* Anlık üyelerarası ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullanıcı bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Şu an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 7
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 658
  • stats Toplam Konu: 290
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 141

* Son İletiler/Konular

Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[19 Mart 2019, 00:44:57]


Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev İşlerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:20:37]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* İnternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!  (Okunma sayısı 6134 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı uzumbaba

  • Sitelerimizi ziyaret ediniz
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 126
  • Karma +0/-0
    • üzümbaba sitesi
Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!
« : 28 Eylül 2009, 18:49:40 »


Laik ordu anayasal olarak inanç konusunda ayrımcılık yapmaması gerekirken bir tavır belirliyor ve tavrını bir dinden ve onun ibadet yeri olana camiden yana koyuyor. Bu ülkede “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir” masalını dinlemekten ben şahsen bıktım.

Amasyalı bir Alevi olan Jandarma Astsubay Başçavuş Murat Taş Eruh'ta PKK'lilerle girdiği çatışmada hayatını kaybeder. Defin işleminden önce İstanbul'da ailesinin ikamet ettiği Alibeyköy'de bulunan cemevine inançsal vecibeler gereğince getirilir. Cemevi dedesi ve diğer ilgililer, Taş'ı son yolculuğuna uğurlamak için hazırlanır. Ve fakat ailesi ve diğer gelenler oradayken askeri yetkililer resmi törenin İstanbul Ataköy 5. Kısım Camisi'nde yapılacağı gerekçesiyle cenazeyi bir oldu bittiyle Ataköy'deki camiye götürürler.

Cenaze törenine laikliğin yılmaz bekçisi Türk ordusunun 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler'in ve yine laiklik savunucusu partinin(!) genel başkanı Deniz Baykal'ın olduğu bir çok sivil ve askeri yetkili katılır.

Hepimizin cevabını bildiği soruları sormak anlamsızdır ama yine de teyit etmek için soralım: Sizce Türkiye Cumhuriyeti Devleti laik bir devlet midir? Hayır. Hele hele konu Alevilik inancı olunca laikliğin esamisi okunmaz bu ülkede. Osmanlı'da özellikle Yavuz ve Kanuni dönemlerinde sistematik olarak katledilen Aleviler laik cumhuriyet Türkiye'sinde de Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta katliamların boy hedefi olmadılar mı? Alevilik geçmişten beri asimile edilip içi boşaltılmaya çalışılmadı mı? Hatta Alevilik sapkın bir inanç olarak değerlendirilip cemevleri cümbüş evi olarak nitelendirilmedi mi?

Bu ülkede milyonlarca insanın inancı durumunda bulunan ve teolojik açıdan tamamen bağımsız bir inanç olduğu tartışmasız olan Alevilik inancıyla bu inancın ibadethanesi olan cemevi ülkenin laiklik bekçisi ordusunca inançtan sayılmıyor, saygı görmüyor. Laik ordu anayasal olarak inanç konusunda ayrımcılık yapmaması gerekirken bir tavır belirliyor ve tavrını bir dinden ve onun ibadet yeri olana camiden yana koyuyor. Neden, çünkü "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini İslam'dır, resmi mezhebi ise Sünniliktir" demeye getiriyorlar. Hatırlatmak lazım "güçlü ordu"muza 1921 ve 1924 Anayasalarında bulunan "Türkiye Devletinin dini İslamdır" hükmü 1928 yılında yürürlükten kaldırıldı. Bilmiyor musunuz? Güçlü ordumuz "tek millet, tek dil"den sonra "tek inanç" demek istiyor. Mozaik değil mermer yani...

Gerçi anayasasında "Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür" buyrulan, farklı etnik kimliklerin inkar edildiği bir devlette inançlara saygı beklemek de anlamsız ama...

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesi Türkiye Cumhuriyeti'nin laik bir devlet olduğunu, 24. maddesi herkesin vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu belirtir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 9. maddesinde herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahip olduğu "ayrımcılık yasağı" kenar başlıklı 14. maddesindeyse bu sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanmanın, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhangi başka bir durum bakımından hiçbir ayırımcılık yapılmadan sağlanacağı belirtilir.

Laik devletin olmazsa olmazları
Laiklik, hâlâ üzerinde en çok tartışma yürütülen kavramlardan biri. Hukuk fakültesinin birinci sınıfında aldığımız Anayasa Hukuku derslerinde, laik devletin olmazsa olmazları belirtilirdi. Bunlar, resmi bir devlet dininin olmaması, devletin bütün inançların mensuplarına eşit davranması, inanç kurumlarıyla devlet kurumlarının birbirinden ayrı olması, devlet idaresinin din kurallarından etkilenmemesi, bireylerin inanç özgürlüğünün olması gibi unsurlardı.

Ve fakat laikliğin unsurlarını bu şekilde belirleyen duruma rağmen Anayasa'da Cumhuriyetin Temel Organları kısmında belirtilen Yürütme'nin içerisinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı'na bir anlam veremezdik. Zira Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Kuruluş/Görevleri Hakkında Kanun'da bu kurumun görevi "İslam dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek" olarak belirtilmişti.

Anayasal bir kuruluş olarak düzenlenen Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sadece İslam dini ile ilgili işleri yürütmek üzere görevlendirildiği, Cemevinin hâlâ resmi düzeyde ibadethane olarak tanınmadığı (Hatırlayınız: Hükümet tarafından gerçekleştirilen 3. Alevi Çalıştayı'nda Diyanet İşleri Başkanlığı temsilcisi olarak bulunan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Hamza Aktan fetva buyurarak "Cemevleri ibadethane değildir" demiş ve bu konudaki resmi görüşü tekrarlamıştı), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) 09 Ekim 2007 tarihli ve 1448/2004 başvuru numaralı Hasan Zengin ve Eylem Zengin/Türkiye Davası- kararına rağmen zorunlu din dersi uygulamasından vazgeçilmeyen ve bu sebeple ilgililerin Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne başvurma durumunda bırakıldığı, inançsal azınlıkların Lozan'a rağmen mülkiyet-eğitim vb. konularında ciddi hukuksuzluklar yaşadığı bir ülkede laik ordunun resmi cenaze törenini cemevinde değil camide düzenlemesi son derece sıradan elbette. Sıradan olmayan tüm bu uygulamalara rağmen laikliğin yılmaz bekçisi olduğunu iddia etmekte bir sakınca görmeyen ordu.

1930'larda Dâhiliye Vekâleti Jandarma Umum Komutanlığı'nca yazılan Gizli Dersim Raporu'nda -Yavuz'un Alevi katliamları kastedilerek- "Yavuz Sultan Selim'in gazabı olmasaydı, bugün bu güzel Türkiye'mizde tek bir Sünni'ye tesadüf etmek belki de mümkün olmayacaktı" ifadesi laik ordunun Aleviliğe ve Sünniliğe (ve tabii ki laikliğe) bakışını en çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. Fazla söze ne hacet...

Bu ülkede "Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir" masalını dinlemekten ben şahsen bıktım.

Laik ordu(!) sadece kışlada laiklik savunucusu, cemevinde değil.


Barış Yıldırım, avukat.

Kaynak: Tunceli - BİA Haber Merkezi(bianet.org-26 eylül 2009)

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!
« Yanıtla #1 : 29 Eylül 2009, 15:52:22 »
Bu haber bir ülke'nin gerçek yüzüdür.O nedenle hiç şaşırmayın derim aslında.Biz bu ve benzeri konuları daha önce de yaşamıştık,sonra da yaşayacağız.Bu ülke insanın idaresinden tut,en diptek insanına dek düşüncesini incele.Eskiye oranla değişmiş en ufak birşeye rastlamazsınız.Bu ülkenin insanı değilmiydi insanları diri diri yakıp,elini kolunu sallayarak dışarda gezenler.Yer yer pusular da bil fiil korunanlar.Bunların hepsinin bu ülke de destekçilerinin kimler olduğunun hepimiz farkındayız.

Ben içinde bulunduğumuz idare içinde,cem evlerini sözde ibadet hane olarak görüp gerçekliğine yanaşmayan bu insanlara hiç ama hiç inanmıyorum.

İnanmıyorum çünkü bu toplum üzerinde bir inandırıcılıkları yok.Gerçek fikir ve düşünceler eyleme dönüşebilen,yapılan faaaliyetlerle kanıtlanabilen şeylerden oluşur.Bunlar da ise alevi kelimesi her daim diller de olmuş ama hiç ileri gidememiştir.30 milyon tahmini bir rakamla alevi toplumun yaşadığı bir ülke de cem evleri ibadet hane olarak tanınmak zorundadır ! Bunu elimizden almaya hiç kimsenin hakkı yok ! Orduysa ordu kişi inancı ve mezhebi doğrultusun da gömülür ! O zaman alalım her hristiyanı,emeviyi cami de islam kurallarına göme gömelim.İslam dediğimiz şey nedir Allah aşkına.Bazılarının islamiyet bilinci sadece sünni kesim oluşturuyor.İslamiyet ne sünniliktir ne de sünniliğin tekelindedir.Artık birileri beynine bunu sokmalı.Bu tekelden acilen vazgeçilmelidir.Bu zihniyetle gidildiği sürece aleviler hiç bir zaman ayrımsız insanlar olmayacaktır.Hala alevi kelimesini deyince insanları kapı dışı eden vatandaşlar nefes alıyor bu ülke de.Eminim Sivas olayları yine yaşansa aynı arbe de yine olur,o insanları acımadan ders almadan göz göre göre yine yakarlar.Çünkü hiç bir zaman yaptıklarından utanç duymadılar.Biraz utanmaları olsaydı,vicdanları olsaydı insanların canlarının yittiği yeri lokanta olarak kullanmaz tahliye eder boş bırakırlardı.En azından ölülerine saygı adına bunu yaparlardı.Hadi bırakalım müzeyi falan o neyse de tutup yemek yedirmekte ne oluyor yahu.Onca can kolay birşeymidir bu.

Hala ayrımları yaşıyoruz,ordudan tut siyasete dek buram buram ayrım kokuyoruz ama demokratik açılım ayaklarıyla ortada geçinmeye çalışıyoruz.Bu ne perhiz ne lahana turşusu'dur.Yaranmak için sözde palavralara bürün sonra da tam aksini yap !! Bu nedir yahu gitgi de arabik islam felsefesi'ni yaşıyor çağlarına geleceğiz.Yakında her ev duvarında bir kuran yazısı görürseniz cidden şaşmayın değil.Malüm meraklıyız arabesk üsluba !!

İran şeriatıyla bu uygulanan durumun benim nazarımda bir farkı yoktur.Türkiye Cumhuriyeti mezhep nedeni ile insanlara müdahale etme hakkına sahip değildir.Bu insanın kendi hakkı'dır.Din kavramına kesinlikle karışamaz,insan haklarına aykırıdır bu yapılan.Halkımız hala uyusun ! Bunlar daha iyi günlerimiz.Alevilere sahip çıkarım denilen palavra hükümetin yaptıkları bunlar.Bize de çoooooooookkk sözler vermişlerdi.Ama hiç birini yapmadılar.Kürtler görsün bakalım şimdi.Belki biraz ders olur.

Açılımmış,samimiyetmiş,benimsemekmiş !

Siz kim alevilere sahip çıkmak kim be !!

Bari alevileri ağzınıza alıp milleti kendinize güldürmeyin,madara olmayın !!

Ellerini bizden çeksinler yeter.Başka birşey istemiyoruz.Yanlı,sözde demokrasi yandaşları !!
« Son Düzenleme: 29 Eylül 2009, 15:54:03 Gönderen: SevaL »

Çevrimdışı uzumbaba

  • Sitelerimizi ziyaret ediniz
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 126
  • Karma +0/-0
    • üzümbaba sitesi
Ynt: Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!
« Yanıtla #2 : 30 Eylül 2009, 01:53:23 »
Bir toplum ki, bu topraklarda yüzyıllar boyu yaşamış ve yüzyıllar boyu daha yaşayacak.

Bu toplum, yüzyıllar boyu eziyete maruz bırakılmış, en ufak bir ödün vermeden
kendi doğal hakları doğrultusundan vazgeçmemiştir.
Bu toplum, yüzyıllar boyu doğal haklarını silahla değil, tüm yazılı belgelerinin yokedilmesine karşın tek silahı 'dili' ile 'sazı' birleştirerek savunma yolunu seçmiştir.

Bu toplum, yüzyıllardır yaşadığı topraklarda neredeyse son on yılda azınlık statüsüne sokulmak istendi. Yani kendi yurdunda azınlık statüsüne konulacaktı, yine olmadı.
Cumhuriyetin ilk yıllarında biraz olsun nefes alma olanağı doğdu, ama yine uzun sürmedi.
Yine rahat bırakılmadı. Çünkü her yerde yeni 'Yavuz Selimler' türüyordu.

60!lı yılların ortalarından sonra öyle politikalar üretildi ki, bu yeni 'Yavuz Selimler'in temeli 70'li yılların başında atıldı. 'Kızılbaşlara ölüm', 'kafirlere ölüm', 'dinsiz komunistlere' ölüm makinaları bu 70'li yıllarda iyice yoğrulmaya başladı. İşte sonradan, yani 80'li yıllardan itibaren iyice dişlerini gösteren bu makinaların başı sıradan bir cami imamı olan Fethullah Gülen'den başkası değildi. Cemmati gittikçe o kadar büyütüldü ki, artık ülkenin yönetimi Karagöz Hacıvat oyunu misali perde arkasından uzatılan iplere kaldı. Bu, hem sivil siyasetinde, hem de kışlada  gittikçe daha belirgin hale geldi, ve böyle bir siyaset birçok kurumun açıkçası işine yaradı. Çünkü her dengesiz hareket ve olaylarda kurumlar ya da kişiler birebir sorumlu olmaktan kaçınarak topu başka yerlere atmak işlerine geliyordu. Topu attıkları yerler de  pozisyonlara göre legal, ya da illegal konumuna geliyordu.

Bu Cemmaat kendiliğinden büyümedi elbette, bazı misyonlara da hizmet etmesi gereği bugünlere gelindi. Tabi bu durum Türkiye toplumuna ayni zamanda çeşitli çelişkileri, çarpık ilişkileri, dengesizlikleri vs şırıngalayarak toplumu gittikçe gerdi, dengesizleştirdi, çürüttü ve malesef bugün Türkiye toplumunu avrupanın en gerici, en üçkağıtçı, en dengesiz toplumu yaptı. Bu dengesizlik ülke sınırları içerisinde her alana yayıldı. Ailelere varana kadar kapkaççı yaptı. Kapkaççı, kısayoldancılık, cinnet, kıyım, kültürel çöküntü, ortaçağ gericilik zihniyeti, aklımıza ne gelirse bu toplumun başına bela edildi.

Sonunda öyle bir taktik ile Amerikaya gitti ki, gidiş o gidiş, oradan, dedim ya, perde arkasından daha tehlikesiz ülkeyi yönetmeye devam etti.

Önce mahvedeceksin, sonra açılımla falan melekleşip düzeltmeye kalkacaksın.
Bu ülkede açılım kürtlerle yapılabilir, başka etnik, dinsel, kültürel vs gruplarla yapılabilir belki, çünkü onların lobileri çok güçlü, zamanı geldiğinde elin mahküm.

Ama Alevilerle açılım falan yapılamaz, en azından şimdilik. Çünkü Alevilerin lobileşme faaliyeti çok eskilere dayanmıyor, onlara göre de henüz Aleviler o seviyeye gelmedi kanısındalar. Dahası, bu gibi hükümetler Alevi açılımı falan yapmazlar, çünkü çok iyi biliyorlar ki Alevilere haklarını verseler de vermeseler de, Alevilerden gelecek seçimde ya da seçimlerde asla oy alamazlar. 'Aleviler, alın haklarınızı, tepe tepe kullanın, bize de ister oy verin, ister oy vermeyin' diyecek bir zihniyet değiller de ondan.
Alevilerde tabi ki son yıllarda inanılmaz gelişmeler var, ama yeterli mi?
 ' Efendim, Aleviliği siyasete alet etmeyelim' diyen, hem Alevi kökenli, hem de Alevi dostuyum zihniyetinin bu akılalmaz ihanet gibi sözleri tam anlamıyla çürütülmedikçe Aleviler bu ülkede ezilmeye devam ederler. Ne demek Aleviliği siyasete alet etmeyin? Dünyada böyle bir zihniyet ancak hala kabile dincilerinde görünebilir. Bunu söyleyenler Aleviliği nasıl izah ettiklerini kendileri bile bilmiyorlar kanısındayım. Bulmuşlar basmakalıp birkaç dize söz, yüzyıllardan beri gelen bu sözlerle koca bir felsefeyi, koca bir kültürü dar bir kalıba sokmaya alışmışlar. Kaldı ki, herzaman 'mazlum'un yanında yerini almış Alevilik, eğer dedikleri birkaç basmakalıba uysaydı, inandıkları 'Nesimiler, Mansurlar, Hüseyinler, Bedrettinler sapına kadar siyaset yaparak şehit edilmezlardi, korkusuzca, dava uğruna, insanlık uğruna......

Bir soru daha, 'Aleviliği siyasete alet etmeyelim' lakırdılarının da siyaset etmek olduğunu bilmiyorlar mı?


Üzümbaba
« Son Düzenleme: 30 Eylül 2009, 02:04:27 Gönderen: uzumbaba »

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Ynt: Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!
« Yanıtla #3 : 03 Ekim 2009, 22:53:03 »
Hepsi herşeyin farkında da bunları dile getirmek işlerine gelmiyor.

Onlar genel de kullanmayı ve kuru lakırdı'dan atmayı seviyorlar.Bu tutumu eleştirip ardından o tutumdan farklı bir şekilde davranmamak aksinin ispatçısı değildir zaten.Siyaset bu ülke de dinle,mezheple harmanlandıkça onları kullandığı müddetçe revaçta olmaya başladı.

Kim çıktı din faktör'ünü ele aldı,ardından şuursuzca şahlandı.Çok garip bir ülke de yaşıyoruz aslında.Sözde demokrasi'nin varlığını bu derece dinyevi kavramlarla özdeşleştirip aynı davranan kaç farklı ülke vardır bizden başka.Öyle ki bunu da geçelim.Demokrasi ayağı altında partiler de dahi tek başkan rejimlerini yaşıyoruz.Diğer bir deyimle tek başkan hükümdarlığı eskilerin bir nevi krallığı.Ha onların yanında da üç beş sadrazam misali bağlı koyunları yok değil.Başkan ne derse o mantıkla yürüyen bir siyaset anlayışına sahibiz.Ondandır ki başkanın ak dediğine peşindekiler kara diyemiyor.Kara dediği an da onun yeri kapıdır bunu herkes bilir bu ülke de.İşte değişmesi gereken mantık bu padişahlık mantığıdır.İnsanlar bundan sıyrılabildikleri,paçalarını sıvazlayabildikleri zaman kurtulabilirler bundan.

Onca parti lideri alevi ya da bir başka kültüre mensup bireyleri söz ağzı edip,vaatler verdiğin de peşlerinde ki insanlar sadece susmakla yetiniyor.Boyun bükük itahat etme mantığı dinle de,kültürle de,siyasetle de uyuşmayan bir mevzuu'dur.

Çevrimdışı mahfuz

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 6
  • Karma +0/-0
Ynt: Laik Türk Ordusu Cemevine Gitmez, Camiye Gider!
« Yanıtla #4 : 29 Kasım 2009, 09:28:05 »
 TSK  gerekirse irtica( islama) karşı SEFERBERLİK İLAN  ederiz diyecek kadar DÜŞMANDIR..
 TSK içinde  ki subayların  çoğu  Alevidir bu gerçeği hiç kimse ÖRTEMEZ...
 TSK asla bugüne kadar İslama  saygılı olmamıştır ve olmazda Çünkü CUNTACILAR  musaade etmezler ve İŞLERİNEDE gelmez...
  Cuntanın  son hüneri  AK PARTİYİ VE FETHULLAH HAREKETİNİ BİTİRMEKTİR...

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38