* Anl?k üyeleraras? ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullan?c? bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* ?u an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 30
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* ?statistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 288
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 2029

* Son ?letiler/Konular

Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[12 Mayıs 2020, 17:01:31]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev ??lerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* ?nternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?  (Okunma sayısı 10100 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« : 04 Ağustos 2009, 12:39:00 »


Can Dündar Ada

Bir Erdal ?nönü laz?m

4 A?ustos Sal? 2009


Rahmetli Erdal ?nönü’ye vefat?ndan önce yapt???m?z uzun bir söyle?ide sormu?tum:

?smet Pa?a’n?n Kürt kökenli oldu?u konusunda bir söylenti vard?r. Öyle mi gerçekten?
Tela?la soya?ac?n? ortaya serip atalar?n?n Türk o?lu Türk oldu?unu kan?tlamaya çal??mad? Erdal Bey...
?öyle dedi:
“Babam?n babas?, Kürümo?ullar?ndan... Onlar da Kürt olduklar?n? söylemiyorlar. Ama Bitlisliler... Bitlis’te de tüm Kürtler birlikte ya??yorlar. Dolay?s?yla çok geriye gidilirse belki ortak cet ortaya ç?kar.”
?çine girdi?imiz süreçte bu “ortak cet” yakla??m?na çok ihtiyac?m?z var.

* * *

Ayn? söyle?ide Erdal ?nönü, Kürt sorununa çözüm önerisini de karma??k formüllerden uzak bir cümlede özetlemi?ti:
“Kürtlerin kendilerini evlerinde, ülkelerinde hissedece?i bir ortam yaratmak...”
Bu cevab?n içinde, sorunun hem nedeni, hem çözümü vard?.
?nönü özellikle 12 Eylül’de getirilen Kürtçe yasa??n?n yaratt??? tahribata dikkat çekmi?, “Farkl?l?klar? koruyarak beraber ya?ama”n?n öneminden söz etmi?ti.
Bugün çözümün yolunu açacak uzla?ma noktalar?ndan biri de bu formül olmal?...

* * *

1990’da Erdal ?nönü SHP Genel Ba?kan? s?fat?yla Diyarbak?r’a gitmi?, bölge siyasetçileriyle temaslar yapt?ktan sonra bir “Güneydo?u Raporu” haz?rlatm??t?.
DGM’nin dava açmas?yla sonuçlanan o raporun temel saptamalar? ?unlard?:
1)Türkiye’de Kürtler vard?r.
2) Türkiye Cumhuriyeti, bir ?rk cumhuriyeti de?il, bir siyasal bilinç cumhuriyetidir.
3) Türkiye, asimilasyoncu politikalardan vazgeçmelidir.
4) Kürtler bu ülkenin gerçe?idir, parças?d?r. Kendi dillerini yazarlar, geli?tirirler, okul kurarlar, yaz?l? ve görsel bas?n? kullan?rlar.
Bugün giri?ilen çözüm sürecinde AKP ile CHP’nin bu asgari mü?tereklerde bulu?malar? gerek.
* * *
Ve son olarak Erdal ?nönü, çözümün Meclis çat?s? alt?nda ve Kürtlerin oy verip parlamentoya yollad??? me?ru siyasal temsilcileriyle diyalog içinde çözümünden yanayd?.
Bu iyi niyetli yakla??m? suistimal edildi, kendisine pahal?ya ödetildi, ama sonuçta ba?ka çare olmad??? noktas?na gelindi.
Türkiye 20 y?l kaybetti.

* * *

Gelinen a?amada, yukar?da sözünü etti?im 4 noktan?n, yani:
Kürtlerle Türklerin ortak tarihlerinin yaratt??? karde?li?in...
Farkl?l?klar? koruyarak bir arada ya?ama kararl?l???n?n...
Asimilasyon politikalar?na kar?? ç?kacak cesaretin...
Kürt halk?n?n çözüm için Meclis’e yollad??? me?ru temsilcileri muhatap alman?n...
Ve tabii bir de bu sürecin Türkiye’yi bölmesinden kayg?lananlara güvence verecek ciddi devlet adaml???n?n... ba?lang?ç için önemli oldu?una inan?yorum.
Sorun ?u:
Ben ortada Erdal ?nönü’nün cesaretine, iyi niyetine ve çözücü iradesine sahip liderler göremiyorum.

Kaynak: Milliyet.com.tr

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« Yanıtla #1 : 20 Ağustos 2009, 21:52:20 »
    * Can Dündar Ada
      “Beni vuran...”

20 A?ustos Per?embe 2009


Abdi ?pekçi öldürülmese geçen hafta 80. ya? gününü kutlayacakt?.
50’sinde k?yd?lar ona...
Cinayet dosyas?n?n 30 y?ll?k zaman a??m? süresi geçen ?ubatta doldu ve cinayetin kilit ismi Yalç?n Özbey, geçen hafta “cinayet mahalline” döndü.
Hürriyet yan?ndayd?.
Özbey, ?pekçi suikast?n? “s?radan bir eylem” diye niteledi.
“Neden bu kadar büyütüldü?ünü anlamad???n?” söyledi.
Abdi ?pekçi için ise “kader kurban?” dedi.
Sonra, -Faruk Zapç?’n?n haberinden ö?rendi?imize göre- “99 ya??ndaki babas?n? görmek üzere Malatya’ya gitti. Babas?na sar?l?p yar?m saat a?lad?.”
* * *
Nas?l “kader”se bu, ?pekçi’yi öldürmekle suçlanan Özbey’e “dalya” arifesinde babas?na sar?l?p a?lama ?ans? bah?ederken, ?pekçi’nin k?z? Nükhet’e son 30 y?ld?r babas?n?n ya? günlerinde ona sar?lamadan a?lama cezas? verdi.
Ayn? “kader”, Türk bas?n?n?n en usta kalemlerini kanl? suikastlarla sustururken, onlar?n katillerini itinayla himaye etti.
?pekçi’nin katili A?ca o “kader” sayesinde Türkiye’nin en iyi korunan askeri hapishanesinden kaçabildi.
O “kader”, A?ca’n?n hapisten kaçarken bindi?i otomobilin sahibi Yalç?n Özbey’i 30 y?l Türkiye’ye getirtemedi, ama Özbey’i Almanya’daki cezaevinde ziyaret edip “devletin menfaatleri do?rultusunda görü? al??veri?inde bulundu.”
Bu görü?meden sonra tahliye olan Özbey’i dosya kapan?r kapanmaz Genel Bilgi Taramas?’na yakalanmadan Türkiye’ye soktu.
O “kader”, ?brahim Çiftçi’yi 4 kez dara?ac?ndan kurtar?p beraat ettirdi.
“Kaderin cilvesi”, Haluk K?rc?’y? polisçe aran?rken evlendirdi; nikâh ?ahidini sonradan ?çi?leri Bakanl???’na getirtti.
Emniyet’in “katil” diye arad??? Çatl?’y? cebine harc?rah ve pasaport verip resmi operasyona gönderen ve son yolculu?unda arabas?n? bir Emniyet Müdürü’ne sürdüren de yine o “kader”di.
* * *
Kurbanlar?m?za ac?madan k?yarken katillerimizi ?efkatle kollayan o “al?n yaz?s?”n? yazanlar? tan?yoruz art?k...
Onu, “Devlet için kur?un atan da, yiyen de ?ereflidir; sayg?yla anar?z” diyen sesinden biliyoruz.
E?itti?i silahl? militanlardan, gömüp saklad??? silahlardan, aç?verdi?i karakol, cezaevi, s?n?r kap?lar?ndan, geciktirdi?i iade dosyalar?ndan, “yanl??l?kla” sal?verdi?i san?klardan, korumaya almad??? tan?klardan, yok etti?i görü?me bantlar?ndan...
Al?nlar?nda kurbanlar?m?z?n kan?yla boy gösterdikleri, “Türkiye seninle gurur duyuyor”lu kar??lamalardan...
* * *
Mehmet Ali A?ca, 2000’deki duru?mas?nda “Ben ?pekçi’nin katili de?ilim. Bu senaryoda katil rolü oynayan bir aktörüm sadece” demi?ti.
?imdi “senaryo”nun di?er aktörleri de ”30 y?ll?k kanl? perde kapan?yor” diye, son kez ç?k?yor seyirci önüne...
Pi?manl?kla de?il ama...
Tersine, yetim b?rakt?klar?n?n hepten can?n? yakan bir pervas?zl?kla...
* * *
Özbey’in “kader” dedi?i ?eyi, ben kurbanlar?m?z?n son nefeslerinde, yaral? parmaklar?yla soka?a yazd?klar?n? hayal etti?im, “Beni vuran...” diye ba?layan ihbarda okuyorum.
Failler konu?tukça, kanla yaz?lm?? silik yaz? giderek netle?iyor.
Ve korkulan ihtimal, a??rl?k kazan?yor:
“Kader” dedikleri, “devlet”in kod ad? olabilir mi?

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« Yanıtla #2 : 21 Ağustos 2009, 13:55:43 »
    *
      “Beni vuran...”

Abdi ?pekçi öldürülmese geçen hafta 80. ya? gününü kutlayacakt?.


50’sinde k?yd?lar ona...
Cinayet dosyas?n?n 30 y?ll?k zaman a??m? süresi geçen ?ubatta doldu ve cinayetin kilit ismi Yalç?n Özbey, geçen hafta “cinayet mahalline” döndü.
Hürriyet yan?ndayd?.
Özbey, ?pekçi suikast?n? “s?radan bir eylem” diye niteledi.
“Neden bu kadar büyütüldü?ünü anlamad???n?” söyledi.
Abdi ?pekçi için ise “kader kurban?” dedi.
Sonra, -Faruk Zapç?’n?n haberinden ö?rendi?imize göre- “99 ya??ndaki babas?n? görmek üzere Malatya’ya gitti. Babas?na sar?l?p yar?m saat a?lad?.”
* * *
Nas?l “kader”se bu, ?pekçi’yi öldürmekle suçlanan Özbey’e “dalya” arifesinde babas?na sar?l?p a?lama ?ans? bah?ederken, ?pekçi’nin k?z? Nükhet’e son 30 y?ld?r babas?n?n ya? günlerinde ona sar?lamadan a?lama cezas? verdi.
Ayn? “kader”, Türk bas?n?n?n en usta kalemlerini kanl? suikastlarla sustururken, onlar?n katillerini itinayla himaye etti.
?pekçi’nin katili A?ca o “kader” sayesinde Türkiye’nin en iyi korunan askeri hapishanesinden kaçabildi.
O “kader”, A?ca’n?n hapisten kaçarken bindi?i otomobilin sahibi Yalç?n Özbey’i 30 y?l Türkiye’ye getirtemedi, ama Özbey’i Almanya’daki cezaevinde ziyaret edip “devletin menfaatleri do?rultusunda görü? al??veri?inde bulundu.”
Bu görü?meden sonra tahliye olan Özbey’i dosya kapan?r kapanmaz Genel Bilgi Taramas?’na yakalanmadan Türkiye’ye soktu.
O “kader”, ?brahim Çiftçi’yi 4 kez dara?ac?ndan kurtar?p beraat ettirdi.
“Kaderin cilvesi”, Haluk K?rc?’y? polisçe aran?rken evlendirdi; nikâh ?ahidini sonradan ?çi?leri Bakanl???’na getirtti.
Emniyet’in “katil” diye arad??? Çatl?’y? cebine harc?rah ve pasaport verip resmi operasyona gönderen ve son yolculu?unda arabas?n? bir Emniyet Müdürü’ne sürdüren de yine o “kader”di.
* * *
Kurbanlar?m?za ac?madan k?yarken katillerimizi ?efkatle kollayan o “al?n yaz?s?”n? yazanlar? tan?yoruz art?k...
Onu, “Devlet için kur?un atan da, yiyen de ?ereflidir; sayg?yla anar?z” diyen sesinden biliyoruz.
E?itti?i silahl? militanlardan, gömüp saklad??? silahlardan, aç?verdi?i karakol, cezaevi, s?n?r kap?lar?ndan, geciktirdi?i iade dosyalar?ndan, “yanl??l?kla” sal?verdi?i san?klardan, korumaya almad??? tan?klardan, yok etti?i görü?me bantlar?ndan...
Al?nlar?nda kurbanlar?m?z?n kan?yla boy gösterdikleri, “Türkiye seninle gurur duyuyor”lu kar??lamalardan...
* * *
Mehmet Ali A?ca, 2000’deki duru?mas?nda “Ben ?pekçi’nin katili de?ilim. Bu senaryoda katil rolü oynayan bir aktörüm sadece” demi?ti.
?imdi “senaryo”nun di?er aktörleri de ”30 y?ll?k kanl? perde kapan?yor” diye, son kez ç?k?yor seyirci önüne...
Pi?manl?kla de?il ama...
Tersine, yetim b?rakt?klar?n?n hepten can?n? yakan bir pervas?zl?kla...
* * *
Özbey’in “kader” dedi?i ?eyi, ben kurbanlar?m?z?n son nefeslerinde, yaral? parmaklar?yla soka?a yazd?klar?n? hayal etti?im, “Beni vuran...” diye ba?layan ihbarda okuyorum.
Failler konu?tukça, kanla yaz?lm?? silik yaz? giderek netle?iyor.
Ve korkulan ihtimal, a??rl?k kazan?yor:
“Kader” dedikleri, “devlet”in kod ad? olabilir mi?

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« Yanıtla #3 : 23 Ağustos 2009, 23:56:07 »
23 A?ustos Pazar 2009

Geçen hafta ilginç bir magazin tart??mas? ya?and? Milliyet sayfalar?nda... Hur?it Güne? “Halk?n magazin haberlere daha merakl? oldu?u tezi tam bir yan?ltma” diye yazd?.
Magazin dergilerinin hiçbirinin 10 bin bile satmamas?n?, televizyonlarda magazin programlar?n yerini yerli dizilerin almas?n? örnek verdi.
Milliyet Cafe yazar? Ali Eyübo?lu itiraz etti:
“Magazin dergileri satm?yor, çünkü gazetelerin magazin ekleri ve internet siteleri ihtiyac? fazlas?yla kar??l?yor. ?sterseniz ‘milliyet.com.tr’nin Yay?n Yönetmeni Ercüment ??leyen’e sorun” dedi.

Cübbeli’nin seks tarifi
Ben de merak ettim; baz? verileri inceledim.
Malumunuz, “milliyet.com.tr” Türkiye’nin en çok t?klanan sitelerinin ba??nda geliyor.
Gazete olarak Milliyet’i okuyan kesim ayr?; ama internet sitesine her gün yakla??k 2 milyon ki?i u?ruyor; bazen 40 milyon sayfa aç?yor.
“Peki ne okuyorlar?” diye soracak olursan?z, alaca??n?z cevapta, kendimize dair çok önemli bir ipucuna rastlars?n?z:
Mesela 14 A?ustos’u ele alal?m:
O gün en çok t?klanan haberlerden biri, “Cübbeli’den helal seks tarifi...”
Tam 178 bin ki?i taraf?ndan okunmu?.
Daha sonra s?rada “Irmak Ünal’?n ?ok aç?klamalar?” var.
“Eurovision’da olup biten Hadise’ler” 145 bin t?k alm??.
Onu 136 bin okurla “Sap?k anne k?z?n?n bekaretini satt?” haberi izliyor.
O gün bir futbol yorumu 128 bin t?klanm??.
?lk 10’da siyasi haber yok.
Cumhurba?kan?’n?n “Kürt Aç?l?m?”na dair aç?klamalar? m??
42 bin t?klanm??. “Cübbeli Hoca’n?n helal seks tarifi”nin 4’te 1’i bile de?il...
Haa... zirvede hiç siyasi haber yok denemez.
Mesela 11 A?ustos günü “Zeynep Toku?’un büyük de?i?imi” 200 bin okurun ilgisini çekerken, “Erdo?an konu?tu, vekiller a?lad?” haberi 133 bin t?kla ona rakip olmu?.
Buna “siyasi haber” denebilirse tabii...   
Haftan?n rekoru mu?
206 bin ki?i “Kad?nlarda tecavüz hayali çok yayg?n” haberini t?klam??.
Deprem, üniversite katk? paylar?, i? dünyas?n?n Kürt sorununa bak??? vs. bu hayalin yan?na bile yana?amam??.

Mevzi sava??
Bu örnekler, magazinin nas?l ars?z bir çocuk gibi, ülkenin di?er gündemini iteledi?ini, internet sitelerinin en çok t?klananlar? aras?na, gazetelerin birinci sayfas?na, TV haber bültenlerinin tepesine, gündemin tam ortas?na yerle?ti?ini göstermiyor mu?
Ben magazin okuruyum; kar??t? de?il. Ama bu geli?mede rahats?z oldu?um bir ?eyler var:
Birincisi; konjonktürel yükseli? içinde oldu?unu dü?ündü?üm magazine, insan?n ezelden beri yegane ilgi alan?ym?? ve ebediyen böyle kalacakm?? gibi muamele edilmesi...
Oysa magazinin dile dü?mesi, son 30 y?lda siyasetin gözden dü?mesine paralel bir seyirde gerçekle?ti.
80’leri Tan’la kar??lam?? neslin çocuklar? iyi bilir:
Toplumsal mevzi sava??nda, siyaset zemin kaybettikçe magazinin etki alan? geni?lemi?tir.
Politikan?n bo?altt??? sütunlara magazin haberleri yerle?tirilmi?, apolitik bir okur kitlesi, adeta yeti?tirilmi?tir.

Bula??c? etki
?kinci rahats?zl???m, magazinin “bula??c? etki”si...
Yani kendi krall???yla yetinmeyip hayat?n her alan?na nüfuz etmesi...
Mesela politikan?n içerik yoksunu, yüzeysel bir “Kavuklu-Pi?ekar” at??mas? ?eklinde görselle?mesi...
Kö?e yazarlar?n?n okuyup yazd?klar?yla de?il, giyinip soyunduklar?yla, yiyip içtikleriyle an?l?r hale gelmesi...
Sanat?n yaratt???yla, sanatç?n?n üretti?iyle de?il, ancak yol açt??? sansasyonla medyada kendine yer bulabilmesi...
Edebiyat?n derinli?inden kaybedip yazar?n?n mahremiyetiyle ilgi çekmeye ba?lamas?...
Özel ya?am merak?, mahremiyeti delme i?tah?, Ergenekon iddianamesine kadar s?zm??sa ve onun asli unsurlar?ndan biri haline gelmi?se, magazinin zaferini daha fazla tart??abilir miyiz?

“?kon-can”a kar?? “?nat-can”
Bu zafere ?apka ç?kar?p sabah ak?am paparazzi izleyecek de?ilim.
“?kon-can” medeniyetinin kar??s?na “inat-can” s?fat?yla ç?k?p magazinden yüz çevirecek de de?ilim.
Elbette, okuyacak, seyredece?im.
Magazinden naçizane istirham?m ?u:
Hükümranl???n?n nedensiz olmad???n? bilsin.
Devrevi bir bo?luktan, küresel bir temayülün eseri olarak do?du?unu idrak etsin.
En önemlisi, her topa girmesin; hayat?m?z?n her kö?esini i?gal etmesin.
Böyle olduktan sonra; buyursun gelsin; bize “helal seks” tarifi versin, ?u kasvetli gündemimizi renklendirsin.

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« Yanıtla #4 : 25 Ağustos 2009, 11:37:16 »
Zülfü Livaneli, UNESCO direktörlü?ünü neden kaç?rd??

25 A?ustos Sal? 2009


    * CHP AKP Arap Asya Japon Latin Rusya Hamas M?s?r bilim UNESCO Ankara ?srail Avrupa Kahire Yahudi Afrika e?itim kültür trafik Estonya Amerika yürütme Türkiye Müslüman Tel Aviv Amerikan havaalan? diplomatik Washington Afganistan Bulgaristan Do?u Avrupa AKP hükümeti Kemal Dervi? Hikmet Çetin Latin Amerika Ahmet Davuto?lu D??i?leri Bakanl???
    * Sen de etiket ekle!
      gönder

Ankara’dan çok ilginç bir diplomatik trafik öyküsü anlataca??m bugün...
Her ?ey ilkbaharda Amerikan D??i?leri Bakanl??? Müste?ar?’n?n Zülfü Livaneli’yi aramas?yla ba?lad?.
Müste?ar, Livaneli’ye UNESCO Genel Direktörlü?ü’ne s?cak bak?p bakmayaca??n? soruyordu.
Livaneli 1996’dan beri UNESCO’da iyiniyet elçili?i ve Genel Direktör Dan??manl??? yap?yordu.
“Amerikan D??i?leri ve baz? Kongre çevreleri kendisinin UNESCO için iyi bir Genel Direktör olaca??na inan?yorlar”d?.
Livaneli, gurur duyaca??n? söyledi.
Bunun üzerine Amerikal?lar, Türkiye’de güvendikleri çevrelerde nab?z yoklamaya ba?lad?lar:
“UNECO Genel Direktörlü?ü için ancak hükümetler aday gösterebiliyordu. Acaba CHP’li olarak bilinen Livaneli’yi AKP Hükümeti aday gösterir miydi?”
Amerikal?lar bu soruya “Gösterebilir” cevab?n? ald?lar.
Daha önce yine bir CHP’li olan Kemal Dervi?’in Birle?mi? Milletler Kalk?nma Program? (UNDP) Ba?kanl???’na aday olmas?na hükümet destek vermi?ti. Keza CHP’li Hikmet Çetin de Afganistan’daki misyona hükümet deste?iyle gitmi?ti.
?imdi ayn? deste?i Livaneli’ye vermemeleri için bir neden yoktu.
Bunun üzerine Amerikan D??i?leri, may?s ay?nda adayl?k için ba?vurular?n bitmesine k?sa bir zaman kala, Türk D??i?leri nezdinde gayri resmi giri?im yapt? ve “Livaneli’yi aday gösterirseniz biz destekleriz” dedi.

Kitap yakt?racak kültür elçisi
Bu a?amada biraz bilgi verelim:
Birle?mi? Milletler’in 191 ülkenin üye oldu?u E?itim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO’nun Genel Direktörü 4 y?lda bir seçiliyor. Genelde 2 dönem görev yap?yor.
“Diplomatik teamül gere?i” her seçimde farkl? bir kültürel bölgenin (Bat?, Asya, Afrika, Latin Amerika, Arap, Do?u Avrupa gibi) temsiline dikkat ediliyor.
1974’teki Genel Direktör bir Senegalliydi.
1987’de bir ?spanyol seçildi.
Halen Genel Direktörlü?ü bir Japon yürütüyor.
Bu dönem, s?ra Arap dünyas?nda...
Eylül’de Yürütme Kurulu’ndaki 50 ülke temsilcisi, aday adaylar? aras?ndan 3’te 2 ço?unlukla bir tek aday belirleyecek; ekimde de Genel Konferans bu aday? onaylayacak.
En güçlü aday, M?s?r’?n 14 y?ll?k Kültür Bakan? Faruk Hüsnü...
Ama dünya, Faruk Hüsnü’yü “M?s?r kütüphanelerindeki tüm ?srail eserlerini yakt?rma sözü veren” demeciyle hat?rl?yor.
O yüzden Washington, -özellikle de Yahudi lobisi- bu kez “centilmenlik anla?mas?”n? çi?neyip Faruk Hüsnü’nün adayl???n? engellemeye çal???yor.
Ve UNESCO için “Bat? grubu”ndaki Türkiye’den, Arap dünyas?n?n da s?cak bakabilece?i bir Müslüman yazar aday? desteklemeyi dü?ünüyor.
Zülfü Livaneli ismi, böylece gündeme geliyor.
 
Ankara direniyor
Ancak konu D??i?leri’ne gelince i? kar???yor.
Çünkü Türkiye, tam da M?s?r’la nicedir so?uk olan ili?kileri ?s?tmaya ba?lad??? bir dönem ya??yor. En üst düzeyde kar??l?kl? ziyaretler, Hamas’?n ikna sürecinde birlikte çal??malar, Kahire’ye havaalan? yapmalarla geli?en diplomatik-ticari ili?kilerin UNESCO nedeniyle bozulmas? istenmiyor.
Bu, “Araplar? arkadan hançerlemek” gibi görülüyor.
Adayl?k süresinin dolmas?na 1 hafta kald???ndan diplomatik isti?areye de vakit kalm?yor.
Ayr?ca “UNESCO’ya kimin ba?kan olaca??na Yahudi lobisi karar veriyor; Türkiye de buna alet oluyor” görüntüsünün rahats?z edici oldu?u dü?ünülüyor.
Bu yüzden Türk D??i?leri, Amerikal?lara “UNESCO mutabakat?”n? hat?rlat?yor.
“Livaneli ismine hiçbir itiraz?m?z yok. Hatta memnun oluruz. Ancak son anda centilmenlik anla?mas?n? çi?neyip M?s?r’a kar?? tav?r alamay?z” diyor.
Livaneli’nin adayl??? böylece suya dü?üyor.
 
“Bir Türk’e kar?? Arap’?  desteklediler”
Konuyu D??i?leri’nden ara?t?rd?ktan sonra dün Zülfü Livaneli’ye sordum:
“Türkiye çok büyük bir f?rsat? kaç?rd?” dedi:
“Destek çok güçlüydü. Aday olsayd?m, silip süpürürdük. Dü?ünün; bir Türk’ü aday göstermek istiyorlar, ama bizim D??i?leri’ni a?am?yorlar. Türk Hükümeti, ‘Bir Arap olsun’ diye direniyor”.
D??i?leri Bakan? Ahmet Davuto?lu kendisini aram??:
“Sizin seçilmenize sevinirdik. Ama diplomatik teamüller bunu gerektiriyor” demi?.
“Bence Araplara söz vermi?lerdi; onlarla kar?? kar??ya gelmek istemediler” diyor Livaneli... Kitap yakma sözü veren biri üzerinde UNESCO için mutabakat sa?lanamayaca??n? söylüyor; o yüzden Rusya’n?n, Bulgaristan’?n, Estonya’n?n aday ç?kard???n? hat?rlat?yor.
??te Washington-Tel Aviv-Kahire-Ankara dörtgeninde ya?anan bir diplomatik pazarl???n öyküsü...
Neresinden bak?lsa ibretlik bir öykü..

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Can Dündar Kö?e Yaz?lar?
« Yanıtla #5 : 05 Eylül 2009, 16:00:44 »
Medyan?n Üzerinde ki Karabulut !

Oldum olas? sokak sat?c?lar?n?n gözde ürünü, “a?layan çocuk” posteridir.
Nereli oldu?unu, ne derdi oldu?unu bilmedi?imiz bu mutsuz o?lan, y?llard?r tombul yanaklar?na süzülen inci gözya?lar?yla bize bakar, iç çeker a?lar.
Y?llar önce Murat Belge, posteri çözümlerken “a?layan çocuk”a gösterdi?imiz ilginin, bilinçd??? suçluluk duygumuzdan kaynakland???n? yazm??t?.
“Suçluluk”, çocuklar?m?za kar?? çeli?ik davran??lar?m?zdan kaynaklan?yordu:
Bir yanda kat? disiplin... bask?...
Di?er yanda gev?eklik, laçkal?k... “Bizi rahats?z etmesin de ne yaparsa yaps?n” tavr?...
Belge’ye göre poster, bilinçalt?m?zdaki vicdan azab?n?n yat??t?r?lmas?na hizmet ediyordu.
* * *
Münevver Karabulut, güncel bir “a?layan çocuk” posteri gibi gazetelerin ba? sayfalar?n? “süslüyor” her gün...
Üstelik yan?nda bir de “a?layan baba” posteri hediye...
Bakmaya, izlemeye, konu?maya doyam?yoruz.
Acaba sürekli onlara bakmak ve ha bire kulak mememizi çeki?tirip tahtalara vurmak da içten içe bir “a?layan çocuk posteri” i?levi görüyor mu?
Ebeveynlerin evlatlar?yla ili?kisindeki, medyan?n çocuklara bak???ndaki çarp?kl???n vicdan s?z?s?n? dindiriyor mu?
* * *
Trajik bir cinayet haberi olarak ba?layan öykü, giderek bir toplumsal cinnet temsiline dönü?tü.
Ba?ta “fakir k?z-zengin o?lan”?n felaketle biten ili?kisi ile k?z?n? mahveden zengin dünüründen intikam almaya çal??an baban?n hikâyesi, hepimiz için tan?d?k bir yerli diziydi.
Ama sak?z olup çi?nendikçe “yersiz bir dizi”ye dönü?tü.
* * *
Öykünün ibretlik boyutlar?yla ilgilenmedik:
Mesela gençler aras?ndaki ili?kilerin ?izofrenik yan?yla...
Mesela salondaki ebeveyn dünyas?yla yan odadaki çocuk dünyas? aras?ndaki uçurumla...
Mesela kudret sahiplerinin polis üzerindeki tahakkümüyle...
Çocuklar?na silah e?itimi vermekle övünen polis ?efinin, çocu?unu ?iddete kurban vermi? ac?l? babay? tehdit etmesiyle...
Öykünün dikenli alanlar?na girmedik pek...
Kafas? kesilen güzel k?z ve onun ac?l? babas? yeterliydi.
Yapt???m?z haberler babay? ç?ld?rtma noktas?na getirince de, yaratt???m?z kahraman?n çaresizce öpmek istedi?i elimizi geri çekip, “Hiç yak???yor mu, çok ay?p” ile “Vah vah, kafay? yedi adamca??z” aras?nda bir yere mevzilendik.
* * *
?leti?im kuramc?s? Neil Postman’?n takt??? isimle, “öldüren e?lence” bu...
Dramatik olaylar, popüler medyan?n elinde özünden kopup gösteriye ve e?lenceye dönü?üyor.
Oysa ?stanbul’da “alt?n vuru?”la ölen Begüm’ün öyküsünde, uyu?turucu kullanma ya??n?n nas?l olup da 7’ye kadar dü?tü?ünü inceleme f?rsat? var.
Mersin’deki ?slahevinde 13 çocuk taraf?ndan dövülerek öldürülen 16 ya??ndaki Yasin’in dram?, bizi “?slah” metotlar?m?z? sorgulamaya davet ediyor.
Güneydo?u’da teslim olan eylemciler cezadan kurtulurken polise ta? atan çocuklara 11 y?l ceza verilmesi, nerede hata yapt???m?z? görme ?ans? veriyor.
Ama bu kadar derine inmeye niyetimiz, vaktimiz, nakdimiz, ekibimiz yok.
O yüzden ço?u gazete ve TV, kapsaml? dosyalar, zihin aç?c? ara?t?rmalar yerine e?lendirici haberler sunuyor.
Kahramanlar ?i?irip tek hamlede söndürüyor.
Bize de “a?layan çocuk” foto?raf?na bak?p, babas?n?n gözya?lar?na ac?y?p, vicdan s?z?m?z? dindirmek kal?yor.




      ATATÜRK, 29 EK?M 1923’TE TÜRK?YE’N?N ROTASINI BÖYLE ANLATTI:
      ‘Geleneklerimiz bizi Avrupa’ya yöneltiyor’

29 Ekim Per?embe 2009


Mustafa Kemal, cumhuriyeti ilan etmeden sadece birkaç saat önce Meclis’teki odas?nda Frans?z gazeteci Pernot’ya ?öyle dedi:  Osmanl?’n?n dü?ü?ü, Avrupa’yla ba?lar?n? kesti?i gün ba?lad?. Bu hatay? tekrarlamayaca??z. Biz yüzy?llardan beri do?udan bat?ya yürüyoruz. Vücutlar?m?z do?uda ise de, fikirlerimiz bat?ya yönelik kalm??t?r

Atatürk’ün nedense en az at?f yap?lan, ama en anlaml? demeçlerinden biri, tarihi bir günde, 29 Ekim 1923 Pazartesi gününün ak?am saatlerinde “Revue Des Deux Mondes” gazetesine verilmi?tir.
O ak?am, cumhuriyeti getirecek olan anayasa de?i?iklik teklifi Anayasa Komisyonu’ndan Genel Kurul’a gelmi?ti.
Reis Pa?a”, geli?meleri Meclis’teki odas?nda izliyordu.
O arada Frans?z gazeteci Maurice Pernot’yu kabul etti.
Ona, “Meclis Ba?kan?” s?fat?yla son demecini verecekti. Çünkü cumhurba?kan? olmas?na sadece birkaç saat kalm??t?.

FRANSA ÖRNEK
Pernot, Frans?zlar?n Türk istiklal sava??na duydu?u sempatiden söz ederek konuya girdi. “Ba??ms?zl???n? yitirmektense ölüme karar vermi? bu ulus”u derin bir ilgiyle izlediklerini söyledi.
Kemal Pa?a “Ba??ms?zl?k sava??nda Fransa dünyaya örnek olmu?tur” iltifat?yla kar??lad?.
Pernot, konuyu yabanc? dü?manl???na ta??d?:
Dü?manlar?n?z, sevgimize gölge dü?ürmek için Türk milliyetçilerinin yabanc? dü?man? oldu?unu öne sürüyorlar. Mesela Türkiye’deki Frans?z okullar?n?n geli?mesine engel olaca??n?z? söylüyorlar.
Pernot’nun aktard???na göre bu soru üzerine Kemal Pa?a bir saniye dü?ündü, gözleri uzaklara dald?. Sonra dedi ki:
Biz hepimiz Fransa’n?n kültür kaynaklar?ndan içtik. Ben bile çocukken bir süre bir Frans?z okuluna gittim. Fakat ara s?ra yabanc? okullar?n görev s?n?rlar?n? a?t???n?, dini propaganda yapt?klar?n? gördük. Okullar?n?z kals?n istiyoruz, ama bizim kanun ve kurallar?m?za uymak kayd?yla...
O arada Kemal Pa?a s?caktan ba??ndaki astragan kalpa?? ç?kard?. Pernot, kar??s?nda bütünüyle ba?ka bir adam gördü?ünü sand?. Daha sonra ?öyle yazacakt?:
Sar???n, ince saçlar?, kalpak alt?nda göremedi?im geni? ve ?ekillenmi? aln?n? aç?k b?rak?yordu. Kendi kendime kar??mda bir Türk mü, bir Slav m? oldu?unu dü?ündüm. Yava? yava? yüzü canland?, sesindeki titre?imler de?i?ti ve konu?maya devam etti.

DÜ?MAN DE??L?Z
Yabanc? dü?manl??? meselesine gelince... Biz, yabanc?lara dü?manca duygular beslemedi?imiz gibi, onlarla içten ili?ki kurmak arzusunday?z. Yabanc?lar ülkemize gelsinler; ba??ms?zl???m?za engel olmamak ?art?yla burada hep iyi kabul göreceklerdir. Ama e?er yabanc? dü?manl???, çok pahal?ya elde etti?imiz ba??ms?zl???m?za zarar verecek her ?eyden nefret etti?imiz anlam?na geliyorsa, evet, bizim yabanc? dü?man? oldu?umuz söylenebilir. E?er a??r? ku?kucu davran?yorsak, bu, bize çok pahal?ya mal olan ba??ms?zl???m?z? yitirme korkusundand?r. Ba??ms?zl???m?z?n küçük bir bölümünü sakatlamaktansa hepsini gözden ç?karmay? tercih ederiz.

KARARLI YÜRÜYÜ?
Pernot, Kemal Pa?a’n?n bu sözleri dikkat çekici bir içtenlik ve kesinlikle söyledi?ini not ald?.
Lakin “Reis Pa?a”, Bat? kar??s?nda Türkiye’nin ba??ms?zl???nda ne kadar kararl?ysa, Türkiye’nin Bat?’ya yürüyü?ünde de o kadar kararl? konu?uyordu:
“Amac?m?z yeniden yak?nla?mak, bizi ba?ka milletlere ba?layan ba?lar? art?rmakt?r. Osmanl? ?mparatorlu?u’nun dü?ü?ü, Bat?’ya kar?? elde etti?i üstünlüklerin gururuyla kendisini Avrupa milletlerine ba?layan ba?lar? kesti?i gün ba?lam??t?r. Bu, bir hatayd?; bu hatay? tekrarlamayaca??z.”

‘GELENEK’ ?A?IRTTI
Kemal Pa?a, hem bir geçmi? muhasebesi yap?yor hem de yeni Türkiye’nin vizyonunu çiziyordu. ??te “Fransa’da sevinç yaratacak ?ey”i, o noktada söyledi. Dedi ki:
Siyasetimiz, geleneklerimiz, ç?karlar?m?z, bizi fikir ve e?ilim yönüyle bir Avrupa Türkiye’sine, yani Bat?’ya yönelmi? bir Türkiye’ye yöneltiyor.
Cümlenin içindeki “geleneklerimiz” sözcü?ü Pernot’yu ?üpheye dü?ürmü? olmal?... Nas?l olur da bir “Do?u toplumu” geleneksel olarak Bat?’ya yönelebilirdi ki?
Oysa Mustafa Kemal, cumhuriyetçi hareketi, Türklerin as?rl?k temayülünün devam? olarak görüyordu.
Kar??s?ndaki muhabire “Tarihimizi dikkate almal?s?n?z” dedi:
Türkler yüzy?llardan beri hep ayn? do?rultuda hareket etti. Sürekli olarak do?udan bat?ya yürüdük. Do?uda ya?arken bile kendimize mümkün oldu?u kadar bat?ya yak?n bir yerle?im yeri seçtik. Vücutlar?m?z do?uda ise de, fikirlerimiz bat?ya yönelik kalm??t?r. E?er son y?llarda yolumuzu de?i?tirdiysek, kabul etmelisiniz ki bu bizim hatam?z de?ildi. Bizi siz zorlad?n?z. Ve geçici olarak geri çekildik.

Z?NC?RLER? KIRARIZ
Bütün çabam?z Türkiye’de modern, Bat?l? bir yönetim kurmakt?r. Medeniyeti isteyip de Bat?’ya yönelmemi? millet var m?? Bir yönde yürümek karar?nda olan ve aya??ndaki zincirin buna mani oldu?unu gören insan ne yapar? Zincirleri k?rar ve yürür. Biz, milli egemenli?i ilan ettik. Kelimeler üzerinde oynamayal?m: Bugünkü Türk hükümeti az çok cumhuriyettir.
Maurice Pernot, bu görü?meyi yazmak üzere odadan ayr?l?rken cumhuriyet haberini ilk alan gazeteci olman?n heyecan?n? ya??yordu.
Ancak o daha notlar?n? temize çekemeden, Meclis cumhuriyeti ilan etmi? olacakt?.
Kutlu olsun!



Atatürk, Pernot’ya bu röportaj? verdikten birkaç saat sonra Meclis kürsüsüne ç?karak tarihi konu?mas?n? yap?p cumhuriyeti ilan etti.
« Son Düzenleme: 30 Ekim 2009, 19:41:47 Gönderen: SevaL »

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 
SimplePortal 2.3.7 © 2008-2020, SimplePortal