* Anlık üyelerarası ileti

Sohbet kutusu bulunamadı.

* Kullanıcı bilgisi

 
 
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

* Şu an aktif olanlar

  • Nokta Ziyaretçi: 12
  • Nokta Gizli: 0
  • Nokta Üye: 0

Çevrimiçi kullanıcı bulunmuyor.

* İstatistikler

  • stats Toplam Üye: 28
  • stats Toplam İleti: 657
  • stats Toplam Konu: 290
  • stats Toplam Kategori: 11
  • stats Toplam Bölüm: 58
  • stats En Çok Çevrimiçi: 141

* Son İletiler/Konular

Ynt: Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 02:07:46]


Pratik Bilgiler Gönderen: uzumbaba
[27 Temmuz 2014, 01:55:14]


Ynt: Ev İşlerinde Basit Öneriler Gönderen: uzumbaba
[29 Mayıs 2014, 23:48:15]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:20:37]


Ynt: Görünmez Kazalar Ve Pratik Önlemler Gönderen: uzumbaba
[17 Nisan 2014, 02:07:03]

* Yönetim

uzumbaba admin uzumbaba
Yönetici

* En Popüler Bölümler

* İnternette ara

internette Arama

Gönderen Konu: Düşüncenin Suç Sayıldığı Türkiye'de "Nefret Suçları Yasası" Yok  (Okunma sayısı 11899 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı uzumbaba

  • Sitelerimizi ziyaret ediniz
  • Yönetici
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 125
  • Karma +0/-0
    • üzümbaba sitesi
Düşüncenin Suç Sayıldığı Türkiye'de "Nefret Suçları Yasası" Yok

"Nefret Söyleminin Kaynağı Devletin Kendisi!"


"Nefret suçu" ve "Nefret Suçları Yasası", Türkiye için iki "yabancı" kavram. Fakat en kısa süre içinde bu kavramlarla tanışılmasında fayda var. Zira Türkiye'nin parçası olmaya çalıştığı Avrupa Birliği'ne üye ülkeler, azınlıkları çoğunlukların öfkesinden bu yasa ile korumaya çalışıyor. Peki "nefret suçu" ne? Kim, ne yaptığında nefret suçu işlemiş sayılıyor? Nefret suçlarının mağdurları kimler? Dünyada ve Türkiye'de işlenen nefret suçları neler? Türkiye'de Nefret Suçları Yasası olsaydı ne olurdu? Yeni Aktüel bu sorulara cevap aradı.

"Ermeni dölü' diyen mahkemeye!", "'Yunan tohumu' demek artık suç!", "'Haçı koynunda çıktı' diyen yandı!", 'Yezid'in kızı' diyenin vay haline!", "'Pis Çingene' diyen hapsi boylayacak!", "Eşcinsel katillerine 'ağır tahrik indirimi' yok!", "'Korkak Yahudi' ifadesi tutuklanma nedeni!", "'Terörist Kürtler' diyen 20 yıldan yargılanacak!", "'Kızılbaş'ın önde gideni" diyen mahkemelik!", "'Kadın aklıyla' demek ağır tahrik!"Bir sabah uyanacaksınız ve elinize aldığınız gazetelerde, bu okuduklarınıza benzer manşetlerle karşılaşacaksınız. Çünkü o gün, Türkiye'de artık Nefret Suçları Yasası'nın yürürlüğe girmesinin zorunlu hale geldiği konuşuluyor olacak. Bunun ne zaman vuku bulacağını söylemek güç. Çünkü dünyada ilk Nefret Suçları Yasası farklı inanç, etnik köken ve kültürden gelen topluluklardan oluşan ABD'de bile ancak 1980'lerde uygulamaya başlandı. Bununla birlikte, farklılıklara tahammül gücü zayıf olan Türkiye'de, yasanın tartışılacağı sürecin uzun ve sancılı olacağını şimdiden söylemek mümkün.
Ortak mağdurlar: Kadınlar,eşcinseller ve Çingeneler
Peki nefret suçu ne? Kim, ne yaptığında nefret suçu işlemiş sayılıyor? Nefret suçlarının mağdurları kimler? Dünyada ve Türkiye'de işlenen nefret suçları neler? Bu suçlar nasıl önlenebilir? Pembe Hayat Dayanışma Derneği Hukuk Danışmanı Avukat Senem Doğanoğlu, kısaca "düşmanlık temelli suç" olarak tarif ediyor nefret suçunu. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) tanımını hatırlatıyor ardından: "Bir şahsa veya mülküne karşı işlenen herhangi bir suçun kaynağı o kimsenin ırkı, rengi, etnik kökeni ya da uyruğu, dini, cinsiyeti veya cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği, yaşı, fiziksel veya zihinsel engelleri yahut buna benzer bir aidiyeti ise, bu suç nefret suçudur." Buna göre "aidiyetleri" nedeniyle birine sözlü tacizde, tehdit edici davranışlarda, fiziksel saldırıda, cinsel taciz ve tecavüzde bulunan; ad veya lakap takan, sarkıntılık eden, gözdağı veren, eşyalarına zarar veren, gasp eden kişi nefret suçu işlemiş sayılıyor.
İzmir Barosu avukatlarından Ali Koç ise "nefret suçu mağdurları" konusuna değinirken, "aidiyet" kavramıyla "azınlık" kavramını buluşturmaya özen gösteriyor: "Cinsel, dinsel, etnik, siyasi, felsefi, sınıfsal ve benzeri nitelikleri dolayısı ile bir azınlık oluşturan hemen herkes nefret suçu mağduru olabilir. Bu bağlamda Türkiye'de Kürtler, Ermeniler, Yezidiler, Aleviler, Hıristiyanlar, Yahudiler nefret suçu mağduru olabilirken; Almanya'da Türkler, Müslümanlar, Yahudiler bu suçun mağduru olabilmektedir." Avukat Koç, "nefret suçu mağdurları"nın siyasi ve toplumsal yapıya ve zamana göre değişiklik gösterebildiğini, ancak hemen her toplumda kadınların, eşcinsellerin ve Çingenelerin bu suçun ortak mağdurları olduğunu ifade ediyor.
Türkiye'de işlenen nefret suçlarıyla ilgili araladığımız pencereyi açmadan önce, dünyaya projektör tutmakta fayda görüyoruz. AGİT'in 2007 yılı raporu ilginç veriler içeriyor. Rapora göre, kuruluşa üye 56 ülkenin sadece 15'i şiddet içeren ve şiddeti teşvik eden nefret suçlarıyla etkili biçimde mücadele ediyor. Diğer üye ülkelerde nefret suçları ceza kapsamına girmesine rağmen, nefret söylemine bağlı suçlarda artış olduğu göze çarpıyor. Buna rağmen açılan dava sayısı artmıyor, savcıların gereken takibatı yapmadığı görülüyor. Arnavut, Rumen ve Afrika kökenli göçmenlerin hakarete ve şiddete maruz kaldıkları İtalya ve Norveç, nefret suçlarıyla ilgili istatistikleri kamuoyuna açıklamamakta ısrar ediyor. 2005 yılında Londra ve Madrid'de meydana gelen bombalı saldırıların ardından Müslümanlara yönelik şiddetin arttığı gözlemleniyor. Avrupa'da birçok kentte Müslüman mahallelerinde maskeli gençlerden oluşan çeteler rastgele şiddet uygularken, Yahudilere yönelik saldırılar da tırmanıyor. Rapor, aşırı sağcı veya aşırı dinci grupların radikalleşmelerinde medyanın önemli bir rol oynadığını vurguluyor. Nefret söyleminde bulunan ve bundan vazgeçmeyen basın yayın kuruluşlarına hiçbir cezai yaptırım uygulanmadığına da özellikle dikkat çekiyor. Antisemit manşetlerin göze çarptığı ülkeler arasında Doğu Avrupa ülkeleri ve Rusya'yla birlikte Türkiye de bulunuyor.
AGİT, üye ülkelerde nefret suçlarının önlenmesi konusunda üç noktaya dikkat çekiyor. Birincisi, nefret suçlarının izlenmesi için devlet bünyesinde gerekli birimlerin oluşturulması, var olan birimlerin güçlendirilmesi ve kamuoyuna bu konuda raporlar sunulması. İkincisi, nefret suçlarının en ağır cezalarla yargılanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması; var olan yasaların gerektiği biçimde kullanılması. Üçüncüsü, medya kanalı ile işlenen suçların, hedef göstermelerin mutlaka cezalandırılması; yasal süreç hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi.
Türkiye'de Nefret Suçları Yasası olsaydı ne olurdu? Malatya Zirve Yayınevi'nde misyonerlik yaptıkları gerekçesiyle üç kişinin öldürülmesi sonucu açılan davanın müdahil avukatlarından Ali Koç, bu soruya şu yanıtı veriyor: "Nefret Suçları Yasası olsaydı, Türkiye'deki herhangi bir azınlığın aşağılanması ve dışlanması söz konusu olamazdı. Örneğin Rahip Santoro öldürülmez, Malatya katliamı yaşanmaz, Hrant Dink öldürülmez, 6-7 Eylül Olayları yaşanmazdı. Nefret söylemi, bu tür suçların işlenmesini toplumsal düzeyde meşru kabul eden bir zihniyetin oluşmasına yol açmaktadır. Çünkü hedef alınan grup şeytanlaştırılarak, toplumun diğer grup ve bireylerine düşman olarak gösterilmekte, dolayısı ile bunların yok edilmesine yol açan toplumsal iklimi oluşturmaktadır." Avukat Senem Doğanoğlu ise şöyle bir yorumda bulunuyor: "Türkiye'de Nefret Suçları Yasası olsaydı Malatya, Hrant Dink katliamı gibi davaların iddianame ve kararlarında nefret suçu teşhisi yapılır, faillerin çok daha ağır şekilde cezalandırılması mümkün olabilirdi."
Nefret Suçları Yasası'nın yürürlüğe girmesi Türkiye'de neyi değiştirir? İlgili yasa, sosyal ve siyasi hayata nasıl yansır? Avukat Doğanoğlu "Ayrımcılık, düşmanlık gibi kültürel kodlara içkin davranışların cezalandırılmasıyla nefret suçlarının da sona ereceği gibi bir denklem kurmak zor" dedikten hemen sonra ekliyor: "Ancak yürürlükte böyle bir düzenleme olsa muktedirler bu kadar kolay 'Ya sev ya terk et' diyemez. Her gün sokak ortasında transseksüel olduğu için başından pompalı tüfeklerle insanların öldürülmeyeceği yahut eşcinsel bir bireyin hayatı boyunca alaylarla anılmayacağı umudunu taşımamıza vesile olacağı da muhakkak. Buradaki dezavantaj, -kanunların uygulanması esnasında sıklıkla karşılaşılan- azınlıkların korunması amacıyla öngörülmüş hükümleri 'baskın' olan kimlikleri korumaya yönelik yorumlayan yargısal tutumun çok sert olması." Avukat Koç ise "Türkiye'de nefret söyleminin kaynağı devletin kendisi, kurumları ve memurlarıdır. Devlet dışı kişi ve kurumlar da söylem ve eylemlerini devletin nefret ve ayrımcılık içeren söylem ve eylemleri üzerine oturtmaktadır" dedikten sonra bir öngörüde bulunuyor: "Türk Ceza Kanunu'nda nefret ve ayrımcılığı yasaklayan maddeler olsa da, bürokratik, polisiye ve adli uygulama bu maddeleri amaçlarına uygun yorumlamakta. Bu maddeler dezavantajlı kişi ve grupların korunması amacıyla değil, bizzat hâkim kimlik olan Türk kimliği ile devletin kendisinin veya çeşitli kurumlarının korunması amacıyla kullanılmakta. Bu maddelerin nefret ve ayrımcılığı yasaklar şekilde uygulanması mümkün. Ancak yılların devlet geleneği ile adli geleneğinin kırılması mümkün değil. Bu nedenle, gerçekten bir toplumsal dönüşüm sağlanabilmesi için özel amaçlı ve özel nitelikli bir Nefret Suçları Yasası çıkarılmalı, bunu yaparken nefretin öznesi olan grupların katılımı sağlanmalıdır."
"Düşünceyi" suç sayan hukuk anlayışının, "nefreti" ne zaman suç kabul edeceğini bilmiyoruz. Son tahlilde sözü, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde ders veren Kürşat Kahramanoğlu'na bırakıyoruz: "Avrupa Birliği sürecindeki Türkiye'nin bir Nefret Suçları Yasası çıkarması gerekecek. Ama bu AB zoruyla değil de, vatandaşların ihtiyacı olduğu için yapılsa ne kadar iyi olur"

Perihan Özcan / Yeni Aktüel

Kaynak: www.yeni-sentez.net  03-10-2009
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2009, 06:31:11 Gönderen: uzumbaba »

SevaL_24

  • Ziyaretçi
Bir nevi insanlık alemine hoşgörü kazandırmayı amaçlayan bir yasa gibi görüyorum bunu.Çünkü suç kısmı bu ise; insanların bu ülke de haddinden fazla saygı ve hoş görüye ihtiyaçları var.Hele de ayrım ve bahsi geçen diğer konular da.

Sorun sadece insanlarda da değil,basın-yayın'ının da bu suçu gündem başlıkların da defalarca işlediğine tanık olduk bu ülke de.Yanlı yayın yapan basın yayın ve medya kuruluşları,gazeteler vs. yolu ile kendi görüşleri doğrultusun da taraflı başlık ve metinlere fazlasıyla yer veriyor.Bir diğer şahsı karalayan,küçük düşüren,toplum üzerinde olumsuz etkilere sahip bir sürü olumsuzluklar barındırıyor.Bu kavram yasa olarak gelirse birgün,insanoğlu'na normal şartlar da bakma zorunluluğu gelmiş olacak.Buna hor görme,yadırgamama,yok etmeme,tuhaf şeyler yazıp çizmeme de dahil.

Türkiye gibi iç ritüelin de bu denli karışık toplumlar barındıran bir ülkeye bu tür bir yasanın şart olduğunu düşünüyorum.Bir alevi vatandaş olarak bu ülke de bu yönümü söylediğim de insan üstü bir durummuş gibi yadırganmaktan ve iftiralara kurban gitmekten bıktık.Her bir gazete başlığın da aleviler hakkında tip söylemler oluyor.Belli açıkca yapan yayınlar,taraf oldukları için bunları çokta rahat yapıyor.Bu ülke de insanın özlük haklarına,benliğine saygı yok.Herşeyden önce bunlar kazandırılmalı bu ülke ye.İlerleyen teknolojiye,gelişen çağa rağmen hala beyni geride kalmış,gelimemiş,katılaşmış zihtiniyetleri fazlasıyla barındırıyoruz içimiz de.Tüm bunların önüne geçen ve özlük haklarını ciddi mana da koruyan yasalar gelmesi tek temennim ki.Görülen üzere pekte kolay geleceği gözükmüyor,ülke de bir başbakanın dahi çiftçisini toplum önünde iğrenç bir üslupla azarladığını göz önünde tutarsak,bu tür bir yasanın bize kabul edilişi nasıl olur çok merak ediyorum.Hala aleviye kızılbaş denilen br ülke de yaşıyoruz.

A.B. diye diye yanıp tutuşuyor,her maddeye ayak uydurma peşinde saçmalayıp duruyor bu ülke.A.B.'ye girince de alnımıza altın takılacak zaten.Biz A.B.'den önce MEDENİ ÜLKELER arasına girmeyi başaralım bence.Önce insan olmayı,insanımızı ezmemeyi,haklarını korumayı öğrenelim.Herşeyden önce tahammül etmeyi öğrenmek gerek.Bu çok önemli bir konu aslında çünkü; bu ülke insanının birbirini çekmeye tahammülü yok,çok kıt ve kapalı düşünceler barındırıyoruz.Günden güne en sevmediğim şey olan kine daha çok bürünüyor insanlar! Hergün bir yenisine tanık oluyoruz.Bu ülke de kardeş kardeşi,bir takım sorunları yüzünden tutup öldürüyor,bunun bir sorun olduğunu kabul etmiyorsa bence asıl anormallik burdadır bu ülke de.Bu konu da bir çok insanın uzun süren psikolojik eğitimlere tabii olması gerekli bence.Ben artık sokak ortasın da arkadaşını tekmeleyip,küfürler yağdıran,ne olduğunu dahi bilmeden ona sırf mezhebi yüzünden karşı çıkan bilinçsiz zihniyetler görmekten çok sıkıldım. Diğerlerine sıra gelecekse gelir zaten.Önce bunlar hal edilsin bu ülke de.
« Son Düzenleme: 14 Şubat 2010, 14:58:49 Gönderen: SevaL »

 

Sitemap 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38