* Anlık üyelerarası ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullanıcı bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Şu an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 9
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 658
  • stats Toplam Konu: 290
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 1770

* Son İletiler/Konular

Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev İşlerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:20:37]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* İnternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Fobiler  (Okunma sayısı 7671 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Fobiler
« : 07 Temmuz 2009, 20:18:21 »


Fobi belirli nesne, durum ya da kimseler karşısında duyulan, yersiz, temelsiz, mantıkdışı ancak önlenemez korku. Belli nesne veya şartlardan ferdin kaçmasına sebeb olan ve kaçılamadığında şiddetli heyecana, bütün bedenin irkilmesine, bir fâcianın gelmekte olduğunu hissetmeye, derin bunalım ve depresyona, kalp çarpıntısı, tam bir halsizlik, terleme ve diğer heyecan belirtilerine sebeb olan bir hal. Fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde dehşet tanrısıdır.

Korkulan nesne ve şartlara göre isimler verilmiştir. Mesela kapalı yerler korkusu (klostrofobi), açık alanlar korkusu (agorafobi), yüksek yerlerden korku (akrofobi) vardır. Yaşanmış korkulu hâdiseler sonradan fobilere sebeb olabilirlerse de, korkulan şeyin üstüne gitmek korkuyu azaltmakta, kaçmak ise korkuyu arttırmaktadır. Bu prensip tedâvide kullanılmaktadır. Ayrıca heyecan yatıştırıcı ilaçlarla da tedavisine çalışılmaktadır.



Fobi, önemli bir tehlike kaynağı olmayan bir nesne veya durumla karşılaşma sırasında duyulan inatçı ve aşın korkudur. Fobilerin başlıca üç öğesi vardır: korkulan nesneyle karşılaşıldığı zaman sübjektif korku veya anksiete yaşantısı; bu tür ilişkiyle ilgili fizyolojik değişimler ve bu nesneden kaçınma veya kaçma davranışları. Dolayısıyla gerçekten fobik olan hastalar ender olarak korku duyarlar, çünkü kendilerine anksiete veren nesnelerden veya durumlardan sürekli olarak kaçarlar. Fobik nevroz teşhisi koyulan vakalarda, fobiler diğer psikiyatrik semptomlarla birlikte görülebilir veya başka psikiyatrik sendromlara eşlik edebilir. Prinıer depressif hastalıklarda çok kere özellikle agorafobik çeşitten hafif fobik semptomlar görülür; bunlar bir fobi tablosu gösterdiklerinden, temeldeki depresyon maskelenir. Fobiler başka sorunlarla aynı zamanda mevcut olduklarında tedavi, primer bozukluğa yönelik olmalıdır. Primer fobik nevrozlar başlıca üç tiptiragorafobi ve klaustrofobi, spesifik fobiler ve sosyal fobiler. Dördüncü grup olan “çeşitli fobiler” ise öldürme, bıçaklama ve kesme korkuları dahil olmak üzere, belirgin fobik nitelikler taşıyan hastalık korkularını ve obsessif semptomları kapsar. Belli başlı dört fobi tipi, neden, seyir ve tedavi bakımından farklı olup bu ansiklopedide ayrı ayrı ele alınmıştır.



Korkudan Fobiye

Her canlı, birey olarak varlığını tehdit eden ya da tehdit riski taşıyan varlık ve durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İnsan bilincinde bu kaçınma, korku olarak algılanmaktadır. Korku bu haliyle, kişinin varlığını, yaşamını sürdürmesine hizmet eden savunma sistemlerinin bir ön-uyarı mekanizmasıdır ve yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Örneğin, her insan şu ya da bu ölçüde köpekten korkar. Hafif ya da ağır, hatta ölüme neden olabilecek bir tehlike kaynağı olabilecek köpekten korkmak, olağandır ve gereklidir. Bir köpekten gelebilecek tehlike için gereken önlemleri alarak bu korkunun üstesinden gelebilmek, böylece bir köpekle fiziksel ya da duygusal temas kurabilmek düzeyinde tutulabilen köpek korkusu, hastalıklı bir durum olarak kabul edilemez. Çünkü bu haliyle, kişinin kontrolünden çıkmış, onun istencine hükmeden, sonuçta günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen bir duygu-durum değildir. Korkunun, “kontrolden çıkması”, yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan bir ön-uyarı sistemiyle uyum sağlanamaması anlamındadır. Kişi, o korkunun, onu kaçınmaya zorladığı durumlardan kaçınmayı sağlayamaz ya da bu kaçınma, onu duygusal olarak rahatlatmaz. Yine endişe ve korku içindedir ve bu anksiyete onun günlük yaşamını istediği tarzda sürdürmesine olanak vermez. Onun, sanki kendi dışında işleyen bir mekanizma gibi, kendi istencine hükmeden bir dış güç gibi işlev görür. Bu haliyle, yaşama hizmet eden korku, yaşama karşı olan fobiye dönüşür.



Korku Olmayandan Fobiye

Belirli bir varlığa ve duruma bağlanamayan fobiler de vardır. Her şeyden önce, bireyin varlığını tehdit eden pek çok dış unsur olduğuna göre, pek çok korku ve fobi de vardır. Ancak kişinin varlığını tehdit eden dış unsurlar bazen, belirli bir varlık ya da duruma bağlı olmazlar. Kişinin, genel anlamda kendi varlığını tehdit altında algılaması durumunda, onun bilinç altına yansıyan, bu tanımlanmamış, bir nesne ya da durumla ilişkilendirilememiş, belirsiz anksiyete, kişinin bilinç altında işleyen bir mekanizmayla tanımlanabilir bir korku haline dönüştürülür. Korku haline dönüştüğü anda da, genel bir anksiyete olması sonucu, fobiye dönüşür.




Psikolojik Sorunlar: Fobiler

null

Fobi belirli nesne, durum ya da kimseler karşısında duyulan, yersiz, temelsiz, mantıkdışı ancak önlenemez korku. Belli nesne veya şartlardan ferdin kaçmasına sebeb olan ve kaçılamadığında şiddetli heyecana, bütün bedenin irkilmesine, bir fâcianın gelmekte olduğunu hissetmeye, derin bunalım ve depresyona, kalp çarpıntısı, tam bir halsizlik, terleme ve diğer heyecan belirtilerine sebeb olan bir hal. Fobi kelimesi, Yunanca Phobos kelimesinden gelir. Phobos, Yunan mitolojisinde dehşet tanrısıdır.

Korkulan nesne ve şartlara göre isimler verilmiştir. Mesela kapalı yerler korkusu (klostrofobi), açık alanlar korkusu (agorafobi), yüksek yerlerden korku (akrofobi) vardır. Yaşanmış korkulu hâdiseler sonradan fobilere sebeb olabilirlerse de, korkulan şeyin üstüne gitmek korkuyu azaltmakta, kaçmak ise korkuyu arttırmaktadır. Bu prensip tedâvide kullanılmaktadır. Ayrıca heyecan yatıştırıcı ilaçlarla da tedavisine çalışılmaktadır.

null

Fobi, önemli bir tehlike kaynağı olmayan bir nesne veya durumla karşılaşma sırasında duyulan inatçı ve aşın korkudur. Fobilerin başlıca üç öğesi vardır: korkulan nesneyle karşılaşıldığı zaman sübjektif korku veya anksiete yaşantısı; bu tür ilişkiyle ilgili fizyolojik değişimler ve bu nesneden kaçınma veya kaçma davranışları. Dolayısıyla gerçekten fobik olan hastalar ender olarak korku duyarlar, çünkü kendilerine anksiete veren nesnelerden veya durumlardan sürekli olarak kaçarlar. Fobik nevroz teşhisi koyulan vakalarda, fobiler diğer psikiyatrik semptomlarla birlikte görülebilir veya başka psikiyatrik sendromlara eşlik edebilir. Prinıer depressif hastalıklarda çok kere özellikle agorafobik çeşitten hafif fobik semptomlar görülür; bunlar bir fobi tablosu gösterdiklerinden, temeldeki depresyon maskelenir. Fobiler başka sorunlarla aynı zamanda mevcut olduklarında tedavi, primer bozukluğa yönelik olmalıdır. Primer fobik nevrozlar başlıca üç tiptiragorafobi ve klaustrofobi, spesifik fobiler ve sosyal fobiler. Dördüncü grup olan “çeşitli fobiler” ise öldürme, bıçaklama ve kesme korkuları dahil olmak üzere, belirgin fobik nitelikler taşıyan hastalık korkularını ve obsessif semptomları kapsar. Belli başlı dört fobi tipi, neden, seyir ve tedavi bakımından farklı olup bu ansiklopedide ayrı ayrı ele alınmıştır.

null

Korkudan Fobiye

Her canlı, birey olarak varlığını tehdit eden ya da tehdit riski taşıyan varlık ve durumlardan içgüdüsel olarak kaçınır. İnsan bilincinde bu kaçınma, korku olarak algılanmaktadır. Korku bu haliyle, kişinin varlığını, yaşamını sürdürmesine hizmet eden savunma sistemlerinin bir ön-uyarı mekanizmasıdır ve yaşamın sürdürülebilmesi için gereklidir. Örneğin, her insan şu ya da bu ölçüde köpekten korkar. Hafif ya da ağır, hatta ölüme neden olabilecek bir tehlike kaynağı olabilecek köpekten korkmak, olağandır ve gereklidir. Bir köpekten gelebilecek tehlike için gereken önlemleri alarak bu korkunun üstesinden gelebilmek, böylece bir köpekle fiziksel ya da duygusal temas kurabilmek düzeyinde tutulabilen köpek korkusu, hastalıklı bir durum olarak kabul edilemez. Çünkü bu haliyle, kişinin kontrolünden çıkmış, onun istencine hükmeden, sonuçta günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyen bir duygu-durum değildir. Korkunun, “kontrolden çıkması”, yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan bir ön-uyarı sistemiyle uyum sağlanamaması anlamındadır. Kişi, o korkunun, onu kaçınmaya zorladığı durumlardan kaçınmayı sağlayamaz ya da bu kaçınma, onu duygusal olarak rahatlatmaz. Yine endişe ve korku içindedir ve bu anksiyete onun günlük yaşamını istediği tarzda sürdürmesine olanak vermez. Onun, sanki kendi dışında işleyen bir mekanizma gibi, kendi istencine hükmeden bir dış güç gibi işlev görür. Bu haliyle, yaşama hizmet eden korku, yaşama karşı olan fobiye dönüşür.

null

Korku Olmayandan Fobiye

Belirli bir varlığa ve duruma bağlanamayan fobiler de vardır. Her şeyden önce, bireyin varlığını tehdit eden pek çok dış unsur olduğuna göre, pek çok korku ve fobi de vardır. Ancak kişinin varlığını tehdit eden dış unsurlar bazen, belirli bir varlık ya da duruma bağlı olmazlar. Kişinin, genel anlamda kendi varlığını tehdit altında algılaması durumunda, onun bilinç altına yansıyan, bu tanımlanmamış, bir nesne ya da durumla ilişkilendirilememiş, belirsiz anksiyete, kişinin bilinç altında işleyen bir mekanizmayla tanımlanabilir bir korku haline dönüştürülür. Korku haline dönüştüğü anda da, genel bir anksiyete olması sonucu, fobiye dönüşür.

null

Fobilerin Genel Özellikleri

Fobi toplumda sık görülen bir anksiyete bozukluğudur. Fobisi olan insanlar “fobik” diye adlandırılırlar. Yapılan araştırmalar toplumda %10 oranında fobi tespit etse de tahminen bu değer %25 dolaylarındadır. Fobiler halk arasında hastalıktan ziyade huy ya da kişilik özelliği olarak düşünüldüğünden tedaviye başvuranların sayısı azdır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasının en önemli nedeni budur. Kadınlarda erkeklere oranla iki buçuk kat daha fazla görüldüğü saptanmıştır. Fobinin nedenleri konusunda farklı ekollerin farklı açıklamaları vardır. Freud, fobiyi bilinçaltı çatışmaları olarak tanımlar. Watson’a göre ise fobi, şartlı reflekse dayanır.



Fobi Belirtileri

Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

    * Çarpıntı
    * Yüz kızarması
    * Yüzde kaşınma ve yanma hissi
    * Titreme
    * Terleme
    * Bulanık görme
    * Nefes darlığı
    * Ağız kuruluğu
    * Yutkunma güçlüğü
    * Mide Bulantısı
    * Bilinç Kaybı
    * Ani Tansiyon Düşüşü
    * Bayılma



Tedavi

Fobilerin tedavisinde ilaç ve psikoterapi birlikte uygulanır. İlaç tedavisi çoğu kez yeterli değildir ve antidepresan ilaçlar kullanılır. Fobilerin tedavisinde en sık başvurulan yöntem, kişinin korkusuyla yüzleşmesinin sağlanmasıdır. Kişinin, anksiyete yaratan varlık ya da durumun üstüne giderek anksiyeteyi nasıl yaşadığını ve onunla nasıl başa çıkabileceğini öğrenmesi istenir.

Fobi Çeşitleri

    * Sosyal fobi
    * Agorafobi
    * Özgül fobiler



Sosyal Fobi Nedir?

Sosyal Fobi toplumlarda her 10 kişiden birinin yaşamlarını olumsuz etkileyen bir rahatsızlıktır. İnsanda aşırı derecede başkaları tarafından izlenme ve değerlendirme korkusuna neden olur. Bu korku basit utangaçlık ve toplum içinde heyecanlanma duygusundan çok daha ciddi boyutlarda bir korkudur. Bu rahatsızlıktan şikayetçi olan insanlar ömürleri boyunca başkaları tarafından izlenebilecekleri durumlara girmekten kaçınırlar. Bu hastaların diğer insanlarla ilişkileri, eğitimleri ve iş hayatları büyük oranda zarar görecektir. Bu hastalıktan şikayetçi olan bir çok insan korkularını yenmek için alkole ve uyuşturucu maddeye sarılacaktır. Sosyal Fobi çoğunlukla ergenlik yıllarında başlar ve eğer tedavi edilmezse ömür boyu sürebilir. Tedavi edilmeyen Sosyal Fobi aynı zamanda depresyon ve agorafobi (topluma açık yerlerde bulunma korkusu) gibi başka rahatsızlıkların da oluşmasına neden olur. “Başkalarına emir vermeyi gerektireceği için bir çok kere terfi etmeyi reddettim. Başkalarına emir veremezdim. “Alkol, partilerde ya da topluluklara hitap etmem gerektiğinde bana yardımcı oluyordu. ancak sonunda benim için alkol sosyal fobi kadar büyük bir problem haline geldi”.

Sosyal Fobinin Sebepleri Nelerdir?

Sosyal fobi, ırsiyetin orta derecede katkıda bulunduğu bir hastalıktır. Akrabaları arasında sosyal fobik olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski bir miktar daha yüksektir. Sosyal fobiklerin beyinlerinde bir takım kimyasal ve elektriksel bozukluklar olduğu, yapılan incelemeler sonucunda anlaşılmıştır. Bazı ilaçların sosyal fobi tedavisinde oldukça etkili olması, sosyal fobinin temelde “beyinde faaliyetinde bir bozukluk” olduğu tezini doğrulamaktadır. Sosyal fobinin genellikle utangaç, çekingen, kendine güveni düşük, reddedilmeye duyarlı, ama başkaları üzerinde olumlu intiba bırakma arzusu duyan kişilerde ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu kişiler başkaları tarafından beğenilmediklerinde bunun değer ve sosyal mevki kaybına yol açacak bir felaketle sonuçlanacağını inanırlar. Yani sosyal fobi, bazı kişilik özellikleri zemininde ve bazı ailelerde daha kolay gelişen bir beyin hastalığıdır.

Sosyal Fobinin Belirtileri Nelerdir?

Sosyal Fobi; yüz kızarması, el titremesi, baş dönmesi, aşırı terleme ve ani tuvalete gitme isteği gibi belirtilere neden olabilir. Eğer sosyal fobiniz varsa korkulan sosyal durumlar ile karşı karşıya kaldığınızda bu belirtilerden bir veya bir kaçından şikayetçi olabilirsiniz. Bazı vakalarda sadece kaçınılan durumun düşüncesi dahi korku yaratabilir. Belirtileri engellemek için her şeyi deneyebilirsiniz. Ancak kaçınma yöntemleri kaçınılan belirtiler kadar hayat kalitenize zarar verici olabilir. Süper markette, kasada sırada beklemek benim için çok zordu. sırada ilerledikçe daha da çok terliyor ve titriyordum. sonunda alışveriş yapmaktan vazgeçtim.

Sosyal fobi kavramı ilk defa 1903 yılında fransız psikiyatrist Janet tarafından tanımlanmıştır. Şimdiki modern formuyla ise ilk defa, 1966 yılında ingiliz psikiyatrist ve davranış terapistleri Marks ve Gelder tarafından ortaya konmuş, daha sonra üzerinde çalışılmaya devam edilmiştir. 1980 yılında resmi olarak DSM’ye alınmış, 1990 yılında da uluslararası hastalık sınıflandırmasının düzenlendiği ICD – 10′da yerini almıştır. Sosyal fobi son yıllarda araştırmaların yoğunlaştığı bir konu olarak önemini gün geçtikçe arttırmaktadır. Sosyal fobi; kişinin sosyal faaliyet ve aktivitelerde bulunma ve katılmaya karşı geliştirdiği kaygı durumu olarak tanımlanabilir. Tek başına korku ve kaygı olmadan yapabildiği faaliyetleri, başkalarının önünde aynı rahatlıkla yapamaması olarak belirtmemiz mümkündür. Bu kaygı durumundan kurtulmak için de; sosyal ortam ve faaliyetlere katılmama, çekinme veya uzak durması ile belirginleşerek ortaya çıkar. Bir dereceye kadar sosyal ortamlardan korku normal kabul edilmelidir. Çekingenlik yada utangaçlık da, kişiye ciddi bir yük ve korku getirmiyorsa problem olarak yer almaz. Bunun hastalık olup olmadığına, kişinin yaşadığı engellenmeler ve kısıtlanmalar karar verecektir. Sosyal fobi diyebilmemiz için; kişinin istediği halde, korku ve kaygı oluşturan sosyal faaliyet ve ilişkilere katılamamasıdır.

Sosyal fobi, tek bir boyutu olmayan, azdan çoğa doğru genişleyebilen bir yelpazede ele alınmalıdır. Karşı cinsten biri ile sohbet ederken ortaya çıkan korku ve kaygı halinden; tanıdık biri ile karşılaşıp konuşma zorunda kalacağını düşünerek sokağa çıkmamaya kadar varabilen genişliğe sahiptir. Ancak bu yelpazenin her iki boyutu da tedavi edilmesi ve düzeltilmesi gereken bir problem olarak görülmelidir. Sosyal fobisi olan kişiler kaygı durumuna düşmemek için de farklı kaçınma yollarına müracaat ederler. Bu kaçınma davranışları; korkulan ortama girmeme (sosyal etkinliklere girmeme ve okul fobisi gibi), korkulan ortamı terketme, konuşulanı işitmezden gelme, hastalanma, zıtlaşma, göz temasına girmeme, ilgisiz şeyler düşünme, hayallere dalma, konuyu değiştirme ve alkol kötüye kullanımı olarak özetlenebilir. Böylece kendilerini kaygı oluşturabilecek durumlardan soyutlayarak; küçük düşmemiş, utanç verici bir olay yaşamamış ve benliğinin bütünlüğünü korumuş olur. Sosyal fobisi olan kişiler hata yapma, gülünç duruma düşme yada kendilerine yakışmayacaklarını düşündükleri davranışları yapma korkusu içindedir. Sosyal faaliyetlerde arka plana itilmiş olmaktan, dostça olmayan bir şekilde kendilerine davranılmasından, aptalca görünmekten, kontrolü kaybetmekten, panik yaşamaktan, ne söyleyeceğini bilememekten ve bir de bunlara eşlik eden birçok fiziki belirtileri yaşamaktan korkmaktadır. Bu fiziki belirtileri; ellerde terleme ve titreme, yüz kızarması, ses kısılması ve titremesi, kaslarda gerginlik, çarpıntı ve gögüste sıkışma hissi, sıcak ve soğuk basmaları, mide rahatsızlıkları, baş ağrısı olarak sıralayabiliriz.

Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.

Sosyal Fobi İyileşir mi?

Sosyal fobi günümüzde oldukça iyi tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Ama tedavi edilmediğinde ağır sonuçlara yol açabilir. Psikiyatristler, sınıfta derse kaldırıldığında duyduğu heyecana dayanabilmek veya akranlarıyla ilişkilerinde daha az kırılgan ve daha cesur olabilmek için, henüz ortaokul yıllarında alkol ve madde kullanmaya başlayan çok hasta görürler. Sosyal fobiklerin eğitim ve iş başarıları, hayatta gösterdikleri performans genelde düşüktür. Öte yandan bugün radyoda televizyonda program yapan ve bu işi de başarıyla yürüten çok sayıda iyileşmiş sosyal fobik vardır. Ancak çoğu sosyal fobik tedavi başvurusunda bulunmamakta, berbat bir hayata katlanmak zorunda kalmaktadır.


SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Fobiler
« Yanıtla #1 : 07 Temmuz 2009, 20:24:39 »


Sosyal Fobi Nasıl Tedavi Edilir?

İlaç tedavisi

Günümüzde sosyal fobi tedavisinde oldukça etkili olan, bağımlılık yapmayan, uyku-sersemlik gibi yan etkilere yol açmayan ve kalıcı düzelme sağlayabilen birtakım ilaçlar vardır. İyi bir ilaç tedavisiyle kimi zaman psikoterapiye dahi gerek kalmadan kişi dertlerinden kurtulmaktadır.

Psikoterapi

Psikoterapi, sosyal fobi tedavisinde oldukça etkilidir. Sosyal fobiklerde genellikle “bilişsel-davranışçı terapi” denilen psikoterapi yöntemi uygulanmaktadır.

Agorafobi

Agorafobi nedir?

Agorafobi anksiyetenin bir sonucudur ve anksiyetenin ortaya çıktığı durumlardan kaçinmaya götürür. Sözgelimi, evden çikmakta, kitle ulasim araçlarini kullanmakta veya süpermarkette kuyruga girmekte zorlanabilirsiniz. Agorafobiniz varsa, kendinizi ancak gerçekten iyi tanidiginiz biriyle vakit geçirdiginizde güvende hissedersiniz. Kaçinmayi yegleyeceginiz durumlarda anksiyetenin fiziksel ve psikolojik belirtilerini sergilersiniz. Agorafobi ilaçlar ve bilissel-davranisçi terapiyle genellikle etkili biçimde tedavi edilebilir. Fobiler arasında sık görülen, eskiden yalnız meydanlardan, açık yerlerden korku olarak bilinen bir Anksiyete bozukluğudur. Şimdi ise agorafobi çok daha geniş bir anlam taşımaktadır. Yalnız başına kalmaktan, yalnız sokağa çıkmaktan, kalabalık yerlere girmekten, örneğin sinema, tiyatro, tünel, köprü, pasaj, asansör, otobüs, vapur, uçak gibi yerlerde duyulan korkular artık agorafobi sayılmaktadır. Panik bozukluğuna bağlı olmayan fobinin nadir olduğu anlaşılmaktadır. Çoğu agorafobinin temelinde panik nöbetleri bulunmaktadır. Yani hasta panik nöbetleri geçireceği korkusu yüzünden yalnız başına sokağa çıkamamakta, kalabalığa girememektedir. Bu nedenle DSM III-R’ye göre agorafobi belli bir durumdan ağır kaçınma davranışı gösteren panik bozukluğudur. ICD-10′da ise asıl tanı agorafobidir ve bunda panik bozukluğu olabilir veya olmayabilir. Agorafobi bireyin herhangi bir yerde panik nöbeti geçirme ve ordan çıkamama, tıkanıp kalma, hiçbir seçeneği olmama korkusudur. Ağır agorafobikler yaşamın birçok etkinliğinden uzaklaşır. Bir süre sonra yaşamları o kadar kısıtlanabilir ki zamanla ciddi çöküntü durumlarına da girebilirler.



Özellikle yalnız başına dışarı çıkmak korkusu olarak nitelenen ruhsal çöküntü ve güçsüzlük yaratıcı, nispeten çok rastlanan bir bozukluktur. Agorafobi genellikle buluğ çağında ve en çok 15-35 yaşları arasında başlayıp, erkeklerden çok, kadınlarda belirir. Bilinen bir tek basit nedeni yoktur. Çocukluktaki travmatik olaylardan ziyade, stress yaratan olaylar ve nörotik kişiliğin etken olması ihtimali yüksektir. Bununla birlikte, çocukluktaki ayrılma olayları sonucunda ortaya çıkan bağımlılık (dependence) durumları ve genç kadın hastalarda görülen cinsel anksieteler de sık rastlanılan nedenlerdir. Bu sendrom birkaç hafta veya ay, yahut da daha yavaş olarak birkaç yıl süresince gelişebilir. Çoğunlukla yıllarca sürmesine rağmen, bazan kendiliğinden geçiverir, bazan da nüksederek seyreder. Fobilerin şiddeti, bazan ortamsal stress’ler ve ruhsal değişimlere bağlı olarak, fakat önceden kestirilemeyen bir biçimde, iniş çıkışlar gösterir. Gene de, fobi kronikleştikçe kaçınma davranışı belli bir tablo gösterebilmektedir. Serbest anksiete, panik nöbetleri ve depresyon gibi başka nörotik semptomlar da bu fobiyle ilgili olabilmektedir. Fobi semptomları genellikle depresyon dönemlerinde kötüleşmektedir.Bu fobinin kontrolü çok yönlüdür. Eğer depresyon, panik ve sitüasyonel olmayan anksiete belirginse, antidepresanlar ve anksiolitik ilaçlar faydalıdır. Hattâ depresyonun belirgin olmadığı durumlarda bile bu ilaçları denemek yarar sağlayabilir. Davranış terapisi teknikleri, çoğu zaman hastaların korktukları durumları daha rahat karşılamalarına yardımcı olur ve muhtemelen hafif vakalarda veya kaçınma davranışının şiddetli fakat depresyonun hafif olduğu durumlarda en iyi sonucu verir. Uzun bir hastalık döneminden sonra, hastanın kişisel, sosyal veya aile sorunlarını çözümlemesinde onu desteklemek için psikoterapötik ve sosyal bir çalışma gerekebilir.



Özgül Fobiler

Belirli nesneler veya durumlardan anormal korkudur. Bunları agorafobi ve sosyal fobilerden ayırdettiren özellik korkunun özgül durumlar ve nesneler karşısında belirmesidir. Bu özgül durumlar ve nesneler olmadığında hastada rahatsızlık belirtisi yoktur. Bunlardan uzak olduğu sürece hastanın yaşamı etkilenmemektedir. Yalnız fobi nesnesi ya da durumuyla yüz yüze gelince panik derecesinde korku ortaya çıkmaktadır. Hasta bu nesne veya durumların nerede bulunabileceğini daha önceden inceler ve ona göre sakınarak sıkıntıdan kendini korumaya çalışır. Fakat çok sık karşılaşılan nesneler karşı korku yaşamı çok kısıtlayıcı olabilir.

Fobiler korkunun ortaya çıktığı uyarana göre üçe ayrılabilirler:

    * Nesne fobileri (böcek, kelebek, köpek, sivri uçlu eşya gibi…)
    * Durum fobileri (kapalı yer, açık yer, asansör, yüksek yer gibi…)
    * İşlev fobileri (altına kaçırma, gaz kaçırma, terleme, yüz kızarması gibi…)

Özgül fobi, sosyal fobiden daha yaygındır. Özgül fobi kadınlar arasında en yaygın görülen mental bozukluktur. İkincil olarak erkekler arasında yaygınlığı vardır. Sadece madde kullanım bozuklukları mevcuttur. Özgül fobinin altı aylık prevelansı her yüz kişide % 5-10 civarındadır. Ömür boyu prevalansı % 12.5 ‘tir. Kadın erkek oranı ikiye birdir. Kan, enjeksiyon ve yara tipinde bu oran bire birdir. Baslangicin pik yasi, doga olaylari, kan, enjeksiyon ve yara tipinde 5 ila 9 yaslari arasidir. Baslangiç daha sonraki yaslarda da olabilir. Bunun tersi olarak, durumsal tipte (mesela yükseklik korkusu) baslangiç yasi daha yüksektir, ortalama 20′li yaslarin ortasidir. Agorafobinin baslangiç yasi daha küçüktür. Korkulan objeler ve durumlar, özgül fobide görünüm sikligina göre hayvanlar, yaralanma, firtinalar,yükseklik, hastalik ve ölümdür.

Agorafobi ile birlikte panik bozukluğu, sosyal fobi, postravmatik stres bozukluğu, obsesif- kompulsif bozukluk ve hipokondriaziste de korku ve kaçınma davranışı vardır. Ancak bunların hepsinde de panik atak gelir korkusu (panik bozukluğu), toplum önünde küçük düşerim korkusu (sosyal fobi), yaşanan travmatik bir olayı hatırlatan uyaranın verdiği sıkıntı (PTSB), kirlenme endişesi (OKB) ve özgül bir hastalığa yakalanmış olma (hipokondriazis) gibi hastalığa özgü bir neden vardır. Özgül fobide ise bazı hastalarda uyarandan neden korkulduğuna dair bir açıklama olmasına karşın, diğer ruhsal hastalıklara özgü bir neden bulunmamaktadır.



Tedavi

Özgül fobi tedavisinde en etkili yöntem yüzleştirmedir (exposure). Yüzleştirme tedavisi motivasyonu yeterli olan, depresif belirtilerin bulunmadığı, fobik uyaranın açıkça belli olduğu olgularda uygulanabilir. Korku oluşturan nesne ve durumların gerçekte hiç bir tehlike oluşturmayacağı ve fobik uyaranla ilgili olası yanlış bilgiler konusunda yeteri kadar çalıştıktan sonra (bilişsel tedavi), hastalar fobik uyaranla hafiften şiddetliye doğru kademeli olarak yüzleştirilir. Amaç hastaları desensitize etmektir. Belirgin depresyon ve panik atakların olduğu hastalarda antidepresan tedavi uygulanabilir.

http://www.diliminucunda.com/images/fobi/fobi15.jpg

Psikoloji biliminde geçen çesitli korkularınızın teknik terimleri

    * Ablütofobi: Yıkanmaktan Korkma
    * Agirofobi: Caddelerde Karşıdan Karşıya Geçmekten Korkma
    * Agorafobi: Açık Yer ya da Kalabalık Korkusu
    * Ailurofobi: Kedilerden Korkma
    * Akluofobi: Karanlıktan Korkma
    * Akrofobi: Yüksek Yerlerden Korkma
    * Akustikofobi: Belirli Seslerden Kokrma
    * Algofobi: Acı Çekmekten Korkma
    * Amatofobi: Toz Korkusu
    * Amnezifobi: Hafızasını Kaybetmekten Korkma
    * Androfobi: Adamlardan Korkma
    * Anemofobi: Fırtına Korkusu
    * Antlofobi: Sel Korkusu
    * Antropofobi: İnsanlardan Korkma
    * Apifobi: Arılardan Korkma
    * Arakibutirofobi: Yerfıstığı Ezmesinin, Yerken, Damağa Yapışmasından Duyulan Korku
    * Araknofobi: Örümceklerden Korkma
    * Aritmofobi: Sayılardan Korkma
    * Asimetrifobi: Simetrik Olmayan Şeylerden Korkma
    * Astenofobi: Güçsüz Olmaktan Korkma
    * Astrafobi: Şimşek Korkusu
    * Ataksofobi: Düzensizlikten Korma
    * Atelofobi: Mükemmel Ol(a)mamaktan Korkma
    * Aviofobi: Uçuş Korkusu
    * Ballistofobi: Silahtan ya da Mermilerden Korkma
    * Batofobi: Derinlik Korkusu, Yüksek Binaların Yanından Geçmekten Korkma
    * Batrakofobi: Kurbağa, Semender Gibi Çiftyaşayışlı (Amfibyen) Hayvanlardan Korkma
    * Belonefobi: İğnelerden Korkma
    * Bibliyofobi: Kitaplardan Korkma
    * Bromidrosifobi: Vücut Kokusundan Korkma
    * Brontofobi: Gökgürültüsünden Korkma
    * Dentofobi: Dişçiden Korkma
    * Dermatopatofobi: Deri Hastalıklarından Korkma
    * Eisoptrofobi: Aynalardan Korkma
    * Elektrofobi: Elektrikten Korkma
    * Emetofobi: Kusmaktan Korkma
    * Entomofobi: Böceklerden Korkma
    * Epistaksiyofobi: Burun Kanamasından Korkma
    * Eritrofobi: Yüz Kızarmasından Duyulan Korku
    * Erotofobi: Cinsellik Korkusu
    * Farmakofobi: İlaçlardan Korkma
    * Fazmofobi: Hayaletlerden Korkma
    * Febrifobi: Yüksek Ateşten Korkma
    * Filemafobi: Öpmekten ya da Öpüşmekten Korkma
    * Filofobi: Sevmekten, Aşık Olmaktan Korkma
    * Fobofobi: Korkmaktan Korkma
    * Fotofobi: Işıktan Korkma
    * Gametofobi: Evlenmekten Korkma
    * Gefirofobi: Köprülerden Geçmekten Korkma
    * Gerontofobi: Yaşlı İnsanlardan ya da Yaşlanmaktan Korkma
    * Glossofobi: Topluluk Önünde Konuşmaktan Korkma
    * Haptofobi: Dokunulmaktan Korkma
    * Harpaksofobi: Hırsızlardan ya da Bir Suçun Kurbanı Olmaktan Korkma
    * Helyofobi: Güneş’ten Korkma
    * Hematofobi: Kan Korkusu
    * Herpetofobi: Sürüngenlerden Korkma
    * Hidrofobi: Sudan, Yüzmekten ya da Boğulmaktan Korkma
    * Higrofobi: Nemden ya da Yağmurdan Korkma
    * Hipegiyafobi: Sorumluluktan Korkma
    * Hipnofobi: Uyumaktan Korkma
    * Hipofobi: Atlardan Korkma
    * Homiklofobi: Sisten Korkma
    * Homofobi: Eşcinsellerden Korkma
    * İhtiyofobi: Balıklardan Korkma
    * Jinefobi: Kadınlardan Korkma
    * Kakofobi: Çirkinlikten, Çirkin Şeylerden Korkma
    * Kakorafiyafobi: Başarısız Olma Korkusu
    * Kanserofobi: Kanser Olmaktan Korkma
    * Kardiyofobi: Kalp Hastalığından Korkma
    * Karnofobi: Etten Korkma
    * Katagelofobi: Dalga Geçilmekten Korkma
    * Kemofobi: Kimyasal Maddelerden Korkma
    * Keymafobi: Kıştan ve Soğuktan Korkma
    * Kimofobi: Dalgalardan Korkma
    * Kinofobi: Köpeklerden Korkma
    * Klimakofobi: Merdivenden Düşmekten ya da Merdivenlerden Korkma
    * Klostrofobi: Kapalı Yer Korkusu
    * Koprofobi: Dışkı Korkusu
    * Koulrofobi: Palyaçolardan Korkma
    * Kremnofobi: Yüksek Yamaçlardan ya da Uçurumlardan Korkma
    * Kriyofobi:Buzdan ya da Donmaktan Korkma
    * Kronomentrofobi: Saatlerden Korkma
    * Ksantofobi: Sarı Renten Korkma
    * Ksenofobi: Yabancılardan Korkma
    * Ksilofobi: Tahta Şeylerden ya da Ormanlardan Korkma
    * Limnofobi: Göllerden Korkma
    * Litikafobi: Davalardan ve Mahkemelerden Korkma
    * Logofobi: Belirli Kelimelerden Korkma
    * Lökofobi: Beyaz Renkten Korkma
    * Manyofobi: Delirmekten Korkma
    * Mastigofobi: Cezalandırılmaktan Korkma
    * Mekanofobi: Makinelerden Korkma
    * Melanofobi: Siyah Renkten Korkma
    * Mikrobiyofobi: Mikroplardan Korkma
    * Mizofobi: Kirlilikten Korkma
    * Monofobi: Yalnızlıktan Korkma
    * Musofobi: Farelerden Korkma
    * Nekrofobi: Cesetten Korkma
    * Nelofobi: Camdan Korkma
    * Niktofobi: Geceden Korkma
    * Nozokomefobi: Hastanelerden Korkma
    * Nüdofobi: Çıplaklıktan Korkma
    * Obesofobi: Şişmanlamaktan Korkma
    * Ofidiyofobi: Yılanlardan Korkma
    * Okofobi: Taşıt Araçlarından Korkma
    * Osmofobi: Belirli Kokulardan Korkma
    * Pantofobi: Her Şeyden Korkma
    * Papirofobi: Kağıttan Korkma
    * Paraskavedekatriafobi: Ayın Onüçü ve Cuma Olan Günden Korkma
    * Patofobi: Hasta Olmaktan Korkma
    * Pedofobi: Çocuklardan Korkma
    * Peladofobi: Kel İnsanlardan ya da Kelleşmekten Korkma
    * Penyafobi: Fakirlikten Korkma
    * Pirofobi: Ateşten Korkma
    * Plakofobi: Mezar Taşlarından Korkma
    * Pogonofobi: Sakaldan ya da Sakallı Kişilerden Korkma
    * Politikofobi: Politikacılardan Korkma
    * Porfirofobi: Mor Renkten Korkma
    * Potamofobi: Irmaklardan ya da Su Akıntılarından Korkma
    * Potofobi: Alkollü İçeceklerden Korkma
    * Pteronofobi: Kuştüyünden Korkma
    * Pupafobi: Kuklalardan Korkma
    * Radyofobi: Radyasyondan, İks Işınlarından Korkma.
    * Ranidafobi: Kurbağalardan Korkma
    * Selenofobi: Ay’dan Korkma
    * Siderofobi: Yıldızlardan Korkma
    * Simetrofobi: Simetriden Korkma
    * Skiofobi: Gölgelerden Korkma
    * Sosyofobi: Toplumdan, Genel Olarak İnsanlardan Korkma
    * Soteriofobi: Başkalarına Muhtaç Olmaktan Korkma
    * Tafefobi: Diri Diri Gömülmekten Korkma
    * Takofobi: Yüksek Hızdan Korkma
    * Talassofobi: Deniz ya da Okyanus Korkusu
    * Tanatofobi: Ölümden Korkma
    * Teknofobi: Teknolojiden Korkma
    * Teratofobi: Gebe Kadının, Şekilsiz, Çirkin Bir Çocuk Doğurmaktan Korkması
    * Termofobi: Isıdan Korkma
    * Testofobi: Testlerden ya da Sınavlardan Korkma
    * Tokofobi: Gebe Kalmaktan ya da Çocuk Doğurmaktan Korkma
    * Tomofobi: Ameliyat Olmaktan Korkma
    * Toksifobi: Zehir Korkusu
    * Topofobi: Belirli Yerlerden Korkma
    * Travmatofobi: Yaralanmaktan Korkma
    * Trikinofobi: Gıda Zehirlenmesinden Korkma
    * Triskaidekafobi: 13 Sayısından Korkma
    * Tripanofobi: Aşı ya da İğne Olmaktan Korkma
    * Trikopatofobi: Saç Hastalıklarından Korkma
    * Ürofobi: Sidikten Korkma
    * Venereofobi: Zührevi Hastalıklardan Korkma
    * Venüstrafobi: Güzel Kadınlardan Korkma
    * Vermifobi: Solucanlardan Korkma
    * Zelofobi: Kıskançlıktan Korkma
    * Zoofobi: Hayvanlardan Korkma

Kaynak: http://www.diliminucunda.com/psikolojik-sorunlar-fobiler.html




 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38