* Anl?k üyeleraras? ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullan?c? bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* ?u an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 17
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* ?statistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 288
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2029

* Son ?letiler/Konular

Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[12 Mayıs 2020, 17:01:31]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* ?nternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri  (Okunma sayısı 37766 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« : 05 Temmuz 2009, 18:22:56 »
???R B?LG?S?
 

MISRA (D?ZE)
     Ölçülü ve anlaml?, bir sat?rl?k naz?m birimidir.

 

 

BEY?T (?K?L?K)
     Ayn? ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük olu?turan ve iki dizeden olu?an naz?m birimidir.

 

 

ÖLÇÜ (VEZ?N)
     ?iirde dizelerin hece say?s?na veya hecelerin ses de?erine göre bir uyum içinde olmas?d?r.

 

 

HECE ÖLÇÜSÜ:
     ?iirde dizeleri olu?turan sözcüklerin hece say?lar?n?n e?itli?ine dayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yaz?lm?? dizeler okunurken belli yerlerde durulur.Durulan bu yerlere "durak" denir. Durak sözcü?ün sonunda yer al?r.

 

ARUZ ÖLÇÜSÜ:
     Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve k?sal???na göre, aç?k ya da kapal? olu?una göre düzenlenmesidir.K?sa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi (-) ile gösterilir.

?male: Aruz kal?b?na uydurmak için k?sa hecenin uzun say?lmas?d?r.

Zihaf: Uzun heceleri k?sa okumakt?r.

 

 

SERBEST ÖLÇÜ:
     Bu ölçüde hecelerin say?s? ya da uzunlu?u k?sal??? dikkate al?nmaz.

 

 

RED?F
     M?sra sonlar?nda yaz?l??lar?, okunu?lar?, anlamlar? ve görevleri ayn? olan eklerin, kelime ve kelime gruplar?n?n tekrar edilmesine "redif" denir.

*........uzakta

*........plakta

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #1 : 05 Temmuz 2009, 18:23:22 »
Makale Türünün Özellikleri
Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Makale, temeli dü?ünce olan yaz? türüdür. Makalede konu s?n?rlamas? yoktur. Bir dü?ünce, toplumsal bir olay, bilimsel bir gerçek, söz sanatlar?, plastik sanatlar, makalenin konusu olur. Makaleler bir tezi savunma yaz?lar?d?r. Bu nedenle yap?s?, ortaya at?lan bir görü? ve bu görü?ü destekleyecek dü?üncelerle örülür.

 

Makalenin ülkemizde tan?nmas?, gazetenin yay?nlanmas?yla olmu?tur. Makaleler kö?e yaz?lar?ndand?r. Gazetelerin ilk sayfalar?ndaki makaleye ba?makale denir. Gazetenin ba?makalesi genellikle ayn? yazar taraf?ndan yaz?l?r. Gazetenin dünya görü?ünü ve olaylara bak?? aç?s?n? belirler. Gazetenin okuyucu say?s? üzerinde de etkilidir. Kimi insanlar, ba?yazar gazete de?i?tirdi?inde ya da be?endikleri makale yazar? art?k eskisi kadar etkili ve tutarl? yazmad???nda gazetelerini de?i?tirirler. Bu yüzden makale yazmak çok önemlidir. Makale yazar?, okuyucu ile ba??n? koparmamak zorundad?r.

 


 
Makalenin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?una güvenmeli, anlatt?klar?n? bir mant?k çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlatt???, önceki anlatt?klar?yla çeli?memelidir.
• ??lenen konu kendinden önceki söylenmi?lerden, yaz?lm??lardan ayr? olmal?d?r.
• Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, kar??la?t?rma, tan?k gösterme gibi nesnel verilerden yararlanmal?d?r.

 

Makale türünün Türk Edebiyat?’ndaki önemli temsilcileri ?unlard?r: Nam?k Kemal, Ziya Pa?a, ?emseddin Sami, Muallim Naci, Be?ir Fuat, Hüseyin Cahit, Fuat Köprülü

Giri? Bölümü : Öne sürülecek sav, görü? ya da dü?ünce yaz?n?n giri?inde sergilenir. Makalenin en k?sa bölümüdür. Makalenin geneline göre bir iki, paragraf? geçmez. ?yi bir giri? makalenin olu?mas?n? sa?layabilir. Giri? bölümünde, yaz?daki fikir geli?iminin hangi yönde olaca?? saptan?r. Okuyucu bilgi ve fikir atmosferine yava? yava? sokulur.

 

Genellikle okuyucu ilk bak??ta bu bölümü okur; sararsa, ilgisini çekerse yaz?y? sonuna de?in okumaya karar verir. Bu yönden makalelerde giri?in çok ustaca ve özenle biçimlendirilmesi gerekir. Bu bölümde konu hiçbir ayr?nt?ya girmeden ortaya konulur.. Bunun a??r? dolaylamalara kaç?lmadan yap?lmas? gerekir. Neyin üzerinde durulaca??, ne hakk?nda söz söylenece?i bir iki para?raf içinde ortaya konulmal?d?r.

 

Geli?me bölümü: Geli?me bölümünde, giri? bölümünde dile getirilen konu aç?klan?r, makalenin yaz?? amac? ve bu amaca yönelik bilgi, belge ortaya konularak tez savunulur, antitezler çürütülür. Konu ile ilgili bilgi ve belgelerin ele al?n?p i?lendi?i, konunun geni?letildi?i ve ortaya konmak istenen fikrin do?rulu?una deliller gösterildi?i bölüm, geli?me bölümünü olu?turur (Korkmaz 1995:220). Geli?me bölümü, derlenen, ortaya at?lan fikirlerin çe?itli yönlerden geni?letilmesi, desteklenmesiyle meydana gelir. Bütün fikir yaz?lar?nda oldu?u gibi makalede de geli?me bölümünde aç?klanacak fikirlerin derli toplu olmas? laz?md?r. Dile getirilen fikirlerin inand?r?c?, iddiac? kesin bir karaktere sahip olmas? için onlar? uygun yollarla aç?klamak, desteklemek ve yerine göre de ispatlamak gerekir.

 

Geli?me bölümü makale yazar?n?n inand?r?c? olabilmek için tüm gücünü ortaya koydu?u aland?r Bu bölümde ileri sürülen görü?lerin do?rulu?unu ispatlamak için kan?tlar gösterilir, kar??la?t?rmalar yap?l?r, say?lar ve örnekler verilir. Öne sürülen sav, görü? ya da dü?üncenin aç?mlanmas?, kan?tlanmas? bölümü makalenin gövdesini olu?turur. Yazar bu bölümde dü?üncelerini açacak, geli?tirecek, boyutland?racakt?r. Bunun için de tan?mlama, kar??la?t?rma, örneklendirme, tan?klama, nesnel verilerden yararlanma gibi yollara s?k s?k ba?vuracakt?r. Böylece okuyucuyu söylediklerinin do?rulu?una ve geçerli?ine inand?rm?? olacakt?r

 

Sonuç Bölümü : Sonuç bölümü; bir bak?ma özetleme bölümü say?labilir. Ba?ta ileri sürülen, sonra aç?klanan görü?, sonuç bölümünde -genellikle- bir paragrafta yinelenir. Ama as?l i?lev burada yaz?n?n etkisinin doru?a ula?t?r?lmas?d?r Ele al?n?p i?lenen, geli?tirilen konunun hükme var?ld??? ve o konunun ana fikrini olu?turan k?s?m sonuç bölümüdür. Bu bölümde yazar söylediklerinin tümünü belli bir sonuca ula?t?racak biçimde bir iki cümle ile sonucu vurgular.

 

Genellikle makale yazarlar? seçtikleri konu üzerinde söylediklerini bu bölümde bir yarg?ya dönü?türerek derleyip toparlarlar. Ancak bu bölüm her zaman için gerekli olmayabilir, yazar söylediklerini makalenin geli?me bölümünde iyice ayd?nl??a kavu?turmu?sa, konuyu da??tmam??sa, yaz?s?n?, ayr?ca özetlemeyi amaçlayan bir sonuca ba?lamayabilir

 

Makalenin etkili olabilmesinde sadece bu plan? uygulamak yeterli de?ildir. Makaleye i?lenen fikre uygun bir ba?l?k atmak gerekir. Makalelere genellikle k?sa ve çarp?c? ba?l?klar konmas? gerekir. Makalede okuyucunun as?l ilgisini çeken ?ey, makalenin ba?lang?ç ve sonuç k?s?mlar?d?r Bunun için bu k?s?mlara anlaml? bir f?kra, çarp?c? bir diyalog veya bir hat?ran?n yerle?tirilmesi makalenin etkili olmas?n? sa?lar.

 

Makale yazmak uzun bir ara?t?rma ve bilgi toplama a?amas? gerektirir. Bu yüzden süre olarak sab?r ister. Yazmaya ba?lamadan önce, makale yaz?lacak konu ile ilgili olarak geni? bir ara?t?rma yapmak, tüm kaynaklar? taramak, bilgi fi?leri olu?turmak gerekir.

 

Bat?da çok eski örnekleri bulunan bu tür bizde ilk örneklerini Tanzimat döneminde vermi?tir. ?inasinin Agah Efendi ile birlikte ç?kard??? ilk özel gazete Tercüman-i Ahvalin ilk say?s?nda yay?nlanan Mukaddime ( ön söz ) ba?l?kl? yaz? bizde ilk makale olarak kabul edilir. Ancak bu makale bugünkü anlamda ça?da? makalenin tüm özelliklerine sahip de?ildir.

 

Gerek Tanzimat döneminde, gerekse Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati döneminde yaz?lan makaleler, ele?tiri- polemik kar???m? ürünler oldu?undan gerçek anlamda makale türünden uzakt?rlar. Bu tür bizde ancak cumhuriyet döneminde ça?da? bir kimlik kazanm??t?r bu gün bir çok yazar ve bilim adam? çe?itli konularda ve çe?itli dergi ve gazetelere bu türde yaz?lar yazmaktad?r

 

Bu alanda ilk ünlülerimiz ise Nam?k Kemal, Ziya Pa?a, Ahmet Mithat, Hüseyin Cahit, Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Yakup Kadri Karaosmano?lu, Refik Halit Karay, Peyami Safa, Falih R?fk? Atay, Halit Fahri Ozansoy, Ya?ar Nabidir.

Sohbet ile Makale Aras?ndaki Farklar :

sohbet ile makale aras?ndaki farklar? üç madde etraf?nda toplamaktad?r:

1 - Makalenin konuyu derinlemesine incelemesine kar??l?k, sohbetlerde konu yüzeyden incelenir.

2 - Makalelerde i?lenen fikir savunularak ispatlan?r. Sohbetlerde ise, ispat gayesi yoktur.

3 - Makalelerde daha ciddi ve sa?lam ilim dili kullan?ld??? halde, sohbetlerde samimi bir konu?ma dili kullan?l?r.

Makale ile F?kra Aras?ndaki Farklar:

1 - Makale yazar? ele ald??? fikirleri bilimsel bir yakla??mla incelerken f?kra yazar? yazar? ki?isel görü?le ele al?p inceler.
2 - Makalede yazar fikirlerini kan?tlamak zorundad?r. Bunun için sa?lam güçlü kan?tlar göstermesi gerekir.
3 - F?krada ise böyle bir zorunluluk yoktur. F?kra yazar? isterse ispatlama yoluna gider isterse gitmez, her türlü örne?i kul1anabilir.
4 - Makale bilimsel bir yaz? oldu?u için resmi ve ciddi bir anlat?m kul1an?l?r. F?krada ise samimi, rahat ve içten bir anlat?m vard?r.

Makale ile Deneme Aras?ndaki Fark

Denemeci özgürce seçti?i bir konu üzerinde ki?isel görü?lerini okurlar?yla dostça payla??rken okuyucuyu dü?ündürme amac? ta??r. Yaz?nsal bir dil kullanarak toplumun geneline hitap eder.

Makaleci ise ö?retmeyi, bilgilendirmeyi amaçlad??? için bilimsel belge, anket ve istatistikler gibi verilerle sav?n? kan?tlama yoluna gider. Bilimsel ve terimsel bir dil kullanarak konuyla do?rudan ilgisi olan s?n?rl? bir okura seslenir.

Küresel Çevre Kirlenmesi
Günümüzün dünyas?nda çevre kirlili?i, tüm gezegeni kaplayan boyutlara ula?m?? durumda. Dünyan?n birçok bölgesinde insanlar, çevre felaketine kar?? korumas?z, nükleer tehdit ve radyasyondan habersiz bir ya?am sürmektedir. Bilim adamlar? ise bu olumsuzluklar?n devam? halinde dünyadaki tüm canl?lar?n ciddi biçimde tehdit alt?nda oldu?unu vurguluyorlar.

 

Halbuki insano?lunun geli?imi ba?larda ya?am ve do?al çevre ile uyum içinde sürmü?tür. Ancak dünyadaki toplumsal ve teknolojik geli?melerin h?zla art??? kar??s?nda ekolojik sistemin bu hassas dengesi giderek bozulmu?tur. Bu tehlikeli geli?menin seyircisi durumunda olan insanl?k ise dünyada dengeli bir çevrenin korunamamas? halinde tüm canl?lar?n varl???n?n sürmesinin olanaks?zl???n? acaba ne zaman anlayacak?

 

Bu y?l?n yaz ba?lar?nda ba?layan ya?mur dönemi dünyay? etkisi alt?na ald?. Barajlar?, setleri ve köprüleri y?kan seller ölümcül sonuçlara yol açt?. Bir süre önce Trabzon’da yakla??k üç saat süren ya?mur, Sürmene ilçesi ve haritadan silinen Be?köy beldesinde büyük mal ve can kayb?na neden oldu, ocaklar? söndürdü…An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Ya???lar?n etkili oldu?u bir ba?ka ülke olan Çin’in birçok bölgesinde barajlar y?k?ld?. Harekete geçirilen askeri birlikler setleri y?karak sel sular?n?n k?rsal kesime yay?lmas?n? sa?lamaya çal??t?lar. Sel, eylülün ortas?nda da Meksika’n?n Chiapas eyaletinin Valdivia köyünü yok etti.

 

Dünyadaki benzer sel bask?nlar?n?n verdi?i zararlar ürkütücü boyutlara ula?t?. 240 milyon ki?iyi etkiledi?i söylenen bu yaz?n selleri, resmi aç?klamalara göre ?imdiye kadar 2 binin üzerinde insan?n ve say?s? bilinmeyen di?er canl?lar?n ya?amlar?na mal oldu. Yakla??k 14 milyon ki?i evini terk etmek zornuda kald?. Bu durum, insana, Çinlilerin “Su ile ?aka olmaz” özdeyi?ini hat?rlat?yor.

 

Gün geçmiyor ki çevre felaketi haberlerde yer almas?n. Büyük Okyanus’ta 30 metreye kadar yükselen dalgalar sahilleri yerle bir etti. Deniz dibindeki deprem ya da yanarda?lar?n patlamas?ndan meydana geldi?i söylenen bu dev dalgalara kar?? uyar? a?lar? da para etmiyor. Hat?rlanaca?? gibu bu dev dalgalar, 1993?te Endonezya’da bir adan?n tamam?n? kaplad? ve 2 bin ki?inin ya?am?n? yitirmesine yol açt?. Yine Gine’de ya?am?n? yitirenlerin say?s? ise 3 bini a?t?.

 

Dev dalgalara yol açan depremin merkezi Büyük Okyonus’ta idi. Ama yer kabu?u, dünyan?n ba?ka bölgelerinde harekete geçecek ?ekilde etki alan?n? geni?letti. Örne?in haziran ba??nda ba?layan depremlerin, dünyan?n dört bir yan?n? sallad??? ortaya ç?kt?. Ülkemiz de bundan nasibini ald?. Bu ve buna benzer felaketler bize, gelece?imizi bu günden tahmin etmenin olanaks?zl???n? gösteriyor. Ozondaki delinme ve hava kirlili?inin ya?amda olumsuzluklara neden olabilece?i ve do?al ya?am?n temellerini dinamitleyece?ini küresel gözlükle niçin göremiyoruz?
Küresel çevre sorunlar?n?n çözümü konusunda her ülkenin, ça?da? yöntemlerle halk?n? bilgilendirmesi bir görev olmal?d?r. Sanayinin kent içinden uzakla?t?r?lmas?na ve milli parklar?n gere?i gibi korunup do?al hali ile tutularak toplumun yararland?r?lmas?na öncelik verilmelidir.

 

Üçbinlinli y?llar?n insanlar? için, do?ayla çok daha büyük uyum içinde ya?anacak rüzgârgüne? enerjisinden yararlanacak do?al konut yap?m?na geçilemez mi? Bu sahada yeni aray??lar içinde olmal?y?z. Do?an?n intikam?n?n daha büyük olmamas? ve ac?n?n yoksul ülkelere çektirilmemesi için insanlar?n bir an önce kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor.
Ölümcül etkileri y?llard?r sürmekte olan ‘Çernobil’ olay?ndan kim sorumlu? Bugün ‘Çernobil’den on misli daha tehlikeli olacak, radyoaktif art?klar?n bulundu?u söylenen Sibirya’n?n bat?s?ndaki Karaçay Gölü, bir saatli bombadan farks?zd?r. Gölün alt?nda, yakla??k yüz metre derinlikte be? milyon metreküp radyoaktif tozlardan olu?an kütlenin varl??? bilinmektedir.
?nsanlar?n yazg?lar? ile ilgili deh?et dolu olas? tehlikelere kar?? evrensel yurtta? giri?imlerinin etkinli?i att?r?lmal?d?r.

 

Hepimizin payla?t??? bu dünyay?, bu gezegeni gelecek ku?aklara kirli ve çirkin b?rakmaya hakk?m?z var m?? Gelece?e bir borcumuz yok mu? Hatalar?m?z?n bedelini henüz do?mam??lara ödetmemeliyiz.

 

Do?a anan?n yasalar?na yeterince duyarl?l?k göstermeli ve do?al afetlerini ciddiye almal?y?z. Do?al zenginliklerle dolu olmas? gereken bir dünyadan daha fazla yoksun olmamal?y?z.

 

(?aban Ali Ya?aro?lu, Cumhuriyet, 3 Ekim 1998)

 

Ö?retici düzyaz?n?n bir türü olan makale, bir dü?ünür, bilim adam? ya da ara?t?rmac?n?n seçti?i bir konuda kendi duygu ve dü?üncelerini delil, bilgi, bulgu, belge ve di?er kaynaklardan da yararlanarak aç?klad??? ve kesin yarg?larla sonuca ula?t??? yaz? türüdür.

 

Makaleler, içeriklerini belirleyen konular?na göre birçok türe ayr?l?r. Örne?in resim, müzik, tiyatro gibi sanat dallar?n? ele alan makalelere sanat makalesi, ulusal ya da uluslararas? politika konular?n? irdeleyen yaz?lara politik makale, askerlikle ilgili bir konuyu i?leyen yaz?ya askerî makale, psikolojik konulara de?inen yaz?lara psikolojik makale, bir bilim dal?yla ilgili makalelere bilimsel makale, dinî konular? i ?leyen yaz?lara da dinî makale denir.

 

Makaleler genellikle gazetelerde, popüler ve bilimsel dergilerde yay?mlan?r. Gazetelerin ço?unlukla ilk sayfas?nda yer alan ve o gazetenin genel fikrî yap?s?n? temsil eden yaz?lara ba?makale, bu yaz?y? yazan ki?iye de ba?yazar denir.

 

Türk edebiyat?nda ilk makaleyi, ?brahim ?inasî ilk say?s? 22 Ekim 1860?ta ç?kan Tercüman? Ahval gazetesinde yay?mlam??t?r.


Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2009, 18:23:41 »
Deneme Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


Denemeye özgü bir konu türü yoktur. Özgürce seçilen bir konuda, yazar?n kendi kendiyle konu?ma havas? içinde yazd??? yaz? türüdür. Yaz?n?n konusu yazar?n o anda akl?na geliveren bir konu görünümündedir. Ö?retici ve dü?ünsel yan? da vard?r.

 

Denemenin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Makale gibi dü?ünsel plânla yaz?l?r. Fakat makaleden k?sa yaz?lard?r.
• Yazar anlatt?klar?n? kan?tlamak zorunda de?ildir. Bilimselden çok ki?isel görü?ünü aç?klar, okuyucusunu kendisi gibi dü?ündürme kayg?s? yoktur.


 

Serbest dü?üncenin ifade alan? ve nesrin bir türü olarak deneme, yazar?n gözlemledi?i ya da ya?ad??? olay, olgu, durum ve izledi?i objelerle ya da herhangi bir kavramla ilgili izlenimlerinin herhangi bir plâna ba?l? kalmayarak, deliller getirip kan?tlama yoluna gerek duymadan ve kesin hükümler vermeden, tamamen ki?isel görü?üyle serbestçe yaz?ya döktü?ü birkaç sayfay? geçmeyen k?sa metinlere denir.
Deneme, derin dü?ünceden çok, ki?inin kendi d???ndaki nesnelerle herhangi bir konuda gerçek ya da hayalî olarak girdi?i diyalo?un ürünüdür.

 

Deneme yazar?, olay, olgu, durum ve e?yalarda s?radan insanlar?n eskilerin ifadesiyle ülfet ve ünsiyet perdesiyle göremedi?i, fark?na varamad??? ayr?nt?lar?, dikkat etmedi?i hususlar?, incelikleri, güzellikleri, harikalar?, ola?an?n alt?nda yatan ola?anüstülükleri görebilen, hissedebilen, dü?üncesiyle ve deneyimleriyle onlar? okuyucular için ilginç görülebilecek ?ekilde yaz?ya dökebilen insand?r. S?radan insan?n “bakt???” ?eyi deneme yazar? “görür”.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Deneme dilinde çe?itli bilim, felsefe ve sanat dallar?na ait terimlere yer vermekten ziyade, halk ço?unlu?unun ortak günlük konu?ma dilinin dü?ünce diline dönü?türülmesi çabas? hâkimdir. Denemede bilimsel yaz?lardaki kuruluk ve ?ematiklik bulunmaz. Dü?ünce ?iirsel, ak?c?, samimî bir üslûpla sunulur. Bu bak?mdan deneme yaz?lar?n?n geni? halk y???nlar?nca kolayca ve rahatl?kla okunabilme özelli?i vard?r. Deneme yazar? yaz?s?n? yazarken, bir anlamda kendi kendisiyle diyalog içindedir. Kendi zihinsel âleminde dü?ünce temrinleri yapar.

 

Felsefî metinlerde filozof, yaz?s?nda kendince sistemini kurdu?u felsefî bir anlay??a, sistematik felsefî bir dünya görü?üne ba?l? olarak dü?üncelerini ortaya koyar. Ortaya koydu?u her metin, kendi felsefî bak?? aç?s?n?n birer aç?l?m?, ayr?nt?s? mahiyetindedir. Ancak denemede böyle sistematik bir dü?ünceye ba??ml?l?k zorunlulu?u yoktur. Denemecinin yaz?s?nda ileri sürdü?ü dü?ünce, herhangi bir felsefe ekolüyle ilintili olmayabilir. Ancak filozof yaz?s?nda kurdu?u ekole ba?l? dü?ünce üretme çabas? içindedir.

 

Klâsik Türk edebiyat?ndaki mün?eât mecmualar?ndaki yaz?lar ve Kâtip Çelebi (16091657) gibi yazarlar bir tarafa b?rak?l?rsa, modern anlamda deneme türü, Türk edebiyat?nda as?l olarak gazete ile birlikte ortaya ç?kmaya ba?lam??t?r. ?lk özel gazete Tercüman? Ahval (1860)’in yay?n hayat?na ba?lamas?ndan itibaren gazetelerde ç?kan de?i?ik yaz?lar, zamanla ayr? bir tür olan deneme için dil, anlat?m ve yakla??m bak?m?ndan zemin olu?turmu?lard?r. Tanzimattan itibaren bir süre gazete ve dergilerde “musâhabe” üst ba?l??? alt?nda deneme benzeri yaz?lar kaleme al?nm??t?r.

 

 



 

Türk edebiyat?nda deneme türünde pek çok ürün verilmi?tir. Bu tür içine koyabilece?imiz ürünler, genellikle de?i?ik zamanlarda çe?itli gazete ve dergilerde yay?mlanm?? yaz?lar?n bir araya getirilip kitapla?m?? ?ekilleridir. Bu eserlerde yer alan yaz?lar?n bir k?sm?, inceleme, ele?tiri yaz?s? olarak da görülebilir. Bunun yan?nda bir kitapta yer alan yaz?lar?n bir k?sm? edebiyat, bir k?sm? tarih, bir k?sm? felsefe, bir k?sm? ba?ka konularda olabilmektedir. O bak?mdan deneme türü için çok kesin s?n?fland?rma ve s?n?rland?rmalar yap?lamamaktad?r.

 

Türk edebiyat?nda ilk deneme kitaplar? aras?nda Ahmet Ha?im’in Bize Göre (1928), Gurebahanei Laklakan (1928); Ahmet Rasim’in pek çok yaz?s?; Mahmut Sad?k’?n Takvimden Yapraklar (1912); Refik Halit Karay’?n Bir Avuç Saçma (1939), Bir ?çim Su (1931), ?lk Ad?m (1941), Üç Nesil Üç Hayat (1943), Makyajl? Kad?n (1943), Tanr?ya ?ikâyet (1944); Falih R?fk? Atay’?n Eski Saat (1933), Niçin Kurtulmak (1953), Çile (1955), ?nanç (1965), Pazar Konu?malar? (1966), Kurtulu? (1966), Bayrak (1970) gibi kitaplar?n? saymak mümkündür.

 

Türk edebiyat?nda deneme türü, genellikle ?air, romanc? ya da hikâyeci kimli?i öne ç?kan sanatç?lar taraf?ndan ortaya konan ürünlerden olu?maktad?r. Birinci derecedeki vasf? “denemeci” olan yazar say?s? oldukça azd?r. Nurullah Ataç (18981957), Sabahattin Eyübo?lu (19081973), Suut Kemal Yetkin (19031980), Mehmet Kaplan (19151986), Nurettin Topçu (19091975), Salah Birsel (1919 ), Vedat Günyol (1912 ), Enis Batur (1952 ), Cemil Meriç (19171987), Mehmet Saliho?lu (1922 ), U?ur Kökden (1934 ), Nermi Uygur (1925 ) bunlardan birkaç?d?r.
A?a??daki örnek, ça?da? bir deneme yazar?m?z olan Vedat Günyol’un bir denemesidir.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #3 : 05 Temmuz 2009, 18:24:11 »
Söyle?i Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Bir yazar?n, ki?isel görü? ve dü?üncelerini fazla derinle?tirmeden, muhatab?yla konu?uyormu? hissini verecek bir üslûpla makale plân?nda yazd??? fikir yaz?s?na sohbet (söyle?i) denir.

 

Sohbet, makaleden üslûp yönüyle ayr?l?r. ço?unlukla, günlük konular?n i?lendi?i sohbet yaz?lar?nda senli benli bir anlat?m yolu seçilir, hat?ralardan, halk f?kralar?ndan, nüktelerden, özlü sözlerden yararlan?l?r.

 

Makaleye benzer bir yaz? türüdür. Konusu daha çok genel ya da günlük sanat olaylar?d?r. Fakat konu, tez ve savunma amac? güdülmeden ve kar??l?kl? konu?ma havas? içinde, s?cak bir dille yaz?l?r. ?nsanlar kar??l?kl? konu?may? sevdiklerinden, söyle?i türündeki yaz?lar? okumay? severler. ?yi bildi?i ve herkesin ilgilendi?i bir konuda ço?u ki?i söyle?i yazabilir. Bunun için bir konuda, ne söylenece?ini bilmenin yan? s?ra, nas?l söylenece?ini bilmek gerekir. Söylenecekler, küçük ?akalarla daha çekici duruma getirilebilir. ?yi bir dinleyici olmak, iyi bir söyle?i yazmak için önemlidir. Usta bir söyle?i yazar? çok a??r konular? bile herkesin okuyup anlayabilece?i bir duruma getirir.

 

Söyle?i türünün Türk Edebiyat?’ndaki önemli temsilcileri:

“Ahmet Rasim - Ramazan Sohbetleri”,
“Suut Kemal Yetkin - Edebiyat Söyle?ileri”,
“?evket Rado - E?ref Saati”,
“Melih Cevdet Anday - Dilimiz Üzerine Söyle?iler”,
“Nurullah Ataç - Karalama Defteri”…

Ayr?ca Cenap ?ahabettin, Refik Halit Karay, Hasan Ali Yücel… gibi yazarlar?m?z da bu türde eserler vermi?lerdir.

Söyle?inin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?una, okuyucusu ile olan ba??na güvenmeli, anlatt?klar?n? günlük konu?ma havas?yla, fakat mant?k çerçevesinden ayr?lmadan anlatabilmelidir.
• Kolay okunabilir bir uslup yakalayabilmelidir.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #4 : 05 Temmuz 2009, 18:24:26 »
Türk Edebiyat?nda Sohbet

Herhangi bir dü?ünceyi, konuyu; yazar?n kar??s?nda biri varm?? gibi günlük, s?radan ve rahat bir dille anlatt??? fikir yaz?lar?d?r. Herhangi bir kan?t kayg?s? yoktur. Yaz?n?n çerçevesini yaz?y? yazan?n fikirleri olu?turur. Bu yönüyle f?kra türüne çok benzerler. Dilindeki sadelik ve rahatl?k yönünden de denemeyi and?ran söyle?iler daha uzun soluklu yaz?lard?r. Söyle?iler bazen röportaj ile de kar??t?r?l?rlar. Ancak aralar?nda çok temel bir fark vard?r. Söyle?iler tek ki?ilik yaz?lard?r. Oysa röportaj, bir uzmana ve bir de, röportaj? yapacak ki?iye ihtiyaç duyar.

Sohbet Yaz? Türünün Özellikleri:
Sohbet yaz?lan dü?ünce yaz?lar?d?r. Sohbetlerde de bir dü?ünce aç?klan?r, bilgi verilir. Sohbet yazar? ele ald??? konuda fazla derinle?mez, ileri sürdü?ü görü?lerini kan?tlama yoluna gitmez, ancak sezdirmeye çal???r, Bu yönüy1e makaleden ayr?l?r. Sohbet yazar? ki?isel görü?lerini özgürce ifâde edebilme özelli?ini ta??r. Ba?kalar?n?n o konuda ne dü?ündükleri önemli de?ildir. Herkesin sevdi?i bir ?eyden berbat bir ?ey olarak söz edebilir.

Sohbet Yaz? Türünün Konusu: Sohbetlerin ço?u günlük sanat olaylar?n?, genel konular? ele al?r.

Sohbet Yaz? Türünün Dili ve Anlat?m?:
Bu türün dili yal?n konu?ma dili, anlat?m? da konu?ma havas?nda rahat ve samimidir.

Sohbet Yaz? Türünün Plân? :
Di?er dü?ünce yaz?lar?n?n plan? sohbet yaz? türü için de kullan?l?r.

Giri? bölümünde ele al?nacak konu tan?t?l?r.

Geli?me bölümünde okuyucuyu s?kmadan konu aç?l?r. Bu bölümde tan?mlamalar, çözümlemeler, örneklemeler yap?l?r. Yazar kendi görü?lerini okuyucuya sezdirir.

Sonuç bölümünde ise ula??lan son karar bildirilir.

Sohbet türünün en önemli ismi Ahmet Râsim’dir

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #5 : 05 Temmuz 2009, 18:24:44 »
F?kra Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Gazete ve dergi gibi süreli yay?nlarda, bir yazar?n periyodik olarak genel bir ba?l?k alt?nda günün sosyal ve siyasî olaylar?n? kendi bak?? aç?s?na, siyasî, ideolojik e?ili-mine ve dü?ünce yap?s?na göre de?erlendirdi?i k?sa yorum yaz?lar?na f?kra denir. Yazar?n, gündelik olaylar?, özel bir görü?le, güzel bir üslupla, kan?tlama gere?i duymadan yazd??? k?sa, günübirlik yaz?lard?r.

* Gazete yaz?s?d?r.

* Yazar dü?üncelerini kan?tlama yoluna gitmez.

* Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.

* Okuyucuyla sohbet ediyormu? gibi bir hava sezdirilir.

* Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih R?fk?, A. Ha?im, H. Cahit Yalç?n, Peyami Safa.
 

Bir yazar?n herhangi bir konu veya günlük olaylar hakk?ndaki görü?lerini, dü?üncelerini ayr?nt?lara inmeden anlatt??? gazete ve dergilerde yay?mlanan k?sa fikir yaz?lar?na F?kra denir. Bu tür yaz?lar?n di?er ad? da ‘Kö?e Yaz?s?’d?r. F?kralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya kö?elerinde yay?mlan?r.

 

Yaz?l? kompozisyon türü olarak f?kra dü?ünsel a??rl?kl?, günlük, k?sa yaz?lard?r. Siyasi ve toplumsal olaylar ele al?n?rken belgelere, kan?tlara, a??r? ayr?nt?lara yer verilmez. F?kra yazar? geni? kitlelere seslendi?i için dili kolay anla??l?r olmal?d?r. Her konuda f?kra yaz?labilir.

F?kran?n Özellikleri
1. Günlük olaylar veya dü?üncelerle ilgili konular i?lenir.

2. Konular tarafs?z bir ?ekilde ele al?nmal?d?r.

3. Dü?ünceyi ön plânda olmal?d?r.

4. Konular çok de?i?ik aç?lardan ele almadan, ayr?nt?lara inmeden i?lenir.

5. Yaz?lanlara okuyucuyu inand?rma zorunlulu?u yoktur.

6. Yaz?lanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.

7. Nükteli f?kralardan, k?ssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalan?lmal?d?r.

8. Aç?k, sade ve ak?c? bir dil kullan?lmal?d?r.

F?kran?n Yaz?lma Amac?
F?kralar?n amac?, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konular? çok defa ele?tirel bir bak?? aç?s?yla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. F?kralarda kesin olmaktan ziyade güzel, ho? sonuçlara varmaya; canl?, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve dü?üncelerini en ba?ar?l? ?ekilde yans?tarak okuyucu ile aras?nda s?k? bir ba? kurar.

Not: Bu tür f?kralar?, k?sa hikâye niteli?indeki, nükteli, mizah ö?esi ta??yan f?kralarla kar??t?rmay?n?z. Bu tür f?kralarda dinleyeni güldürmek, e?lendirmek ön plandad?r. Oysa kö?e yaz?lar?nda okuyucuyu dü?ündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esast?r.

F?kra ile Makalenin Fark?
1. Makalelerde yaz?lanlar? ispatlama kayg?s? vard?r; ancak f?kralarda yaz?lanlar? ispatlama kayg?s? yoktur.

2. Makalelerde ciddi, yapmac?ks?z, bilimsel bir anlat?m vard?r. F?kralarda aç?k, sade ve anla??l?r bir dil kullan?l?r.

3. F?kralar günübirlik yaz? türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.

Edebiyat?m?zda F?kra yazan ilk ki?i Ahmet Rasim’dir. Bunun d???nda Falih R?fk? Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tan?nm?? f?rka yazarlar?d?r.

 
Türk edebiyat?nda f?kra yazarl??? ne zaman ba?lam??t?r?

Türk edebiyat?nda f?kra yazarl???, ?inasi’nin 1860 y?l?nda Agâh Efendi ile birlikte ç?-kard?klar? Tercüman-? Ahval gazetesindeki yaz?lar?yla ba?lam??t?r. O zamandan günümüze kadar f?kra yazan ba?l?ca yazarlar ?unlard?r: Nam?k Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Ha?im, Falih R?fk? Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Faz?l K?sakürek, Nazl? Il?cak, Rauf Tamer, Ahmet Kabakl?, Çetin Altan, Oktay Ek?i, U?ur Mumcu, Abdi ?pekçi, ?lhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Ta?getiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk
   

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #6 : 05 Temmuz 2009, 18:25:03 »
Ele?tiri Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri

Ele?tiri de temeli dü?ünce olan yaz? türüdür. Konu s?n?rlamas? yoktur. Sanat, edebiyat ya da dü?ünce yaz?lar?n?n içeri?i ile bu içeri?in i?leni?ini, de?erli ve de?ersiz yönlerini ortaya koyan bir yaz? türüdür. Yazar?n yaz?y? kendine göre, yaz?y? ilgilendiren topluma göre, kendi alan?ndaki di?er çal??malara göre de?erlendirdi?i yaz?lard?r.

 

Bir eseri de?erlendirme amac?yla yaz?lan yaz?lara ele?tiri denir.Ele?tiride eserin yada sanatç?n?n gerçek de?erinin belirtilmesi amaçlan?r.

 

Ele?tirmeci,bir sanat eserinin gerçek de?erini,özünü yap?l???n?,de?erli-de?ersiz yanlar?n? ortaya koyar.Ele?tirmecinin görevi güzellik yaratmak de?il,yarat?lm?? güzelli?i yarg?lamak,okurlara tan?tmakt?r. Ele?tiriler; okura dönük ele?tiri,topluma dönük ele?tiri,sanatç?ya dönük ele?tiri,yap?ta dönük ele?tiri… olmak üzere türlere ayr?l?r.

Herhangi bir ki?iyi, bir eseri, bir konuyu do?ru ve yanl??lar?n? göstererek anlatmak amac?yla yaz?lan k?sa metinlerdir. Hedeflenen ö?eyi do?ru ve yanl?? yönleriyle tan?tmay? amaçlayabilece?i gibi, bu ö?enin do?ru tan?t?lmas?n? sa?lamay? ve bir de?erlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlar?n? ve yap?tlar?n? konu alan inceleme, yorum ya da de?erlendirme olarak da tan?mlanabilir.ister ?ahsi zevklerle ister estet?k prens??plere gore s?steml? b?r sek?lde degerlendirmedir.nazm?n kururlar?n? bildiren ilim olarakda bilinir.yazar; objektif olmal? eseri d?kkatle ?nceleyeb?lmel?; analiz ve yorumlayab?lmel?, geni? aç?larla geni? bir bilgiyle ve hassasiyetle eseri degerlendirme kabibiliyetine sahip olmal?d?r. Ele?tiri okullar? üçe ayr?l?r: Yans?tma, yaratma, dil. Yans?tma, eserin do?aya benzedi?ini savunur. Yaratma, eserin iç dünyas?d?r, yani sanatç?. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.

Türkiye’de Ele?tiri

Tanzimat dönemi Romantikleri ?inasi, Nam?k Kemal, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid; Realistleri Samipa?azade Sezai, Be?ir Fuad, Nabizade Naz?m, Mizanc? Murad’t?r.

Serveti Fünun döneminde, Cenap ?ahabettin intikad (sahte paray? gerçe?inden ay?rmak)anlay???yla tenkit eder. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Nabizade Naz?m, Hüseyin Cahit dönemin ele?tiricileridir.

Cumhuriyetin ilk y?llar?nda ele?tiri Yahya Kemal ve Ahmet Ha?im’le ba?lar. ?smail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanp?nar ele?tiriyi edebiyat tarihi içinde ele al?rlar. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin iki öznelci ele?tirmendir.

Sistematik ele?tirmenler As?m Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk ba??ms?z yöntemi geli?tirdi. Sabahattin Eyübo?lu ile Vedat Günyol hümanist ele?tirmenlerdir. Ça?da? ele?tirmenler Mehmet Kaplan, Tahsin Yücel, Ak?it Göktürk, ?ara Say?n, Ünsal Oskay, Murat Belge, Orhan Burian, Tahir Alangu, Memet Fuat, Mehmet Do?an, Bedrettin Cömert, Enis Batur, Nihat Sami Banarl?, Cemil Meriç, Kenan Akyüz, Melih Cevdet, Konur Ertop, Orhan ?aik Gökyay, Alpay Kabacal?, Cevdet Kudret, Agah S?rr?, Berna Moran, Rauf Mutluay, Ya?ar Nabi, Ahmet Oktay, Atilla Özk?r?ml?, Nermi Uygur ve Fuat Köprülü.

Dünya edebiyat?nda Boielau, A. France, Türk edebiyat?nda ise Mehmet Kaplan, Nurullah Ataç, Cemil Meriç ve Hüseyin Cahit yalç?n ele?tiri türünün önemli temsilcileridir. Edebiyat?m?zdaki ilk ele?tiri Nam?k Kemal’in Tahrib-i Harabat’?d?r.


 

Ele?tirinin belirleyici özellikleri nelerdir?
• Dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• Konu, yaz?n?n sonuna dek de?erlendirilmesi yap?lan esere ba?l? kalmal?d?r. Eser ile ilgili, de?erli ve de?ersiz diye gösterilen yarg?lar, eserden al?nacak örneklere dayand?r?lmal?d?r.
• Yazar, yarg?lar?nda belirli ölçülere ba?l? kalmal?, ele?tirileri nesnel olmal?, “be?endim, ho?uma gitti”… gibi öznel de?erlendirmelerden kaç?nmal?d?r. Bunun yan?nda ele?tiri yaz?s?n? okutacak olan elbette ele?tiri yazar?n?n kendine özgü konuyu ele al?? biçimi, kendine özgü yorumlay??? ve anlat?m?ndaki üslûbudur.
• Ele?tirisi yap?lan çal??ma, bütün boyutlar?yla ele al?nmal?, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmal?d?r. Alan?ndaki di?er çal??malarla kar??la?t?r?larak bu türe katt?klar?yla, kendisinden beklendi?i halde katamad?klar?yla ele al?nmal?d?r.
Bu da gösteriyor ki ele?tiri yazar?, her konuda ele?tiri yaz?s? yazamaz, ancak uzman? oldu?u alanda yazabilir. Ele?tiri yazar?n?n alan bilgisi, ele?tirdi?i çal??may? yapan?n alan bilgisi ile en az?ndan ayn? düzeyde olmal?d?r.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i


 

Yaz?nsal Yaratmada Bireyin ??levini Nas?l Anlamal??
Bir yap?t?n aç?klanmas?nda yazar?n ya?amöyküsü, yap?t?n anla??lmas?nda temel bir ö?e de?ildir; yazar?n dü?ünce ve niyetlerinin bilinmesi de bu yap?t?n anla??lmas?nda temel bir ö?e olamaz. Yap?t, önemli bir yap?t oldu?u ölçüde, kendi gücüyle ya?ar ve anla??l?r ve çe?itli toplumsal s?n?flar?n dü?üncelerinin çözümlenmesiyle de do?rudan do?ruya aç?klanabilir. Bir yaz?n ya da felsefe yap?t?nda bireyin i?levini yads?mak, yads?mak m? demektir? Ku?kusuz hay?r. Ne var ki, bütün gerçekler gibi bu i?lev de eyti?imseldir (diyalektiktir), dolay?s?yla onu neyse öyle anlay?p kavramaya çal??mak gerekir.

 

Yaz?n ya da felsefe ürünlerinin, yazarlar?n?n yap?tlar? oldu?unu yads?may? kimse dü?ünemez; ne ki bunlar?n da kendi mant?klar? vard?r, dolay?s?yle keyfe ba?l? yaratmalar de?illerdir hiç de. Yaz?nsal bir yap?tta hem kavramsal bir dizgenin iç ba?lant?s?, hem de bir canl? varl?klar dizgesinin iç ba?lant?s? vard?r; bu ba?lant?, bunlar?n birtak?m bütünler olu?turdu?unu gösterir; bu bütünlerin parçalar?, birbirlerine göre, birbirlerinin yard?m?yle, özellikle temel özleri yard?m?yle anla??l?p kavrayabilirler. Böylece, bir yandan ?u sonuç ç?kar ortaya: Yap?t ne denli büyük olursa o denli de ki?isel olur; çünkü, ancak çok zengin ve güçlü bireylik, henüz olu?makta bulunan ve toplulu?un bilincinde pek az belirlenmi? olan bir evreni dü?ünüp görebilir ve son ayr?nt?lar?na dek bunu ya?ayabilir. ama bir yandan da ?u sonuç ç?kar ortaya: Bir yap?t ne denli büyük bir dü?ünür ya da yazar?n kaleminden ç?km??sa o denli de kendi gücüyle kendini anlatabilir; dolay?s?yle tarihçinin, yap?t? yaratan?n ya?am öyküsü ya da dü?üncelerine ba? vurmas?na hiç gerek kalmaz. En güçlü ki?ilik, dü?ünsel ya?amla en iyi özde?le?en ki?iliktir, toplumsal bilincin etken ve yarat?c? bütün temel güçleriyle en çok özde?le?en ki?ilik. Bir yap?t?n güçsüz ve tutars?z yanlar?n? anlamak söz konusu oldu?unda ancak, yazar?n ki?ili?ine ve ya?am?n?n d?? ko?ullar?na ba? vurmak zorunlulu?u do?ar çok kez.

 

Böylece, Goethe’nin pek yaz?nsal bir de?er ta??mayan bir sürü benzetme oyunlar?, hatta Faust’un birtak?m c?l?z, güçsüz yanlar?, yazar?n Weimar saray?nda kar?? kar??ya bulundu?u zorunluklarla aç?klanabilmektedir. Ama Goethe art?k kendine yara??r düzeyde bulunmad??? andad?r ki Weimar bakan? yap?tta ön s?raya geçip varl???n? duyurur.

 

Demek, toplumla bireyi, tinsel de?erlerle toplumsal ya?am? birbirine kar??t görmek ?öyle dursun, gerçek, bunun tam tersidir. Toplumsal ya?am, yaratma gücünün en son noktas?na eri?ti?inde, her ikisi de, en yüce biçimleri içinde birbirleriyle kayna?m?? olurlar; yaz?n alan?nda bu böyledir, felsefede, siyasal alan?nda da böyle. Racine ya da Pascal’? PortRoyal’dan nas?l ay?rabilirsiniz. Munzer’i Köylüler Sava??ndan, Luther’i din devriminden, Napoléon’u imparatorluktan ve Frans?z Devrimiyle eski rejim aras?ndaki sürekli kavgadan? Tersine, topluluk ortakl??a dönü?tü?ünde, birey güçsüzle?ip göze batar duruma geldi?inde aradaki kar??tl?k iyice derinle?ir. Ama o zaman da, yaz?nsal yaratma tarihinde, derin bilginleri çok ama yaz?nsal dü?ünce tarihçisini pek az ilgilendirebilecek olan yaz?larla kar?? kar??ya bulunuruz art?k..

 

( Lucien Goldmann. Matérialisme dialectique et histoire de la littérature, Çeviren: Tahsin SARAÇ, Türk Dili Dergisi, Ele?tiri Özel Say?s? , Mart 1971)

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #7 : 05 Temmuz 2009, 18:25:23 »
Türk Edebiyat?’nda Mektup Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


“Mektup, “Bir ?ey haber vermek, bir ?ey sormak veya istemek için, birine ço?unlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmu? yaz?l? kâ??t, nâme” demektir.(1) Bir ba?ka tarifle,”Yaz?l? nesne, yaz?lm?? ?ey” demektir. Farsças? nâme, Türkçesi betik, bitigdir. Birbirinden uzakta bulunan ki?i ve kurumlar aras?nda haberle?meyi sa?layan bir yaz? türü. Mektuplar, insanlar?n bilgi, görü? ve dü?üncelerini birbirine bildirmek, istek ve dileklerini iletmek için s?k s?k kulland?klar? bir araçt?r.(2).
 

Mektubun Türk dünyas?ndaki yeri henüz aç?kl??a kavu?mamakla beraber, “MS.580 y?l?nda ?stanbul’a gönderilen diplomatik bir mektup ve daha sonraki yüzy?llarda Uygur prenslerinin yazd?klar? mektuplar ele geçmi?tir. Bunlar?n d???nda di?er Türk hükümdarlar?n?n da kom?ular?na veya devlet adamlar?na siyasî nitelikte mektuplar gönderdikleri ?üphesizdir. Türk edebiyat?nda mektup türünü Anadolu’ya yerle?tikten sonraki tarih içinde takip edebiliyoruz. “(3)

 

17. Yüzy?ldan sonra edebiyat türü olarak geli?en mektup, 19. yüzy?lda büyük bir önem kazan?r. Bunda okur yazar oran?n artmas?n?n, 1820 y?l?ndan sonra mektup zarf?n?n ve posta pulunun kullan?lmaya ba?lanmas?yla, posta hizmetlerinin düzenli hale gelmesinin büyük rolü olmu?tur.

 

Günümüzde en çok kullan?lan nev’ilerden biri olan mektup, “temelde bir haberle?me arac?” olmas?yla beraber kompozisyon ve ta??d??? üslup nitelikleri bak?m?ndan edebî bir de?er ihtiva eder. Bunun yan?nda mektuplar, edebiyat tarihçisi için oldu?u kadar bir tarihçi içinde belge niteli?i ta??maktad?r.

 

Mektuplar, her milletin edebiyat?nda önemli bir yere sahip olan edebi bir türdür. Klasik edebiyat?m?zda “bir ?eyi meydana getiren, bina eden mânâs?na umumiyetle nesir kar??l??? in?a, nâsir yerine mün?î s?fat?” kullan?l?rd?. Mün?î “edebî ilimlere vâk?f, bir maddeyi ne?ren ve mükemmel surette kaleme alabilen, kâtip demektir.” (4) An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Bu mün?ilerin ço?u “Mektupçuluk, Vaka-nüvislik, Reis’ülküttapl?k, Sadr-? azaml?k v.b.yüksek me’muriyetler i?gal eden kimseler, ?airler, müdürrisler, ilim adamlar?d?r. Feridun Bey, Abd’ül Celil Bin Yusuf, Celalzâde Salih, Lâmiî, K?nal?zade Ali Çelebi XVI. asr?n; Okçuzâde Mehemmed ?âhî, Yenicevardan’ndan ?eyhzâde Mehemmed, Bosnal? Abd’ül-Kerim, Dukabinzâde Osman, Vânî Mehemmed, Âlî, Nabî, Veysî ve Nergisî XVII. yüzy?l?n; ?shak Hocas?, Ahmet Efendi, Bursal? Buhaeddin, Nazmîzâde Hüseyin Murteza, Kânî, Rag?p Pa?a XVIII. as?r Türk edebiyat?n?n me?hur mün?ileridir ve mün?eat mecmualar? vard?r”(5). Bunun yan?nda 19. yüzy?l?n ba?lar?nda ve Tanzimat’tan sonra da birçok mün?inin yeti?ti?i görülür.”Antebli Mehmed Münib, Diyarbak?rl? ?a’ban Kâmî v.b.”(6).

 

Klasik edebiyat döneminde mektup kavram?n? kar??layan kelimeler oldukça çe?itlidir: “Tabiî bu de?i?ik adlar, mektubu yazanla yaz?lan?n çe?itli durumlar? gözönüne al?narak verilmi?tir. Dostluk, karde?lik, sevgi belirten mektuplara muhabbetnâme, meveddetnâme, uhuvvetnâme, rütbece alt durumda olan?n üste yazd??? mektuplara ariza, ?ukka; alçak gönüllülük göstermek için bazen varakpâre denildi?i de olmu?tur. Bunlara ek olarak halk dilinde (â??k edebiyat?nda) mektuba kâ??t, gam yükü, gönül dili, çile bohças?, nâme gibi isimler verilmesi yan?nda, sevgiliden â???a -sözlü olarak- gelen haberin yaz?lmam?? ferman, bu haberin sevindirici olmas? halinde de ?ekerli hurma ad?n? ald??? belirtilmelidir.



Düzyaz?, mektup yazanlar mün?î, devletin ve saray?n resmi yaz?c?l???n? yapanlar da ni?anc?, tevkiî gibi adlar alm??lad?r. Mün?ilerin yazd??? özel veya resmî mektuplarla ba?ka nesirlerin topland??? kitaba mün?eat (Feridun Beyin Mü?eâtu’s-selâtin’i gibi), yaln?zca mektuplar?n topland??? esere mektûbât (Mektûbât-? ?eyh Aziz Hüdâî) denildi?i gibi çe?itli adlar ta??yanlar da vard?r: Nüzhet Mehmet Efendi’nin Muaddilü’l-imlâ ve Mükemmelü’l-in?a(1885)’s? Hayret Efendi’nin Riyâzu’l-kütebâ ve h?yâzu’l-üdeba(1826)’? böyle eserlerdir”(7).

 

Mün?ilerin i?ledikleri konular sosyal hayattan pek ayr? olmasa da, kulland?klar? dil tabilikten uzak, mutantan, türlü edebî sanatlar? içeren a?dal? bir dildir. “Mün?eatlar?n bir k?sm? didaktik nitelik ta??r. Ümera, hükemâ, sâdât, ?uara, ulema, guzât, kudât, me?ayih, vüzera için yaz?lacak mektup ve yaz?lar?n ba?l?klar?, hatimeleri, yaz?lana uygun dü?ecek cümleler, ibareler beyitler, örnekler verirler “(8).

 

Tanzimat‘dan sonra bir çok tan?nm?? ?ahsiyet Garp edebiyat?ndan roman, tiyatro gibi nev’ilerden tercüme yapt??? gibi, mektup türünde de tercüme yap?lm??t?r: “Jean-Jacques Rousseau’nun Novvelle Heloise’inden iki mektubu Münif Pa?a, ayn? eserde bir ba?ka mektubu Pertev Pa?a; Recaizade Ekrem ve Ahmet Mithat, Alexandre Dumas Fils’in La Dame Aux Camelias’?ndan birer mektubu Türkçe’ye tercüme ettiler”.(9)

 

Bir mektup genellikle giri?, geli?me, sonuç gibi bölümlerden ve tarih, hitap ve imzadan müte?ekkildir. Mektuplar genellikle nesir olarak yaz?lsa da, edebiyat?m?zda manzum olarak yaz?lm?? edebî mektuplar da mevcuttur. Hususî mektuplar?n yan?nda edebiyat?m?zda, tenkit ve münaka?a, roman, hikâye, seyahat; makale, röportaj, sohbet gibi nev’ilerde yaz?lan mektuplar da vard?r.

 

Tanzimat’tan sonra, “Frans?z mefkûresinden mülhem olarak” memleketimizin içinde siyasî, edebî ve birçok sahada meydana gelen de?i?iklikler neticesinde baz? simalar?n firar etmeleri ve sürgüne gönderilmeleri sonucunda bir tenkit ve münaka?a ortam? do?mu?tur. Bu konuda yaz?lm?? mektuplara ?unlar? örnek gösterebiliriz: “Nam?k Kemal’in, Ziya Pa?a taraf?ndan haz?rlanan bir ?iir antolojisi (Harabat) için yazd??? Tahrib-i Harabat (1885) ve Takib-i Harabat (1885) ile Mecmua-i ?rfan Pa?a da yeni bir ?iir anlay???na kar?? ç?k?lmas? üzerine kaleme ald??? Îrfan Pa?a’ya Mektub’u (1885), Recaizade’nin Mes Prisons (1869) adl? çevirisiyle ilgili olarak yazd??? Mes Prisons Muahazenâmesi (1885), Muallim Naci ile ?eyh Vasfi’nin o dönem ?iirimizle ilgili görü? al??veri?lerini ortaya koyan on iki mektupluk ?öyle Böyle adl? eser (1886), yine Muallim Naci’nin Be?ir Fuad’a yazd??? Victore Hugo monografisi dolay?s?yla ba?latt??? ve yedi mektup süren münaka?alar?n? içine alan ?ntikad (1888), Corneille’nin Cid’ini tenkitli özet ?eklinde yay?mlayan Ahmet Mithat’?n Sait Bey ile olan münaka?a mektuplar?n? bir araya getiren Sait Beyefendi Hazretlerine Cevap (1898), Ali Canip’in Cenap ?ahabeddin ile dilde sadelik, Türkçülük konular?ndaki münaka?alar?ndan meydana gelen alt? mektubunu toplad??? Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münaka?alar?m (1918), Cenap ?ahabettin’in alayl? bir dille “O?luma Mektup” ba?l??? alt?ndaki didaktik hüviyetli pek çok mektubunun topland??? Evrâk-? Eyyam (1915), Nurullah Ataç’?n çe?itli sanat konular?ndaki görü?lerini belirtti?i mektuplar?ndan olu?an Okuruma Mektuplar (1958)”(10).

 

Edebiyat?m?zda mektup tarz?nda ilk roman?, “Hüseyin Rahmi Gürp?nar denemi? ve kar? koca geçimsizli?ini ele ald??? Mutallaka’y? yazm??t?r. Daha sonra yazd??? Sevda Pe?inde’nin ikinci bölümü, Ömer Seyfettin’in Bahar ve Kelebekler, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, A?k ve Ayak Parmaklan, Sivrisinek, Lokantan?n Esrar?, Memlekete Mektup hikâyeleri; Halide Edip Ad?var’?n Handan roman?, Harap Mabetler’deki imzas?z mektuplar hikâyesi; Yakup Kadri Karaosmano?lu’nun Kad?nl?k ve Kad?nlar?m?z, Bir Serencam, Milli Sava? Hikâyeleri, Okun Ucundan’daki hikâyeleri; Re?at Nuri Güntekin’in Sönmü? Yald?zlar, Bir Damla Gözya??, Bir Hazin Hakikat, Yalan, Bir Hayal K?r?kl???, Kumandan?n ?oförü hikâyeleri mektup tarz?ndad?r. Bunlardan ba?ka Halit Ziya, Mehmet Rauf, Ahmet Hikmet Müftüo?lu ve Sait Faik’in bir k?s?m hikâyeleri de mektup ?eklinde yaz?lm??lard?r”(11).

 

Baz? yerlere yap?lan seyahatler de bazen mektup türünde yaz?lm??t?r “Cenap ?ahabeddin’in Hac Yolunda (1909) ve Avrupa Mektuplar? (1931), Ahmet Rasim’in Romanya Mektuplar? (1916), Falih R?fk?’n?n Londra Konferans? Mektuplar? (1931) ve gazete sütunlar?nda kalarak kitap haline henüz getirilmeyen Danimarka Mektuplar?, an?lan yerlere yap?lan seyahat sonucunda yaz?lm??lard?r”(12).

 

Makale, röportaj ve sohbet türünde yaz?lan mektuplarda ?unlard?r: “Ahmed Mithat’?n iktisat, siyaset, kozmografya, matematik ile ilgili bilgiler verdi?i Hallu’l-ukd (1892) ile Schopenhauer’in Hikmet-i Cedîdesi (1888), Ahbâr-? Asara, Tamim-i enzâr (1892) adl? eserleri (makalelerden); Ahmet Rasim’in ?ehir Mektuplar? (1912, fikra ve sohbetlerden); Mahmut Yesarî’nin Yakac?k Mektuplar? (1938, röportajlardan) meydana gelmi?tir” (13)

 

Edebiyat?m?zda az da olsa bulunan manzum mektuplarda, mektuplar?n temel ta?? olan tabilik, içtenlik oldukça zorlan?r: “?eyhî’nin Hüsrev ü ?irin’inde, Hüsrev’in ?irin’e ve Fuzûli’nin Leylâ ile Mecnûn’unda, Mecnûn’un Leylâ’ya yazd??? mektubu; ?ehzade Beyaz?d’?n Kanunî’ye, Kanunînin Beyaz?d’a yazd?klar? mektuplar; Ba?datl? Ruhî’nin devrinin bütün ?airleri ile dostluk münasebeti için yazd??? k?rk bir beyitlik kasidesi; Bayburtlu Zihnî’nin sevgilisine yazd??? üçer dörtlüklü iki ayr? mektubu; Ali Pa?a’n?n Mahmut Pa?a’ya, Haf?z Ahmed Pa?a’n?n Ba?dat ku?atmas? s?ras?nda IV.Murad’a, IV.Murad’?n Haf?z Ahmed Pa?a’ya verdi?i cevabî mektuplar?; Edhem Pertev Pa?a’n?n Nefise Han?m’a annesi taraf?ndan yaz?lan manzum mektubu (22 m?sra); ?smail Safa’n?n karde?i Vefa’ya (üç) ve memleketi olan Trabzon’a yapt??? ziyaret dolay?s?yla yazd??? mektuplar?, (Mevlid-i Pederi Ziyaret, 1894, yüz seksen dokuz beyit); Ziya Gökalp’in Atatürk’e hitap etti?i ?stida (elli dört m?sra) ve ?kinci ?stida (otuz iki m?sra) ba?l?kl? mektuplar? manzum mektuplara örnek gösterilebilir. Aka Gündüz’ün Balkan Sava?? s?ras?nda ?ki Bayram’?, Ana Mektuplar? (Bozgun, 1334), Halit Fahri’nin Bayram Mektubu(Cenk Duygular?, 1933), Kemalettin Kamu’nun ?zmir Yollar?nda Son Mektup’u (N.R Evrimer, Kemaleddin Kamu, 1949), Orhan Seyfî’nin Sevgili’ye Mektup’u (Gönülden Sesler, 1928), Necip Faz?l K?sakürek’in Anneme Mektup’u (Ben ve Ötesi, 1932), Zindandan Mehmed’e Mektup’u (Çile, 1962), Bedri Rahmi’nin Birinci Mektup, ?kinci Mektup (ve di?erleri, üçü birden 1953), Orhan Veli’nin Oktay’a Mektuplar’? (Bütün ?iirleri 1960) edebiyat?m?zda belli ba?l? manzum mektuplard?r”(14).

 

Türk Edebiyat?nda, isim yapm?? ?air, yazar ve sanatkârlar?n yaln?z mektuplar?n?n topland??? müstakil eserler de vard?r: Ali ?ir Nevaî, Lâmiî Çelebi, Nâbi, Rag?p Pa?a, Tokatl? Ebubekir Kânî, Nev’izâde, Azmîzâde, Ganîzâde, Akhisarl? Abdulkerim, Zaifi Pir Mehmet ve benzerlerinin mün?eatlar? ile, Akif Pa?a’n?n Mün?eât-? Elhac Akif Efendi (1843) ve Muharrerat-? Hususuye-i Akif Pa?a (1883) adl? eserleri; Nam?k Kemal’in hususî mektuplar? (C.I, II, III, Haz.F.A.Tansel, 1967, 1969, 1973), Abdühlak Hamid Tarhan’?n Mektuplar’? (2 C. 1918), Muallim Naci’nin Mektuplar?m’? (1886), Ziya Gökalp’in Limni ve Malta Mektuplar? (Haz: F.A.Tansel, 1965), Cahit S?tk? Taranc?’n?n Ziya’ya Mektuplar? (1957), Ya?ar Nabi’nin Dost Mektuplar? (1972), Ahmet Hamdi Tanp?nar’?n mektuplar? (Haz:Zeynep Kerman, 1974), Naz?m Hikmet’in Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar? (1968) bunlardan baz?lar?d?r.

Kaynakça
1-Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yay?nlar?, 549, Ankara-1988, s.1003.
2-Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.231.
3-a.g.e., s.232.
4- Fevziye Abdullah Tansel, “Türk edebiyat?nda Mektup”, Tercüme, 1964, cilt:16, no:77-80, s.386.
5.a.g.m., s.386-387.
6- a.g.m., s.387.
7-Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.232.
8- a.g.e., s.232.
9- Fevziye Abdullah Tansel, “Türk edebiyat?nda Mektup”, Tercüme, 1964, cilt:16, no:77-80, s.399.
10- Türk Dili ve Edebiyat? Ansiklopedisi, Dergâh Yay?nlar?, ?stanbul-1986, cilt:6, s.234-235.
11- a.g.e., s.234.
12- a.g.e., s.235.
13- a.g.e., s.235.
14- a.g.e., s.235-236.
 

Mehmet Nuri PARMAKSIZ

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #8 : 05 Temmuz 2009, 18:25:42 »
Ropörtaj Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Röportaj, gazete ve dergilerde yay?mlan?n yaz? türlerinden biridir. Ö?retici yaz? türüdür. Bir olay, bir durum; yerinde gezip görülerek, olayla ya da durumla ilgili de?i?ik ki?ilerle konu?ularak, soru?turularak yaz?l?r.

 

Röportaj hem gezi yaz?lar?n?n hem makalenin özelliklerini ta??r. Makale gibi dayand??? sa?lam bir dü?ünceyi, bir tez vard?r. Yazar; sorunu yerinde inceleyerek, gezip görerek, halkla, varsa ma?durla ve yetkili ki?ilerle konu?arak; foto?raf, belge, istatistik bilgiler… gibi bilgilerle destekleyerek okuyucunun bilgisine sunar. En çok kamuoyu toplayan gazete yaz?s?d?r. Çok yönlü anlat?m olanaklar? vard?r. Bu yönüyle di?er dü?ünce yaz?lar?ndan zengindir. Uzunlu?u ço?u zaman makaleden çoktur. Bazen bir röportaj yaz?s? gazetenin iç sayfalar?ndan birinde dizi halinde günlerce yay?nlan?r. Okuyucunun s?k?lmadan, merakla, okudu?u bir yaz? bir türüdür.

 

Röportaj yazmak çok önemlidir. Bu nedenle de röportaj yazar?n?n toplumsal sorumlulu?u di?er yazarlardan daha çoktur. Röportaj yazarl??? ayr? bir ustal??? ve yan alan becerilerini gerektirir. Yazar evindeki kö?esine çekilip yazmaz yazd?klar?n?. Röportaj yazar? eline aya??na çabuk olmak zorundad?r. Yazar bir yandan evinde çal???rken bir yandan kütüphanede, ar?ivde, devlet dairesinde, i? yerlerinde ara?t?rma yapacak; di?er yandan da olay yerinde incelemeler yapacakt?r. Hem foto?rafç? titizli?i ile çal??acak; hem de yerine göre kimi zaman sevecenlikle, kimi zaman ?srarl? ama hiçbir zaman s?rna??k ve terbiyesiz olmadan, haddini bilerek, insan haklar?n? da çi?nemeden soru?turma yapacakt?r. Bütün bunlar?n yan?nda röportaj yazar?, okuyucu ile ba??n? koparmamak zorundad?r.

 

Röportaj türünün belirleyici özellikleri nelerdir?
• Röportaj da dü?ünsel plânla yaz?l?r.
• ??lenen konu; toplumsal, sanatsal olay ya da olgu olmal?d?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?unu; konu?ma, bilgi toplama ve foto?raflarla desteklemeli, anlatt?klar?n? bir mant?k çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlatt???, önceki anlatt?klar?yla çeli?memelidir.
• Röportaj yazar?; aç?klay?c? anlat?m, öyküleyici anlat?m, betimleyici anlat?m ve tart??mal? anlat?m gibi bütün anlat?m yollar?ndan yararlan?r. Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, kar??la?t?rma, tan?k gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanmal?d?r.
• Röportaj yaz?lar? zamanla tarihsel belge olabilir.
• Foto?raf ya da belge kullan?labilir.

Baz? röportajlar, yüz yüze yap?labildi?i gibi baz?s? da yaz?l? sorular?n verilip cevaplar?n daha sonra yaz?l? olarak al?nmas? ?eklinde de olabilir.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i


 

Röportajlar genellikle sorucevap tarz?nda olur. Ancak baz? yazarlar röportaj? hikâye kurgusu ve üslûbu içinde vermeyi tercih ederler. Metin içerisinde kendi duygu, dü?ünce ve izlenimlerini de aktar?rlar. Ço?u röportaj, gezi yaz?s?yla iç içe sunulmaktad?r. Gazeteciler, ülke içinde ba?ka ?ehir ya da ülke d???nda ba?ka ülkelere gazetecilik çal??mas? için gittiklerinde oralarda yapt?klar? röportajlar? ve gezi izlenimlerini birlikte, ayn? kurgu içinde kaleme almaktad?rlar.

 

Türk edebiyat?nda röportaj türünün ilk örneklerini Evliya Çelebi vermi?tir. Modern anlamda ise Ru?en E?ref Ünayd?n’?n Diyorlar ki (1918); adl? çal??mas? bu türde verilmi? ilk örnek aras?ndad?r. Bunun d???nda di?er baz? röportajlar ?unlard?r: Hikmet Feridun Es, Bugün de Diyorlar ki (1932), Mustafa Baydar, Edebiyatç?lar?m?z Ne Diyorlar (1960); Gavsi Ozansoy, 40 Y?l Sonra Diyorlar ki (1962); Tahir Kutsi, ?ç Göç (1964); Halil Aytekin, Do?uda K?tl?k Vard? (1965); Abdi ?pekçi, Liderler Diyor ki (1969); Ya?ar Kemal, Bu Diyar Ba?tan Ba?a (1971); Fikret Otyam, Gide Gide 10 (1969); Ya?ar Nabi Nay?r, Edebiyatç?lar?m?z Konu?uyor (1976, konu?malar de?i?ik ki?iler taraf?ndan yap?lm??t?r.); ?smail Parlat?r?nci Enginün Orhan Okay Zeynep Kerman Kâz?m Yeti? Necat Birinci, Röportajlar (1997).

 

Türkiye gazetelerinde röportaj çal??malar? yay?mlanan ba?l?ca gazeteciler aras?nda ?unlar? sayabiliriz: Fikret Otyam, Ya?ar Kemal, Vasfiye Özkoçak, Füsun Özbilgen, Leyla Umar, Nuriye Akman, Ay?e Arman, Fehmi Koru, Yazgülü Aldo?an, Hüsamettin Aslan.
A?a??da Haldun Taner’le yap?lan bir röportaj? görüyorsunuz:
Ke?anl? Ali Destan?’n? yazmaya sizi neler zorlad??
Her yazar?n baz? sevgili temalar? oluyor. Mitoslar?n kulis arkas?n? de?mek de beni en çok saran temalardan biri. Lûtfen Dokunmay?n tarih plân?nda bir Baltac? hiyaneti efsanesinin tart??mas?n? yap?yordu. Ke?anl? Ali Destan? ise gecekondu ortam?nda bir kahramanl?k mitosunun parodisini yap?yor.

 

Bu oyununuzu al???lm?? müzikallerden ay?ran özellikler neler?
Al???lm??l?ktan kastiniz Amerikan modeli müzikallerse, hemen söyliyeyim ki, bu tarza kar?? ne ilgim, ne de sempatim var. ?lerde olaca??n? da hiç sanmam. Biz bamba?ka bir yolun yolcusuyuz. Ke?anl? Ali Destan? ile yepyeni bir halk tiyatrosu üslûbuna gitmeyi deniyoruz. Amac?m?z ak?am yeme?inden sonra hazm? kolayla?t?ran bir e?lence sa?lamak de?il. Söyleyece?ini güldürü k?l???nda söyleyen, seyirciyi tedirgin eden aktif bir uyar? tiyatrosu.

 

Ke?anl? Ali Destan?’n?n kahramanlar? hayattan m? al?nmad?r?
1960?ta ünlü bir kondu efesinin vurulmas? beni çok ilgilendirmi?ti. Yerinde incelemeler yapt?m. Olay?n kahramanlar? ile aileleri ile görü?tüm. Arkada??m Mehmet Kemal’in arac?l??? ile tan?klar? buldum. Konu?tum. Oyunun hareket noktas? o olay oldu. Ama oyundaki Ke?anl? Ali daha çok da kendi fantazimin ürünüdür. Deli Bozuk Zilha, 1962?de Ke?anl? Ali tipi kabare tiyatrosunda Gültepe No.8 adl? ?ansonla sundu?um gecekondulu k?z?n geli?mi? bir portresidir. Helâc? ?erif Abla ise on be? y ?l önce yay?nlanan Bayanlar 00 hikâyemin kahraman?.

 

Oyununuzu yazarken, gecekondu çevreleriyle ilgiler kurdunuz mu?
Gecekondu bölgelerine kar?? ilgim ve sevgim yeni de?il. Alt?nda?’?, Ta?l?tarla’y? ço?u dostum benim arac?l???mla tan?m??lard?r. Kondulara ait gazete haberlerini, onlar üzerine iktisadî raporlar? ilgi ile izlerim. Gecekondular? sade canayak?n insanlardan ötürü de?il, ayr?ca toplumumuzun küçük çapta bir maketi sayd???m için de çok ilginç buluyorum.

Konu?an: Ayhan Sümer

Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #9 : 05 Temmuz 2009, 18:26:03 »
MÜLAKAT NED?R?

?ki ki?i veya bir ki?i ile bir grup aras?nda sözlü bilgi al??veri?idir. Belirli bir amaç do?rultusunda yap?lan yüzyüze görü?medir. Bu bilgi al??veri?i her zaman olmasa da genellikle planlanm??t?r. ?ki taraf?n da konu?ma ve dinlemesini içerir.

MÜLAKAT YÖNTEMLER? VE TÜRLER?
Herhangi bir i? görü?mesi farkl? ?ekillerde uygulanabilir. Görü?meciler, farkl? görü?me yöntemlerini uygulayarak söz konusu pozisyon için en uygun aday? belirlemeye çal???rlar. Görü?menin çe?idine göre, görü?menin yap?s?, sorulacak sorular ve ölçülmek istenen nitelikler ve yetkinlikler farkl?l?k gösterebilir. Alt? farkl? görü?me çe?idinden bahsedebiliriz:

1.Birebir Görü?meler
2.Panel Görü?meler
3.Çal??ma Arkada?lar? Grubu
4.S?ral? Görü?meler
5.De?erlendirme Merkezi
6.Telefon Görü?meler

B?REB?R GÖRÜ?MELER
Yap?land?r?lmam?? mülakat da denir.

En çok kullan?lan, esnek ama sonuçlar? çok tart???lan bir yöntemdir. Aday ile tüm görü?meler bire bir olarak, yaln?z yap?l?r. Bu yöntemde subjektif de?erlendirmelerin görü?meyi etkilemesi kaç?n?lmazd?r; uygulanmas? halinde görü?me sürecinin çok iyi planlanmas? ve etkin bir ön haz?rl?k yap?lmas? ?artt?r. Birebir görü?meler genellikle i?veren firman?n bir temsilcisi taraf?ndan yürütülür. Bu görü?melerin yap?s? önceden belirlenebilece?i gibi, sohbet havas?nda da geçebilir. Amaç, söz konusu pozisyon için uygunluk derecesinin belirlenmesidir. Baz? firmalar, birebir görü?meleri çok rahat ve sohbet havas?nda yürütmeyi tercih eder. Bunun aday üzerinde rahatlat?c? etki yapt???na ve bilgi al?? veri?ini kolayla?t?rd??? savunulur. Buna kar??l?k baz? firmalar "stres görü?mesi" denilen ve aday?n do?al tepkilerini ortaya ç?kard??? savunulan yöntemleri kullanmay? tercih eder. Birebir görü?melerin en büyük dezavantaj? de?erlendirmenin tek bir ki?i taraf?ndan yap?lmas? ve daha subjektif kararlar?n verilmesine neden olmas?d?r.

Bu tür görü?melerde kat?l?mc?ya görü?meyi yönlendirme imkan? verilmi?tir. Aç?k uçlu soruar sorulur. “Son i?inizde hakk?nda neler söyleyebilirsiniz?” vb.

Amaç, tart??malarda al?nmayacak bilgi, duygu ve davran??alr hakk?nda bilgi almakt?r. Bu görü?meyi kat?l?mc?lar kontrol etti?inden, yap?land?r?lm?? sorular sorular sorulmad???ndan kat?l?mc?lar? birbirleri ile kar??la?t?rmak zordur. Bu yöntem daha çok üst düzey yönetici seçiminde kullan?l?r.

PANEL GÖRÜ?MELER
Bu yöntem, ikiden fazla görü?mecinin veya yöneticinin, birlikte, tek bir aday ile yapt?klar? görü?melerdir. Genellikle çok say?da eleman?n farkl? bölümlerde i?e al?nmas? planland???nda "toplu al?mlar" tercih edilir ve özellikle bankac?l?k sektöründe s?kl?kla kullan?l?r. Aday? zorlay?c? bir yöntemdir. ?irket aç?s?ndan bak?ld???nda ise iyi bir panel yöneticisi ve koordinasyon oldu?u takdirde sa?l?kl? sonuçlar ortaya ç?kabilmektedir.

ÇALI?MA ARKADA?LARI GRUBU
Bu yöntem, son y?llarda gittikçe daha fazla önem kazanan ekip / tak?m anlay???n?n eleman seçme sistemine yans?mas?d?r. Bu yöntemde seçimin a??rl???, seçilecek ki?inin birlikte çal??aca?? ekip üyelerindedir. Bir anlamda panel yöntemine dönü?tü?ü söylenebilir. Ancak buradaki görü?menin as?l amac? gruba uyumun ölçülmesidir. Ekip çal??mas? ve proje bazl? i?lerde kullan?m?n olumlu sonuçlar verdi?i gözlenmi?tir. Bu tür küçük gruplardan olu?an i? görü?melerinin amac? daha çok derinlemesine bir görü?me yapmak veya teknik bilgiyi ölçmektir. Bu yöntem ayr?ca son i?e al?m karar?n? vermeyecekleri halde, ba?ka çal??anlar?n da i?e al?m sürecinde rol almalar?n? sa?lar. En büyük avantaj?, uzun vadede birlikte çal??mas? söz konusu olan ki?ilerin önceden birbirlerini tan?malar?n? sa?lamas?d?r. Ayr?ca çal??anlar?n i?e al?m sürecine dahil edilmesi onlar? motive etmekte, karar mekanizmas?nda önemli rol ald?klar?n? dü?ünmelerine olanak vermektedir.

SIRALI GÖRÜ?MELER
S?ral? görü?melerde birebir ancak birbiri ard?na yap?lan birkaç görü?me söz konusudur. Burada mülakat yapan her ki?i, söz konusu pozisyonun tek bir yönünü inceler - tecrübe, teknik bilgi, yönetim becerisi gibi. S?ral? görü?meler de birebir görü?melerin bütün dezavantajlar?na sahiptir.

DE?ERLEND?RME MERKEZ?
Bu yöntemde panel görü?melerin tersine, adaylar?n say?s? üçten fazlad?r. Adaylara, çal??mak istedikleri alan ile ilgili ve/veya genel yöneticilik yeteneklerini ortaya koyabilecekleri örnek olay / olaylar verilir. Belirlenen süre içerisinde e?itilmi? de?erlendiriciler olay? izlemekle yetinirler. Süre sonunda örnek olay tart???l?r. Adaylar?n bu süre içerisindeki tüm tutum ve davran??lar? de?erlendirmede dikkate al?n?r. Adaylar, bunun yan? s?ra baz? testlerden de geçirilebilir.

TELEFON GÖRÜ?MELER?
Sonuçlar? sa?l?kl? ancak uygulanmas? zor bir yöntemdir.

Özellikle ülkemizde az kullan?lan görü?me tekniklerinden biridir. Kullan?l?p kullan?lmayaca?? karar? yine pozisyona ve görü?meleri yürütecek olan ki?ilerin tercihine kalm??t?r. Telefon görü?meleri iki ?ekilde kullan?labilir:

Bunlardan ilki gazete ilan?nda verilen telefonlara adaylar?n ba?vurmas? ve telefon eden adaylarla görevliler taraf?ndan telefonda bir ön görü?me yap?lmas?d?r

?kinci bir alternatif ise ba?vuran adaylar?n özgeçmi?leri üzerinden bir ön eleme yap?lmas?n?n ard?ndan yüzyüze görü?melere geçilmeden önce bir ikinci eleme unsuru olarak; veya özgeçmi?te aç?k olmayan baz? konular? ayd?nlatmak amac? ile telefon görü?melerinin yürütülmesidir.

Telefon görü?melerinin en büyük avantaj? di?er yöntemlere göre daha h?zl? olmas?d?r. En acil olarak ihtiyac?n?z olan bilgileri telefonda ö?renebilirsiniz. Ses tonu, dil hakimiyeti, telaffuz gibi konularda önemli bilgiler verir, ve bu nedenle özellikle telefonda mü?teri hizmeti veren birimler için yap?lan eleman al?mlar?nda tercih edilen bir yöntemdir.

Kaynak: http://www.turkceciler.com

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #10 : 05 Temmuz 2009, 18:27:05 »
iyografi (Ya?am Öyküsü) -Otobiyografi (Özya?am Öyküsü) 
B?YOGRAF?

Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret vb. alanlarda hakl? bir üne kavu?mu?, tan?nm?? insanlar?n hayatlar?n?, eserlerini, ba?ar?lar?n? okuyucuya duyurmak amac?yla yal?n bir dille, tarafs?z bir görü?le yaz?lan inceleme yaz?lar?na hayat hikâyesi (biyografi) denir.


ÖZELL?KLER?

1-Ya?am? yaz?lan ki?inin kendisi taraf?ndan de?il, onunla ilgili ara?t?rma yapan, bilgi ve belgelere ula?an veya onun ya?am?na yak?ndan tan?kl?k etmi? ki?iler taraf?ndan kaleme al?n?r.
2- Tarafs?z ve gerçekçi olunmal?d?r.
3-Bilgi. Belge, tan?k ve kan?tlara dayand?r?lmal?d?r.
4- Kronolojik s?ra izlenebilir.
5- Ki?iyi tüm yönleriyle tan?t?r. Ki?inin önemi, de?eri, benzerlerinden fark? belirlenmelidir.
6- Öznel bir tutum izlenmemeli, ki?inin ya?am? a??r? yerme ve övmelerden uzak tutulmal?d?r
7- Aç?k, sade bir dil kullan?l?r.
8-Divan edebiyat?nda ?airleri anlatan bu eserlere, "Tezkire" denirdi.
9-Türün ünlüleri; Mithat Cemal Kuntay, ?evket Süreyya Aydemir.

*Ünlü bir ki?inin hayat hikâyesini yazacak kimse, geni? bir ara?t?rma yapar. ?ayet ki?i sa? ise ona hayat?yla, çal??malar?yla, eserleriyle ilgili sorular sorar ve ald??? cevaplar? not eder (veya kaydeder.); bunlardan yaz?s?nda yararlan?r. Ki?i hayatta de?ilse, onun hayat?n? (varsa belgeleriyle birlikte) etrafl?ca ara?t?r?r. Nas?l ünlü oldu?unu, nas?l ba?ar?l? oldu?unu; (varsa) eserlerini dikkatlice inceler. Bütün bu veriler ?????nda kronolojik olarak veya kendine özgü bir üslûpla hayat hikâyesini yazar.

*Ço?u zaman bunlarda, sanatç? kendisiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.

Ünlü ki?ilerin hayatlar?n? konu alan, bunlar? roman tarz?nda i?leyen edebî yaz?lara biyografik roman denir.

Bir ki?inin hayat?n? ayr?nt?l? olarak veren ki?isel biyografi kitaplar? oldu?u gibi, birden çok ki?inin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de vard?r. Örne?in antolojilerde, ansiklopedilerde, y?ll?klarda birden çok ki?inin biyografileri çok k?sa olarak ana hatlar?yla verilir. Bu eserlerde ya da yazar?n kitab?n?n arka kapa??nda veya iç sayfas?nda yer alan biyografiler genellikle k?sad?r. Ayr?nt?lar? at?lm?? daha çok do?um ölüm tarihleri, do?um yerleri, bitirdikleri okullar, çal??t?klar? i?ler, yazd?klar? eserler ve önemli ba?ar?lar? an?lmakla yetinilir. Her döneme, her mesle?e ve her millete ait ki?ilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait ki?ilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup ki?ilerin biyografilerinin topland??? eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesle?e mensup ki?ilerin yer ald??? eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde ya?ayanlar?n hayat hikâyelerinin verildi?i eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine ça?da? insanlar?n yer ald??? Who's Who? (Kim Kimdir?) adl? eseri gösterebiliriz.


Biyografiler yaz?m tekni?ine göre de farkl?l?klar arz etmektedir. Bunlar? k?saca ?öyle s?n?fland?rabiliriz:

a. Bilimsel biyografi: Biyografik bilgileri kronolojik bir s?ra içerisinde, alt ba?l?klar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdi?i yenilikleri, gösterdi?i ba?ar?lar?, eserlerini, eserlerinin de?i?ik özelliklerini ele?tirel bir tutumla, belgelere, ara?t?rma ve incelemelere dayal? olarak veren çal??malara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde ki?inin do?umu, yeti?mesi, ö?renimi, çal??ma hayat?, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, ?ekil ve muhteva özellikleri, ba?ar?lar?, ödülleri ve ba?ka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne ?u örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-?ahsiyet-Eser (1971); ?smail Parlat?r,

b. Biyografik roman: Ünlü ki?ilerin hayatlar?n? konu alan, bunlar? roman tarz?nda i?leyen edebî yaz?lara biyografik roman denir.

Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlat?m? üslûbuyla ki?iyi bir roman kahraman? gibi olaylar?n içindeki konumlar?yla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda ki?inin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davran??lar?, duygular?, dü?ünceleri, tepkileri, tav?r al??lar?, giyini?i gibi pek çok de?i?ik özellikleri ayr?nt?l? olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayat? içerisinde canl?, ya?ayan bir ki?ilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Eri?irgil'in Mehmet Akif /?slâmc? Bir ?airin Roman? (1956); Tahir Alangu'nun “Ömer Seyfettin “(1968) adl? eserleri verilebilir. Ayr?ca O?uz Atay'?n “Bir Bilim Adam?n?n Roman?” (1975) adl? roman? da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu roman?nda hocas? Mustafa ?nan'? merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayat?n? yans?tm??t?r.

c. Nekroloji: Ölen ünlü bir ki?inin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yak?n çevresinde yer alan ki?iler taraf?ndan onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çal??malar?n?n ve di?er özelliklerinin an? üslûbuyla anlat?ld??? yaz?lara denir. Bu yaz?lar bir anlamda öleni çok seven birinin a??tlar?, duygusal, öznel aç?klamalar?d?r.
Bu tür yaz?lara örnek olarak Yahya Kemal'in ölümü dolay?s?yla kaleme al?nm?? ?u yaz?lar? verebiliriz: Vehbi Cem A?kun, "?stanbul A????n? Kaybetti" (Dün-ya, 5 Kas?m 1958); Nimet Behsuz, "Büyük ?airin Arkas?ndan" (Yeni Gün, 3 Kas?m 1958); Cenap Gediko?lu, "Bir Dev ?air Göçtü" (Yeni Gün, 5 Kas?m 1958).

TAR?H? GEL???M?:

Türk edebiyat?nda ilk biyografik eser, Malik Bah?i'nin Feridüddin-i Attar'dan çevirmi? oldu?u “Tezkiretü'l-Evliya”d?r.

Daha çok mesleklerine göre düzenlenmi? ve birden fazla ki?inin biyografisinin yerald??? tezkire, menak?b, vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, ?airname, gazavatname, sicil gibi adlar alt?nda birçok eser kaleme al?nm??t?r. Menak?pname ya da velâyetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin, evliyalar?n, pir ve ?eyhlerin ola?anüstü halleri, kerametleri ve di?er ki?isel özellikleri anlat?l?r.

Yay?mlanm?? baz? menak?pnamelere ?u örnekler gösterilebilir: Hac?msultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hac? Bekta? Velâyetnamesi (Erich Gross).Vakayinamelerde de birçok devlet adam?n?n biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.

?uara Tezkireleri:
?airlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, ?iirleri hakk?nda de?erlendirmelerin bulundu?u eserlere ?uara tezkiresi denir.



OTOB?YOGRAF?Ki?inin kendi hayat?n? anlatt??? yaz?ya otobiyografi denir. Otobiyografide do?umdan itibaren otobiyografinin yaz?ld??? ana kadar ya?ananlardan anlatmaya de?er olanlar yaz?l?r. Edebiyat, sanat, siyaset, spor vb. alanlarda ünlü bir ki?i; di?er insanlarca bilinmeyen yönlerini, ba?ar?s?n? nelere borçlu oldu?unu ve nas?l kazand???n? anlatmak amac?yla otobiyografisini yazar. Otobiyografi her ne kadar öznel bir anlay??la kaleme al?nsa da gerçekler göz ard? edilmemelidir.



MONOGRAF?:
Ünlü bir kimsenin hayat?n?, ki?ili?ini, eserlerini, ba?ar?lar?n? ayr?nt?lar?yla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yaz?lan inceleme yaz?s?na monografi (tek yaz?) denir. Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, tarihî bir olay, bilimsel bir alana ait bir sorun özel bir görü?le veya bak?? aç?s?yla de?erlendirilebilece?i gibi bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yap?labilir.

PORTRE
Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tan?tmak amac?yla yaz?lan edebî yaz?lara portre denir. Ki?inin sadece d?? görünü?ünün (boyunun, yüzünün, giyini?inin, hareketlerinin...) anlat?ld??? portreye fizikî portre; iç dünyas?n?n, al??kanl?klar?n?n, duygular?n?n, fikirlerinin, zay?f taraflar?n?n... Anlat?ld??? portreye ruhî portre (tinsel, moral portre) denir. Ço?u zaman fizikî portre ile ruhî portre iç içe verilir.

Fizikî portre; ki?iyi di?er insanlardan ay?ran d?? özellikleri iyi bir gözlemle belirlendikten sonra, uygun s?fatlar kullan?larak özgün bir ?ekilde yaz?l?r.

?ç dünyan?n anlat?ld??? ruhî portrede ise; ki?inin ahlâk?, al??kanl?klar?, dü?ünceleri ilginç bir üslûpla yaz?l?r. Portreye konu kolan ki?iye ait, dü?ünceleri ve anlay??lar? daha etkili olarak ortaya koymak için onun sözlerine de yer verilebilir.
Romanda olay kahramanlar? de?i?ik bölümlerde (yeri geldikçe) gerek d?? görünü?leriyle gerekse karakter özellikleriyle okuyucuya tan?t?l?r. Okuyucunun roman kahramanlar?n? hayalinde canland?rmas? sa?lan?r. Bu yönüyle portre bölümlerine, romanlarda daha çok rastlanabilece?i gibi ba??ms?z bir edebî tür olarak yaz?lm?? portreler de vard?r.

Portre örne?i
ATATÜRK

Atatürk her ?art içinde kendisini empoze edenlerdendi. Bak???nda, jestlerinde, ellerinin hareketinde, k?m?ldan??lar?nda ve yüzünün çizgilerinde bütün bir dinamizm vard?. Bu dinamizm etraf?n? bir çe?it sessiz sars?nt? ile dolduruyordu. Öyle ki birkaç dakikal?k bir konu?madan sonra bu mütevaz? ve rahat adam?n, bu ö?reticinin an?nda bir uçtan öbür uca geçebilece?ini, meselâ en rahat ve kahkahal? bir sohbeti keserek en çetin bir karar? verebilece?ini ve daha gücü bu karar? verdikten sonra yine ayn? noktaya dönece?ini dü?ünebilirsiniz. En iyisi istim üzerinde bir harp gemisi gibi çevik, harekete haz?r bir dinamizm diyelim.

Ahmet Hamdi Tanp?nar, Be? ?ehir’

Otobiyografi
Otobiyografi Bir dü?ünürün, bir sanatç?n?n kendi ya?am öyküsünü anlatt??? eserdir. Kaynak olarak ki?i kendini ve aile büyüklerinden ald??? bilgileri kullan?r. Otobiyografi yazmak çok güçtür, çünkü insan?n kendinden sözederken objektif olmas? zordur. Otobiyografiler sayesinde o ki?inin sanat?, dü?ünceleri, yapt??? i?ler hakk?nda bilgileniriz. Biyografiler ayn? zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çal??acaklara ve yazar?n ya?ad??? dönemin özelliklerine kaynakl?k eder. Otobiyografileri okumak, kendi deneyimlerimize bir ya?am deneyimini, ya?ayan?n a?z?ndan katmak demektir. Onlar?n; ba?ar?lar?n?n nedenlerini çözeriz.

Otobiyografinin belirleyici özellikleri:

• Otobiyografi dü?ünsel plânla yaz?l?r.

• Otobiyografi, belgelere dayan?larak yaz?l?r. Rivayetlere ve tart??malara yol açacak bilgilere yer verilmez.

• Derlenen bilgiler bilimsel ara?t?rma yöntemiyle bir araya getirilmelidir.

• Biyografi yazar? objektif olmak zorundad?r.

 
Kaynak: http://www.turkceciler.com

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #11 : 05 Temmuz 2009, 18:28:19 »
“Gezi Yaz?s?” Türünün Özellikleri
Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


Bir yazar?n yurt içinde ve yurt d???nda gezip gördü?ü yerlerin ilgi çekici özelliklerini anlatt??? yaz? türüdür. Gezi yaz?lar? gezip görmenin, iyi bir gözlemin ürünüdürler. Gezi yaz?lar?n?n tarihi çok eskidir. ?nsanlar hep uzak ülkeleri, uzak ülkelerin do?as?n?, insanlar?n?, bu insanlar?n ya?ay?? biçimlerini ve yaratt?klar? kültür eserlerini merak etmi?lerdir. Bir nedenle ba?ka ülkelere giden ki?ilerle kar??la?t???m?zda, onlar? soru ya?muruna tutmam?z bundand?r. Günümüzde televizyon görüntüleri dünyan?n birçok kültürünü yan?ba??m?za getirdi?i halde, hâlâ gezi an?lar?n? dinlemenin ya da okuman?n tad? ba?kad?r.

Gezi yaz?lar?n?n çok yönlü anlat?m olanaklar? vard?r. Uzunlu?u ço?u zaman kitap olacak kadard?r. Gazetenin iç sayfalar?ndan birinde dizi halinde günlerce yay?nland??? da olur. Okuyucunun s?k?lmadan, merakla okudu?u bir yaz? türüdür.

Gezi yaz?s? yazarken ilgiyi uyan?k tutmak, okuyucuda okudu?u yerleri görme iste?i uyand?rmak çok önemlidir. Gezi yazarl??? ayr? bir ustal??? gerektirir. Yazar gezdi?i yerlerin ilginç özelliklerini hemen fark edecek k?vrak bir zekâya ve kültür birikimine sahip olmal?d?r.

Gezi yaz?s? ile röportaj aras?ndaki ayr?l?klar nelerdir?
Gezi yaz?lar?yla röportaj birbirine kar??t?r?lmamal?d?r. Gezi yaz?s?nda ilgi çekici yerler anlat?l?r. Röportajda oldu?u gibi, sorunlar? de?mek, arkas?ndaki sorunlar? duyurmak, kamuoyu olu?turmak amac? güdülmez. Gezi yaz?lar? bir bak?ma an?ya ve günlü?e de benzer, fakat onlardan ayr? bir yaz? türüdür.

Gezi yaz?s?n?n belirleyici özellikleri nelerdir?
• Gezi yaz?lar?nda ço?u kez kronolojik zamanl? plân uygulan?r. Gezi için yap?lan haz?rl?klar; yolculuk, yolculuk s?ras?nda görülen ilgi çekici olaylar; var??, var??taki ilk izlenimler…
• Gezi yaz?lar?nda da kendinden önceki söylenmi?lerden, yaz?lm??lardan ayr? olmak önemlidir. Ayn? yerler daha önce de ba?kalar? taraf?ndan görülmü?, yaz?lm?? olabilir. ?kinci gidi?te görülenlerle, ilk gidi?te görülenler aras?ndaki farklara bile de?inmek gerekir. Bu da gezi yaz?lar?n?n zamanla tarihsel belge oldu?unu ortaya koymaktad?r.
• Yazar anlatt?klar?n?n do?rulu?unu; konu?ma ile, bilgi toplama ve foto?raflarla desteklemeli, anlatt?klar?n? bir mant?k çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlatt???, önceki anlatt?klar?yla çeli?memelidir.
• Gezi yaz?lar?nda yazar; aç?klay?c? anlat?m, öyküleyici anlat?m, betimleyici anlat?m ve tart??mal? anlat?m gibi bütün anlat?m yollar?ndan yararlan?r. Ayr?ca okuyucuya de?i?ikli?i gösterebilmek için örnekleme, kar??la?t?rma, tan?k gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanabilir.
• Resim kullan?lmal?d?r.

 

Eskiden gezi notlar?n?n kaleme al?nd??? eserlere “seyahatname” deniyordu. Modern zamanlarda ise Türkçe bir sözcük olan “gezi” terimi tercih edildi.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Gezi yaz?s?, bir ki?inin ya da grubun yurdun de?i?ik bölgelerine ya da ba?ka ülkelere de?i?ik amaçlarla yapt?klar? gezilerde gözleyip izlediklerini, tespitlerini, ele geçirdikleri bilgi ve bulgular?, oralarla ilgili duygu ve dü?üncelerini anlatt?klar? yay?nlara denir.


Gezi yazar? gezip gördü?ü yerlerin hem kendisi hem de okuyucular için tarihî ve co?rafî aç?dan ilgi çeken yönlerini, özelliklerini, kültürel, jeolojik güzelliklerini, halk?n?n gelenek, görenek, töre ve âdetlerini ak?c?, ilgi çekici ve etkili bir üslûpla kaleme döker.

 

Gezi yaz?lar? genellikle mensur ise de manzum olanlar da vard?r. Gezi yazarlar?, gözlem ve izlenimlerini daha çok tasvîrî bir üslûpla kaleme al?rlar. Baz? yazarlar, olay ve olgular? oldu?u gibi aktar?rken, baz?lar? günlük, mektup , röportaj gibi türlere ait tekniklerle yazma yöntemini tercih ederler.

 

Dünya edebiyat?n?n en önemli seyahatnameleri aras?nda 13. yüzy?lda yay?mlanm?? Marko Polo’nun Uzak Do?u izlenimlerini içeren Seyahatnamesi ve 14. yüzy?lda ya?am?? Arap gezgin ?bni Batuta’n?n ?slâm dünyas? gezilerini konu edinen Seyahatnamesi yer al?r.

 

Türk edebiyat?n?n ilk seyahatname eserleri aras?nda Farsça yaz?lan Hoca G?yaseddin Nakka?’?n Acâibü’lLetâif adl? eseriyle Ali Ekber Hatâî’nin 1515'te yazd??? H?tâînâme adl? eseri say?labilir.
Seydî Ali Reis (ö.1562) Mir’atü’lMemâlik (1557) adl? seyahatnamesinde Belücistan, Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir’le ilgili gözlemlerini ve ya?ad??? olaylar? anlatm??t?r. III. Sultan Murat (15751575) döneminde Tokatl? ?brahim o?lu Ahmet, Acâibnamei Hindistan adl? eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen, Hicaz izlenimlerini aktar?r.

 

Trabzonlu Mehmet A??k’?n (1555?) Menâz?ru’lAvâlim ad?ndaki eseri de gezi edebiyat?n?n önemli eserlerindendir.
Türk edebiyat?n?n en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi’nin (16111682) 10 ciltlik seyahatnamesidir. Evliya Çelebi , 40 y?ll?k gezilerinden elde etti?i co?rafî, etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgiyi ak?c? ve mübalâ?al? bir üslûpla kaleme alm??t?r.

 

Türk edebiyat?nda “seyahatname” ad?yla birçok eser yaz?ld??? gibi, ad? “seyahatname” olmad??? hâlde bu türe özgü özellikler gösteren ba?ka eserler de vard?r. Pirî Reis’in Bahriye adl? eseri buna bir örnektir.
?lk seyahatnameler, genellikle ba?ka ülkelerde elçi olarak gönderilen devlet memurlar?n?n gittikleri ülkenin ya?ama biçimi, kültürel özellikleri, sosyal ili?kileri, giyim ku?amlar?, sokaklar?, ?ehircilikleri, bürokrasileri ve ba?ka özellikleri hakk?nda Türk okuyucusu için aktard?klar? ilgi çekici bilgilerden olu?maktad?r.

 

Kimi yazarlar, gittikleri ülkelerden gönderdikleri mektuplarda bulunduklar? ülke ile ilgili baz? bilgiler de vermi?lerdir.
Sultanlar?n sefer s?ras?nda konaklar aras? mesafeleri gösteren menâzil kitaplar?, her gün yap?lan i?leri anlatan rûznâmeler de gezi türüne ili?kin bilgiler içermektedirler. Haydar Çelebi Rûznâmesi buna örnek olarak gösterilebilir.
Keçecizade ?zzet Molla (17851829) sürgüne gönderildi?i Ke?an ve ?stanbul’a dönü? izlenimlerini MihnetKe?an (1269) adl? eserinde anlat?r.
Ömer Lütfi, Ümit Burnu Seyahatnamesi’nde dört y?l din bilgisi hocas? olarak kald??? Ümit Burnu ve havalisini de?i?ik yönleriyle tan?t?r.
Türk edebiyat?nda modern zamanlarda da yurt içine, ?slâm dünyas?na, Bat?ya ve ba?ka ülkelere yap?lm?? pek çok gezinin notlar? yay?mlanm??t?r.
 

Gezi Türünün Geli?imi

Gezi türünün uzun bir geçmi?i vard?r. Bu günkü tan?m?na ve niteli?ine tam uymasa da çok eski ça?larda gezi türünden say?labilecek örneklerin bulundu?u bilinmektedir. Eski Yunanistan’dan ba?layarak günümüze kadar çe?itli ülkelerden birçok gezgin, elçi, ?air ve yazar gezip gördükleri yerleri anlatan eserler meydana getirmi?lerdir.

Ba?ka ülkelere yap?lan yolculuklarla ilgili ilk gezi yaz?lar?na örnek olmak üzere M.S. 448'de Hun hükümdar? Atilla’ya gönderilen elçilik heyetinde görevli tarihçi Priskosun eseri ile M.S. 568 de Kilikyal? Zemarkhos’un Göktürkler ülkesinde Bizans ?mparatorlu?u elçisi iken tuttu?u notlar? gösterebiliriz.

?ranl? ?air ve din adam? Nas?r Hüsrev ‘in hac maksad?yla yapt??? Mekke gezisini ve bu arada M?s?r ve Anadolu’nun do?usunda gördüklerini anlatan ’sefername’ adl? eserini de ilk gezi kitaplar? aras?nda sayabiliriz.

Gezi türünün ilk önemli eselerini verenlerin ba??nda ?üphesiz Venedikli ünlü gezgin Marco Polo ile yine ünlü Arap gezgini ?bn-i Batuta’y? anmam?z gerekir.

Marco Polo, Yak?n Do?u ve Orta Asya ülkelerini kapsayan uzun bir yolculu?a ç?km?? ve bu yolculu?unda gezip gördü?ü yerleri anlatan bir eser yazm??t?r. Birçok dile çevrilen bu eser gezi edebiyat?n?n ilk klasik örneklerinden biri say?l?r. Arap gezgini ?bn Batuta da Anadolu, Harezm, Maveraünnehir ve Horasan’? dola?arak oralarda ya?ayan Türklerin teknik ve toplumsal özelliklerini anlatan bir kitap yazm??t?r.

Önceleri daha çok tarihçilerin ilgi gösterdikleri bu eserler, sonradan edebiyatç?lar?n da dikkatini çekmi?tir. Ele al?nan konular, kullan?lan dil, yazarlar?n gözlem ve anlat?m özellikleri bak?m?ndan gezi yaz? ve kitaplar? art?k edebiyat?n bir kolu, bir ba?ka deyi?le bir yaz? türü özelli?i kazanm??t?r.
 

Gezi Yaz?lar?n?n Çe?itleri

Gezi yaz?lar?n?, yolculuk yap?lan yer bak?m?ndan ikiye ay?rmak mümkündür: yurtiçi gezi yaz?lar? ve yurt d??? gezi yaz?lar?’

Yurtiçi gezi yaz?lar?, bir yazar?n herhangi bir amaçla kendi ülkesinde yapt??? bir yolculuk s?ras?nda gezip gördü?ü yerleri ve edindi?i izlenimleri anlatt??? yaz?lard?r. Bu tür gezi yaz?lar?na, Re?at Nuri Güntekin’in Anadolu Notlar?n? gösterebiliriz.

Yurtd??? gezi yaz?lar? ise bir yazar?n kendi ülkesi d???nda yapt??? gezi ve incelemelerinin bir ürünüdür. Bu tür gezi yaz?s?na da Falih R?fk? Atay’?n Deniz A??r? adl? eseri örnek olarak gösterebiliriz.

Gezi yaz?lar?n?, gezi türünde eser veren kimselerin durumlar? bak?m?ndan da ikiye ay?rabiliriz: u?ra?lar? yazarl?k olan kimselerin kalemlerinden ç?kan gezi yaz?lar?, u?ra?lar? yazarl?k olmayan kimselerin ortaya koydu?u gezi yaz?lar?.

Yazarl??? bir meslek olarak benimsemi? kimselerin eserlerinde gezilen görülen yerler, de?inilen konular, insanlarla ilgili gözlemler yaz? sanat?n?n birçok özelli?ini yans?tan renkli bir dille anlat?l?r.

?kinci kategoriye giren yaz?lar, genellikle yazarl?kla ilgili olmayan, fakat yurt içinde veya d???nda baz? yerleri görmek üzere geziye ç?kanlar?n veya geçici görevlerle yabanc? bir ülkede oturanlar?n kaleme ald?klar? yaz?lard?r. Bu gibi kimselerin eserlerinde anlat?m kuru ve renksiz olabilir. Ancak bu tür eserlerde bazen çok ilginç gözlemlere, sa?lam bilgilere ve mant?kl? yorumlara rastlayabiliriz. Örne?in ünlü Türk denizcisi Piri Reis’in Bahriye adl? kitab? bu bak?mdan ilginçtir. Bu kitap Akdeniz’i çevreleyen karalar, ormanlar, da?lar, kentler üzerinde verdi?i bilgilerle hem bir deniz atlas?, hem de bir gezi kitab? niteli?i ta??r.

Gezi yaz?lar?n? amaç ve yaz?l?? bak?m?ndan da üçe ay?rmak mümkündür: günü gününe al?nm?? notlara dayal? gezi yaz?lar?, mektup biçiminde yaz?lan gezi yaz?lar? ve bir ülkeyi daha nesnel ve derinlemesine tan?tmay? amaçlayan gezi yaz?lar?.

Kimi yazarlar, gezip gördükleri yerleri günü gününe veya aral?kl? olarak tuttuklar? notlarla anlat?rlar. Bu gibi gezi yaz?lar? ço?u kez an? türünün de özelliklerini ta??r. Bu çe?it gezi yaz?lar?na Burhan Arpad’?n Gezi Günlü?ü adl? eseri örnek olabilir.

Kimi yazarlar da gezi izlenimlerini belli aral?klarla arkada?lar?na yazd?klar? mektuplarda anlat?rlar. Bu gibi gezi yaz?lar?nda mektup türünün hemen hemen her özelli?ini görebiliriz. Bu çe?it gezi yaz?lar?na Celaleddin Ezine’nin Amerika Mektuplar? örnek olarak gösterebiliriz.

Üçüncü tür gezi yaz?lar?, yazar?n ki?isel gözlemleri yan?nda daha ba?ka bilgi ve belgelere dayal? tasvir ve yorumlar? içerir. Örne?in Falih R?fk? Atay’?n gezi kitaplar? genellikle bu biçimde yaz?lm?? eserlerdir.



Türk Edebiyat?nda Gezi Yaz?lar?

Bugünkü bilgilerimize göre Türkçe yaz?lan ilk gezi kitab?, tan?nm?? denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in Miratül-Memalik adl? eseridir. Eser Portekizlilere kar?? sava??rken Hint denizinde f?rt?naya yakalan?p Gücerat’ta karaya ç?kan Seydi Ali Reis’in Hindistan, Afganistan, Buhara ve Maveraünnehir yoluyla Edirne’ye dönü?ü s?ras?nda ba??ndan geçen serüvenleri kapsar.

Ünlü bilginlerimizden Kâtip Çelebi’nin Cihannüma adl? eseri de gezi yaz?lar?nda rastlanan birtak?m özellikleri içermektedir. Kâtip Çelebi, Osmanl? ülkesinin birçok yerini dola?m?? ve eserinde gördü?ü bu yerlerle ilgili ayr?nt?l? bilgiler vermi?tir.

Edebiyat?m?zda gezi türünde ilk büyük ve önemli eserin yazar? Evliya Çelebi’dir. Tarih-i Seyyah ad?n? ta??yan on ciltlik eserinde Evliya Çelebi, Osmanl? ?mparatorlu?u s?n?rlar? içinde ve d???nda gezip gördü?ü yerleri anlat?r. Bu yerler aras?nda Bursa, ?zmir, Trabzon gibi ?ehirlerimiz yan?nda Avusturya, Hicaz, M?s?r, Habe?istan ve Da??stan gibi yabanc? ülkeler de bulunmaktad?r. Evliya Çelebi’nin gezi kitab?ndan XVII. Yy. toplumumuzun zengin kültür özelliklerini ö?renmek mümkündür. Anlat?mdaki sadelik, içtenlik ve söyle?i havas? da eser için ayr? bir üstünlük say?l?r.

XVII. yy’da Hac yolculuklar?n? anlatan bir tak?m gezi kitaplar? ile birlikte Avrupa ve Yak?n Do?u ülkelerine gönderilen elçilerimizi yazd?klar? ’sefaretname’leri de birer gezi eseri sayabiliriz. Bu eserler aras?nda gezi türünün özelliklerini en belirgin biçimde ta??yan? Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Fransa Sefaretnamesi’dir. Yazar bu eserinde Lale Devri’nde Fransa’da elçilik yaparken gördüklerini tatl? bir dille anlatm??t?r.

Edebiyat?m?zda gezi türünden yaz?lara ilginin artt???n? daha çok XIX. yy’da görüyoruz. Bir tak?m denizcilerimizin, ülke d???ndaki Müslümanlar?n e?itilmesi için görevlendirilmi? din adamlar?m?z?n ve gezginlerimizin görevle ve ya kendi istekleri ile gezip gördükleri yerleri anlatan eserlerini burada anmak gerekir. Bu eserlerde Orta Asya, Uzak Do?u, Afrika, Güney Amerika üzerinde ilginç gözlem ve izlenimlere dayal? bilgiler sergilenmi? bulunmaktad?r.
 

Tanzimat’tan Sonraki Geli?meler

XIX. yy’nin sonlar?nda yay?mlanan ve gerçek bir gezi yaz?s? niteli?i ta??yan eser Ahmet Mithat Efendi’nin Avrupa’da Bir Cevelan adl? kitab? olmu?tur. Yazar bu eserinde ?stanbul’dan Stockholm’e kadar yapt??? tren yolculu?una ve dönü?ünde u?rad??? birçok Avrupa kentlerine ili?kin gözlem ve izlenimlerini anlat?r. Ali bey’in Seyahat Jurnali adl? kitab? da bu yüzy?l?n önemli gezi eserleri aras?nda say?l?r.

1908'den sonra gezi türünden eserlerin say?s?nda önemli bir geli?me görülmektedir. Bunda okur say?s?n?n art??? yan?nda yabanc? gezi kitaplar?n?n Türkçeye çevrilmesinin etkisi büyük olmu?tur. Bu dönemin tan?nm?? ?air ve yazarlar?ndan Cenap ?ehabettin’in Hicaz yolculu?unu anlatan Hac Yolunda Suriye ve Irak’tan söz eden Afak-? Irak ve bir Avrupa gezisinde gördüklerini yans?tan Avrupa Mektuplar? adl? eserlerini Türkçe gezi türünün ba?ar?l? örnekleri aras?nda gösterebiliriz.

Cumhuriyet Döneminde ve Günümüzde Gezi Yaz?lar?

Cumhuriyet döneminde edebiyat?m?zda gezi türünde nicelik ve nitelik yönünden büyük bir ilerleme sa?lanm??t?r. Bu dönemin tan?nm?? gezi yazarlar? aras?nda önce Falih R?fk? Atay’? anmam?z gerekir. Atay’?n Deniza??r?, Taym?s K?y?lar?, Bizim Akdeniz, Tuna K?y?lar?, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim ele al?nan konular ile gerek gözlem gerekse anlat?m ustal??? bak?m?ndan ilginç ve de?erli eserlerdir.

Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren di?er yazarlar aras?nda ?stanbul’dan Londra’ya ?ileple Yolculuk ve Akdenizde Bir Yaz Gezintisi adl? kitaplar?yla Saik Sabri Duran’?, Finlandiya adl? kitab?yla ?ükufe Nihal’i, Bir Vagon Penceresinden ve Ankara-Bükre? adl? kitaplar?yla Sadri Ertem’i, Tuna’dan Bat?ya ve Anadolu Notlar? adl? iki ciltlik kitab?yla Re?at Nuri Güntekin’i, Anadolu Manzaralar? adl? kitab?yla Hikmet Birand’?, Gezi Günlü?ü ve Avusturya Günlü?ü adl? kitaplar?yla Burhan Arpad’? sayabiliriz.

Son y?llarda gezi edebiyat?m?z yeni eserlerde daha da zenginle?mi?tir. Yabanc? ülkelerle kültürel ili?kilerin artmas? ve bireysel gezi imkanlar?n?n ço?almas? sonucu olarak bu türde eser yazanlar? say?s?nda da bir art?? görülmektedir.

Günümüz yazarlar? aras?nda gezi yaz? ve kitapar?yla ün yapm?? olanlar aras?nda Mavi Yolculuk ve Mavi Anadolu isimli eserleriyle Azra Erhat’?, Dü?sem Yollara Yollara adl? eseriyle Haldun Taner’i, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan adl? eseriyle Melih Cevdet Anday’?, Sam Amcan?n Evinde ve Bir Garip Ada adl? eserleriyle Badii Faik Ak?n’?, Can?m Anadolu adl? eseriyle Bedri Rahmi Eyübo?lu’nu, ?u Bizim Rumeli adl? eseriyle Y?lmaz Çetiner’i ve Almanya Beyleri ?le Portekiz’in Bahçeleri adl? eseriyle Nevzat Üstün’ü sayabiliriz.



K?r?kkale’ye Giderken
Ankara kalesi, telsiz direkleri ve bir tünel… Yar?m dakika karanl?k. Ankara geride kald?. Bu yol, bütün bozk?r? geçer, Karadeniz’e dek ula??r.
?smet Pa?a y?llard?r fikir döktü, ray dö?edi. ?imdi ben, bu ray üstünden fikir ta??yan kültür sava??n?n z?rhl? trenine yeti?mek için kilometrelerin seki?ini say?yorum. Tren yolunda… Gezici e?itim sergisi K?r?kkale istasyonunda…


Tren yolunda dedi?im zaman dudaklar?m?zda yabans? bir k?vr?nt? seziyor gibiyim. Sezmeye de gerek yok gerçekten:
“Tren yolunda da laf m? a can?m.” diyebilirsiniz.


E?er siz, bir zamanlar Yah??han’a dek böyle gidip gelen eski tren bozuntusunu an?msars?n?z hiç de böyle dü?ünmezsiniz.
Hele benim gibi Yah??han yolunda tuhafl?klara tan?k olmu?san?z…

Size, istasyonlar?n kimi bodurumsu, kimi kavaklar gibi birbirlerinin s?rt?ndan s?r?tan uzun dall? a?açlar?ndan, çe?melerinden, bayrak direklerinden, makaslar?ndan, telgraf direklerine tünemi? güvercinlerinden, yol kenar?nda doygun doygun treni seyreden öküzlerden, özgür ve ne?eli s?palardan söz edece?imize bizim orta Anadolu’ya kültür ve yeninin a?k?n? ta??yan trene rast gelinceye dek bugünkü güzel trenin yerindeki o eski tren ve ray bozuntusundan söz edeyim, her halde can?n?z s?k?lmaz.

Y?l 1921, ?nönü ile Sakarya sava??n?n aralar?… Ankara’dan Kayseri’ye do?ru bir ak?n var.
Ka?n?, ka?n?, ka?n? Yollardan, da?lardan, ta?lardan g?c?rt?dan geçilmiyor.

Mumyalanm?? bir e?e?e benzeyen c?l?z, sanki tenekeden yap?lma bir lokomotif, ince, uzun hörgücünü kald?rm??, bitkin develeri an?msatan vagonlar da bunlar?n aras?nda Kayseri yolunu tutuyor.
Her nedense o zaman burada i?leyen dekovilde, sudan geçmeyen hayvan?n inad?na benzer bir inat vard?. Zaman zaman tutara?? tutard?. Bakars?n?z, t?p?? t ?p?? giderken birdenbire z?nk yerinde sayar. Bir ses duyulur:

 

“Lokomotifin suyu tükendi. Allah’?n? seven su getirsin!…”
Kovalarla, ibriklerle, testilerle bir sürü halk su aramaya ç?kar, su bulunmayan bir yerde ise herkes mataralar?ndaki, testilerindeki, teneke ya da toprak ibriklerindeki sular? lokomotife bo?alt?rlar. Mübarek, yürümeye ba?lar. Ama yürüyü? de ne yürüyü?!…
Trenin üstünde pinekleyen ihtiyarlar, kimi zaman ?öyle konu?urlard?:
“Tren giderken indim, aptes bozdum, elimi yudum, trene bindim.”
“Abdest tazeledim, yine geldim, yeti?tim.”
Yoku? bir yere gelindi mi bir ses yükselirdi:
“Allah’?n? seven vagonlar? ard?ndan itsin!”

Yüzlerce adam trenden iner, trenin durdu?unu gören köylüler de gelir. Helesa yelesa ile treni yürütürlerdi. Trenin kömürü tükenip yöreden çal? ç?rp? toplad???m?z? da ben bilirim.
Bunlar? söylerken sadece bir an?y? anlat?yorum. Dün süngüsünü tüfe?ine çaputla ba?lay?p dü?mana sald?ran bir ulusun o günü böyle geçerdi.
?imdi ?smet Pa?a’n?n dö?edi?i raylar üstünde fikir gibi h?zl?, düzenli ve rahat trenle K?r?kkale’ye yakla??yoruz.

 
Makinenin, tekni?in dokundu?u yer, çölün ortas?nda bile olsa yepyeni bir uygarl??? f ??k?rt?veriyor. K?r?kkale i?te böyle bozk?r?n ortas?nda baca, fabrika, asfalt, geometri, boyal? ev, sa?lam tavan, i? gömle?i giyen al?n terli insan demektir. K?r?kkale bana, kopmu? bir film parças?n?n sar? bakkal kâ??d?na yap??t?r?lmas? etkisini yapt?. K?r?kkale, ba?l? ba??na minnac?k bir fabrika yuvas?d?r. Sa?? solu, önü arkas? bozk?rd?r.

 

?stasyon kalabal?k… Siyahlar giyinmi? ö?retmenler, i? gömlekli i?çiler, ustalar, mühendisler, bereli kad?nlar, irili ufakl? çocuklar vagonlar?n çevresinde toplan?yorlar…

 

[Sadri Etem (Ertem). "K?r?kkale'ye Giderken",Türk Dili Dergisi, Gezi Özel Say?s?, 1 Mart 1973.]

Kaynak: http://www.aof.edu.tr/

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #12 : 05 Temmuz 2009, 18:28:32 »
Haber Yaz?s? Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



?nsanlar aras? ilk ili?kilerden biri haberle?medir. Bugün hayvanlar dünyas? gözlendi?inde yine ayn? gerçekle kar?? kar??ya kal?r?z. Leyleklerin göç katarlar?n?n idaresi; ar?lardaki, kar?ncalardaki i? bölümü; anaç tavu?un yavrular?n? büyütmesi ba?ka nas?l aç?klan?r? ?lk insanlardan günümüze haberle?me dumandan, davuldan, ku?tan, atl? postalardan, motorlu postalardan; günlük gazetelere, sesli radyo haberlerine, görüntülü televizyon haberlerine, bilgisayar a?lar?na uzanan bir geli?me göstermi?tir.

 

Günlük gazetelerde, belli aral?klarla yay?nlanan dergilerde, meslek kurulu?lar?n?n belli aral?klarla yay?nlad??? bültenlerde; radyo ve televizyonlarda belli zaman aral?klar?yla sunulan bültenlerde halka duyurulmak üzere yay?mlanan yaz?lara haber denir. Yay?n organlar?n?n en büyük deste?i haberdir. Hiç bir yay?n organ? habersiz dü?ünülemez. Bir haberin de?eri okuyucu say?s?yla belirlenir. Bu nedenle her olay haber olmayabilir. Belli bir okuyucu kitlesine ula?abilecek olaylar haber say?l?r.

 


Yay?n ile yay?m aras?ndaki farklar? tart???n?z!
Halka günlük olaylar? haber verme gelene?inin ?imdilik Atina’da ba?lad??? san?lmaktad?r. Eski Atina’da, halk günün belirli saatinde, bir meydanda toplan?r, hatip kendilerine o günün haberlerini yüksek sesle söylerdi. Eski Osmanl?’daki “tellâl ça??rmak”, “tellâl ç?kartmak” i?i de, halka duyurulmas? gerekli haberleri ula?t?rmak için haberci göndermekten ba?ka bir ?ey de?ildi. Tellâl mahalle aralar?na girer, sokak sokak gezer, böylece haberi vatanda??n aya??na götürürdü. Günümüzde ayn? i ?i belediyeler; acil durumlarda, haberin hemen iletilmesi için resmi daireler en çok da pazarlamac?lar uygarl???n teknik olanaklar?n? da kullanarak hâlâ yapmaktad?rlar.

 

Görülüyor ki, haber kayna??n? ya?amdan al?r. Genel olarak bu kaynaklar üçe ayr?l?r: 1. Resmi Haberler, 2. Özel Haberler, 3. Ajans Haberleri. Resmi haberler, resmi ve özel kurulu?lardaki yetkili ki?ilerden al?nan haberlerdir. Özel haberler, halk aras?ndan toplan?r. Ajans, haber toplama ve yayma i?leriyle u?ra?an kurulu?tur. Haberde; yurtiçindeki, yurtd???ndaki önemli ya da ilginç olaylar k?sa ve özlü bir biçimde halka sunulur, gerekirse resimle, foto?rafla desteklenir. Haber yaz?lar?, anlatt??? olay?n türüne göre ad al?r: Siyasal haberler, ekonomik haberler, bilimsel haberler, teknoloji haberleri, sanat haberleri, spor haberleri, sosyal haberler… vb. Skandal ve dedikodu haberleri… gibi halk aras?nda heyecan yaratan haberler vard?r, böyle haberlere sansasyonel haber denir. Haberin anlat?m? ço?unlukla resmi olmak zorundad?r. Haber toplayana, haber yazana muhabir denir.An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

 

Gazeticilikte bir haberde aranan ilkeler nelerdir?
Gazete haberlerinde uyulmas? gereken ilkeler vard?r. Bir haberde bunlar?n eksiksiz verilmesi gerekir:” Ne?/Kim?; Neyi?/Kimi?; Nas?l?; Niçin?; Nerede? ;Ne zaman?” sorular?n?n yan?tlar? haberde bulunmal?d?r.

 

• Ne/Kim: Habere kaynak olan olay?n kimin ba??ndan geçti?i ya da neyin bir olay sonucunda etkilendi?i bildirilmelidir. Örne?in: “Vezüv yanarda?? patlad?”, “Tarihi Zeus Heykeli kaç?r?ld?.” “Atatürk Bütün Yurtta ve D?? Temsilciliklerimizde An?ld?. ”
• Neyi/Kimi: Habere kaynak olan olay kimi, neyi etkiledi. “Bakanlar Kurulu, memur maa? katsay?s?n? görü?tü.”, “Milli E?itim Bakan?, resim çal??malar?yla uluslararas? ba?ar? kazanan be? ö?renciyi kutlad?.”…
• Nas?l: Habere kaynak olan olay?n yap?l??, meydana geli? sürecinin anlat?ld??? bölümdür.
• Niçin: Her olay?n bir nedeni vard?r. En kötü olaylar? gerçekle?tirenler bile, bir nedenin arkas?na s???n?rlar. Do?ada nedeni çözülemeyen olaylarla bilim adamlar? hâlâ u?ra?maktad?r; kanserin olu? nedenleri, ozon tabakas?n?n delinmesinin nedenleri…
• Nerede: Yeryüzü bir yerdir. ?nsan bir yerde do?ar. Bütün olaylar bir yerde geçer. Yer bilgisi haberlerde genelden, tikele do?ru verilir; ülke, il (varsa ilçe, köy), mahalle, semt, cadde, sokak, ev, mutfak…
• Ne zaman: Yine bütün olaylar bir zamanda meydana gelir. Zaman bilgisi de haberlerde genelden, tikele do?ru verilir; y?l, ay, gün, saat, dakika…

 

Haber yazmak çok önemlidir. Muhabir, bu ilkeleri uygularken okuyucu ile ba??n? koparmamak zorundad?r.

 



Haber yaz?s?n?n belirleyici özellikleri nelerdir?
• Haber plân? tersine dönmü? pramit diye bilinir. Tersine dönmü? pramitte, haberin giri? bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir. Geli?me bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayr?nt?lar verilir. Sonuç bölümünde ise olay?n etkisi, olaya el koyma anlat?l?r.
• Haber ilginç olmal?d?r. Haberin ba?l??? da ilginç olmal?, ba?l??a gözü tak?lan okuyucu, gerisini okumak için can atmal?d?r.
• Haber duyulmam?? olmal?d?r. Okuyucu duydu?u bir olay? ikinci kez okumaz.
• Haber önemli olmal?d?r. Haberin ilgilendirdi?i okuyucu kitlesi çok olmal?d?r.
• Haber do?ru olmal?d?r. Muhabir haberi tarafs?z yazmal?, habere yorum katmamal?d?r. Yorum kö?e yazarlar?n?n i?idir.
• Haber yaz?lar?nda, muhabir okuyucuyu haberle ba?ba?a b?rakmal?, okuyucusuna kendi varl???n? hissettirmemelidir.
• Bu kurallara bütün yaz?l? anlat?mlarda uygulanacak genel kurallar? ekleyiniz.

Önemli Temsilcileri: Nam?k Kemal, Ziya Pa?a, Recaizade Mahmut Ekrem, ?inasi

 

Belli bir zamanda ve yerde olmu? olaylar? merak? giderecek düzeyde ayr?nt?l? ve anla??l?r bir dille aktaran yaz?lara denir. Haber yaz?lar?nda inand?r?c?l?k, belgelere dayanma, olay? tüm boyutlar?yla aktarma, yans?z davranma, okuyucunun farkl? yorumlamas?na imkân vermeyecek ?ekilde, aç?k ve anla??l?r bir dil ve üslûpla aktar?lmas? gibi unsurlara dikkat edilir.

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #13 : 05 Temmuz 2009, 18:28:55 »
Günlük Türünün Özellikleri Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri



Günlük türünün ne oldu?u üzerine kafa yormak, asl?nda biraz da edebiyat?n ne oldu?unu dü?ünmektir. Düzenli olarak tutulmu?, tarih at?lm?? notlardan m? ibarettir günlükler yoksa bundan fazla bir ?ey mi? Bu konuda en genelleyici tan?m? usta günlükçü, romanc? André Gide yapm??t?: “Günlü?ün an?dan tek fark?, günü gününe tutulmu? olmas?d?r.” Edebiyat?n toplardamarlar?ndan biri olarak her günlük bir portre, bir öykü, bir an?, bir tarih yaz?s?d?r. Yay?mlanmak için yaz?ls?n yaz?lmas?n, her günlü?ün bir kurgusu vard?r. Paris’teki Bir Yabanc?n?n Günlü?ü yazar? Malaparte’nin dedi?i gibi, “Günlüklerin, tüm öyküler gibi, bir ba??, bir entrikas? ve bir sonu vard?r.” Günlük türünün kökeni üzerine

Öteki edebiyat türlerinin kökeniyle kar??la?t?r?ld???nda, günlüklerin ç?k?? noktas?, yan?t? daha belirsiz bir soru olarak kar??m?za ç?k?yor. Türün geçmi?ini irdelemek, günlük yazman?n do?as? üzerine dü?ünmek anlam?na da geliyor. Bat?’da günlü?ün, Do?u’ya göre daha geli?mi? bir edebiyat türü oldu?una ku?ku yok. Ama örne?in Japon edebiyat?nda da 10. yüzy?lda yaz?lm?? günlükler bulmak mümkün. Dolay?s?yla günlük türünün hem Do?u hem Bat? kültürlerinde, kendine özgü ?artlar alt?nda biçimlendi?i söylenebilir. Peki, nedir günlük yazmak? Ba?l? ba??na, bir ömür adamay? gerektiren bir yaz? u?ra?? m?? Öyküden, ?iirden kesilince ba?vurulan bir teselli mi? Yoksa yaz?n kuramlar?n?, ya?anan dönemin olaylar?n? taslak halinde sunan birer belge mi? Sa?l?kl? saptamalar yapabilmek için günlükleri farkl? ba?l?klar alt?nda de?erlendirmek en do?rusu.

Edebiyat günlükleri
Bir edebiyat günlü?ü, yaln?zca bir edebiyatç?n?n elinden ç?km?? günlük de?il, edebiyat olaylar?na, ki?ilerine ve sorunlar?na yönelmi? günlüktür. Özellikle Bat?’da, 20. yüzy?lda yayg?nla?an bu tür günlükler, “özel günlük” olma niteli?ini de ta??r. Ayn? zamanda ba?ka türlerde yap?tlar veren André Gide, Julien Green, Max Frisch, Stefan Zweig gibi yazarlar, geride edebiyat günlüklerinin seçkin örneklerini b?rakt?lar. Örne?in Gide, Kalpazanlar adl? roman?n? yazd??? süreçte bir günlük tutmu? ve yap?t?n?n a?amalar?n?, kuram?n? apaç?k ortaya koymu?tu. Öte tarafta, Gide’in bu ‘edebiyat’ günlükleri, en özel günlüklerden de say?l?r, onu, yazar?n kendi iç dünyas?na vurdu?u bir ne?termi? gibi ürpertiyle okuruz. Edebiyat günlüklerinin iki unutulmaz örne?i de, Katherine Mansfield ve Virginia Woolf’un günlükleridir. Mansfield, henüz 16 ya??ndayken yazmaya ba?lad??? Bir Hüzün Güncesi’nde, yazarl?k tutkular?n?, h?rslar?n?, k?skançl?klar?n?, k?rg?nl?klar?n? içtenlikle ortaya serer. Bu hüzünlü günlük, Mansfield’?n erken ölümünden sonra yay?mlanm??t?r. Virginia Woolf da, Bir Yazar?n Günlü?ü’nde, ad?ndan da anla??labilece?i gibi, yap?t?n? ve yazarl???n? merkeze al?r. Bir Yazar?n Günlü?ü türünden metinler, bugün edebiyat tarihçileri ve merakl? okurlar için hazine de?eri ta??yor. An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

Günlü?ün intihar yüzü
Edebiyat günlükleri, geçen yüzy?lda yayg?nla??rken bir özellik daha kazanm??t?: Yazar? hayattayken yay?mlanmak. Bu durum, günlüklerin ne kadar içten oldu?unu sorusunu getirse de Cocteau, Maugham, Maurois, Gide, Green gibi birçok yazar günlüklerini sa?l?klar?nda yay?mlad?lar. Belki biraz da bu yüzden, günlü?ünü hayattayken yay?mlamayanlar?n yazd?klar? daha ‘içten’ bulundu. Hele bir de yazar?n?n müntehir olmas?, günlüklere ayr? bir çekicilik ve sahihlik kat?yordu. ?ntihar eden iki yazar?n, Cesare Pavese ve Sylvia Plath’?n günlükleri, bunun en iyi iki örne?idir. Cevat Çapan’?n dilimize Ya?ama U?ra?? ad?yla kazand?rd??? Pavese’nin günlü?ü, edebiyat tarihinin en sars?c? metinlerinden biri belki de. Çok iyi bir edebiyat günlü?ü say?labilecek Ya?ama U?ra??, ad?m ad?m intihara giden bunal?ml? bir yazar?n iç dünyas?n?, hiçbir ‘özel’ günlü?ün yapamayaca?? kertede ustal?kla yans?t?r. Pavese, bir otel odas?nda can?na k?yd?ktan sonra kitapla?an ve uzun y?llar? kapsayan bu günlük, neredeyse yazar?n?n öteki yap?tlar?n? gölgede b?rakm??t?r. Sylvia Plath’?n günlükleri de intihar?ndan sonra kocas? Ted Hughes’un ‘müdahale’siyle yay?mlanm??t?. Ba?yap?t? S?rça Fanus kadar olmasa bile, Plath’?n günlü?ü y?llard?r ona yak?n bir ilgiyle okundu, okunuyor.

Okuma günlükleri, ele?tiri günlükleri, sanatç? günlükleri…
Zaman içinde edebiyat günlüklerinin de alt kollar? olu?tu. Ele?tiri günlükleri, okuma günlükleri yaz?lmaya ba?land?. Bunun Türkçede yay?mlanan son örne?i, Alberto Manguel’in Okuma Günlü?ü adl? yap?t?yd?. Öte yandan, günlük, modern romanda da bir imkân olarak belirdi, bir anlat?m tekni?ine dönü?tü. Örne?in, ça?da? edebiyat?n büyük yap?tlar? Sartre’?n Bulant?’s?, Rilke’nin Malte Laudris Bridge’nin Notlar? ya da Martin Walser’in Jocob Von Gunten’?, günlük biçimiyle yaz?lm??t?r. Fernando Pessoa’n?n ba?yap?t? Huzursuzlu?un Kitab?, niçin okurun kar??s?na hep farkl? kimliklerle ç?kan ?airin günlü?ü olarak okunmas?n? Yaln?zca yaz?n türleri de?il, öteki sanatlar da geride günlük edebiyat? için hat?r? say?l?r metinler kalmas?n? sa?lam??t?r. Kierkegaard’?n günlü?ü, felsefe tarihinin en önemli yap?tlar?ndan biri olarak önümüzde duruyor. Marcel’in günlü?ü ve Camus’nun Defterler’i de hem günlük edebiyat? hem de felsefe tarihi için önemli metinler. Rousseau’nun ?tiraflar’? ise olsa olsa günlük türüyle akraba say?labilir. Ressamlar bu konuda felsefecilerden daha üretken: Dali’nin, Delacroix’n?n, Klee’nin günlükleri iyi birer sanatç? günlü?ü oldu?u kadar resim sanat? üzerine ilginç dü?üncelerin geli?mesinde etken olmu?lard?r. Sinemac?lardansa Cocteau’nun, Zavattini’nin, Tarkovski’nin günlükleri unutulmamal?. Özellikle, Türkçeye Zaman Zaman ?çinde ad?yla çevrilen Andrei Tarkovski’nin günlü?ü, sadece sinema tarihi için de?il, edebiyat tarihi için de e?siz bir eser olarak nitelendirilmeyi hak ediyor. Bat? edebiyat?n?n, günlük türünün kökle?mesini iyi ?air ve yazarlara borçlu oldu?unu söylemek, herhalde yanl?? olmaz. Victor Hugo’dan Charles Baudelaire’e, Goethe’den W.B. Yeats’e, Dostoyevski’den Whitman’a kadar birçok soy ?airin, yazar?n yolu günlü?e u?ram??. Kafka’n?n günlü?ünü okudu?unuzda, bunu ancak Kafka’n?n yazabilece?ini sezersiniz. Marcel Proust, Stendhal, Gombrowicz, Romain Rolland, Bat?’dan ilk akla gelen öbür günlükçüler. Bir de, bizim edebiyat?m?zda hiç olmayan, bütün ömrünü günlük yazma i?ine vermi? Thoreau, Léataud, Anais Nin, Amiel (tam 174 defter doldurmu?tur!) gibi isimler var ki, onlara yaln?zca sayg? duyulur!


Türk edebiyat?nda günlük/b]

Evliya Çelebi Seyahatnamesi, Yirmisekiz Çelebi Sefâretnamesi ya da Silahdâr Tarihigibi kimi eserlerde baz? olaylar?n günlük biçiminde anlat?lmas?n? saymazsak, edebiyat?m?za Bat?’daki anlam?yla günlük Tanzimat’tan sonra girmi?tir. Ancak neredeyse romanla ya??t olan bu türün edebiyat?m?zda yeterince geli?ti?ini söylemek zor. Türkçede yay?mlanm?? ilk günlük, Ali Bey’in Seyahat Jurnali’dir. Ali Bey’in, eserinin ad?nda jurnal (Frans?zca ‘journal’) sözcü?ünü tercih etmesi, günlü?ün bize pek çok ba?ka tür gibi Bat? kanal?yla geldi?ini gösteriyor. Jurnal sözcü?ü, Cemil Meriç gibi birkaç istisna d???nda, fazla tutunamam??, yerini ‘günce’ ve ‘günlük’ sözcüklerine b?rakm??t?r. Ataç’?n savundu?u ‘günce’nin de bugün ‘günlük’ kadar yayg?n olmad??? söylenebilir. Zaten günce’yi savunan Ataç’?n, Fournier’den yapt??? Ads?z Kö?k çevirisinde günce yerine ‘ruzname’ ve ‘hat?ra defteri’ sözcüklerini kulland???n? da unutmamak gerekiyor. Ali Bey’in Seyahat Jurnali’nden sonra Bat?l? anlam?yla asl?nda ilk edebiyat günlü?ü say?labilecek ?air Nigar Han?m’?n günlü?ü geliyor. Bu eserin bir k?sm?, ?airin ölümünden 40 y?l sonra Hayat?m?n Hikâyesi ad?yla yay?mlanm??t?. Ahmet Refik’in Kafkas Yollar?nda adl? seyahat günlü?ünden ba?ka, Sultan Re?ad ve Vahdettin dönemlerinde sarayda ba?mabeyncilik yapan Lütfi Simavi’nin notlar? da günlük olarak nitelenebilir. Yine günlük sayabilece?imiz ?bnülemin Mahmut Kemal ?nal’?n defterleri ise yay?mlanmad?. Atatürk’ün Anafartalar Sava?? s?ras?nda tuttu?u günlükler, ölümünden sekiz y?l sonra Türk Tarih Kurumu’nca bas?lm??t?r. Cumhuriyet öncesinin önemli yazarlar?ndan Ömer Seyfettin’in Ruznameler’i de kitap olarak yay?mlanmam?? günlükler aras?nda yer al?yor.

?ki öncü: Salâh Birsel ve Ataç

Ru?en E?ref Ünayd?n, Falih R?fk? gibi Cumhuriyet dönemi yazarlar?n?n günlüklerinden baz? parçalar kimi kitaplar?nda yer alsa da, edebiyat?m?zda hâlâ dola??mda olan günlükler denince iki isim akla geliyor: Ataç ve Salâh Birsel. Ataç, Günce’siyle hem bir edebiyat günlü?ü ortaya koymu? hem de devrinin edebî e?ilimlerine yön vermi?ti. Salâh Birsel ise Ku?lar? Örtünmek, Nezleli Karga, Bay Sessizlik, Aynalar Günlü?ü, Ya?l?l?k Günlü?ü gibi kitaplar?yla ça?da? edebiyat?m?z?n öncü günlükçüsü oldu. Onun ku?akda?lar? say?labilecek Nuri Pakdil ve Orhan Burian’?n günlükleri de bu iki edebiyat adam?n? tan?mak için e?siz metinler. Burian’?n günlü?ü geçen y?l YKY taraf?ndan yeniden yay?mlanm??t?. ?air günlükleri

Cumhuriyet’ten bugüne do?ru günlük yazarlar?n?n beklendi?ince ço?almad??? görülüyor. ?airlerin de?il de daha çok düzyaz?yla u?ra?anlar?n Türk edebiyat?nda günlük tutmu? oldu?unu saptamak mümkün. Bir öykücünün, Tomris Uyar’?n Gündökümleri ad?yla yay?mlanan günlükleri, hem niteli?i hem niceli?i dü?ünülünce, Türkçenin say?l? günlüklerinden biri olarak adland?r?lmay? hak ediyor. Cemil Meriç’in iki cilt halinde yay?mlanan Jurnal’i ise sadece Türkçede de?il, dünya edebiyat?nda benzerine zor rastlanacak bir yap?t. Romanc?lardan ilk akla gelen, O?uz Atay’?n Günlük’ü. Atay’?n hastal??? sürecinde kaleme getirdi?i bu günlük daha çok kendi yap?tlar? üzerinden ?ekilleniyor. ?airlerden ise akla gelen, elbette, Cemal Süreya’n?n Günler’i; t?pk? ?iirleri gibi, dönüp dönüp okunacak bir kitap. Cahit Zarifo?lu’nun Ya?amak adl?, “Ne çok ac? var.” kült cümlesiyle ba?layan günlü?ü de Türkçenin benzersiz yap?tlar?ndan biri olarak kalacak. ?lhan Berk’in günlü?ü El Yaz?lar?na Vuruyor Güne? ise ?airin unutulmaz düzyaz? kitaplar? aras?nda yer al?yor. Hilmi Yavuz’un Geçmi? Yaz Defterleri, felsefe-edebiyat aras?nda, parçal? yaz?’lardan olu?an ve edebiyat?m?zda türünün tek örne?i olan bir günlük say?labilir. Yavuz’un 30 defteri bulan öteki günlüklerinin yay?mlan?p yay?mlanmayaca??n? ise zaman gösterecek. Hulki Aktunç da defter dolusu günlük tutan gizli günlükçü ?airlerden. Bunlar? yay?mlamayaca??n? söylese de, bir ara, Kitapl?k dergisinde yay?mlad??? Kediler Günlü?ü’nden bir parça ile okurlar?n? umutland?rm??t?. Bir ba?ka ?air Turgut Uyar’?n günlükleri ise ne yaz?k ki kitap olarak yay?mlanmad?. Sezai Karakoç’un gerçekten K?rm?z? Horoz - Do?ulu Bir Werther adl? bir günlü?ü var m?? Güven Turan vakti gelince günlüklerini yay?mlayacak m?? Zaman gösterecek…. Adalet A?ao?lu’nun ‘dert dökme defterleri’

Usta romanc?m?z Adalet A?ao?lu’nun geçti?imiz haftalarda iki kitap halinde yay?mlanan günlükleri, hem yay?n dünyas?ndaki en ‘taze’ günlükler olmas? hem de yak?n entelektüel tarihimize ???k tutmas? bak?m?ndan önem ta??yor. Damla Damla Günler ba?l???yla yay?mlanan eser, 1969 y?l?ndan, Adalet A?ao?lu’nu TRT’den istifaya do?ru götürecek ‘karar zaman?’ndan ba?l?yor; 22 Temmuz 1996 tarihinde yazar?n u?rad??? ‘trafik sald?r?s?’yla sona eriyor. Günlü?ün ilk cildinde yazar?n Ölüme Yatmak adl? roman?n? nas?l zihninde kurgulad???n?, ‘karn?nda ta??d???n?’ okurken, bir yandan da entelektüel çevrelerde kimlerin cunta yanl?s? oldu?unu, hangi yazarlar?n özgürlükçü bir tutum sergiledi?ini ö?reniyoruz. Damla Damla Günler, Sevgi Soysal’dan Muhsin Ertu?rul’a, Orhan Kemal’den Behçet Necatigil’e kadar isimlerin yer ald??? bir yak?n edebiyat tarihi resmigeçidi. Adalet A?ao?lu’nun, kendi deyi?iyle, bu ‘dert dökme defterleri’, t?pk? romanlar? gibi edebiyat?m?z?n seçkin bir burcunda hep var olmay? sürdürecek. Oktay Akbal, An?larda Görmek, Geçmi?in Ku?lar? ve Yeryüzü Korkusu adl? üç günlü?ünde öykülerindeki s?cak dünyay? yans?tt??? kadar edebiyat dünyas?na dair birçok anekdot da aktar?yordu. Muzaffer Buyrukçu’nun uzun günlükleri içinse ‘anekdot günlükçülü?ü’ demek daha yerinde olur. Fethi Naci’nin ele?tiri günlükleri, Türkçede ba?ka örne?i olmayan yap?tlard?r. Naci’nin günlüklerini okurken kuram bilgisinin yan?nda edebiyat lezzeti ve ya?anm??l???n s?cakl???n? da buluyor insan. Memet Fuat’?n son y?llar?n? anlatt??? günlüklerinin hayat? boyunca tutulmu? olmas?, ku?kusuz, edebiyat?m?z için büyük kazanç olurdu. Günlük, yay?mlanmak için mi yaz?l?r? Yazan?n kendini temize ç?karma çabas? m?d?r yoksa bir iç dökü? mü? Ki?i, günlük yazarken ne kertede içten olabilir? Bu sorular?n, yaz?lm?? günlükler kadar çok cevab? var. Ne olursa olsun, günlük bir edebiyat türüdür. Sab?r i?idir. Ya?anm??l???n tad? kadar gündeli?in ayr?nt?lar?yla da güzelle?ir günlükler. Kimisi, içti?i çay? yazar günlü?üne, bu bile güzeldir. Çünkü bir yazard?r o çay? içen… Günlü?ün oldu?u yerde herkes sustu?undan, yazan devle?ir. Bazen de bütün çaresizli?iyle okurunun kar??s?ndad?r. Salâh Birsel, günlüklerinden birinde, “Ölmeden bu günlük güzelle?mi? olamaz.” yazm??t?. Günlük tutmak, i?te bu duygudad?r. Günlük, gelecekte bir gün en çok okunan tür olabilir mi? Bir ?ey söylemek zor. Ancak günlüklerin, edebiyat var oldukça ya?ayaca?? ku?ku götürmez. Çünkü edebiyat, ayr?nt? demektir. “Her gün not tutun; aç?k, okunakl?. Tarih atmay? da unutmay?n. Hayat?m?n günlü?ünü günü gününe tutmu? olsayd?m, ?imdilerde bir Larousse sözlü?ü olurdu elimde. Duyulmu?, derlenmi? bir kelime, yeniden kar??la??lan bir dünyad?r. Ah, neler yitiriyoruz! Bütün o yitirdi?imiz incileri dü?ünün! Hayat?n?z?n günlü?ünü yaz?n!”Max Jacob, Genç Bir ?aire Ö?ütler, çev. Salâh Birsel

Mod_seval

  • Ziyaretçi
Ynt: Edebiyat Türleri Edebi Türler Yaz? Türleri
« Yanıtla #14 : 05 Temmuz 2009, 18:29:17 »
Türk Edebiyat?’nda An? Türü
Tarihi Geli?imi ve Temsilcileri


‘An?’n?n eski kar??l??? ‘hat?ra’d?r. Edebî bir tür olarak an?, bir ki?inin akl?n?n erdi?i dönemden itibaren görüp ya?ad???, kendisi ve toplum için önemli gördü?ü olaylar? ve durumlar? belli bir sistem içinde yaz?ya döktü?ü, genellikle, otobiyografik metinlere denir. Otobiyografi, ki?inin yaln?zca kendisiyle ilgili bilgileri verirken an?, hem bireysel hem de sosyal anlamda bilgi içerir. Günlük tutan yazar, s?ca?? s?ca??na o günün olay, ya?ant? ve dü?üncelerini aktar?rken; an? yazar?, tarih olmu? eski zamanlar?n olaylar?n? belle?e ya da belgelere dayal? olarak ortaya koyar. Bu bak?mdan an? metinleri yaln?zca hat?rlanabilen, unutulmayan, kaydedilebilen olaylar? içerdi?i için tarihi aynen aksettirmekten uzakt?r, büsbütün objektif olmas? beklenemez. Toplumlar?n sosyal hayatlar?nda an? aktarmak önemli bir gelenektir. Özellikle ya?l? insanlar kendilerinden daha genç kimselere daha önce görüp geçirdiklerini, ya?ad?klar? ilginç olaylar? anlat?rlar.

An? yazma gelene?i, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlar?nda bat?daki meslekta?lar?na olan özentiden ba?lam?? ve giderek günümüze kadar gelmi?tir.

Tanzimat öncesindeki ?uara tezkireleri, menak?pname, siyer, vekayi’name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlam?yla birer an? eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri ta??rlar.

An?lar konular? itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride de?erlendirilmektedir. Bunlar kesin s?n?rland?rmalar de?ildir. Bir siyasî an? kitab?nda edebî an?lar da olabilmektedir. Kimi an? kitaplar? da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmi? ki?ilerin portrelerinden olu?maktad?r. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatç?lar?m?z Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatl? Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakk? Süha Sezgin Edebî Portreler’i (?stanbul 1997); Be?ir Ayvazo?lu Defterimde 40 Suret (?stanbul 1996)… gibi.

5.1. Siyasî ve Askerî Konulu An?lar
Tanzimat‘tan sonra an? yazma gelene?i devlet yönetiminde bulunmu? önemli ki?iler aras?nda da yayg?nla?t?.

5.1.1. Askerî Konulu An?lar
Afet ?nan Atatürk’ten Hat?ralar (1950), Atatürk Hakk?nda Hat?ralar ve Belgeler (1959); Falih R?fk? Atay Atatürk’ün Bana Anlatt?klar? (1955), Atatürk’ün Hat?ralar? (1965), Çankaya (1969); Celal Bayar, ?evket Süreyya Aydemir Suyu Arayan Adam (1959); ?smet Kür An?lar?yla Atatürk (1965); Ali Fuat Cebesoy S?n?f Arkada??m Atatürk (1997); Hilmi Yüceba? Atatürk’ün Nükteleri F?kralar? Hat?ralar? (1963); Ahmet Cevat Emre ?ki Neslin Tarihi (1960); Nadir Nadi Perde Aral???nda (1965); Erdal Öz Deni? Gezmi? Anlat?yor (1976); Safa Güner Köy Enstitüleri Hat?ralar? (1963); Yakup Kadri Karaosmano?lu Zoraki Diplomat (1955). Politika’da 45 Y?l (1968); Samet A?ao?lu Strazburg Hat?ralar? (1933), Babamdan Hat?ralar (1939), A?ina Yüzler (1965)… Ahmet A?ao?lu Serbest F?rka Hat?ralar? (2. bask?, 1969); Erdal ?nönü An?lar ve Dü?ünceler; Rauf Denkta? Rauf Denkta?’?n Hat?ralar? (4 cilt, 1996); Emre Kongar Ben Müste?arken (1996); Gülsün Bilgehan Mevhibe ?nönü’nün An?lar?, Milliyet, 08.03.1998…

5.1.2. Hariciye ve Elçilik An?lar?
Ülkemizi yurt d???nda temsil eden, yurt d??? görevlerinde bulunan baz? ki?iler oradaki kimi ilginç gözlem ve izlenimlerini yaz?ya dökmü?lerdir. Ali Fuat Cebesoy Moskova Hat?ralar? (1955); Feridun Cemal Erkin D??i?lerinde 34 Y?l (1980); Zeki Kuneralp Sadece Diplomat (1982)…



5.1.3. Cezaevi ve Avukat An?lar?
Ülkemizde belli dönemlerde özellikle ayd?nlar, sanatç?lar, edebiyatç?lar ve politikac?lar zaman zaman tutuklanm??lard?r. Onlar hapishanede ya?ad?klar?n?, yarg?lanmalar? s ?ras?nda ba?lar?ndan geçenleri, çektikleri s?k?nt?lar? ve bu tür ki?ilerin davalar?n? üstlenen avukatlar gözlem ve izlenimlerini an? biçiminde yazm??lard?r: Necip Faz?l K?sakürek Cinnet Mustatili (1955), Y?lanl? Kuyudan (1970); Bediî Faik Hapishane Notlar? (1958); Halikarnas Bal?kç?s? Mavi Sürgün (1971); Aziz Nesin Bir Sürgünün An?lar? (1971); Nazl? Il?cak Allah Kurtars?n (1987); Zeynep Oral Bir Ses (1987); Sevgi Soysal Y?ld?r?m Bölge Kad?nlar Ko?u?u (1976)… An? Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro F?kra Röportaj Makale Ele?tiri Haber Yaz?s? Deneme Gezi Yaz?s? Söyle?i

5.2. Edebiyat ve Sanat Konulu An?lar
Tanzimat döneminden sonra pek çok sanatç? ve yazar, özellikle olgunluk ya?lar?nda siyasî, sosyal, edebî, kültürel alanlardaki dü?ünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili aç?klamalar? yazm??lard?r.

5.2.1. Edebiyat Konulu An?lar
Refik Halit Karay ?stanbul’un ?ç Yüzü (1920), Üç Nesil Üç Hayat (1943); Ercüment Ekrem Talu Dünden Hat?ralar (1945); Nihat Sami Banarl? Yahya Kemal Ya?arken (1959), Hilmi Yüceba? Yedi ?airden Hat?ralar (1960); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Oktay Akbal ?air Dostlar?m (1964); Zekeriya Sertel Mavi Gözlü Dev (1968), Naz?m Hikmet’in Son Y?llar? (1979); Orhan Kemal Naz?m Hikmet’le Üç buçuk Y?l (1965); Mehmet Seyda Edebiyat Dostlar? (1970), Çocukluk Y?llar? (1980); Mehmet Ba?aran Yasakl? (1987); Mehmet Kemal Ac?l? Ku?ak (1968); Demir Özlü Sürgünde 10 Y?l; Ömer Faruk Toprak Duman ve Alev (1969); Sabiha Sertel Roman Gibi (1969); Aziz Nesin Bir Sürgünün An?lar? (1971), Poliste (1967)…


Halide Nusret Zorlutuna Bir Devrin Roman? (1978); Meral Tolluo?lu Babam Nurullah Ataç (1980); Talip Apayd?n Bozk?rda Günler (1952), Karanl???n Kuvveti (1967), Akan Sulara Kar?? (1985); Hikmet Erhan Bener Bürokratlar (197879); Muzaffer Buyrukçu Arkada? An?lar?nda Orhan Kemal (1984); R ?fat Ilgaz Yoku? Yukar? (1982), K?rk Y?l Önce K?rk Y?l Sonra (1986); Hasan ?zzettin Dinamo 67 Eylül Kas?rgas? (1971), 2. Dünya Sava??nda Edebiyat An?lar? (1984); Baki Süha Edibo?lu Bizim Ku?ak ve Ötekiler (1968); Samim Kocagöz Bu Da Geçti Ya Hu (1992); Melih Cevdet Anday Akan Zaman Duran Zaman (1984); Ahmet Hamdi Tanp?nar “Cahit S?tk?’ya Dair Hat?ralar”, Edebiyat Üzerine Makaleler (1969)…

5.2.2. Tiyatro ve Tiyatro Sanatç?lar? ?le ?lgili An?lar
Kimi tiyatro yazar ve sanatç?lar? da meslek hayatlar? boyunca ba?lar?ndan geçen ilginç olaylar? kaleme alm??lard?r. Hafi Kadri Alpman Ahmet Fehim Bey’in Hat?ralar? (1976); Vasfi R?za Zobu O Günden Bu Güne (1977), Uzun Hikâyenin Sonu (1990); Halit Fahri Ozansoy ?ehir Tiyatrosunun 50. Y?l? Darülbedayi Devrinin Eski Günlerinde (1964); Haldun Dormen Sürç ü Lisan Ettikse (1977); Gülriz Sururî K?ldan ?nce K?l?çtan Keskince (1978); Mücap Ofluo?lu Bir Avuç Alk?? (1985)..

5.3.3. Bas?n An?lar?
Bas?n çal??anlar?n?n, yazar ve muhabirlerinin an?lar? vard?r: Ahmet Rasim Muharrir, ?air, Edip (1926, 1980); Ahmet ?hsan (Tokgöz) Matbuat Hat?ralar?m (19301931); Yusuf Ziya Ortaç Bizim Yoku? (1966); Necip Faz?l K?sakürek Bab?ali (1975); Vedat Nedim Tör Y?llar Böyle Geçti (1976)…

5.3.4. E?itim ve Ö?retmenlik An?lar?
E?itimciler ve ö?retmenler, meslekleri gere?i yurdun pek çok yerinde bulunarak ülke çocuklar?n? ve toplumu e?itme sorumlulu?unu üstlenmi? ki?ilerdir. Dolay?s?yla e?itimciler birçok sorun, ki?i ve gruplarla gerekti?inde mücadele eden ki?ilerdir. Kimi e?itimciler önemli olaylara tan?kl?k etmi? olan hayatlar?n? kaleme alm??lard?r: H?fz?rrahman Ra?it Öymen Mektepçili?in Kâbesinde ?ntibaât ve Tahassüsat (1926); ?evket Süreyya Aydemir Toprak Uyan?rsa (1963); Fikret Madaral? Ekmekli Dönemeç (1965); Enver Demir Bir Ö?retmenin Defterinden 41 Y?l?n Hikâyesi (1968); M. Rauf ?nan Bir Ömrün Öyküsü (1986); Kemal Kurda? ODTÜ Y?llar?m (1998)…

Bu s?n?flaman?n d???nda birkaç örnek: Abdülhak ?inasi Hisar Geçmi? Zaman Kö?kleri (1956), Geçmi? zaman F?kralar? (1958)… Nahit S?rr? Örik Eski Zaman Kad?nlar? Aras?nda (1958); Halit Fahri Ozansoy Eski ?stanbul Ramazanlar? (1968); Malik Aksel Resim Sergisinde Otuz Gün (1943); Samiha Ayverdi Bir Dünyadan Bir Dünyaya (1974), Hat?ralarla Ba?ba?a (1977), Hey Gidi Günler Hey (1989); Esin Af?ar An?lar Yan?lt?r m?? (1995); Halit K?vanç Hadi Anlat Bakal?m An?lar 1 (1998)…

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal