* Anlık üyelerarası ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullanıcı bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Şu an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 4
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 658
  • stats Toplam Konu: 290
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 141

* Son İletiler/Konular

Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev İşlerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:20:37]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* İnternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Referandum sonuçları coğrafi olarak Türkiyeyi nereye götürüyor?  (Okunma sayısı 5821 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı uzumbaba

  • Sitelerimizi ziyaret ediniz
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 126
  • Karma +0/-0
    • üzümbaba sitesi
Türkiye Ayrışıyor mu?

12 Eylül Anayasa referandum sonuçları Türkiye haritası üzerinde ilginç bir tablo ortaya koydu.

Haritada Tunceli, Eskişehir ve Bilecik illerinin seçim sonuçları değişik olsaydı konunun başlığında kullandığım Türkiye Ayrışıyor mu? sorusunun tam cevabı olacaktı.

Eskiden Türkiye yedi coğrafi bölgeye ayrıldığı öğretilirdi öğrencilere ama geldiğimiz nokta ise üç siyasi bölgeye ayırdı ülkeyi.

Bu üçe ayrışma Anayasayı farklı algılamadan mı kaynaklanıyor, ihtiyaçtan mı yoksa kaygılardan yada niyetten mi tartışma konusu olmuştur.

Trakya, Marmara, Ege ve Akdeniz bu referanduma Hayır derken Anadolu’nun tamamına yakınının yüzde elliden fazlası Evet oyu kullandı.

Doğu ve Güneydoğu ise Boykotçular olarak sandığa gitmeyen diğer bölgelerdeki insanlarla yüzde yirmi üçe yakın bir sayı ile farklı bir tablo ortaya çıkarttı.

Görüldüğü gibi bölgeler verdikleri oylarla resmen ayrıştılar. 

Hayır oyu veren ve bölgeleri ve eğitimleri itibariyle biraz daha yüksek seviyeye ulaşmış kesim bu anayasa değişikliğinden kaygı duydukları için hayır derlerken, değişikliklerin ne olduğunu bilmeyen ve irdeleyemeyen birçok insan ise bilmediği değişikliklere evet dediler.

Bölgesel sorunları ve talepleri ciddiye alınmadığı için Güneydoğu ve Doğu Bölgesi halkının da büyük bir kısmı değişikliklerin neler içerdiğini bilmeden partilerinin önerileri doğrultusunda boykot etmiş oldular.

Başbakanın ifadesiyle ülke halkının yarısı darbeci diğer yarısı da cemaatlerin talimatıyla,  iktidarın talimatıyla hareket eden bazı sendikalarla birlikte darbe karşıtı olarak ortaya çıktılar.

Bu ayrışma ciddi bir tehlikeyi de beraberinde getirmiş oldu.

İktidar ve Başbakan her ne kadar bu sonuçtan memnun gözükse de boyalı haritayı önüne koyduğunda kafası iyice karışacaktır. Ya da karışmalıdır.

Doğu ve Güneydoğu da ki katılımın çok düşük olmasına rağmen yüzde on, onbeş gibi katılım sonunda aldığı yüzde seksen yada yüzde doksanları bulan sonuçların bir anlam ifade etmediğini çok iyi bildiklerine göre iyice düşünmesi gerekecektir.

Her ne kadar kendisine oy vermeyen bölgeye kum şehri olarak görse de onlarda bu ülkenin vatandaşları ve o topraklar da bu ülkenin topraklarıdır.

Bu bölgelerden oy alamaması artık sıkıntıların bir kat daha arttığının işaretlerini vermekte ve alarm zillerinin 12 Eylül akşamı çalmaya başladığının göstergesiydi.

Başbakan ve iktidar üç bölgeden birisine sahip diğerleri ise analıktan.

Cemaatlerin önemi
Türkiye’de ve dünyada küçümsenmeyecek bir güce ulaşan cemaatlerin okyanus ötesi liderlerinin ölüleri dahi mezardan çıkartarak bu referandumda oy kullanmaları gerektiği talimatını alan mensuplarının çıkardığı sonuç gerçekten ürkütücü olmuştur.

MHP'nin milliyetçi anlayışı ciddi güç kaybetmesinden sonra ortaya farklı bir tablo çıkmış olmuyor mu acaba?     

Dindarlar ve demokratlar yada dinciler ve demokratlar ayrışması.

Kampanyalarda Anayasa değişikliğinin gerekçelerinden çok Başbakan özellikle Anamuhalefet partisi CHP'nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun milliyetinden, inancından, soyundan, sopundan, Aleviliğinden, Alevi Dedeliğinden bahsetmesiyle tabanına farklı bir mesaj vermiş oldu.

Bu da Alevilerle Sünnilerin ayrışmasına doğru atılan bir adım olarak değerlendirilirse  daha ciddi bir ayrışmaya götürecektir bu ülkeyi. Kılıçdaroğlu tüm Alevileri temsil etmiyor ne onun böyle bir iddiası var nede Aleviler böyle bir temsiliyeti asla kabul etmezler. Ama gözüken tablo oraya doğru götürmeye başladı bile.

Satır aralarına sıkıştırarak belirtilmelidir ki Aleviler böyle bir oyunun kullanılacak malzemesi asla olmazlar ve de olmayacaklardır ama bu yarayı kaşıyanların çıkacağı da bilinmelidir.

Recep Tayyip Erdoğan, kampanya boyunca kabul etmeyeceğimiz, edemeyeceğimiz sloganlar kullandı.

“Taraf olan Bertaraf olur.”

“Hayır oyu verenler darbecidir.” gibi laflar ederek halkı tamamen ikiye böldü. Şimdi çıkıp ne diyecek?

Bu ülkenin yarısı darbeci ve bunlar taraf olduklarına göre bertaraf edelim mi diyecek.

Belki de Okyanus ötesinde duran ve Başbakan tarafından teşekkür edilince taraftarları dakikalarca alkışlarla destek verdikleri dini liderleri yada kendilerinin ifadeleriyle cemaat önderleri F.G. artık oralardan talimatlar yağdırarak "taraf - bertaraf" anlayışına nokta koyacak mı bunu da zaman içerisinde göreceğiz.

Bu Anayasa referandumu kimlere ne kazandırır, kimlere ne kaybettirir sorusu ile birlikte niçin ortaya böyle bir sonuç çıktı sorusuna cevap aranmalıdır.

Recep Tayyip Erdoğan halkın anlayacağı dili kullandı ve halkın hoşuna gidecek sözler söyledi. 

Kılıçdaroğlu kendi doğrularını adeta tek başına anlatmaya çalıştı ama yeterli olamadı.     

Tunceli Boy hedefi
Tunceli bundan sonra boy hedefimi olacak? Türkiye haritasına bakıldığında adeta tek başına duran bir dağı andırıyor. Elbette onlar gibi düşünmeyenler ve inanmayanların hele hele iktidarın boy hedefi olacak Tunceli ve Tuncelililerin bundan böyle daha dikkatli olmaları gerekir.

Her türlü oyunlara ve provokasyonlara hazırlıklı olmalılar.

Gerçi Tunceli ilk defa böyle bir farklılığı yaşamıyor oranın suyunda, havasında böyle bir farklılığı herkes biliyor. Tuncelilerde gereğini yapıyorlar.

Alevi Örgütlerinin tavrı
Bu kadar ciddi gelişmeler ve cemaatlerin siyasallaşması Alevileri ve özellikle örgütlü Alevileri de önemser hale getirmiş oldu. Yöneticilerin üyelerini ve tüm Alevi insanları çok iyi dinlemeleri gerekecektir. Ben bilirim sevdasına kapılmadan, ülkedeki gelişmeleri çok iyi değerlendirerek, bunun için danışma kurullarını bir an önce toplayarak ciddi kararlar almalıdırlar.

Bunu söylerken siyasallaşmalılar yada siyasi tavır geliştirmeliler anlamında söylemiyorum. Zaten Alevilerin yaşam tarzları bir siyasettir, bundan böyle Alevi Dernek, Vakıf, Federasyon ve Konfederasyonlarının ülke sorunlarına eğilmeleri ve sorunların bir parçası olan Aleviliğin rayına oturtulması konusunda ciddi önlemler alması gerekmektedir.

Referandumun hemen arkasından bir yıla kalmadan ülke bir genel seçim yaşayacaktır. Bu seçimlerde geçmişten ders alarak hareket etmek de Alevi kurum yöneticilerine düşmektedir.

Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ son konuşmasında askerlerle siviller arasındaki görüş farklılıklarını açıklarken ilginç örnekler vermişti;

“Siviller ovaya baktıklarında düzlüğü görürler, Askerler engebeleri görürler”

“Siviller deniz baktıklarında Maviliği görürler, Askerler derinliği görürler.”

“Siviller ormana baktıklarında ağaçları görürler, askerler ormandaki tehlikeyi görürler.”

“Siviller dağa baktıklarında yüksekliği görürler, askerler dağdaki uçurumları görürler.” demişti.

Bu örnekten hareketle bundan sonra kimin nereye baktıklarını ve ne göreceğini yakında hep birlikte göreceğiz.


Abbas TAN

Kaynak: Alevihaberajansi.com - 18.09.2010

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38