?f Arkada??m Atatürk (1997); Hilmi Yüceba? Atatürk’ün Nükteleri F?kralar? Hat?ralar? (1963); Ahmet Cevat Emre ?ki Neslin Tarihi (1960); Nadir Nadi Perde Aral???nda (1965); Erdal Öz Deni? Gezmi? Anlat?yor (1976); Safa Güner Köy Enstitüleri Hat?ralar? (1963); Yakup Kadri Karaosmano?lu Zoraki Diplomat (1955). Politika’da 45 Y?l (1968); Samet A?ao?lu Strazburg Hat?ralar? (1933), Babamdan Hat?ralar (1939), A?ina Yüzler (1965)… Ahmet A?ao?lu Serbest F?rka Hat?ralar? (2. bask?, 1969); Erdal ?nönü An?lar ve Dü?ünceler; Rauf Denkta? Rauf Denkta?’?n Hat?ralar? (4 cilt, 1996); Emre Kongar Ben Müste?arken (1996); Gülsün Bilgehan Mevhibe ?nönü’nün An?lar?, Milliyet, 08.03.1998…

5.1.2. Hariciye ve Elçilik An?lar?
Ülkemizi yurt d???nda temsil eden, yurt d??? görevlerinde bulunan baz? ki?iler oradaki kimi ilginç gözlem ve izlenimlerini yaz?ya dökmü?lerdir. Ali Fuat Cebesoy Moskova Hat?ralar? (1955); Feridun Cemal Erkin D??i?lerinde 34 Y?l (1980); Zeki Kuneralp Sadece Diplomat (1982)…



5.1.3. Cezaevi ve Avukat An?lar?
Ülkemizde belli dönemlerde özellikle ayd?nlar, sanatç?lar, edebiyatç?lar ve politikac?lar zaman zaman tutuklanm??lard?r. Onlar hapishanede ya?ad?klar?n?, yarg?lanmalar? s ?ras?nda ba?lar?ndan geçenleri, çektikleri s?k?nt?lar? ve bu tür ki?ilerin davalar?n? üstlenen avukatlar gözlem ve izlenimlerini an? biçiminde yazm??lard?r: Necip Faz?l K?sakürek Cinnet Mustatili (1955), Y?lanl? Kuyudan (1970); Bediî Faik Hapishane Notlar? (1958); Halikarnas Bal?kç?s? Mavi Sürgün (1971); Aziz Nesin Bir Sürgünün An?lar? (1971); Nazl? Il?cak Allah Kurtars?n (1987); Zeynep Oral Bir Ses (1987); Sevgi Soysal Y?ld?r?m Bölge Kad?nlar Ko?u?u (1976)… An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

5.2. Edebiyat ve Sanat Konulu An?lar
Tanzimat döneminden sonra pek çok sanatç? ve yazar, özellikle olgunluk ya?lar?nda siyasî, sosyal, edebî, kültürel alanlardaki dü?ünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili aç?klamalar? yazm??lard?r.

5.2.1. Edebiyat Konulu An?lar
Refik Halit Karay ?stanbul’un ?ç Yüzü (1920), Üç Nesil Üç Hayat (1943); Ercüment Ekrem Talu Dünden Hat?ralar (1945); Nihat Sami Banarl? Yahya Kemal Ya?arken (1959), Hilmi Yüceba? Yedi ?airden Hat?ralar (1960); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Oktay Akbal ?air Dostlar?m (1964); Zekeriya Sertel Mavi Gözlü Dev (1968), Naz?m Hikmet’in Son Y?llar? (1979); Orhan Kemal Naz?m Hikmet’le Üç buçuk Y?l (1965); Mehmet Seyda Edebiyat Dostlar? (1970), Çocukluk Y?llar? (1980); Mehmet Ba?aran Yasakl? (1987); Mehmet Kemal Ac?l? Ku?ak (1968); Demir Özlü Sürgünde 10 Y?l; Ömer Faruk Toprak Duman ve Alev (1969); Sabiha Sertel Roman Gibi (1969); Aziz Nesin Bir Sürgünün An?lar? (1971), Poliste (1967)…


Halide Nusret Zorlutuna Bir Devrin Roman? (1978); Meral Tolluo?lu Babam Nurullah Ataç (1980); Talip Apayd?n Bozk?rda Günler (1952), Karanl???n Kuvveti (1967), Akan Sulara Kar?? (1985); Hikmet Erhan Bener Bürokratlar (197879); Muzaffer Buyrukçu Arkada? An?lar?nda Orhan Kemal (1984); R ?fat Ilgaz Yoku? Yukar? (1982), K?rk Y?l Önce K?rk Y?l Sonra (1986); Hasan ?zzettin Dinamo 67 Eylül Kas?rgas? (1971), 2. Dünya Sava??nda Edebiyat An?lar? (1984); Baki Süha Edibo?lu Bizim Ku?ak ve Ötekiler (1968); Samim Kocagöz Bu Da Geçti Ya Hu (1992); Melih Cevdet Anday Akan Zaman Duran Zaman (1984); Ahmet Hamdi Tanp?nar “Cahit S?tk?’ya Dair Hat?ralar”, Edebiyat Üzerine Makaleler (1969)…

5.2.2. Tiyatro ve Tiyatro Sanatç?lar? ?le ?lgili An?lar
Kimi tiyatro yazar ve sanatç?lar? da meslek hayatlar? boyunca ba?lar?ndan geçen ilginç olaylar? kaleme alm??lard?r. Hafi Kadri Alpman Ahmet Fehim Bey’in Hat?ralar? (1976); Vasfi R?za Zobu O Günden Bu Güne (1977), Uzun Hikâyenin Sonu (1990); Halit Fahri Ozansoy ?ehir Tiyatrosunun 50. Y?l? Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde (1964); Haldun Dormen Sürç ü Lisan Ettikse (1977); Gülriz Sururî K?ldan ?nce K?l?çtan Keskince (1978); Mücap Ofluo?lu Bir Avuç Alk?? (1985)..

5.3.3. Bas?n An?lar?
Bas?n çal??anlar?n?n, yazar ve muhabirlerinin an?lar? vard?r: Ahmet Rasim Muharrir, ?air, Edip (1926, 1980); Ahmet ?hsan (Tokgöz) Matbuat Hat?ralar?m (19301931); Yusuf Ziya Ortaç Bizim Yoku? (1966); Necip Faz?l K?sakürek Bab?ali (1975); Vedat Nedim Tör Y?llar Böyle Geçti (1976)…

5.3.4. E?itim ve Ö?retmenlik An?lar?
E?itimciler ve ö?retmenler, meslekleri gere?i yurdun pek çok yerinde bulunarak ülke çocuklar?n? ve toplumu e?itme sorumlulu?unu üstlenmi? ki?ilerdir. Dolay?s?yla e?itimciler birçok sorun, ki?i ve gruplarla gerekti?inde mücadele eden ki?ilerdir. Kimi e?itimciler önemli olaylara tan?kl?k etmi? olan hayatlar?n? kaleme alm??lard?r: H?fz?rrahman Ra?it Öymen Mektepçili?in Kâbesinde ?ntibaât ve Tahassüsat (1926); ?evket Süreyya Aydemir Toprak Uyan?rsa (1963); Fikret Madaral? Ekmekli Dönemeç (1965); Enver Demir Bir Ö?retmenin Defterinden 41 Y?l?n Hikâyesi (1968); M. Rauf ?nan Bir Ömrün Öyküsü (1986); Kemal Kurda? ODTÜ Y?llar?m (1998)…

Bu s?n?flaman?n d???nda birkaç örnek: Abdülhak ?inasi Hisar Geçmi? Zaman Kö?kleri (1956), Geçmi? zaman F?kralar? (1958)… Nahit S?rr? Örik Eski Zaman Kad?nlar? Aras?nda (1958); Halit Fahri Ozansoy Eski ?stanbul Ramazanlar? (1968); Malik Aksel Resim Sergisinde Otuz Gün (1943); Samiha Ayverdi Bir Dünyadan Bir Dünyaya (1974), Hat?ralarla Ba?ba?a (1977), Hey Gidi Günler Hey (1989); Esin Af?ar An?lar Yan?lt?r m?? (1995); Halit K?vanç Hadi Anlat Bakal?m An?lar 1 (1998)…

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
Tam sürüme git