* Anlık üyelerarası ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullanıcı bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Şu an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 10
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 658
  • stats Toplam Konu: 290
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 141

* Son İletiler/Konular

Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev İşlerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:20:37]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* İnternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Referandum  (Okunma sayısı 4798 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı uzumbaba

  • Sitelerimizi ziyaret ediniz
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 126
  • Karma +0/-0
    • üzümbaba sitesi
Referandum
« : 22 Eylül 2010, 03:01:55 »
Yüzde 42'lik 'hayır' içinde Alevi oyları ne kadar?
 
AKP ve BDP kazanmıştır…
1) Referandum’da “Hayır” diyerek kaybedenlerin safında yer alan bir kişi olarak gerekçeleri ne olursa olsun referandumun galipleri olan AKP ve BDP’nin haklarını teslim etmek ve kutlamak gerekir. İktidarın olanakları, para, korku, zor yada seçime katılma oranları gibi gerekçeler boş avuntulardır ve sonucu değiştirmez.

CHP ve sol kaybetmiştir…
2) Hayır cephesinde, yalnızca MHP değil, CHP de dahil olmak üzere “sol” olarak algılanan herkes kaybetmiştir. Çünkü siyasi sonuçları okurken başarının bir tek kriteri vardır: Ana hedefe ulaşmak! Hayır diyenlerin tamamı bile CHP’li olsa, yüzde 42 kazanmak için yetersizdir. Yüzde 42, CHP’nin başarısına değil, başarısızlığına tekabül eder.
3) Yalnızca korkutma üzerine kurulu siyaset ve elitist yaklaşımlar sergileyen, kendilerine benzemeyen herkesi kolayca yönetilebilecek “avam ve köylü” olarak gören “askeri ve bürokratik oligarşi” kaybetmiştir. Bu sevindiricidir.

İkili iktidar sona ermiştir…
4) AKP ile “askeri ve bürokratik oligarşi” arasındaki ikili iktidar AKP lehine önemli ölçüde sona ermiştir. Ancak bu değişim ve demokrasi güçleri lehine de bir kazanım değildir. AKP bile kendisini“muhafazakar demokrat” olarak nitelerken, bazı çevrelerin referandum sonuçlarını “Türkiye toplumunun değişim ve demokratikleşme isteğinin; sivil, demokratik ve özgürlükçü yeni bir Anayasa talebinin bir göstergesi olarak” göstermesi son derece yanıltıcıdır. Askeri vesayetten kaçarken, İslami vesayete yakalanılacağı kesindir. AKP, siyasetin merkezine  paraşütle inmemiştir. Özal’ın ANAP’ıyla bire bir kıyaslanamaz. AKP, geçmişi olan bir cemaat ve tarikat partisidir. Sosyolojik bir gerçekliktir ve köklüdür. Referansı siyasal İslamdır. Siyasal İslam ise doğası gereği istese bile asla demokrasi getiremez. Çünkü İslam demokrasiyi reddeder. Kurgusu herkesin“kendisine benzemesidir, tekleşmesidir”…

Yüzde 58  “Evet” oyunun çıkmasında ciddi rol oynayan Fettullah Gülen’in zorunlu din derslerini Anayasa maddesi haline getiren Kenan Evren’i cennetlik ilan etmesi bu anlamıyla tesadüf ya da bir dil sürçmesi değildir. “Bu ülkenin % 99’u müslümandır” söylemi de, Alevi taleplerinin görmezden gelinmesi de, cemevlerinin “İslam’da mescit ve cami dışında ibadet merkezi yoktur” belirlemesiyle reddedilmesi de, kampanyanın son iki haftası doğrudan Alevilerin hedef alınması da bu anlamıyla tesadüf değildir. Çünkü bütün kurgu “tek tip İslam” üzerine şekillenmiştir. Bu nedenle, AKP’yi neredeyse demokratik değişimin öncüsü ilan edecek arkadaşlarımıza bir kez daha hatırlatmakta yarar var: AKP’nin İslam referansı tercihi çok açıktır ve bilinçlidir…

Tabular konuşulmadan başarı olmaz…
 5) Referandum sonucu siyasette alternatif olmanın yalnızca “büyük ve köklü” olmakla yeterli olunamayacağını göstermiştir. Nitekim CHP’nin temel konularda, yani devletin demokratikleşmesi, Kürt, Alevi ve “Azınlıklar”, hatta AB ve Kıbrıs gibi konularda “konuşmamayı” tercih etmesi, yada yalnızca genel geçer söylemleri tekrar etmesi referandum sonucunu doğrudan etkilemiş,“yelkenleri şişirememiştir”. Artık “tabu” olmaktan çıkan bu ve benzeri konuları konuşmadan, gereklerle yüzleşmeden ve siyasi, toplumsal, sosyolojik gerçeklere uygun çözümler üretmeden siyasette başarı yakalanmaz, iktidar olunamaz…
6) Diğer yandan referandumun AKP’ye karşı bir güven oylamasına dönüştürülmesi özellikle CHP açısından yalnızca taktiksel bir hata değil, ciddi stratejik bir hata olmuş, referandumu kazanan AKP referandumun sonucuyla, fiili olarak daha güçlü ve güvenli bir hale getirilmiştir.

 
Milliyetçilik kaybetmiştir…
 7) Referandum sonucuna göre ırkçı ve milliyetçi yaklaşımlar kaybetmiştir. Belki de referandumun en “hayırlı” sonucu bu olmuştur. Hayır kampanyasını tümüyle “Habur ve İmranlı” referanslarıyla Kürt düşmanlığı üzerine kuran MHP kaybetmiştir. Irkçılığın ve milliyetçiliğin önemi koruyacağı kesin olsa da, bir çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi bu tür güçlerin genellikle iktidarın dışında kalacakları görülmüştür…
 
BDP muhatap alınmak zorundadır…
8) BDP, 22 Temmuz seçimlerinde hapishaneden meclise milletvekili taşıyarak gücünü göstermişti, bugün de aynı gücü “boykot” kararına hayata geçirerek göstermiştir. Kürt mesesinin çözümünde BDP, önümüzdeki dönem iktidar başta olmak üzere bütün siyasi çevreler tarafından zorunlu olarak muhatap alınması gerektiği ortaya çıkmıştır.

BDP’nin “kazanması” AKP’ye destek veren Kürt aydınlarının ve çevrelerin de kaybettiği anlamına gelir.  (Benzer bir durum “yetmez ama evet” diyen sol parti ve çevreler de referandum bir güven oylamasına dönüştüğü ve yalnızca kazanan AKP olduğu için en azından potansiyel destekçileri nezlinde kaybetmişlerdir...)
 

Aleviler 2009’un gerisine düşmüştür…
 9) Bu seçimde ezici çoğunlukla “Hayır” diyen Alevi hareketi 2008 ve 2009 çıkışlarına göre daha geriye düşmüştür ve dolayısıyla kaybetmiştir. Sıhhiye ve Kadıköy mitingleriyle taleplerini bütün Türkiye’ye ezberleten Alevi hareketi özellikle son aylarda sanki “dilini yutmuş” gibi davranmış, referandum kampanyasının son iki haftasında, neredeyse kampanyanın merkezine oturan ve Recep Tayip Erdoğan şahsında Alevileri hedef alan, ayyuka çıkan saldırılara bile birkaç cılız açıklama dışında cevap verememiştir.

Referandumda MHP’den “Evet”e kaçan oylar “Hayır”a gelen Alevi oylarıyla dengelense de, şu ana kadar ortaya çıkan yorumlarda da görüleceği gibi Aleviler % 42 içinde anılmamışlardır bile. Sağ da yada solda yorumlarda, açıklamalarda, televizyon programlarında Alevilerin olmaması “yok sayılması” ise oldukça ilginçtir ve düşündürücüdür.

 
Yüzde 42 içinde Alevi oyları ağırlık oluşturuyor…
Yok sayılan Aleviler buna rağmen sandıkta haklı kaygılarla “hayır” demişlerdir. İstanbul, Ankara, Adana, Mersin gibi büyük şehirlerde, Didim, Kuşadası, Ayvalık, Altınoluk gibi kıyılarda Alevi oylarıyla ilgili tahmin yapmak mümkün olsa da spekülasyona da açıktır. Spekülasyona açık olmayan yerler“klasik” Alevi yerleşim yerleridir. Ciddi iç ve dış göçe rağmen sonuçlar Alevi oylarının ezici bir çoğunlukla “hayır” dediğini ve % 42’ye ciddi destek verdiğini gösteriyor. Malatya, Muş, Sivas, Tokat, Amasya, Ardahan, Ordu ve Nevşehir’deki Alevi yoğunluklu ilçeler önemli örneklerdir:
 
% 75 “Evet” diyen Malatya’da Arguvan % 71 ile, Hekimhan % 54 ile,
% 79  “Evet” diyen Maraş’ta Nurhak % 56 ile ,
% 92  “Evet” diyen Muş’ta, % 79  ile Varto ile,
% 77  “Evet” diyen Sivas’ta Divriği, % 64 ile İmranlı % 69 ile,
% 65 “Evet” diyen Tokat’ta % 53 ile Almus ile,
% 58 “Evet” diyen Amasya’da % 57 ile Gümüşhacıköy ile,
% 55 “Evet” diyen Ardahan’da, % 93 ile,
% 63 “Evet” diyen Ordu’da Gürgentepe % 53 ile,
% 67 “Evet” diyen Nevşehir’de Hacıbektaş % 67 ile “Hayır” demiştir.
 
Bu kategoride Tunceli ayrıca değerlendirmelidir. Tunceli BDP ve AKP’ye rağmen “Hayır” demiştir. % 80’lik bir oranla Türkiye’de oransal olarak en yüksek “Hayır”ın Tunceli’de çıkmasında  hem Kılıçtaroğlu’nun, hem de Aleviliğin birlikte rolü olduğu açıktır…
 
Aleviler, sandığa da açıkça yansıyan kendi gerçekliğini bilmeli ve buna uygun hareket etmeyi artık öğrenmeli, “maraba” olmayı elinin tersiyle itmelidir..
 
Siyasette denge, soldan geçiyor…
 
10) Referandum sonuçları kutuplaşmaları ve bölünmeleri arttırmıştır. Bu kutuplaşmadan ve bölünmeden çıkış yalnızca niyet beyanlarıyla halledilemez.
Kürt mesesinin çözümüne, Alevi taleplerini karşılanmasına, devletin demokratikleştirilmesine ve şeffaflaşarak faili meçhul cinayetleri ortaya çıkaracak, yargıyı bağımsızlaştırarak, kutuplaşmaları ve bölünmelere müdahale edebilecek, çok kültürlü ve çok kimlikli bir Türkiye’de yan yana barış içinde yaşamanın mümkün olduğunu gösterebilecek “ara adımlara” ihtiyaç vardır. Bu alanlarda ara adımların atılması ise muhafazakar AKP’nin “artık tekleşen iktidarının” karşısında, geleneksel devlet çizgisinin dışına çıkan, sorunların çözümüne soldan bakabilecek güçlü ve kitlesel bir Türkiye partisi yaratmaktan geçiyor…
Siyasette denge de, AKP ve İslam “güzellemesine” dönüşen süreci tersine çevirme de ancak siyasetin solunu güçlendirmekten geçiyor…


Necdet Saraç

Kaynak: habercek.com (15 eylül 2010)

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38