* Anl?k üyeleraras? ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullan?c? bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* ?u an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 29
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* ?statistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 288
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2029

* Son ?letiler/Konular

Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[12 Mayıs 2020, 17:01:31]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* ?nternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Çirkin Bir Nefret ?deolojisi Olarak Feminizm  (Okunma sayısı 6091 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Çirkin Bir Nefret ?deolojisi Olarak Feminizm
« : 04 Eylül 2009, 21:43:47 »
Çirkin Bir Nefret ?deolojisi Olarak Feminizm
Aksu Bora
(19.11.2008)


Feminizmi ke?fetti?imde, yirmilerimin ba??ndayd?m, seksenlerin ilk yar?s?. Kendi ku?a??mdan pek çoklar? gibi ben de siyasetle ili?kimi dü?ünmekle, yeniden ?ekillendirmekle me?guldüm. Pek çoklar? gibi ben de inançlar?n, anlamlar?n, tutumlar?n ne kadar kendimize ait olabilece?ini, ne kadar “d??ar?dan” geldi?ini merak ediyordum- ne de olsa meydanlar dolusu insanla “tek yol devrim” diye ba??r?rd?ktan bir kaç y?l sonra seçmenlerin yüzde doksan küsurunun darbeyi onaylad???n? görmü?tüm! Belki de ki?isel olan ile toplumsal olan aras?ndaki ili?ki sand???mdan daha karma??kt? ve iktidar?n daha önce bildi?imden farkl? tarifleri vard?... ??te, o dönemin yazarlar?, önce Gramsci sonra Foucault öyle girdi görü? alan?ma... Ayn? dönemde, hayat?ma feministler de girmi?ti ve ?imdiden bak?nca tuhaf gelen bir ?ey yapt???m? fark ediyorum: Bu kad?nlar? biraz egzantrik tipler olarak sevip be?enmek ama feminizmi bir tür ?stanbul züppeli?i olarak kabul edip kendi meselelerimle ili?kisini kurmamak (Kezban ?stanbulda!). Bunda muhtemelen kendi ku?a??mdan pek çok kad?nla payla?t???m bir tür kad?n dü?manl???n?n pay? vard?: ak?ll? kad?nlar öteki kad?nlardan farkl?, erkeklere daha yak?nd?rlar. ??te, bildi?iniz “ben küçükken hep erkeklerle oynard?m, a?açlara t?rman?rd?m” hikayeleri.

 

Neyse, feminizmin benim sorular?ma bir cevab?n?n oldu?unu farketti?im nokta, “ki?isel olan politiktir” sözü üzerine bu kad?nlardan biriyle yapt???m?z sohbetti- kendisi hat?rlam?yordur bile muhtemelen, ama benim için tam bir ayd?nlanma an? olmu?tu. Bugün de öyle dü?ünüyorum, feminizm bu tek cümleye s??d?r?labilir: Ki?isel olan, politiktir! Belki kad?nlar?n ezilmesini göre göre kad?nl?k bilinci geli?tirmedi?im, feminizmi ba?ka bir can ac?s?ndan gelerek ke?fetti?im için böyle bir sonuca vard?m. Asl?nda tam da tersi: ezilmeyi görebilmem için feminizme ihtiyac?m varm??, bütün o “ben erkeklerle kankay?m” hikayelerinin anlam?n? çözebilmem için. Bu bana bir görü? berrakl??? sa?lad??? kadar baz? konular? görmemi de zorla?t?rd? galiba. Mesela eski arkada?lar?mdan gelen inan?lmaz dü?manca tepkileri (feminist oldum ya!) kendimce siyasi kodlar olarak de?ifre etmeye çal??t?m uzun zaman. Yahut hiç unutmuyorum, e?cinsel ili?kinin do?aya ihanet oldu?u yolunda bir söylevi dinleyip sinirden titremi? ama bunu da bir medeniyetsizlik olarak görmü?tüm... Anla??lan gayet basit, s?radan, dümdüz kad?n dü?manl???n? ya da homofobiyi gördü?ümde tan?yam?yordum! Sonraki y?llarda bunlarla o kadar çok kar??la??nca tabii benim bile görü?ümde bir aç?lma oldu (eskiler buna zihnine kü?ayi? geldi derler!), hatta o kadar ki, gayet sofistike biçimlerini bile te?his edebiliyorum art?k.

 

Ama kad?n dü?manl??? ile kendimize kar?? ele?tirel olmay? kar??t?rmamak, ele?tirelli?i yolumuzu ayd?nlatan bir güç olarak kabul etmek gerekti?ini de dü?ünüyorum. Amargi’nin Feminist Politika Tart??malar? diye bir ba?l?k açmas? da, bu ele?tirelli?i sürdürmeyi, yap?p ettiklerimizi tart??may? amaçl?yor. Önümüzdeki say?larda daha fazla kat?l?mla sürdürebilece?imizi umdu?um bu tart??ma izleklerinden biri, feminizmin bir tür “kimlik siyaseti”ne dönü?mesi, öyle alg?lanmas? olmal?. Bununla ba?lant?l? olarak, feminizmin “kad?n haklar? savunuculu?u”na indirgenmesiyle ilgili sorunlar? konu?mam?z?n da acil bir i? olarak önümüzde durdu?una inan?yorum.

 

Feminizm, evet, baz?lar?n?n gayet sinik bir ifadeyle söyledikleri gibi, bir “yatak odas? siyaseti”dir. “Ki?isel olan politiktir” demek, modernitenin ve modern siyasetin unutturdu?u bu eski bilgiyi hat?rlatmak demektir bir anlamda: yatak odas?, siyasi bir yerdir. Bu son derece radikal sözün içeri?i o korkunç “sa?duyu” ile hafifletilerek kad?n haklar? savunuculu?unun ?iar?na da dönü?türülebilir elbette: Kocandan yedi?in dayak senin ki?isel sorunun de?ildir, toplumsal bir sorundur; t?pk? göç, yoksulluk, e?itimsizlik gibi. Demek ki bu toplumsal sorunun çözümü için toplumsal aktörlerin devreye girmesi gerekir: gelsin sivil toplum örgütleri, medya kurulu?lar?, sosyal sorumluluk projeleri, biraz devlet de yard?m eder tabii, i?te buyrun, kad?n sorunlar?n?n çözümü! Fazlas?yla basitle?tirerek dikkat çekmek istedi?im bu yakla??m, isterseniz ona “sa?duyulu feminizm” diyelim, politik ile toplumsal aras?ndaki fark? silerek feminizmi kad?n haklar? savunuculu?una indirger. Öyle bir feminizm için kimse nefret ideolojisi falan demez tabii ki, tersine, birlik ve beraberlik için biçilmi? kaftand?r.

 

Sa?duyulu feminizmin yapt??? ?ey, “kad?n sorunu”nu toplumsal sonuçlar?ndan ba?layarak te?his etmek, bunun ötesine giden bir perspektif geli?tirmemektir. Kad?nlar?n ?iddete u?rad?klar?n?, yoksul ve e?itimsiz olduklar?n?, çal??t?klar?nda erkeklerle e?it ücret alamad?klar?n? gören, ama bu gerçekliklerin arkas?ndaki bir ba?ka gerçeklik düzeyini alg?layamayan bir bak??t?r bu. Arkadaki gerçekli?i, yani bütün bu toplumsal gerçekliklerin nas?l kuruldu?unu, nas?l i?ledi?ini, kimin i?ine yarad???n?, bu gerçekli?in sürmesini kimlerin sa?lad???n?... ke?fedebilmek için, politik perspektif gerekir. Feminizm, bize bunu sa?layan radikal bir politikad?r.

 

Bu politikan?n bence çok önemli bir örne?ini verirsem belki daha iyi anlatabilirim: Sosyal Sigorta ve Genel Sa?l?k Sigortas? Yasas? ile ilgili metin. Sosyal Haklar için Kad?n Platformu taraf?ndan haz?rlanan ve yayg?nla?t?r?lan bu metnin önemi, yaln?zca ülkenin politik gündemine feminist bir müdahale olmas?ndan de?il, ayn? zamanda, sosyal politikay? erkek egemen sistemin temel mekanizmalar?ndan biri olarak tan?mlayabilmesi ve böylelikle kad?nlar?n ezilmesi gerçekli?inin nas?l kuruldu?unu analiz edebilmesindendi. Bunu yaparak ezilmenin nedeninin “kültür”, “e?itim” ya da “zihniyet” gibi öznesi belirsiz yap?lar de?il, siyasal, ekonomik ve kültürel iktidar ili?kileri oldu?unu ortaya koyabildi. Ayn? zamanda, somut bir politik durumu do?ru biçimde gündeme getirerek (eskiden buna somut durumun somut tahlili denirdi) bütün o soyut “neoliberalizm” ezberlerini tekrarlamaktan uzak durdu, böylelikle politik mücadeleyi imkans?z hale getiren o tertemiz/lekesiz apolitikli?e de prim vermedi.

 

Kad?nlar aras?ndaki farkl?l?klar? görebilen ve bunlar? basitçe i?birlikleri ve ortakl?klar çerçevesinde biraraya getirmekten fazlas?n? yapabilen bir feminizm de ancak böyle bir perspektifle mümkün olabilir. Bu perpektif, ayn? anda iki ?eyi becerebilmemizi sa?lar: Birincisi, somut durumlar?n somut tahlilini yaparken, bu durumlar?n içinde üretildi?i genel çerçeveyi gözden kaç?rmamam?z?, farkl? iktidar biçimlerinin ve bunlar aras?ndaki ili?kilerin o somut durumlar?n ortaya ç?kmas?ndaki rolünü kavrayabilmemizi. ?kincisi, bu genel çerçevenin somut durumlarda nas?l i?ledi?ini tahlil ederken, kad?nlar aras? farkl?l?k meselesini bir kimlik meselesinden daha derin biçimde ele alabilmemizi, kimlikleri kuran farkl? iktidar yap?lar?yla yüzle?ebilmemizi. “Kad?n sorunu”nu sosyal bir sorun olarak görmenin en önemli sak?ncas?, kad?nlar?n politik birer özne olarak tarif edilmemeleri, “sorun sahipleri” olarak kategorile?tirilmeleridir; bu da belirli bir kad?n tarifini dikte eder- çünkü “sorun” tan?m?, “sorunsuz” tan?m?n? da içerir ister istemez: yoksulsa giri?imci yapars?n, e?itimsizse okuma yazma ö?retirsin... Oysa daha önce oldu?u gibi bundan sonra da, bu referans tan?ma s??mayan kad?nlar ve kad?nl?klar olacakt?r. Böylece, paradoksal biçimde “bütün kad?nlara” seslenebilmek u?runa farkl?l?klar? ikincille?tiren bak??, bütün kad?nlara seslenmekten vazgeçer. Asl?nda feminizm bu imkâna sahiptir, çünkü cinsiyet ili?kilerini politik ili?kiler olarak tarif ve bu ili?kilerin özneleri olan kad?nlar?, bu halleriyle politik özneler olmaya davet eder. Bunu yaparak bir “kimlik politikas?”na dönü?mekten uzak durabilir, çünkü cinsiyet rejimi içinde konumlanm?? birer politik özne olarak tan?mlayarak, kad?nlar? toplumsal/siyasal kimlikler içinde dondurmak yerine aralar?ndaki farkl?l?klar?n nas?l kuruldu?unu ve bu farkl?l?klar?n üretilmesinin esas mekanizmas?n?, yani erkek egemenli?ini analiz edebilir.

 

Son zamanlarda malum Ni?anyan/Agos meselesi çevresinde dönen tart??malar boyunca sarf edilen feminizmin çirkin bir nefret ideolojisi, feministlerin insanlar?n özel hayat?na müdahale eden cadalozlar oldu?u, asl?nda feminizmi de do?ru düzgün bilmedikleri, böyle asabiyet yapt?klar? zaman hakl?yken haks?z duruma dü?tükleri, sevimsizlikleri... hakk?ndaki bütün sözlerle ilgili izlenimim, gayet basit, s?radan, dümdüz kad?n dü?manl??? oldu?u. Feministlere yönelmi? görünebilir ama bu dü?manl??a politik niteli?ini veren o de?il, kad?n dü?manl??? olmas?. Buna kar?? yap?labilecek çok fazla bir ?ey oldu?una inanm?yorum, yani bir panzehiri falan oldu?una, öpünce geçece?ine... (daha yumu?ak olsak derdimizi daha iyi anlatamay?z- yani ku?aklar boyu kad?nlar?n deneyiminden bunu da ö?renmeyeceksek ne ö?renece?iz, bilmiyorum!). Yola ç?karken bu dü?manl?kla kar??la?aca??m?z? biliyorduk, yol boyunca da bu bilgimizi peki?tirecek pek çok deneyim ya?ad?k. Bana daha önemli görünen, bu tart??ma çerçevesinde feministler taraf?ndan s?kl?kla dile getirilen “ki?isel olan politiktir” sözünün yeniden gündeme gelmesi ve bu gündeme geli?in feminizmle “kad?n haklar? savunuculu?unun” aras?ndaki hatt? belirginle?tirmenin en uygun arac? oldu?u. Bir anlamda, boktan tart??malar içinde bile güçlenme ve ilerleme için f?rsatlar?n yatt???n? dü?ündüren iyi bir örnek.

 

Bana öyle geliyor ki, son birkaç y?l, feminist hareketin son yirmi y?lda zaman zaman ivmelenerek, bazen durup kendine dönerek yürüdü?ü yolda tarihsel bir dönemece kar??l?k geliyor. 1980’lerde dü?ünsel düzeyde ba?arabildi?i “kad?n sorunlar?” paradigmas?ndan kopu?u politik eylem ve örgütlenme düzeyinde de gerçekle?tirdi?i, kad?nlararas? farkl?l?klar? birer “kimlik” problemi olmaktan ç?kar?p erkek egemenli?i ile bu kimlikler aras?ndaki ve dolay?s?yla da kimliklerin kendi aralar?ndaki ili?kileri kurmay? becerdi?i, kamusal politikalara müdahil oldu?u ve bunu yaparken “yatak odas? politikas?” olma niteli?ini hat?rlad??? bir dönem. Yapabildi?i ve henüz yapamad??? her ?ey göz önüne al?nd???nda, feminist hareketin Türkiye’nin politik gündemindeki yerini daha uzun bir zaman ve gücünü art?rarak koruyaca??n? öngörmek kehanet say?lmaz. Bu “nefret ideolojisinin” yapaca?? çok ?ey var daha!

 

Amargi Dergisi

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal